Anasayfa / KÖŞE YAZARLARIMIZ tüm yazılar için fotografa tıklayınız / E. Füruzan Uysal / DİĞERKÂMLIK           FÜRUZAN UYSAL’IN YAZISI

DİĞERKÂMLIK           FÜRUZAN UYSAL’IN YAZISI

DİĞERKÂMLIK

Bu coğrafya insana yazdırır… Hem kendini yazdırır hem yazılana ilham olur… Kendine aşık da eder, aşkı da buldurur… Romanlara, şiirlere, şarkılara konu, filmlere arka fondur… Homeros’un ‘ebedi mavilikler ülkesi’; Balıkçı’nın her satırı, her kitabı; ‘nur içinde yaşanacak’ toprakları, Vedat Türkali’nin  ‘Mavi Karanlık’ı; Selim İleri’nin ‘Her Gece Bodrum’u; MFÖ’nün şarkıları; ‘Bodrum Hakimi’ filminin her karesi ilk anda aklıma gelenler…

İlham veren, ilham olan şehir… Ne çok yazarın, sinemacının, şairin, heykeltraşın, ressamın ilham aldığı topraklar burası…

Neden hiç düşündünüz mü?

Bodrum’da;

Sahile inip sırtınızı bir ılgına yaslayıp nefeslendiğiniz iyot başkadır…

Kalenin surlarından, dik kayalıkların ötesine uzanan derin mavilik başkadır…

Lodosunun taşıdığı ıslak erişte kokusu, gün batımları başkadır…

Baharda bahçe aralarında gezerken insanı sarhoş eden portakal, mandalina çiçeklerinin rayihası başkadır…

Çılgın çingene begonvillerin pembesi başkadır…

Zeytinlerin çiçeğe durmuş taze sürgünleri başkadır.

Balıkçıların önünden geçerken ıslak ağlardan gelen serinlik başkadır…

Antik tiyatronun taşlarına oturup baktığınızda gördüğünüz her şey başkadır…

Mindos Kapısı’ndan geçerken bastığınız taşlar başkadır…

Sizden yüzyıllar önce şu an dokunduğunuz taşa dokunanların ruhlarını hissetmek başkadır…

İşte hep bu başkalıktır yazdıran, çizdiren, yontturan ve söyleten…

Dünü bugüne, bugünü yarına taşıma tasasıdır…

Unutmamak, unutturmamaktır…

 

Okuma yazmayı öğrendiğimden beri yazarım; ilkokulda kompozisyondu, ortaokulda şiirdi, lisede aşk mektubuydu, üniversitede öyküydü derken hayat gailesiyle ötelemiştim bu sevdamı. En fazla kızlarıma küçük notlardı yazdıklarım. Sonra kırk yaşımdayken çok sevdiğim bir dostumu kaybettim. Birdenbire, çok erken… Canım çok acıdı, içim ona söyleyemediklerimin ağırlığıyla doldu, geç kalmış olmanın pişmanlığıyla yandım. Başladım yazmaya; günlerce, aylarca yazdım. Durdum, su içtim, yemek yedim yazdım, uyudum kalktım yazdım… Tam iki ay hep yazdım. Yazdıkça acımı elime alıp dokunabiliyordum sanki, yazdıkça iyileşiyordum da… Yazdıkça arınıyordum…

Yazmak böyle bir şey… Sadece okunmak için yazmazsınız, bazen kendiniz içindir yazdıklarınız. Size iyi gelendir…

Yaşadığımız salgın zamanlarının en büyük kurtarıcısıydı benim için yazmak. Hissettiklerimle; hissedilenleri izlemekle, insanları nelerin etkilediğinin düşünmekle geçti şu son bir buçuk senem. Ve kâğıda kaleme sarılarak… Bunu niye yaptığımı düşündüğümde şu sonuca vardım; yarına bir şeyler taşımaktı derdim. Bugünlerin unutulmasına izin vermemek…

Hani denir ya hep, ‘yazsam roman olur’ diye, bakarsınız bir gün o da olur…

Benim gibi düşünen, benim taşıdığım kaygıları taşıyan, yazan çizen ve resmedenlerle bir aradayım son iki yıldır. Bodrum için, Bodrum’la beraber çalışan bir oluşumun üyesiyim. Farklı mesleklerden gelen, hayatlarını sanatla, edebiyatla yoğurmuş insanlarla emek verip paylaşıyoruz. Bodrum’u yok ederek değil çoğaltarak, zenginliğinin verdiği ilhamı yarınlara bırakabilmek tek derdimiz. Gönüllüyüz her şeyden önce, kazanç hanemiz yarınlara bırakabileceklerimizden ibaret…

Çok yeniyiz belki, yolun çok başındayız lâkin hevesliyiz, heyecanlıyız… Her şeyden öte  diğerkâmız…  O kadar önemli ki diğerkâmlık; çıkarın, menfaatin, faydacılığın çok ötesi bir duygudaşlık hali… Bir bakıma, kişinin parçası olduğu toplumda kendi üzerine düşeni sahiplenmesi, borç ödemesi… Unuttuğumuz, unutulmuş bir kavram… Bireyselleşen, bencilleşen ve menfaatin başat olduğu günümüz toplumunun yeniden hatırlaması gereken duygu paydaşlığı… Sanat, özelde edebiyat bunu hatırlamamızı sağlayanların başında geliyor. Yazıyoruz, çiziyoruz, boyuyoruz. Üretmeyi, çoğalmayı, çoğalttığını paylaşmayı, birlikte yol almayı seviyoruz. Ardımızda bıraktıklarımızla anılmak istiyoruz. Farkındalıklarımızı çoğaltarak bu şehre olan borcumuzu ödemek istiyoruz.

 

Uzun lafın kısası…Diyorum ki gelin tanışalım;

9 Haziran Çarşamba Mausolos Sergi Salonu’ndayız. Merhabalaşmak, tanışmak, çoğalmak ve çoğaltmak için…

Bodrum Edebiyat ve Sanat Platformu olarak “Merhaba!” demek için…

Sevgimde kalın, dostçakalın…

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

MERCAN KIRMIZISI, FÜRUZAN UYSAL’IN YAZISI

Mercan Kırmızısı Bodrum denince aklınıza ilk ne gelir? Kalesi, denizi, palmiyeleri, coşkun ...