ALİ DİZDAR YAZDI: ESKİ SOKAK OYUNLARI ( 3 )

 

Kargıdan at, tahtadan kılıç, kamıştan tüfek, kara beppeden saçma, maçan sıkıyorsa kaçma…

Sloganımız buydu, herkesin kargıdan bir atı vardı kargının ucuna bağlı bir ip, yuları tutar ata biner gibi binerdik kargının üzerine, at yerine biz koşardık ancak onun farkından bile olmazdık. At önce bir şahlanır ve dörtnala koşardı elimizde tahta kılıçlar sanki Romalılardan kalma, mahalle aralarında sokaklardan kargının çıkardığı cızırtıdan mest olur dağlara doğru koşardık dörtnala.

Kargı boğumlarından üfürmeli silah yapardık, Pigmelerin üfleyerek fırlattıkları zehirli ok misali henüz olgunlaşmamış palmiye meyvesini fırlatırdık kamıştan üfleyerek. Palmiye meyvesine KARA BEPPE deriz henüz yeşilken toplanır ceplere doldurulur cephanemiz olurdu. Tane karabiber büyüklüğünde sert bir meyve, hızlı üflerde çıplak tenine denk gelirse acıtırdı.

KARA BEPPE olgunlaşınca siyah renge bürünür ve ballanır, kargı marifetiyle yüksek palmiye ağaçlarından çevire çevire kopartırdık salkımları, meyvelerini yerdik meyvenin hacmine göre oldukça büyük çekirdeği olur yenmez, diş kıramaz, o nedenle meyvenin üzerindeki ballı kısmı sıyırır çekirdekleri tükürürdük.

 

Kovboy filmleri, Gladyatörler, Benhur, Samson ve Dalilah, Herkül, daha ne olsun ki, biz bu filmlerle büyürken babamdan at almasını isteyecek değildim herhalde, şimdilerde dükkanlarda satılan plastik kılıçlar o zamanlar yoktu olsaydı da zaten bizi kesmezdi tahtadan ne kılıçlar imal ettik bilseniz.

Kendi oyuncağımızı kendimiz yapardık ona göre de oyun icat ederdik. Yaz aylarında tenekeden kayık yapar yüzdürürdük, leğende yüzdürür gibi değil elbet. 20 litrelik yağ tenekelerinden yaklaşık bir metre büyüklüğünde, yaptığımız kayıklara baston, direk yelken, filika da ekleyip yandan bağlanan ip marifetiyle çekerek, Kumbahçe sahilini boydan boya gezdikten sonra üzerine dolgu yapılan şimdiki yarım liman Halikarnas iskelesinin olduğu yerde, su yüzeyinde kayalıklar vardı, bu kayalıklar arasında küçük bir gölete benzer bir limanımız vardı LİMANAÇİ. Oraya girer dinlendikten sonra Paşatarlası sahilini boydan boya geçer şimdiki gemi yanaşma iskelesinin yapıldığı yerde yine kayalıklar arasında GAVO dediğimiz büyük limanımız vardı. Büyük limanı ziyaret eder dönerdik. Kumbahçe sahiline demir atar kayığımızın dalgalarda oynaşmasını seyrederek denize girerdik.

 

Bodruma gelen cambazlardan gördüğümüz tahta bacaklar yapar yürürdük, telden araba yapar bütün Bodrum’u boydan boya seyahat ederdik. Bulduğumuz her türlü çember oyuncağımız olur, çember çevirerek Bodrum’u gezerdik. Kimin arabası daha süslü, kim daha iyi çember çeviriyor manevralarla belirlenirdi.

 

Çocuğu özgür bıraktıktan sonra oyuncağa ihtiyacı olmaz kendisi üretir oynayacağı nesneyi.
Kafa cin gibidir, ihtiyacı neyse bulur, yapar, yaratır para pul da istemez.

 

Top bulamamışsak kartona çaput, bez sarar top gibi yapar oynardık, kar yağmazdı Bodrum’a kayak yapamazdık ancak inşaatlarda kum yığınlarını bulur mukavva kutularından kopardığımız parçaların üzerinde kayardık yokuş aşağıya, hiç tepelik bir yer bulamazsak, limandaki mendireğin dış tarafındaki eğimli betondan kayardık kartonlar üzerinde.

İllaki bir kaç kez karton altımızdan sıyrılır popo üstü kayarak pantolonda iki delik açılırdı, her çocuğun poposun da iki yaması olan pantolonu olurdu muhakkak. Annemizden yediğimiz azarı yazmama gerek yok.

Çocuğunuzun eline akıllı telefonu vererek pısırıklaştırmayın bırakın biraz yaramazlık yapsın zihni açılır.

İlk Okulda beden eğitimi derslerinde bazen öğretmen oyunlar oynatırdı. Mendil Kapmaca, Yağ Satarım Bal Satarım, Deve Cüce, kaşıkla yumurta taşıma, halat çekmece, çuval içinde koşu gibi oyunlar hatırlarsınız. Teneffüs aralarında kızlar ip atlar, seksek oynar bizlerse canhıraş kendi icadımız oyunlarımızı oynar derse kan ter içinde girerdik.
Öğleden önce 3 ders vardı teneffüsler 20 dakikaydı bu uzun zaman aralığında önceki bölümlerde anlattığım ATEŞLİM benzeri kovalamaca bir oyunumuz vardı. İki takım oluşturulur sırayla kaçan ve kovalayan olurdu. Bir kale tespit edilir ve yakalanan karşı takım oyuncuları o kalede esir olarak tutulur, takım arkadaşı el değirip kurtarana kadar. Yakalamak kolay bir şey değildi, bahçede oynayan onca çocuk arasında kimseyle takışmadan siyah önlüğünden sıkıca kavramak gerekirdi, bu yakalamalar siyah önlüğümüzün düğmelerini kopartır, bazen beyaz yakalar perişan olur, belde bağlı kuşağımızın düğümü sıkılaşır açılmaz hale gelebilirdi.

Ders zili çaldığında toparlanır derse girerdik ancak, öğretmenin “bu haliniz ne” diye kulak cimdirmesinden kurtulamazdık. Oyun bir dahaki teneffüs kaldığı yerden devam ederdi.

Çocuktuk oyun bizim hayatımızdı ve hakkımızdı. Dayak, ceza, yasaklar oyun oynamamıza engel olamazdı. Top oynamak yasaktı öğretmenlerin erişemeyeceği dağlarda gizli oyun sahaları icat ederdik.

Çoğunuz söyleniyorsunuzdur “şimdiki zamanda bu güvenli ve olanaklı ortam var mı ki çocukları sokağa salalım” diye.

Bu ortamı bozan da bizler değil miyiz, üç-beş para uğruna, çocuklara olan borcumuzu ödemek zorundayız.

 

Karaada, Küdür, Değirmenler Tepesi gibi doğal alanlarımız var buralarda çocuklara borcumuzu ödeyecek aktiviteler planlamalıyız. Bunu ilk kez bizlerde keşfedecek değiliz yurdumuzun birçok yerinde yapıldı yapılmakta.

 

Cinsiyetimden ötürü erkek çocukların oynadığı oyunları anlatıp durdum ancak kızlı erkekli de oynadık, Yakantop, İstop, körebe, seksek, ip atlamaya bile dahil olurduk. Bu oyunları da anlatmama gerek yok google amcaya yazdığınızda karşınıza çıkacak oyunlardan çok bulamayacaklarınızı anlatmayı yeğledim.

 

Herkes gözünü belediyeye çevirip beklemesin ülkenin en çok sivil toplum örgütüne sahip yöresindeyiz el birliği ya da bir kıvılcım yeter. Daha önce yapılmış Çocuk Filmleri Festivali, hala yapılmakta olan Uçurtma Şenliğini hatırlatmama gerek yok, yeter ki isteyelim.

Kusuruma bakmayın çocuk oyunlarını özelimden hareketle anlatıyorum bildiğim şeylerden ötürü hem kolay oluyor hem de mış gibi olmasın istemedim. Devam edeceğim.
Sağlıcakla kalın, saygılarımla. Ali Dizdar 30 Temmuz 2020

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

ALİ DİZDAR YAZDI: ESKİ SOKAK OYUNLARI ( 2 )

Sokakta oynayarak gelişmesini sağlayan çocuğun yetişmesindeki bu etkiyi yok ederseniz ki şu ...