ALİ DİZDAR YAZDI: ESKİ SOKAK OYUNLARI ( 2 )

Sokakta oynayarak gelişmesini sağlayan çocuğun yetişmesindeki bu etkiyi yok ederseniz ki şu andan itibaren buna başlamış bulunmaktayız.
Paylaşmayı, mücadeleyi, sabretmeyi, doğa ile dost olmayı, dürüstlüğü, hak yememeyi, egoist olmamayı, dostluğun değerini çocuğa sözle ya da nasihatla öğretemezsiniz. Çocuk görerek uygulayarak öğrenir.
Evinize kedi köpek alıp balkonda çiçek büyüterek vermeye çalıştığınız doğa sevgisi çok kısır kalıplar içinde kalır ki o çocuk hayatı boyunca topraktan, karıncadan, örümcekten, çekirgeden, arıdan, kertenkeleden, kuştan, kelebekten korkarak, tiksinerek yaşayacak ve bu korkularından kurtulmak için börtü böceği zehirleyerek öldürmeyi seçecektir.
Mahalle aralarındaki geniş alanları, meydanları, korulukları, sahilleri, plajları maddi ve şahsi çıkarlar uğruna pazarlayıp çocukların oyun alanlarını yok ediyor, oyunlarına engel oluyorsunuz. Çocuklarınıza zarar veriyorsunuz. Kazandığınız paralarla geleceğe yatırım yaptığınızı zannediyorsunuz ancak geleceği karanlığa sürüklüyorsunuz.
Bu anlattığım çocuk oyunlarını notalji olarak algılamayın. Her planlamada çocuklara oyun sahası bırakmayı düşünmelisiniz. Çocuk parkları yaparak görev savuşturmayın. Çocukların oyun sahası bol olan yörelerde, köylerde yaptığınız çocuk parklarında aletler gıcır gıcır duruyor.
Çocuklar için bir festival istiyorum ya da bir şenlik, sık sık çocuklarımıza yönelik etkinlikler yapmalısınız geleceğimiz onlar.

SAKLAMBAÇ ( SOBELEME ) ;
Genel kurallar aynıdır, ilk ebe seçimi el çekişerek* yapılır ebe seçilen, sobeleme yerine kapaklanarak gereği kadar sayar sonra da sakata gelmemek için “Sağım Solum Sobe Saklanmayan Ebe” diyerek saklananları aramaya çıkar bulduklarını yada gördüklerini ismen sayarak sobeleme yerine koşar ve sobeleme noktasına el değirerek sobeler. Saklanan sobeleme noktasına ebeden önce varırsa sobelenmekten kurtulur. Bütün saklananlar sobeleme noktasına el değirene kadar oyun devam eder. Herkes tamamlanınca sobelenenler arasında el çekişme ile yeni ebe tespiti yapılır, kimseyi sobeleyemeyen ebe ebeliğe devam eder ve oyun tekrarlanır. Ta ki sıkılana ya da annemiz “Hadi artık eve” diye bağırıp çağırana kadar.
Bu saklambaç oyun şekli gece seansında karanlık alanların bolluğu nedeniyle aynen uygulanırdı ancak gündüz seansında saklanacak yer azlığı ve saklanmaktan sıkıldığımızdan oyunda biraz değişiklik yapmıştık.
Saklambaç alanı olarak birbirine yakın ve paralel iki sokak seçeriz ve bu sokaklar ara sokaklarla birbirine bağlıdırlar. Kumbahçe Mahallesinde Artemis otelinden eski Halikarnas disdoya kadar olan caddeye çıkan bütün sokaklar birbirine paralel ve ara sokaklarla birbirlerine bağlantılıdırlar.
Yaklaşık 100 metre uzunluğunda 30 metre genişliğinde bir dikdörtgen planda yapılar topluluğu etrafındaki sokaklar seçilir. Bu dikdörtgenin bir köşesi sobeleme noktasıdır ebe burada sayımını ve söylemini yaparak oyun başlar. Sobeleme şartı saklananları tüm uzuvlarıyla bir bütün halinde görmektir. Bu nedenle saklananlar bu dikdörtgen plan halindeki sokakların uzak köşelerinde ebeyi görebilecek şekilde yarı belini duvarın arkasına saklayarak ebeyi beklerler.
Ebe sobeleyeceği kişiyi bir bütün olarak görmek zorunda olduğundan koşusuna güvenmek zorundadır. Ebenin kendisinden hızlı koştuğunu bilenler ebeyle köşe kapmaca oyununa dönüşen bir taktik uygulamaya başlarlar. Ebe de koşuda geçebileceği oyuncuları hedef alır ve bir taktik savaşı başlar.
Burada en az 100 metreyi hızlı koşanlar sobelenmekten kurtulur.
*El çekişmek : Genellikle 3 kişi karşı karşıya gelir 1..2..3.. diye sayılır ve aynı anda her kişi bir elini açık şekilde avuç içi yere yada yukarı bakan bir pozisyonda ortaya uzatır. Bu üç elden aynı yöne bakan iki el ebelikten kurtulur tüm eller aynı olursa çekişme bozulana kadar tekrarlanır. Kalan kişi diğer iki kişi ile tekrar el çekişerek el çekişme devam eder tüm oyuncuların el çekişmesi sonucu ebe seçilir.


GÖT KAZMACA
Bu sözcüğüm kullanılması, altının kazılması anlamında bir yakıştırma ve kızdırma gerekliliğindendir. Başka bir sözcük oyundaki aktiviteyi açıklamada yetersiz kalır.
Çelik çomak oyununun değişik bir versiyonudur. Çelik çomak takımlar arası oyundur bizim oyunumuz ferdidir.
Oyun genellikle 5 ve daha fazla kişiyle oynanması zevklidir 10 yaşından büyük çocukların oyunu olmasına rağmen büyüklerin de zevkle oynadığı bir oyundur. Kalabalık bir aile kendi aralarında ya da piknikte iki üç aile çocukları ile birlikte oynayabilirler.
Her oyuncunun kendine ait yaklaşık 1 metre civarında ucu sivriltilmiş ya da yontulmuş çomakları olur ve oyunda 20 cm civarında bir çelik vardır.
Oldukça geniş ve zemini yumuşak bir alan seçilir. Futbol sahasının yarısı kadar bir alan yeterlidir.
Oyuncular aralarında 2-3 metrelik aralar bırakarak geniş bir daire oluşturacak şekilde dizilirler. Her oyuncu durduğu yere içinde duracağı bir daire çizer. Bu daire O oyuncuya aittir. Daireler değiştirilmez.
Her zamanki gibi el çekişmeyle ebe belirlenir. Ve ebe sırayla diğer oyunculara çeliği atar, oyuncular dairesi içerisinde ebenin kendisine attığı çeliğe, çomağıyla hızla vurup bulundukları alandan uzağa atmaya çalışırlar. Ebe çeliği düzgün bir pozisyonda atmak zorundadır.
Ebe vurulan çeliği gittiği yerden alıp, yerinde olmayan herhangi bir oyuncunun bulunduğu daire içine koyabilirse, ebelik el değiştirir. Çeliğe vurulduğu anda tüm oyuncular ebenin bulunduğu daireye kadar gelerek, elindeki çomakla bir çentik atmak zorundadır.
İşin püf noktası buradadır çeliği uzağa atıp ebenin gidip getireceği sürede herkesin ebenin dairesine gidip gelmesi gerekir, kısa düşen çelik ebenin hızlı hareketiyle dairesinde olmayanlardan birini ebe yapar.
Ebenin çeliği çok süratle gidip getirmesi gerekir ki boş bir daire bulabilsin ya da oyuncunun çeliğe düzgün vuramamasını ya da kısa düşmesini umut eder ve çelik ne kadar uzağa giderse gitsin hızla gidip gelmelidir, ne kadar gecikirse bulunduğu daire o kadar çok kazılır.
Çomağın ucunun sivri olması ve zeminin yumuşak seçilmesinin sebebi ebenin dairesini kazması kolay olsun diyedir.
Ebe çeliği alıp gelene kadar tüm oyuncular ebenin dairesini var güçleriyle kazmaya başlarlar.
Uzun süren ebelikler ve çeliğin uzaklara atılması ebenin dairesini an be an derinleştirir ve genişletir. Ve bu alan başlıktaki sözcükle de anıldıkça oyun zevkli, neşeli ve sinir bozucu olmaya başlar.
Ebelikten kurtulamayan oyuncuların dairesi bir süre sonra geniş ve derin çukur haline gelir ki oyuncu o çukurun içinde oynamak zorundadır. Oyuncuların neredeyse dizine kadar çukurun içinde oynamak zorunda kaldığı oyunlar olmuştur.
Diğer oyuncuların alaylı sataşmaları ve çukuru genişledikçe gülünme oranları arttığından oyunun sonlarına doğru gülme krizlerine erişen alaycılık ebelikten kurtulamayan oyuncunun bazen oyunu terk etmesine kadar gidebilir.
Oyuncuların kabul etmesi sonucu oyunlara kazma kürek dahi getirildiği olurdu.
Çok zevkli ve neşeli bir oyundur oynamadınız ise denemenizi dilerim.
Bu oyunların yanısıra el becerisini geliştiren oyuncak yapma konularına da değineceğim. Yazı dizim uzun süreceğe benzer sabrınıza sığınarak.
Saygılarımla. Ali dizdar 28 Temmuz 2020

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

ALİ DİZDAR YAZDI: DENK GELDİ MANZARA KOYDUM

  Son günlerde gündeme oturan konumuz plajlara ya da kıyılara beyaz kum ...