NE OLACAK BENİM SOSYAL YAŞAMIM?

KUMBAHÇE’DE SOSYAL YIKIM VE GASP başlığıyla 2015 yılında sosyal medyada yayınladığım bu yazımın yeniden paylaşılmaya başlamasıyla aklıma düştü, tam yerine denk geldi manzara koyduk hesabı birkaç eklemelerle yeniden yayınlıyorum affınıza sığınarak.
*
Yüksek sesle esprili konuşan, şakalaşmayı seven, şiirsel dörtlükler üreten ve hoşgörüsü bol olan Bodrumlular tarihi boyunca çok denizci yetiştirmiş, denizcilikte ustalaşmış ve denizcilik kültürü ile yoğrulmuştur.
İyiliği de kötülüğü de denizden gören, kaderini denize bağlamış Bodrumlunun önemli yaşam alanlarından birisi de Kumbahçe Sahilidir.

Bodrumdaki yaşamın canlılığını, karakterini ve kalitesini Kumbahçe Sahilindeki yaşamdan analiz edebilirdiniz.

Sosyal yaşamının çoğunluğunu deniz kıyısında kurgulamış Kumbahçe, Omurça ve Çarşı mahalle sakinleri bu kıyıda sosyalleşmiş, balığa ya da süngere giden eşini bu sahilden uğurlamış ve dönüşünü bu sahilde hasretle beklemiş, kahvehanesini, lokantasını, berberini, bakkalını, fırınını sahile kurmuş çocuklarını da deniz kıyısında büyütmüş ve deniz kültürüyle yetiştirmiştir.
Yaz akşamları kıyı denizinde sandal sefaları yapan mahallelinin gece sohbetleri için sözleşmişcesine her akşam yemekten sonra buluşup oturduğu bu kıyı; bunaltıcı sıcak gecelerde ailece serin serin oturulan ve hatta pijamasını giyerek hasır, kilim üzerinde uyunan bir mekanı idi.
Kumbahçe Sahilinde neredeyse sahile ulaşan her sokağın önünde denize çakılmış kazıklar üzerine tutturulmuş küçük tahta iskelelerde; sıklıkla kullanılan sandallar, küçük yelkenliler ve balıkçı tekneleri bağlı olurdu.
Bardakçı ya da Bağla’dan kasabaya içme suyu taşıyan sucuların, balıkçıların, süngercilerin, tersane işçilerinin zorunlu kullandığı bu iskeleler ulaşımın köprüleri idiler.

Bu iskelelerde biz çocuklar bol bol balık avlar, koşarak denize atlama figürleri sergiler ve çeşitli oyunlar oynardık. Uzun süre denizde oynayıp üşüyünce, sahildeki güneşin ısıttığı çakıllar üzerine yatarak ısınır. denize girmeye ara verdiğimiz zamanlar, sahil şeridinde ki betona kömürle dama tablası çizip oynar, tenekeden yaptığımız harika kayıklarımızı yüzdürürdük. Gündüz ve gece bir dolu oyunu bu kıyıda oynar bazen uyumak da dâhil günün en fazla zamanını bu sahilde geçirirdik
Öğlen 12-15 saatleri arasında dükkânların kapatılma zorunluluğu olan SİESTA zamanı anne ve babaların çocukları ile birlikte denize girdikleri bir fırsattı.
Eski Bodrum’lu yüksek eğitim görmüş, öngörüsü çok ileriyi görebilen bir toplum değildi. Hoşgörü ve doğrulukla yoğrulduğundan kötü ve sinsi düşüncelere sahip olamamış yüksek eğitimli kişilerin yönlendirmelerini doğru ve faydalıdır düşüncesiyle kabullenmiştir.
Turizmin sükse yaptığı bu sahilde süratle çoğalan günlük gezi teknelerinin ve büyüyen iskelelerin yoğunlaşmasının getirdiği kargaşa, kirlilik ve işgaliye; halka denize girecek yer bırakmayınca, Belediyece tek çare sahildeki iskeleleri söküp sahili teknelerden arındırmak olmuştur.

Ancak ardından verilen yanlış kararla tıka basa mıcırla doldurulan Kumbahçe Sahilinin doğallığına son verilmiştir. Plaj yapıyoruz sevdasıyla yapılan bu dolgu; doğa tahribatı ve yasa dışılığın yanı sıra sosyolojik yıkımı da beraberinde getirmiştir.

Kurtarma kulelerinin yer aldığı “Halk Plajıdır” tabelası dikildikten sonra Mavi Bayrak bile kazanmış olan bu mıcırdan plaj; kıyıya sınırı olan işletmelerce yavaş yavaş işgal edilmeye başlanmıştır. Belediyenin bu işgali parasal gelir kaynağı olarak görmesi ile Kumbahçe Plajı, sahile kıyısı olan işletmelere tamamı kiraya verilerek işgal ettirilmiş kurtarma kuleleri ve mavi bayrak yok edilmiştir.
Bodrum Merkez nüfusunun neredeyse yarıdan fazlasını oluşturan Çarşı Omurça ve Kumbahçe mahallelilerin denizle olan ilişkisi kesilmiştir.
“Kıyılar Halka Açıktır” söylemi samimiyetten uzaktır. Sahili kullanmak isteyen halk ile işletme çalışanlarını kavga ettirmeye yönelik bir açıklamadır.
Kendi mekanında yabancı birilerinin ne içersiniz veya şezlong parası, diye başına dikilip turist muamelesi göreceğini, yanaşık düzen şezlonglarda herkesle dirsek temasında yatmaktan hoşlanmayacağını ve hır çıkacağını bildiği için sahile inemeyen mahalleli, çocuklar için oynayacak yer kalmayan, dolgudan ötürü aniden derinleşen, tanıdık kimseyi göremediği yabancılaşan kıyıya tehlikeli gözüyle de bakınca çocuklarını da gönderemez olmuş, denize girmekten vazgeçtiği gibi çocuklarını da sahilde büyütmekten vazgeçmiş ve eve kapanmıştır.

Kampanyalarla çöpünü topladığı bu güzelim sahil artık ona haram edilmiştir.
Gündüz cıbıldaklarla birlikte yan yana oturamayan bu halkın gece de barların sınır tanımaz gürültülerinde masa üzerinde oynayan rakkas ve rakkaseleriyle alkol ve seks kokan ilişkilerle de hiç işi olmaz.
Gündüz ve gece ticarete malzeme olan, gelenek ve göreneklerini öğrendiği deniz kıyısını kullanamayan ve hatta sokağa çıkmayan çocuk; arkadaşlık edinmedeki sabır gayret ve özverilerden uzaklaşmaktadır. Sosyalleşme ve oyun gereksinimini bilgisayar başında oturarak sağlamaya çalışan çocuklarımız kötü alışkanlıklara açık bir ortamda yalnızlaşmakta ve şişmanlaşmaktadır.
Kıyıya plaj düzenlenmesi adı altında yapılan bu uygulama ile bu koca Mahalleler; yüzlerce yıldır yaşamını şekillendirdiği, denizle olan bağlılığını, geçim kaynağını, eğlenmek için de, dinlenmek için de kullandığı, çocuklarının oyun sahasını, denizci olmayı öğrendiği ilk mecrasını kaybetmiştir.
Kültüründen ve özgürlüğünden uzaklaştırılan mahalleli; yabancı kültürlerin kendi ortamlarında yapamadıkları, sınırsız özgürleşme isteklerini fütursuzca yaşadıkları bu ortamdan etkilenerek yozlaşmaya zorlanmakta, gündüz ayrı gece ayrı türlü eziyetlere tabi tutularak insanca yaşamı gasp edilmektedir.
Kültürel değerlerine aykırılaşan bu sahille ilişkisi otomatik olarak kesilen mahallelinin daha fazla umursanması, Kumbahçe Sahiline ve halkına yapılan bu kötü ve yanlış uygulamadan acilen vazgeçilmesi gerekiyor.
Sadece Kumbahçe ile sınırlı kalmayan bu işgal ve gasp tüm yarımadamıza hakim hale gelmiştir. Hangi yöreyi, plajı ya da kıyısı olan yerleşimi ele alsan durum aynıdır.
Olması gereken turizm şekli bu olmamalıdır. Beklentimiz ve geleceğimiz sadece paraya endekslenerek yöre insanının sosyal yaşamı yok edilmemelidir.
Hazır yeni yönetim seçimi önümüzde duruyorken, evimin çıkıntısına ses çıkarmayasın sakın, sokağa yeni parke döşeyecekmisin ya da sokağın başına bir çöp konteyneri koyacakmısın sorularını sormaktan vazgeçin.
“Trafik sorununu çözeceğim” “Yolunuzu Yapacağım” “Su sorununuz kalmayacak” söylemlerine de kulak asmayın.
Ne olacak benim sosyal yaşamım.! Diye haykırarak sormalısın artık…
Seçmeden önce de seçtikten sonra da…

Saygılarımla Ali Dizdar 13 Şubat 2019

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlginizi Çekebilir

ALİ DİZDAR IN YAZISI ‘ÇOK BEKLERSİNİZ’

Günün birinde Rodos’un turistik koylarından birinde demirlemiştim tekneyle, bildiğiniz gibi ben kaptanım. ...