BODRUM-MİLAS İLÇELERİ MAZI, GÖKPINAR, DEMİRCİLER VE FESLEĞEN MAHALLELERİNDE PLANLANAN RÜZGAR ENERJİ SANTRALLERİNİN ÇEVREYE ETKİLERİ

BODRUM-MİLAS İLÇELERİ MAZI, GÖKPINAR, DEMİRCİLER VE FESLEĞEN MAHALLELERİNDE PLANLANAN RÜZGAR ENERJİ SANTRALLERİNİN ÇEVREYE ETKİLERİ
DR EŞREF ATABEY
Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji uzmanı / Yazar
Biri Bodrum ve Milas ilçeleri Mazı, Gökpınar, Demirciler MDR.ahalleleri sınırları içerisinde, EN2 Rüzgar Enerjisi Yatırım A.Ş. Arturna Rüzgar Enerji Santrali (23 Adet Türbin-96,6 Mwm/69 Mwe) Projesi I, diğeri Akçakaya, Fesleğen ve Demirciler Mahalleleri sınırları içerisinde yine “EN2 Rüzgar Enerjisi Yatırım Anonim Şirketi” tarafından “Arturna Rüzgar Enerji Santrali (22 Adet Türbin-92,4 MWm/66 MWe) Projesi” II yapılması ve işletilmesi planlanmaktadır. Projelerin Nihai ÇED Raporları, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce 11.6.2024 ve 2.7.2024 tarihlerinde ilan edilmiştir.
Her iki santral çevresinde Bodrum ve Milas’a bağlı Mumcular, Yeniköy, Beyciler, Gökpınar, Demirciler, Kısırlar, Hasanlar, Balcılar, Fesleğen, Bozalan, Gökbel, Yukarımazı, Mazı, Gökbel, Çiftlikköy, Bayırköy, Hayıtlı, İkizkuyu, Camiyanı, Hamzaköy, Göl damları mahalleleri bulunur.
Arturna-I RES Toplam ÇED alanı: 15.951.100 m²
Türbin sayısı: 23 adet
Arturna-II RES Toplam ÇED Alanı: 16.957.700 m²
Türbin sayısı: 22 adet
Her iki Projenin ekonomik ömrü: 49 yıl
Tasarlanan türbin ömrü: 25 yıl
Türbinlerin rotor kanat çapı: 138 m
Türbinin kule yüksekliği: 81 metre
Arturna-I alanında 12.589 adet, Arturna-II alanında ise 7.883 adet olmak üzere toplam 20.472 yaklaşık 20.500 adet Kızılçam ağacı kesilecektir. Sadece ormana vereceği zararları bile düşünüldüğünde, projenin kamu yararına olmadığı, bunun bir doğayı yok etme projesi olduğu açıkça görülüyor. Nedense türbinlerin kurulacağı alanda orman yangını da çıkmış.
Projelerin ekonomik fayda analizinde ‘’Türkiye’deki enerji talebinin bir bölümü karşılanarak dışa bağımlılık azalacak, hem de karbondioksit emisyonu azaltımı sağlanarak çevreye olumlu etkisi olacaktır’’ denilmiş. Bir yandan türbinleri kurmak için en fazla karbondioksit emen ağaç türü olan 20.500 kızılçam ağacını keseceksin, diğer yandan proje sayesinde karbondioksit emisyonunun azaltılacağından söz etmek birbiriyle çelişen, kamu oyunu yanıltmaya yönelik bir söylemdir.
Yörenin yoğun orman varlığı, ekolojik özelliği, fauna ve florası, kuşlara, bal arılarına, arıcılığa zararlarının göz ardı edildiği, burada kamu yararının dikkate alınmadığı açıkça görülüyor.
Rüzgar türbinleri saniyede 80 metre bir hızla dönen ve en az 30 metre yükseklikte uçları olan 138 metre devasa kanatlara sahiptir. Bu da onu tehlikeli kılan özelliğidir. Kuşlar, bu bıçakların oluşturduğu akım yoluna uçarak korkunç bir şekilde ölür. Bu durumdan en çok etkilenen ötücü kuşlardır ve yaklaşık %10’u yırtıcı kuşlardan oluşur.
Güneşte parlayan devasa türbin kanatlarının dönme hareketleri, çıkardığı aerodinamik ses, kuledeki yanıp sönen kırmızı ışıkların ve görüntü etkisi insanlarda sağlık sorunlarına yol açar. Rüzgâr Türbini Sendromu uyku bozuklukları, baş ağrıları, kulak çınlaması, titreşimler, kardiyak aritmi, mide bulantısı, sinirlilik gibi ortaya çıkan ve stibüler sistem organlarıyla ilgili çeşitli semptomlarla karakterize edildiği bilim insanlarınca belirtiliyor [1].
Projelerden kaynaklanabilecek çevresel etkileri; fiziksel-biyolojik çevreye olası etkiler, doğal coğrafya ve jeolojik yapı üzerine etkiler, meteorolojik ve iklimsel değişimler, kara ekosistemine, toprak kaynaklarına, arazi kullanımına, hava kalitesine, gürültü ve vibrasyon ve altyapı hizmetlerine etkileri olacaktır.

Şekil 1- Arturna-I RES alanı

Şekil 2- Arturna-II RES alanı
RÜZGAR TÜRBİNLERİ
Rüzgar türbini genellikle kule, kanatlar, rotor, dişli kutusu, jeneratör (alternatör), elektrik-elektronik elemanlardan oluşur. Genel olarak rüzgar türbinlerinin kule uzunluğu 120 metre ve kanat uzunluğu 140 metreyi bulmaktadır. Çoğu rüzgar türbini 2 veya 3 adet pervane kanadına sahiptir. Rotor tarafından dakikada 30-60 dönüş yapacak şekilde düşük hızların oluşturulmasını sağlar [1, 2]. Rüzgar enerji santrallerin arazi kullanımı, kuşlara ve yarasalara, bal arılarına etkisi, gürültü, görüntü, gölge parlaması, elektromanyetik etki gibi zararlı yönleri bulunur.

Şekil 3
ARAZİ KULLANIMI
Türbinlerin kurulacağı yerlere yolların açılmasında orman ve bitki örtüsü ortadan kaldırılır. Türbinler için belli bir alan kullanılır. Tek türbin için kullanılan alan 700-1000 m2/Mw düzeyinde, RES birim kurulu güç başına toplam alan ihtiyacı 0,1-0,2 km2/Mw seviyesinde, türbinlerin kapladığı alan arazinin yaklaşık %1-2’sine karşılık gelir [[1, 2].
Arturna-I RES için İzne konu edilebilecek,
Türbin alanı: 389.088,68 m² (389 hektar),
Yol alanı: 250.332,83 m² (250.3 hektar),
Şalt alanı: 16.669,61 m² (16.6 hektar),
Kazı fazlası malzeme depo alanı: 197.771,68 m² (197.7 hektar)
Kullanılacak toplam alan: 853.862,79 m² (853.8 hektar) olacaktır.
Arturna-II RES için İzne konu edilebilecek,
Türbin alanı: 415.792,77 m²
Yol alanı: 220.168,03 m²
Kazı fazlası malzeme depo alanı: 123.030,48 m² olmak üzere toplam 758.991,28 m²'(758.9 hektar) olacaktır.
Her iki RES için toplam alan : 1.612.854 m² yani 1612.8 hektardır.
Bu kadar geniş bir alanın kullanılacak olması büyük bir doğa tahribatına yol açacaktır.
BAĞLANTI YOLLARININ YOL AÇTIĞI TAHRİBAT, AĞAÇ KESİMİ, PATLATMA YAPILMASI VE SU KAYNAKLARINA ZARARI
Türbinlere bağlantı yolu yapımı sırasında ağaç kesimi yapılacak, yüzey toprak sıyrılacak, sert kayalarda patlatma yapılacak, toz yayılması olacaktır. Patlatma sırasında taş savrulmaları olacak ve yakındaki flora ve fauna zarar görecektir.
Arturna-I için yılda toplam 583.553 kg ANFO, 27.142 kg DİNAMİT, Arturna-II için ise yılda toplam 544.380 kg ANFO, 25.320 kg DİNAMİT, olmak üzere her iki proje için toplam 1.127.933 kg ANFO ile 52.462 kg DİNAMİT patlatılacaktır. Bu devasa bir miktardır. Patlatmalar sırasında deprem etkisi olacak, su kaynakları yolu değişecek ve kuruyacaktır.
Yol yapımı ve patlatmalar sırasında yayılan toz bitkilerin yapraklarındaki stomaları kapatır; bitki fotosentez yapamaz ve ölür. Ayrıca çiçeklerin döllenmelerini engeller ve meyve verimi olmaz. Bal arıları tozun etkisiyle kuruduğundan çiçek özsuyunu alamazlar.
RES türbinlerinin kurulacağı dağ sırtları çevredeki yerleşimlerin yer altı su kaynağı için rezerv özelliği olan kayalardan oluşmaktadır. Platform Alanında ortalama 6 metre, Yol Alanı ve Şalt Sahası Alanında ise ortalama 2 m derinliğinde kazı işlemi yapılacaktır. Türbinler arası yolların açılmasında kullanılacak olan patlayıcılar su kaynaklarının yolunu değiştirecek ya da kurutacaktır. Aynı zamanda su rezervi özelliği taşıyan kayalar yerlerinden kaldırılacaktır.

Şekil 4- Arturna-I RES alanı su kaynakları
Şekil 5- Arturna-II RES alanı su kaynakları
RÜZGAR TÜRBİNLERİ ORMAN VE BİTKİLERE ZARAR VERİR
Arturna-I sahası daha önce yangın geçirmiştir. Yangından sonra ağaçlandırılması gerekirken bu alan RES’e açılmıştır.
Endemik bitkiler: Sahada 44 farklı familyaya ait toplam 136 adet tür ve tür altı seviyede takson tespit edilmiştir. Tespit edilen bu taksonlardan 2 tanesi endemiktir. Tespit edilen endemik türler Symphytum anatolicum ve Alkanna tubulosa’dır [3]. Proje sahası içinde “Kuzugöbeği” bilinen ve bilimsel adı Morchella esculenta L. Pers. olan ekonomik değeri yüksek bir mantar türü yetişir [3].
Arturna-I sahası orman sayılan alan: 85.39 hektar
Arturna-II sahası orman sayılan alan: 15.709,6 hektar
Kesilecek ağaç:
Arturna-I: 12.589 adet
Arturna-II: 7.883 adet
Ağaç türü: Kızılçam, meşe, yabani zeytin, sandal ağacı.
Arturna-I sahası Milas Orman İşletme Müdürlüğü sınırları dahilinde kalan toplam 23 adet türbin alanından 19 adedi (T1, T2, T3, T4, T5, T6, T7, T8, T9, T10, T11, T12, T15, T17, T18, T19, T20, T22, T23) tamamen, 3 adedi ise (T13, T14, T16) kısmen orman vasıflı alanlara isabet etmektedir. İzne konu edilmesi muhtemel toplam 85.39 hektar ormanlık alanda Amenajman plan verilerine göre 12.589 adet Kızılçam ağacı kesilecektir.
Türbin kanatları döndüğünde yerden yukarıya doğru havayı karıştırır ve savurur. Savrulan hava akımıyla zemindeki nem yukarıya doğru yükselir ve ekolojik ortam değişir, çiçekli bitkilerin döllenmeleri zarar görür.
Arturna-I RES 23 adet türbin ormanlık alanda ve yerleşimlere yakın kurulmaktadır. T14 No’lu türbin “Çamlık ve Çalılık”, T16 ve T21 No’lu türbin ise “Tarım Alanı” vasfında kalmaktadır.
Fesleğen Mahallesi sınırında zeytinlik ve tarımsal araziler mevcuttur. Bu lokasyona en yakın türbinler T17 ve T18 olup, zeytinlik ve tarımsal arazilerine yaklaşık 600-650 m mesafede bulunmaktadır. Bununla birlikte T23 numaralı Türbin, Fesleğen Mahallesi sınırı içerisinde bulunan başka bir zeytinlik ve tarımsal arazilerine yaklaşık 1000 m mesafede konumlandırılmıştır.
Arturna-II sahasında tüm türbin alanlarının “Orman Alanı”nda kaldığı, ayrıca T1, T2, T3, T4, T5, T6, T7, T8, T9 numaralı türbin alanlarının “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi/Turizm Merkezi” kullanımında da kaldığı görülmektedir.
Milas OİM sınırları dahilinde kalan toplam 22 adet türbin alanından 19 adedi (T1, T2, T3, T4, T5, T6, T7, T8, T9, T10, T12, T14, T15, T16, T17, T18, T20, T21, T22) tamamen, 3 adedi ise (T11, T13, T19) kısmen orman vasıflı alanlara isabet etmektedir. 7.883 adet Kızılçam ağacı kesilecektir.
Endemik bitkiler: Arturna-II sahasında 49 farklı familyaya ait toplam 174 adet tür ve tür altı seviyede takson tespit edilmiştir. Tespit edilen bu taksonlardan 5 tanesi endemiktir. Endemik taksonlardan 3’ü bölgesel (Ferula anatolica, Verbascum cariense, Fritillaria carica), 2’si geniş yayılışlı (Symphytum anatolicum, Alkanna tubulosa) endemiktir. Proje alanından tespit edilen Cyclamen hederifolium türü endemik olmamakla birlikte tuberlerisüs bitkisi amacı ile yurt dışına ihraç edildiği için doğal popülasyonlar tehdit altındadır, bu nedenle koruma öncelikli türler arasında yer almaktadır.
Endemik fauna: Alanda bulunan ve bulunma ihtimali olan 6 adet amfibi türleri arasında nesli tehlikede ya da endemik olan bir amfibi türü bulunmaktadır. Bu tür Lyciasalamandra flavimembris (Marmaris semenderi) olup nesli tehlikededir (IUCN – EN) ve endemiktir [4]. Amfibi türlerinden 2 tanesi Bern Sözleşmesi EK II listesinde, 4 tür ise Bern Sözleşmesi EK III listesinde yer almaktadır.

Şekil 6- Arturna-I türbinlerin etki alanı [3].
Etki alanı: Santral sahası sınırından itibaren belirlenen 1 km’lik alanda “Yukarı Mazı Mahallesi’nin bir kısmı ve 2 km’lik alanda da “Yukarı Mazı Mahallesi’nin geri kalan kısmı kalmaktadır. Ayrıca Arturna-I projesinin yaklaşık 1750 metre kuzeydoğusunda yine aynı firmaya ait Arturna-II RES projesi planlanmaktadır. Arturna-II sahasına en yakın yapı; T21 numaralı türbin alanına 360 metre güney istikametinde yer alan Akçakaya Mahallesi’ne ait hanedir. Her iki projenin etki alanı içerisinde Yeniköy, Beyciler, Gökpınar, Demirciler, Kısırlar, Hasanlar, Balcılar, Fesleğen, Bozalan, Gökbel, Yukarımazı, Mazı, Gökbel, Çiftlikköy, Bayırköy, Hayıtlı, İkizkuyu, Camiyanı, Hamzaköy, Göl damları yer almaktadır.

Şekil 7- Arturna-II türbinlerin etki alanı [4].

Şekil 8- Arturna I ve II RES alanı [3].

Şekil 9
Ağaçların kenarlarında, ağaç ve göl arasında, iki orman arasında, yarasaların tercih ettikleri ormanlık alana türbin kurulamaz.
Orman Genel Müdürlüğü görüşü
Planlanan Arturna RES Projesi kapsamında; Orman Genel Müdürlüğünün 09.01.2024 tarih ve 10599415 sayılı görüşünde; “Söz konusu proje ile ilgili olarak mahallinde yaptırılan inceleme neticesinde, ÇED alanı içinde 23 adet türbinin tamamı, şalt ve yol yerleşimleri, 2021 yılında yangın geçiren ormanlık alanda kaldığı, izne konu edilmesi muhtemel toplam 85,39 ha ormanlık alanda yanmış saha olduğundan gençleştirmeye konu olduğu, türbin yerlerinin gençleştirme sahasında kalmasına rağmen sahaların en sığ topraklı, boniteti en düşük olan sırtlara denk gelmesi nedeniyle tensil sahalarını tahrip etmeyecek hatlarda kaldığı, yapılması düşünülen T1’den T23e kadar toplam 23 adet rüzgar türbininin yerleri ve ulaşım yollarının tamamının gençleştirme sahalarında kaldığı, ancak bu türbinlerden T5,T8,T14,T15,T16,T18,T20,T21 ve T22 nol’u türbinlere ulaşım yolu olarak düşünülen yol güzergahlarında yoğun gençliklerin olduğu, bu nedenle yapılması düşünülen ulaşım yollarının güzergahlarının değiştirilmesi gerektiği, varsa mevcut yolların kullanılması, aksi takdirde mevcut gençliğe en az zarar verecek şekilde yolların yapılması gerektiği bildirilmiştir” [3].
Ayrıca ilgili görüşte belirtilen;
– Yangın gözetleme kulelerinin görüş alanlarına etkisi olup olmayacağının tespit edileceği, görüşe olumsuz etkisi olabilecek tesislere izin verilmeyeceği veya gerekli tedbirler alındıktan sonra izin verileceği,
– Yapılacak tesislerin yangın gözetleme kulelerine makul yakınlıkta olması durumunda bu kulelerin ihtiyacı olan enerjinin karşılanacağı,
-Gerektiğinde OGM’ye ait röle cihazı, kamera veya diğer teknik donanım kurulması için yer ayrılacağı,
-İnternet imkanı olan yerlerde OGM’nin bu hizmetten ücretsiz faydalandırılacağı,
– Kurulacak tesiste güvenlik vb. gibi amaçlarla kurulacak kamera görüntülerinden OGM’nin faydalanması veya orman yangınlarını gözetleme amacı için ilave kamera kurularak OGM sistemine dahil edileceği,
– Kurulacak anten direklerinden gerektiğinde OGM ücretsiz olarak yararlanacağı,
-Rüzgar türbinlerinin insan hayatına olumsuz etkilerinin önleneceği ve haberleşme kalitesi açısından yangın gözetleme kulelerine; RES in poligon sınırının dışından veya pervanelerin süpürme alanının dış kenarından en az 300 metre uzakta olacağı,
– Orman yangınlarına birinci derece hassas bölgelerde ve ormanlık alan içerisinde kurulacak RES proje alanlarında, RES direklerinin yangınlardan korunması ve muhtemel orman yangınlarına etkin müdahale için; 1 Mayıs-30 Kasım döneminde yerel şartlar dikkate alınarak idarece belirlenecek araç, ekipman, alet ve edevatın yeterli personelleri ile birlikte hazır bulundurulacağı,
– Su kaynaklarının etkili kullanımına RES direklerinin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için Orman Bölge Müdürlüğünün uygun göreceği üç yere 1200 tonluk su toplama çukurunun yapılacağı,
– Orman Yangınlarının gözetlenmesi amacıyla kurulan Kamera İzleme sisteminin çalışmasına katkı sağlamak amacıyla mevcut güvenlik kamere sisteminden faydalanmasına imkan sağlanacağı, teknik olarak mümkün değilse de herhangi bir RES direğine 3 adet IP kamera kurulacağı, bu kamera görüntülerinin OGM’ye iletileceği, internet ve bilgisayar gibi teçhizatın temin edileceği,
– RES direklerinin 10 adetinin yanında en az 3,5 Ton su kapasiteli ve 350 metrelik hortum ile yangına müdahale edecek sistemin kurulacağı,
– Mümkün olduğunca mevcut yolların kullanılacağı, yol yapılması esnasında gençleştirme sahalarından geçmesi durumunda bu yolların revize edileceği hususları;
İlgili madde de belirtilen tüm hususlara uyulacağı faaliyet sahibi tarafından beyan ve taahhüt edilmektedir. Bu taahhütlerin nasıl yerine getirileceği denetlemenin sağlıklı yapılıp yapılmayacağı şüphelidir.
– Proje kapsamındaki tüm türbin alanlarının “Orman Alanı” sınırları içerisinde kalması ve ormanlık alanın yanı sıra zengin bir flora, fauna ve ekosisteme ev sahipliği yapması nedeniyle, proje faaliyetlerinin orman alanları ve bölgedeki doğal yaşam üzerinde olumsuz etkileri olabileceği,
– Planlanan 15.951.100 m²’lik proje alanının 15.017.400 m²’sinin Muğla Orman Bölge Müdürlüğü sınırlarındaki orman vasıflı alanda kalmakta olduğu ancak ilgili Muğla Orman Bölge Müdürlüğünden herhangi bir görüş veya izin alınmadığı,
RÜZGAR TÜRBİNLERİ YABAN HAYATA ZARAR VERİR
Sahada Karakulak, Kaya sansarı, Çakal, Tilki, Yaban kedisi, Sincap, Hasancık, Orman fareleri gibi çeşitli memeli türleri için uygun bir yaşama alanı sunmaktadır [3]. Alanda bulunan türler arasında endemik olan türün bulunduğu, Rüzgar türbinleri çevresinde yaşayan yaban hayvanların yaşam alanlarını terk ettikleri biliniyor.
Alanda bulunan ve bulunma ihtimali olan 6 adet amfibi türü arasında nesli tehlikede ya da endemik olan bir amfibi türü bulunmaktadır. Bu tür Lyciasalamandra flavimembris (Marmaris semenderi) olup nesli tehlikededir ve endemiktir. Türün kayıt noktaları proje lisans alanına yaklaşık 3 ve 7,5 km mesafededir ve proje alanına çok benzer alanlarda yayılmaktadır. Amfibi türlerinden 2 tanesi Bern Sözleşmesi EK II listesinde, 4 tür ise Bern Sözleşmesi EK III listesinde yer almaktadır.
GÖRÜNTÜ VE ESTETİK ETKİ
Görsel etkileri rüzgar türbinlerindeki gölge titreşimi ve parıltı şeklinde olur. Güneşin doğuşu ve batışı sırasında rüzgar türbinlerinin dönmekte olan kanatları gölge oynamasına ve gölge titreşimine sebep olabilir. Benzer şekilde cilalı kanatlara gelen güneş ışığı da etrafa yansıyarak parıltı etkisine neden olur [1, 2].
ELEKTROMANYETİK ALAN ETKİSİ
Rüzgar türbinleri, elektromanyetik alan oluşturarak kurulduğu bölgedeki havacılık ve denizcilik haberleşmelerini, radyo ve televizyon yayınlarını olumsuz etkileyebilir. Bu etki, rüzgar türbinlerindeki gövde ve kanatların bir ayna görevi görmesinden kaynaklanır. Alıcıdan gelen sinyaller yansıtılmakta ve bu sinyaller alıcıya giden sinyalleri doğrudan etkilenir [1, 2].
Elektromanyetik alan ve gürültü: Raporda ‘’İşletme aşamasında türbinlerin elektromanyetik alan ve gürültü oluşturduğuna ve polinatör böcekler ve arı ölümlerine, kovan kayıplarına neden oldukları dair sosyal medyalarda yazılar ve haberler mevcuttur. Hatta kanatlarda metal kullanımı elektromanyetik alan ve gürültüyü çoğalttığı da dillendirilmektedir. Ancak hiçbir bilimsel çalışmalarda rüzgâr türbinlerinin yaban hayatına zarar verecek düzeyde elektromanyetik alan ve gürültü oluşturduklarına dair herhangi bir bilimsel veri bulunmamak olup, bu bilgiler gerçeği yansıtmamaktadır’’ şeklindeki görüş gerçeği yansıtmamakta olup, söz konusu etkilerle ilgili bilimsel araştırma makaleleri bulunmaktadır.
İklim değişikliğinin yanı sıra elektromanyetik alanların değişmesi ve farklılaşmasının arıları tehdit ettiğine dair birçok çalışmanın olduğunu belirten Doç. Dr. Sevgi Durna Daştan; “Etrafımızdaki elektromanyetik alanların değişmesi ve farklılaşması arıların kovanı ve besini bulma faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir. Bal arılarının, kovan ve besinlerini bulmalarında onlara yol gösteren bir manyetik etkileşimin olduğuna yönelik çalışmalar vardır. Bu konuya yönelik oldukça ciddi çalışmalar “Journal of Experimental Biology” de ve “Prooceeding of the National Academy of Science” dergilerinde yayımlanmıştır. İsviçre, Amerika Birleşik Devletleri gibi farklı ülkelerde bal arıları üzerinde de elektromanyetik dalgaların etkisi çalışılmıştır. Daha ayrıntılı, daha uzun süreli çalışmaların yapılmasının gerekliliği ortaya konulmuştur.” ifadelerine yer verdi [2].
“Yapılan çalışmalarda bal arılarının, karınlarında, demir partikülleri içeren çok küçük manyetik kristalleri taşıdıkları gösterilmiştir. Manyetik alanı algılamaları engellenen arıların, besin kaynağını veya kovanı bulamadıkları gözlenmiştir. Arılar çiçekleri sadece renkleri ve kokusundan değil, aynı zamanda onların elektrik alanlarını da algılayabilmektedir. Çiçekler bu alanları kullanarak polen taşıyıcı böcekleri ve arıları kendilerine çekebilmektedirler.” [1, 2, 6].
RÜZGÂR TÜRBİNLERİNİN GÜRÜLTÜ ETKİSİ
Gürültüyü oluşturan sesin şiddeti desibel ile dB(A) ölçülür. Gürültünün zararlı olmaya başladığı sınır, değişik ülkelerde yürürlükte olan yönetmeliklere göre çok az değişiklikler gösterir. Rüzgâr türbinlerinde gürültü sorunu iki nedenle oluşur. Biri mekanik, diğeri aerodinamik nedenledir.
Mekanik gürültü: Dişli sistemi, jeneratör, soğutma fanları gibi sistemlerden kaynaklanır. Büyük ölçüde önlenebilir.
Aerodinamik gürültü: Rüzgâr ve kanat etkileşimi nedeniyle oluşan gürültüdür. Aerodinamik gürültü üzerine iyileştirme çalışmaları yapıldığı, 600 kW güç kapasiteli rüzgâr türbininden 200 m uzaklıkta duyulan gürültü seviyesi 46,5 dB iken; 2 MW güç kapasiteli rüzgâr türbininden aynı uzaklıkta duyulan gürültü seviyesi 47 dB olarak belirlenmiştir [1, 2, 7]. Rüzgâr türbini gürültü kaynağı kanadın ucu değil, ucuna yakın bir bölgedir.
İşletme aşamasında gündüz, yerleşimlerde ses düzeyi 44 ile 53 dBA arasında değişmekte, örneğin Fesleğen mahallesinde ses düzeyi 52,84 dBA, Mazı mahallesinde 51,96 dBA ile 65 dBA sınırına yaklaştığı görülüyor.
Akşam ses düzeyi 42 ile 48 dBA arasında değişmekte, Fesleğen Mahallesinde 47,78 dBA ile 60 dBA sınırına yaklaştığı,
Gece ses düzeyi ise 40 ile 44 dBA arasında değiştiği, Demirciler Mahallesinde bu düzeyin 44,24 dBA ile 60 dBA sınırına yaklaştığı görülüyor. Arturna-II projenin işletme aşamasında kullanılacak makine ve ekipmanların ses gücü seviyeleri 22 türbin için 106 dBA olacağı belirtilmiştir.
Bu ses düzeyi de uykuyu kaçırmaya yeterli olup, sinir bozucu olacaktır.
Rüzgâr türbinlerinin ürettiği darbeli ses ötesi dalga ve düşük frekanslı gürültü doğrudan uyku bozukluğu ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Türbinlerin ürettiği darbeli ses ötesi dalgalar ve düşük frekanslı gürültü semptomlara ve duyarlılığa neden olduğu ortaya konulmuştur [8].
RÜZGAR TÜRBİNLERİNİN BAL ARILARI VE ARICILIĞA ETKİLERİ
Tozlaşmayı sağlamaya yardımcı olduklarından dolayı meyve ve tarımın devamı büyük ölçüde arılara ve böceklere bağlıdır. Türbin dönen rüzgar kanatları böcekler ve arılar için ölümcül bir mekanizma durumundadır. Bu öldürücü etkinin yanı sıra türbin çevresinde oluşan türbülans ve basınç farkı arıların kalıcı fiziksel hasar almalarına neden olmaktadır. Ek olarak türbin kanatlarından kaynaklı böcek ve arı ölümleri, parçalanmış böceklerin etrafa saçılmasına ve bununla beraber koku oluşumuna neden olarak diğer kanatlı hayvanları da çekecektir. Böylelikle bu durum artarak devam edecektir [2, 9, 10].
Ayrıca arılar; hava sıcaklığını, rüzgârın hızını ve gürültü düzeyini de yine antenlerinde bulunan alıcılar sayesinde algılar. Rüzgâr türbinleri kanatlarından oluşan; gürültü ve kaçak akımların sebep olduğu kaçak gerilim nedeniyle arıların yönlerini şaşırmaları ve kaybolmalarına neden olabilir.
Rüzgar türbinleri kanatlarına ulaşan rüzgarın yarısından fazlasını hareket enerjisine dönüştürür. Gerisi kalan rüzgar ise yüksek hız ile savrulur. Buna bağlı olarak yerdeki nemli havanın yukarıya çıkmasına neden olabilmekte ve çevredeki arı varlığına önemli zararlar verebilir.
Bal arılarının, karınlarında, demir partikülleri içeren çok küçük manyetik kristalleri taşıdıkları biliniyor. Manyetik alanı algılamaları engellenen arıların, besin kaynağını veya kovanı bulamadıkları gözlenmiştir. Arılar çiçekleri sadece renkleri ve kokusundan değil, aynı zamanda onların elektrik alanlarını da algılayabilmektedir.
Diğer bir varsayım, rüzgar türbinleri kanatlarından oluşan; gürültü ve kaçak akımların sebep olduğu kaçak gerilim nedeniyle arıların yönlerini şaşırmaları ve kaybolmaları şeklindedir.
Ege Bölgeleri’nde kızılçam ormanlarında ağacın kabuğu altına girip öz suyunu emen çam pamuklu koşnili (Marchalina hellenica Genn.) emdiği şekerli özsuyunu beyaz köpük halinde (balsıra) dışkılamaktadır. Arılar bu balsıradan çam balı üretmektedirler. Türkiye bal üretiminde ve özellikle Muğla ili arıcıların geçiminde çam balı çok önemli bir gelir kaynağıdır. Kızılçam ormanlarının deniz etkisini alan yörelerinde BALSIRA oluşmaktadır. İklim değişikliği (Isınma ve kuraklaşma süreci) balsıra yapan kabuklu koşnilin daha yüksek araziye taşınmasına sebep olur [8, 9].
Kızılçam ormanları içine kurulacak rüzgâr enerji santrallerin; orman içi iklimi değiştirmesi ve balsıra yapan koşnilin verimliliğini azaltması veya yaşamasını engellemesi mümkündür. Böyle olumsuz etkileme ormanlara zarar vermek yanında, halkın geçim kaynağına da olumsuz etki yapması söz konusudur [2, 9, 10].
Böcek ve arı varlığı türbin performansına da etki etmektedir. Türbin kanatları üzerindeki böcek kalıntıları rüzgâr türbini performansında azalmalara neden olabilmektedir. Böcek kalıntıları bıçakların yüzeyi boyunca toplandığında, bıçağın pürüzsüz yüzeyi pürüzlü hale gelir. Havayı döndürür ve güç çıkışını yüzde 50’ye kadar azaltır. Ayrıca türbinlerin göbeği yüksekliğinde rüzgâr hızında bir azalmaya neden olur ve bir türbinden gelen türbülansın hava katmanlarını karıştırır. Türbinler, yağışta, sıcaklıkta ve buharlaşmada artış gibi rüzgâr yönündeki değişikliklere neden olur [2, 9, 10]. Ek olarak temizlik sorununu da beraberinde getirmektedir.
BODRUM VE MİLAS’TA ARICILIK
Milas ilçesinde de ilçeye ait 80 köyde arıcılık yapılmakta ve 822 kayıtlı arıcıya ait 779 arılıkta toplam kovan sayısı da 140.062’dir.
Bodrum ilçesinde arıcılık yapan köy sayısı 19 olup, bu köylerde kayıtlı olan 169 arıcıya ait 135 arılık bulunmaktadır. Bodrum ilçesinin toplam koloni sayısı da 21.774’tür [3].
Mazı’da kovan sayısı 300-400 arasında değişen büyük arıcılar olarak yerli halktan 5 arıcı olduğu tespit edilmiştir.
Fesleğen’de ve Bayır’da büyük arıcılar olarak yaklaşık 20’şer arıcı ile en çok kovan sayısının bu köylerde olduğu bilgisine ulaşılmıştır. Her biri 300-400 kovana sahip olan Demirciler’de 10 büyük arılık, Beyciler’de, Yeniköy’de ve Gökpınar’da yine 8’er büyük arılık bulunduğu raporda belirtilmektedir.
Polinatör böcekler ve bal arılarının özellikle projenin inşaat aşamasında geçici olarak etkilenebilecekleri, oluşacak hafriyat, hava kirliliği, olası katı ve sıvı atıklar, ballı ve nektarlı bitkiler üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabileceği, havaya karışan toz emisyonlarının bitkilerin nektar ve polenleri üzerine çökeceği ve bu da bitkilerin tozlaşmasını sağlayacak böcekler için olumsuzluklar yaratabileceği belirtilmektedir.
Raporda, ‘’Polinatör böceklerin kayıplarına yol açan nedenlerin birinci sırasında tarımsal faaliyetin olduğu alanlarda çiçeklenme döneminde yoğun pestisit kullanımı, ikinci sırasında ise küresel ısınmaya ve hava kirliliğine bağlı iklimsel bozulmaların yaşanmasına, Bal arılarındaki koloni kayıplarına da arı hastalık ve zararlılarını bu iki etmene’’ bağlanması ve ayrıca ‘’rüzgar hızının fazla olması ve bu yüzden de polinatör böceklerin zemine yakın olarak uçma eğilimlerinde olması’’ gibi nedenlerle böceklere ve arılara zararı olmayacağını iddia etmenin bilimsel dayanağı olmadığı gibi, böyle bir çalışma da raporda yer almamaktadır.
RÜZGÂR TÜRBİNLERİNİN KUŞLARA ETKİSİ
Raporda, ‘’2022 yılı sonbahar ve 2023 yılı ilkbahar dönemlerinde toplam 55 günlük yapılan arazi çalışmaları sonucunda alanda 45 familyaya ait 110 kuş türü saptandığı, kuşların orman meşcereleri içerisinde yuvalarının bulunduğu, yol sıyırma ve inşaat süreçlerinde oluşacak mikrohabitat kaybına yol açacağı’’ belirtilmektedir.
RES’ler/rüzgâr türbinlerinin kuşlar ve yarasalara etkileri üzerine yapılmış uluslararası birçok araştırma bulunmaktadır. Genel görüş, rüzgâr türbinleri pervanelerine takılma ve çarpmayla tehlike altında olan canlıların kuşlar olduğu, türbinlerin çalışması sırasında pervanelerine çarpmayla kuş ölümleri olduğu vakalarıyla ilişkindir. Rüzgâr türbinlerinden kuş ölümlerinin nedeni türbin kanat yapılarından kaynaklanmaktadır. Üç adet olan kanatlar 10 ile 200 metre uzunlukları arasında değişmektedir. Çeşitlerine göre kanatlar dakikada ortalama 15 tur atabilmektedir. Bu dönüş esnasında kuşlar kanatlara çarpmaktadırlar [2, 10].
Rüzgâr türbinleri saniyede 80 metre bir hızla dönen ve en az 30 metre yükseklikte uçları olan devasa kanatlara sahiptir. Bu da onu tehlikeli kılan özelliğidir. Kuşlar, bu bıçakların oluşturduğu akım yoluna uçarak korkunç bir şekilde ölürler. Bu durumdan en çok etkilenen ötücü kuşlardır ve yaklaşık yüzde 10’u yırtıcı kuşlardan oluşur. Rüzgâr türbinleri; altın ve kel kartallar, oyuk baykuşlar, kızıl kuyruklu ve Swainson’ın şahinleri, Peregrine ve kır şahinleri, Amerikan kerkenezleri, Beyaz kuyruklu uçurtmalar gibi tehdit altında ve koruma değeri yüksek olan kuş türlerinin ölümüne sebep olabiliyor. Özellikle şahinler ve kartallar gibi büyük yırtıcıların ölümleri ekosistemi olumsuz etkiliyor [2,11, 12, 13, 14].
KUŞ GÖÇ YOLLARI ÜZERİNDE RÜZGAR TÜRBİNLERİ TEHLİKESİ
Proje alanında LEYLEK toplu göçleri olmaktadır. Ayrıca proje alanları az sayıda tekil göçlere de ev sahipliği yapmaktadır. Küçük Kartal, Gökçe Delice, Büyük Orman Kartalı, Yılan Kartalı ve Delice Doğan gibi yırtıcı türler süzülme uçuşu ile alandan geçiş göç yaptıkları tespit edilmiştir. Küresel ölçekte IUCN kırmızı listesine göre tehdit kategorilerinde olan iki tür Büyük Orman Kartalı Clanga clanga (Hassas: VU) ve Üveyik Streptopelia turtur (Hassas: VU) saptanmıştır. Büyük orman kartalı bölgesel olarak transit göçmen kuştur. Hedef türlerin alandan geçiş yaptıkları ortalama yükseklik yaklaşık olarak 120 metredir [3].
İlkbahar ve sonbahar göç dönemlerinde Ege Bölgesi süzülen kuşlardan leylekler, pelikanlar ve yırtıcılar gibi görece iri kuşlar açısından en önemli göç alanlarıdır. Ötücü kuşlar ise geniş alanları kapsayan cephe göçü yaparlar. Kuş göç yolları açısından önemli üç ana göç yolu tespit edilmiş olsa da geniş kapsamlı yeterince araştırma yapılmamış olması nedeni ile alternatif birçok tali yolunda bulunuyor olması muhtemeldir [2, 11, 15, 16]. Söz konusu proje sahaları haritada görüldüğü üzere göçmen kuşları göç yolu üzerinde bulunur. Bu yönüyle uygun değildir.

Şekil 10
RÜZGÂR TÜRBİNLERİNİN YARASALARA ETKİSİ
Yarasaların rüzgar türbinlerine yönelme nedenini saptamak amacıyla yapılan araştırmalarda nedenler şöyle sıralanmıştır [2, 5];
İşitsel hareket (sese yönelme)
Elektromanyetik alan (yön duygusunun kaybolması)
Isı etkisi
Tünekleme/geceleme için
Doğrusal koridor (sırt üstüne kurulan çiftlikler mesafe kat etmek için iyi bir seçenek olabilir)
Çiftleşme (göç yolu üzerindeki yüksek bir alan olması nedeniyle yönelme).
Projeden kaynaklanabilecek tozlanma, hayvanların solunum fizyolojisini engellemekte ve üreme kapasitelerini kısıtlayabilmektedir. Gürültü ve toz yarasaları olumsuz etkiler. Yarasa türlerinin gerek çiftleşme ve kışlama tüneklerinin gerekse avlanma alanlarının kaybına neden olur.
TÜRBİN KULESİNDEKİ KIRMIZI IŞIK ETKİSİ
Türbine monte edilen sürekli yanıp sönen kırmızı ışık, uzaktan bile görüldüğünden zamanla insanın dikkatini dağıtır ve psikolojisini bozar.
TÜRBİN KANATLARININ GÖLGE TİTREMESİ ETKİSİ
Rüzgar türbinlerinde gölge titremesi olur. Türbinlerin dönen kanatları, kanatların arkasındaki güneşin konumu nedeniyle etraflarına hareketli bir gölge düşürebilir. Bir pencerede bir gölgenin bu dönen projeksiyonu, kapalı alanlardaki açma ve kapama etkisinden dolayı genellikle gölge titremesi olarak adlandırılır.
RES türbinlerinde > 10 Saat ≤ 30 Saat 1918,67 hektar alanda, > 30 Saat ≤ 100 Saat 766,22 hektar, yılda > 15 Gün ≤ 30 Gün 2394,15 alanda gölge titreşim etkisi olacağı hesaplandığı belirtilmektedir.
Türbin kanatları güneşli havada gölge oynaması yapmaktadır. Gölge oynaması kanatların dönüş hızına göre tekrarlanır. İnsanların gözünün önünden sürekli kanatların gölgesinin geçiyor olması rahatsız edici ve asap bozucu ve görmeyi sekteye uğratan bir durum. Devamlı şekilde türbin kanatlarının gölge oynaması olması insanların psikolojisini bozar [2, 17].
HALK ONAYI OLMADAN RES’E İZİN VERİLEMEZ
Yerel halkın görüş ve önerileri çok önemlidir. Broşür dağıtarak halkın bilgilendirilmesi yapılamaz. Projenin, başından itibaren şeffaf biçimde yerel halk bilgilendirilmelidir. Bilgilendirmenin tam yapılabilmesi ancak yapılanın iyi yönlerini anlatarak değil, çevre ve insan sağlığına olumsuz yönlerini de açıklamakla olabilir. Halkın onayı olmadan RES’in kurulumuna izin verilemez.
RES’DE KAMU YARARI GÖZETİLMEMİŞTİR
Burada kamu yararından ziyade, bir şirketin çıkarı söz konusudur. Bu denli yoğun ormanlık sahada, RES kurmanın kamu yararı bulunmuyor. Habitata, çevre ve insan sağlığına zararı daha fazla olacaktır.
ÇED UYGULAMASI BİR FORMALİTEDEN İBARETTİR
Yenilebilir enerji kaynakları ve madencilik faaliyetleri için ÇED uygulamalarında izlenen yol doğru değildir. İlgili kurumlar gerek maden, gerekse RES, HES gibi enerji kaynaklarının kurulacağı yerlerin etütlerini yaparak, rezerv ve potansiyeli hesapladıktan sonra özel sektöre devretmektedirler. Burada asıl önemli olanı çevresel etki değerlendirmesinin yapılmasıdır. İlgili kurumlar madeni ya da HES, RES, GES, JES vd özel sektöre devrettikten sonra onlardan çevresel etki değerlendirmesini yapmalarını istemektedir. Bu uygulama yöntemi doğru değildir.
Ruhsat ve işletme izni verildikten sonra ÇED hazırlaması için Devlet ruhsatı alan firmayı, özel yetkilendirdiği ÇED bürolarına yönlendirmektedir. Özel ÇED bürolarına sipariş usulü hazırlattırılan raporlar bir taahhütler bütününden oluşmaktadır. İlgili Bakanlık ÇED raporuna format üzerinden onay vermektedir. ÇED olumlu kararını alan firma tamam artık her şey lehime diyerek, çevresel hiçbir kurala uymadan ve denetime tabi tutulmadan işletmeye devam etmektedir. Çevreye verdiği zararları yerel halk tarafından görülüp, itirazlar yükselip, davalar açılmakta ve bu durumda Devlet aradan çekilmekte, firma ile vatandaşlar karşı karşıya gelmektedir. Devlet sorumluluklarını yerine getirmeyerek, yerelde de şirketlerin faaliyetlerinin denetlenmesini bir bakıma halka bırakmaktadır. Böylece şirketlerin çevreye verdiği zararları ortaya koymak, gerekli hukuki mücadeleyi yapmak halkın sırtına yüklenmektedir.
Örneğin EN2 şirketi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan tarafından gerçekleştirilen YEKA-RES-2 Yarışması sonucunda EN 2 Rüzgar Enerjisi Yatırım A.Ş. Muğla Bağlantı Bölgesi için toplam 250 MWe bağlantı hakkı kazanmıştır. Bu hak verildikten işletmeye geçilmesi için hazırlatılacak ÇED raporu bir formaliteden ibaret olup, hiçbir yaptırımı bulunmamaktadır. Projenin jeolojisi, depremselliği, hidroloji, hidrojeoloji, toprak yapısı gibi verilen bilgiler kopyalama, tekrarlardan ibaret, gereksiz binlerce sayfa lüzumsuz bilgilerle şişirilmiş. Bu raporlara incelenmeden kapağına bakılıp, format üzerinden onay verildiği anlaşılıyor. Bir prosüdürü yerine getirmeden ibarettir.
RES yarışmaları Bakanlık tarafından belirlenip ilan edilen kilovatsaat başına elektrik enerjisi alım tavan fiyatı üzerinden eksiltme usulüne göre yapılmaktadır. Devlet işi vermiştir, şirket işi almıştır. YEKA Kullanım Hakkı Sözleşmesini imzalanmıştır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 18.11.2021 tarihli ve 10561-13 sayılı Kararı ile Ön lisans verildiği ve karşılıklı taahhüt altına girildiği görülmektedir. Bundan sonrası için hazırlatılacak ÇED raporu boşuna olup, proje bir dayatmadan ibarettir.
İlgili kurumlar yenilenebilir enerji kaynağının ayrıntılı çevre etki değerlendirmelerini de yaparak, bunlardan ancak çevre ve insan sağlığı için uygun olanlarına izin vermelidir. Anayasa ve yasalardan kaynaklı doğayı ve çevreyi koruma asli görevini Devlet özel sektöre devretmemelidir.
Her iki RES’ın ÇED raporu şekli ve teknik olarak yabancı kaynaklardan derleme ve uyarlamadan ibarettir. EK-2C Teknik Dokümanı ve bazı ekler İngilizce orijinalidir. Türkçeye çevirme zahmetinde bulunulmamıştır. Lüzumsun bilgi ve eklerle rapor şişirilmiştir. Örneğin 564 sayfadaki EK2 (Source Pathway) 1557’inci sayfaya kadar 993 sayfa gereksiz bilgisayar çıktısıdır.
YENİLEBİLİR ENERJİ VE TÜRKİYE
Türkiye, Paris Anlaşması çerçevesinde 2021-2030 yılında Sera Gazı Emisyonlarının %21 oranında azaltılması kapsamında enerji, endüstriyel prosesler, tarım, arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği, ormancılık ve atık sektörlerinde azaltım gerçekleştirilmesi taahhüdünde bulunmuştur.
Günümüzde enerjisinin %20’sini yenilenebilir enerjiden elde eden Türkiye 2023’te bu oranı %30’a çıkartmayı hedeflemiş. Türkiye 2010-2020 yıllarını kapsayacak Ulusal İklim Değişikliği Strateji Belgesini kabul etmiştir. Atmosfere bırakılan metan ve karbon dioksit oranının düşürülmesi için alternatif enerji kaynaklarına yönlenecek, Güneş enerjisinin önü açılacak, nükleer enerjide karbon sıfır olduğu için dünyada bu enerji ön plana çıkarılacak’’
Buna dayanarak tek amacının enerji üretmek olan Türkiye, Çevresel Etkilerini göz ardı ederek, fizibilitesini gözetmeden tüm illeri ihaleyle RES projelerine açmıştır. Türkiye’nin dağlarının sırtlarında, tepelerinde, mera ve ormanlık alanlarda, tarlalarında mantar gibi RES türbinleri kurulmaya başlanıldı. Fizibilite uygun mu değil mi bakıldığı yok. 2-3 bin sayfalık şişirilmiş, derleme ve kopyalama Formalite ÇED raporları düzenlenerek işletmeye geçilmektedir.
Bunun çevre ve insan sağlığı için gelecekte büyük bir sorun ve tehlike kaynağı olacağı öngörülememektedir.
RÜZGAR ENERJİ SANTRALLARİ, SANILDIĞI GİBİ TEMİZ BİR ENERJİ KAYNAĞI, TAM ÇEVRE DOSTU DEĞİLDİR
Türkiye’de yenilebilir enerji kaynakları temiz ve yeşil enerji, çevreye ve insan sağlığına hiçbir zararı yoktur diye algı yaratılması tam bir aldatmacadan ibarettir. Hiçbir madde yalnızca faydalı olamaz. Zararlı yönleri de bulunur. Su faydalıdır. Ancak bir zehirdir. Bir saat içinde 1,5 litreden fazla su içilirse Hiponatrami’ye yol açar ve öldürür. Paracelsus şöyle demiştir. ‘’Her şey zehirdir. Önemli olan devayı, dozu ayarlamaktır’’.
RES temiz enerji diye, RES türbinlerini oksijen kaynağı ormanlar içine, gıdamızı sağlayan hayvanların otladığı meralara, arıların, kuşların yaşam alanlarına kurulursa, insanların sağlığını tehdit eder; sonuçta bu faydadan çok zarar verir.
Bodrum ve Milas ilçeleri sınırları içerisinde kurulmak istenen RES’lerde tam böyle bir şey.
Rüzgar enerji santrallerin arazi kullanımı, kuşlara ve yarasalara, bal arılarına etkisi, gürültü, görüntü, gölge parlaması, elektromanyetik etki gibi zararlı yönleri bulunur [1].
Doğa hakkı, insan hakkının önündedir. Bu dünya bize atalarımızın mirası değil, gelecek nesillerin bir emanetidir.
Ekosistemin sürdürülebilirliği, biyolojik çeşitlilik, yaban hayatının devamlılığı, içilebilir su ile güvenli gıdaya ulaşabilmek için bazı alanlar RES faaliyetlerine kapatılmalı. Her yerde her koşulda RES kurulamaz. Bunlar arasında Bodrum, Milas, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Fethiye, Seydikemer, Ula, Yatağan, Datça, Marmaris, Menteşe, Kavaklıdere Muğla’nın tüm ilçeleri yer alır. Bodrum-Milas’ta kurulmak istenen RES’ler sık Kızılçam ormanlarında yer alır.
Söz konusu bu alan da bu kategoride değerlendirilmeli, rüzgar enerjisi temiz enerji diyerek, fizibilite çalışmaları tam yapılmadan her tepeye, dağların sırtlarına RES kurulmamalı, çevre ve insan sağlığına olumsuz etkileri göz ardı edilmemelidir.
■Sağlıklı araştırma ve inceleme, fizibilite çalışmaları yapılmadan, rüzgâr esen her tepeye ve dağların sırtlarına RES kurulursa, fauna ve flora, bal arılarının, kuş ve yarasa popülasyonunun zarar görmesinden sorumlu RES’ler görülebilir.
Kaynaklar
[1] https://enerji.gov.tr/bilgi-merkezi-enerji-ruzgar
[2] Eşref Atabey. 2023. Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Çevre. 154s. Sarmal Kitabevi. ISBN: 978-625-6885-04-2. İstanbul.
[3] En 2 Rüzgar Enerjisi Yatırım A.Ş. Arturna Rüzgâr Enerji Santrali (23 Adet TÜRBİN- 96,6 MWm/69 MWe) PROJESİ Muğla İli, Bodrum ve Milas ilçeleri Mazı, Demirciler ve Gökpınar Mahalleleri. Nihai ÇED Raporu. Mayıs-2024.
[4] EN 2 Rüzgar Enerjisi Yatırım A.Ş. Arturna II Rüzgâr Enerji Santrali (22 Adet Türbin- 92,4 MWm/66 MWe) PROJESİ Muğla İli, Bodrum ve Milas İlçeleri Akçakaya, Fesleğen ve Demirciler Mahalleleri Nihai ÇED raporu. Mayıs-2024.
[5] Mitchell-Jones T. and Carlin C. 2012. Bats and onshore wind turbines interim guidance. Natural England Technical Information Note TIN051. https://electrical-engineering-portal.com/why-bats-are-insanely-attracted-to-wind-turbines
[6] Erman Kaya.2021. A’dan Z’ye Rüzgâr santrali. Rüzgâr enerji santrallerinin çevresel etkileri (https://www.ruzgarenerjisi.com.tr/bolum-10-ruzgar-enerji-santrallerinin-cevresel-etkileri/)
[7] M. C. Şenel ve E. Koç, 2017. Rüzgâr Türbinlerinde Çevresel Etkilerin Değerlendirilmesi. Rüzgâr Enerjisi, 10-14.
[8] Eşref Atabey. 2022. Rüzgar türbinlerinin gürültü etkisi (https:/www.temizmekan.com/ruzgar-turbinlerinin-gurultu-etkisi/) (https://www.bodrumguncelhaber.com/ruzgar-turbinlerinin-gurultu-etkisi/)
[9] M. Doğan Kantarcı. 2015. “Rüzgâr Enerji Santrallarının (RES) ekolojik etkileri üzerine değerlendirmeler”, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim dalı, 6. Ulusal Hava Kirliliği ve Kontrolü Sempozyumu, 7-9 Ekim 2015, İzmir s.563-564.
[10] Eşref Atabey. 2022. Rüzgâr türbinlerinin bal arıları ve arıcılığa (etkileri- https://www.temizmekan.com/ruzgar-turbinlerinin-bal-arilari-ve-ariciliga-etkisi/)
[11] Eşref Atabey. 2022. Rüzgâr türbinlerinin kuşlar ve yarasalara etkileri- (https://www.temizmekan.com/ruzgar-turbinlerinin-kuslara-ve-yarasalara-etkisi/) (https://www.bodrumguncelhaber.com/ruzgar-turbinlerinin-kuslara-etkisi/)
[12] www.science.howstuffworks.com
[13] www.evwind.es
[14] https://www.ceyrekmuhendis.com/ruzgar-turbinlerinin-kus-ve-yarasa-olumlerindeki-rolu/
[15] Drewitt, A. L. ve Langston, R. H.2006. “Assessing the impacts of wind farms on birds”, Ibis, 148, 29-42.
[16] Bekir Kabasakal1 ve Ali Erdoğan1. 2019. Rüzgar enerji santrallerinin kuşlara etkileri ve çözüm önerileri. YEKSEM 2019. TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Antalya Şubesi.
[17] Eşref Atabey. 2022.Rüzgar türbinlerinin çevresel etkileri. (https://www.bodrumguncelhaber.com/ruzgar-turbinlerinin-cevresel-etkileri/)



