MERMER VE TAŞ OCAKLARININ ÇEVREYE VE YER ALTI SULARINA OLUMSUZ ETKİLERİ

MERMER VE TAŞ OCAKLARININ ÇEVREYE VE YER ALTI SULARINA OLUMSUZ ETKİLERİ
DR EŞREF ATABEY
Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji uzmanı / Yazar
Seyahat ederken her nereye bakarsak açılmış bir mermer ve taş ocağı görmek mümkündür. Ağaç kurdu misali dağlar ve tepeler adeta kemirilmektedir. Doğa ve çevre gözetilmeden, bilimsel temele dayanmadan yapılan mermer ve taş ocağı faaliyetleriyle önce orman ve bitki örtüsü, sonra da toprak katmanı ortadan kaldırılmaktadır. Morfolojik yapı bozulmakta ve çıplak kalan arazide toprak erozyonu hızlanmaktadır. Tarım alanları zarar görmekte, yer altı su sistemi bozulmaktadır. Ocaktaki patlatmaların etkisiyle heyelanlar ve çökmeler olmakta, çevreye yayılan tozlar, çevrede yaşayanlar ile bitkilere zarar vermektedir. Tarım alanlarına, derelere gelişigüzel atılan pasalar, çamur atıkları çevreyi ve su kaynaklarını kirletmektedir. Çevrede gürültü ve görüntü kirliliği oluşturmakta, en sonunda geride dik uçurumlu, suyla dolan, insanlar ve hayvanlar için büyük tehlike oluşturan devasa çukurlar kalmaktadır.
Ülkemizde gün geçtikçe artarak devam eden çevresel ve bir halk sağlığı sorunu haline gelen mermer ve taşocağı faaliyetleriyle morfolojik yapının bozulması, orman, su kaynakları, toprak ve tarım alanlarına etkileri, toprak erozyonu, patlatmaların etkisi, katı atıklar, mermer tozu, mermer çamurunun etkileri, gürültü ve görüntü kirliliği ve önerilerden bahsedeceğim.
Mermer ve taş ocaklarının çevresel etkilerine geçmeden önce, bazı tanımları yapmak istiyorum.
Maden yönetmeliğinde mermer ve taş ocaklarının yeri
Maden yönetmeliğine göre [1] madenler 5 gruba ayrılmıştır. II. Grup madenler başlığı altında;
a- Kalsit, dolomit, kalker, granit, andezit, bazalt gibi kayaçlardan agrega, mıcır, geometrik şekil verilmeden yol, baraj, gölet ve liman gibi alanlarda kullanılan taşlar, dolgu, istinat ve diğer yapı duvarı gibi yerlerde kullanılan yapı taşları (dekoratif amaçlı kullanılan taşlar hariç), hazır beton ve asfalt üretiminde kullanılan kayaçlar,
b- Mermer, traverten, oniks mermeri, granit, andezit, bazalt, diyabaz gibi blok olarak üretilen taşlar, boyutlandırılarak geometrik şekil verilen taşlar ile kayraktaşı, arduvaz, tüf, ignimbirit ve benzeri dekoratif amaçla kullanılan doğal taşlar,
c- Kalsit, dolomit, kalker, granit, andezit, bazalt gibi kayaçlardan entegre çimento, kireç ve kalsit öğütme, demir çelik tesisleri, enerji santrali ile metal üretimine yönelik tesislerde hammadde olarak kullanılan kayaçlar, yer almaktadır.
Taş ocakları 3 gruba ayrılır
1- Blok almak için açılan mermer ocakları,
2- Kırma taş (mıcır) elde etmek için açılan taş ocakları,
3- Yapı taşı elde etmek için açılan taş ocakları.

Foto 1- Blok mermer için açılmış taş ocağı

Foto 2- Kırma taş (mıcır) için açılmış taş ocağı

Foto 3- Yapı taşı için açılmış taş ocağı. Fotoğraf: Eşref Atabey
Mermer nedir?
Mermerin jeolojik ve ticari olmak üzere iki ayrı tanımı yapılmaktadır. Jeolojik anlamda mermer kireçtaşı ve dolomit kayalarının yüksek basınç ve sıcaklık altında erimeleri ve yeniden kristalleşmesiyle oluşan kayaç adıdır. Örneğin Afyonkarahisar mermeri gibi [2].

Foto 4- Jeolojik anlamda mermer (Afyonkarahisar mermeri)
Ticari standartlara uygun boyutlarda blok verebilen, kesilip parlatılan veya yüzeyi işlenebilen ve taş özellikleri kaplama taşı normlarına uygun olan tortul, magmatik ve metamorfik türden ticari dilde mermer olarak bilinmektedir [2].
Bu tanım uyarınca kireçtaşı, traverten, kumtaşı gibi tortul taşlar; gnays, mermer, kuvarsit gibi metamorfik taşlar; granit, siyenit, serpantin, andezit, bazalt gibi magmatik taşlar da mermer olarak isimlendirilmekte ve doğal taşlar denilmektedir [2, 3].
Mermer ve taşocağı, mıcır üretimi yapılan kaya türleri rekristalize kireçtaşı (jeolojik anlamda mermer), traverten, gnays, granit, granodiyorit, kuvars diyorit, diyorit, gabro, diyabaz, andezit, bazalt, serpantin, sert tüfler, oniks mermeridir. En fazla kireçtaşı ve travertenden mermer üretimi yapılmaktadır [3].

Foto 5- A-Blok mermer, B- Plaka mermer
Türkiye mermer yatakları
Türkiye mermer yatakları, haritada, kırmızı noktalarla gösterilmiştir. Haritaya baktığımızda, Batı Toros Dağları Burdur, Antalya yöresinde, kuzeybatı Anadolu bölgesi Balıkesir, Eskişehir, Bilecik yöresinde, Güneydoğu Anadolu bölgesi Diyarbakır yöresinde kireçtaşı, Batı Anadolu’da Afyonkarahisar yöresinde rekristalize kireçtaşı (jeolojik anlamda mermer), Denizli yöresinde traverten, İç Anadolu’da Ankara’da andezit, Kırşehir’de granit, gabro, Nevşehir’de sert tüf üretiminin yoğunlaştığını görmekteyiz.

Foto 6- Türkiye mermer yatakları haritası [4].
Mermer işleme tesisleri
Mermer işleme tesisleri [5].
| İl | Tesis sayısı | Tesis kapasitesi (yıl/m2) |
| Adıyaman | 9 | 3.000.000 |
| Afyonkarahisar | 713 | |
| Antalya | 9 | 730.000 |
| Amasya | 10 | 86.837 |
| Balıkesir | 45 | 6.750.000 |
| Burdur | 51 | 27.780.000 |
| Bursa | 40 | 120.000 |
| Denizli | 110 | 20.000.000 |
| Diyarbakır | 20 | 3.000.000 |
| Elazığ | 12 | 960.000 |
| Isparta | 8 | 1.200.000 |
| İzmir | 206 | |
| Konya-Karaman | 8 | 218.000 |
| Muğla | 91 | 25.48.000 |
| Sivas | 17 | 1.902.638 |
Toplam 1079 mermer işleme tesisinden, 1029 adedinin 3 ilde Afyonkarahisar, İzmir ve Denizli’de bulunduğu, toplam sayının da üçte ikisinin sadece Afyonkarahisar’da olduğu görülmektedir [5].
Mermer ve taş ocaklarının olumsuz etkileri
Taş ocağı faaliyeti başladığında ilk önce toprakla birlikte, orman ve bitki örtüsü ortadan kaldırılır. Morfoloji bozulur; erozyon hızlanır; tarım alanları zarar görür. Yer altı su sistemi bozulur; patlatmaların etkisiyle heyelan, çökmeler olur. Yaydığı toz, çevrede yaşayanları ve bitkileri etkiler. Gürültü ve görüntü kirliliği olur. Pasalar, çamur atıkları çevreyi kirletir. En sonunda geriye tehlike yaratan falezli, su dolu devasa çukurlar kalır.
Morfolojik yapının bozulması
Taş ocağı faaliyetiyle alanın morfolojik yapısı bozulmakta, orman ve bitki örtüsü yok edilmekte, çıplak kalan ve özelliğini kaybetmiş zemin, yağmur suları ve buzlanmayla daha çabuk parçalanarak, ufalanmakta, aşınan malzeme sellerle taşınarak erozyona yol açmaktadır.
Erozyon ve sel sularıyla dere suyuna karışan kil boyutundaki malzeme balıkların solungaçlarına yapışarak ölmelerine neden olmaktadır.
Ayrıca pasalardan (atıklardan) dere suyuna karışan sedimanlar suyun sıcaklığını, pH, elektrik iletkenliği ve biyolojik oksijen ihtiyacı derişimini değiştirerek canlılar için zararı olmaktadır.

Foto 7- Taşocakları morfolojik yapıyı bozmaktadır.
Ormana etkisi
Orman alanlarında açılan taş ocağı ve mermer ocakları, yerel iklim ve mikro klimasında değişimlere yol açmakta, topraktaki canlıların yok olması, nemli ve verimli toprağın kaybı ile abiyotik minerallerin, faunanın etkilenmesi, toprak suyunun kaybıyla ağaçların büyümeleri olumsuz etkilenmektedir [6]. Dağlık ve tepelik arazideki ormanlar ve bitkiler su da üretirler. Yere düşen yağış, gözenekli orman toprağından sızarak ana kaya çatlak sistemine, oradan da kaynaklara, derelere ve yer altı suyuna ulaşır. Taş ocaklarıyla bu sistem zarar görür.
Ağaçlar “Dünyanın ciğerleri” olarak bilinir. Karbondioksitin depolanmasında ve oksijen üretiminde, toprağı dengelemede ve hava sıcaklığını, nemi ve taşkınları azaltmada kilit rol oynarlar.
Ağaçlar, oksijen üretirken, liflerinde karbondioksit depolayarak havayı temizler. karbondioksitin sera etkisini azaltarak iklim değişikliğine olumlu etki yapar.
Bitkiler ve okyanus birlikte, her yıl insanlar tarafından yayılan 40 milyar ton karbondioksit kirliliğinin yaklaşık yarısına eşit miktarda karbondioksit emer.
Mermer ve taş ocaklarıyla yer altı suyunun da kaynağını oluşturan ve aynı zamanda karbondioksitin emilmesini sağlayan orman ortadan kaldırılmakta, ekolojik denge bozulmaktadır.
Bir ağaç, gezegenimizdeki tüm canlılar için temel bir yaşam sağlama yeteneğine ve soluduğumuz havayı daha sağlıklı hale getiren karbondioksit gibi zararlı gazları giderme gücüne sahiptir.
Bir ağaç yaklaşık %5 yapraklar, %15 dallar, %60 gövde ve %20 köklerinden oluşur.
Fotosentez sürecinde yapraklar karbondioksit ve suyu çeker ve güneş enerjisini kullanarak, ağacı besleyen glikoza dönüştürür.
Ağaçlar, karbondioksit ve sudan glikoz yapmak için güneş ışığından enerji kullandıklarında oksijeni serbest bırakırlar. Büyük bir ağacın, 4 kişiye kadar bir günlük oksijen sağlayabileceği belirtilmektedir.
Bir dönüm ağaç yılda ortalama 42.000 km giden bir arabanın ürettiği karbondioksite eşdeğer miktarda karbondioksit tüketir. Aynı dönüm ağaç aynı zamanda 18 kişinin bir yıl boyunca nefes almasına yetecek kadar oksijen üretir.
Ortalama olarak, bir ağaç her yıl yaklaşık 118 kilogram oksijen üretir. İki olgun ağaç, 4 kişilik bir aile için yeterli oksijen sağlayabilir.
Olgun bir çınar ağacı yaklaşık 12 m boyunda, kökleri ve yaprakları dahil 2 ton ağırlığında olabilir. Her yıl %5 büyürse, 38 kilogramı karbon olmak üzere yaklaşık 100 kilogram odun üretir. Oksijen ve karbonun bağıl moleküler ağırlıklarını hesaba katarsak bu, yılda ağaç başına 100 kilogram oksijene eşittir.
Ağaçların hektar başına ortalama net yıllık oksijen üretimi (%100 ağaç örtüsü), yılda 19 kişinin oksijen tüketimini dengeler. Bu ağaç örtüsünün dönümü başına 8 kişi eder. Ancak gölgelik örtüsünün hektarı başına dokuz kişi arasında değişir.
Ağaçlar gündüz saatlerinde fotosentez yapar. Geceleri oksijeni kullanır ve karbondioksiti serbest bırakırlar.
Karbon emme kapasitesi değişebilse de, genel olarak bir ağacın yılda yaklaşık 167 kilogram karbondioksit veya 6 olgun ağaç için yılda 1 ton karbondioksit depolayabileceği kabul edilir.

Foto 8- Batı Toroslar bölgesi Finike’de orman içinde ve dere kenarında açılmış, pasaları tarım alanını ve yakınında yaşayanları tehdit eden bir mermer ocağı.

Foto 9- İstanbul kuzey ormanlarında bir taş ocağı.

Foto 10- Kızılçam ormanı içinde açılmış bir taş ocağı (Fotoğraf: Eşref Atabey).
Su kaynaklarına etkisi
Tüf, bazalt gibi gözenekli volkanik kayaçlar ile traverten, kireçtaşı kayaları gibi sedimanter kayaçların gözenekleri ile kırık ve çatlakları içinde, yağmur sularının zemin içerisine süzülmesiyle oluşan meteorik sular, daha önceden hapsolmuş formasyon suları vardır. Sedimantasyon sırasında hapsolmuş olan formasyon suları hidrolojik döngünün bir parçasıdır. Ayrıca çok eski jeolojik zamanda oluşan fosil sular bulunmaktadır. Özellikle kireçtaşı kayaları birer su deposudurlar [7,8].
Mermer ve taş ocağı faaliyetleriyle yer altından aşırı su çekimi olmaktadır. Özellikle orman/bitki örtüsü yok edilmekte ve ekolojik denge tamamen bozulmaktadır.
Taş ocakları yarmaları kaya çatlak sistemlerini kestiklerinden, yer altı suyuna sızan suyun açığa çıkmasına, akış yönünün değişmesine, buharlaşmasına ve kaybına neden olmaktadır.
Ayrıca su derine kaçtığından yer çökmelerine neden olur. Patlatmalarla mevcut su kaynaklarının yolu değişmekte, su kaynakları azalmakta ya da kurumaktadır.
Kireçtaşları mikro ve makro çatlaklı ve gözenekli, içinde karstik boşluklar barındıran, kar sularını depolayan tıpkı bir binanın çatısındaki su deposu gibi, birer su deposudurlar. Taş ve mermer ocağı ile bu sistem ortadan kalkmaktadır.
Blok mermer üretimi esnasında arazinin fiziki yapısı bozulduğundan, birer su deposu olan kayaçlar ve ormanlar yok edildiğinden, canlılar için yaşam kaynağı olan su kaynakları azalmakta ya da yok olmaktadır.
Mermer üretim sanayi, enerji ve su yoğun bir sanayidir. Özellikle blok mermerlerin kesimi esnasında aşırı derecede su kullanılmaktadır.
Mermerde sanal su kullanımı (su ayak izi) konusu diğer yazıda bahsedilecektir.
Foto 11- Karstik su kaynaklarını kesen basamaklı mermer ocağı.

Foto 12-Yarışlı Gölü çevresindeki mermer ocakları
Burdur-Karamanlı-Yeşilova-Yarışlı Gölü çevresindeki mermer ocaklarının uydu görünümü. Açık görünen yerler mermer ocaklarıdır. Mermer ocaklarının doğaya yaptığı tahribatın boyutları açıktır. Sel sularıyla göle gelen mermer çamuruyla Yarışlı gölü artık dolmak üzeredir. Mermer ocaklarının su deposu konumundaki kireçtaşı kayalarını yok etmesiyle göl kurumaya yüz tutmuştur.
Toprak ve tarıma etkisi
Toprağın ana maddesi kayaçlardır. Kayaçlar olmazsa toprakta, bitkilerde, su da olmaz. Mermer ve taş ocaklarıyla kayaçlar yerlerinden kaldırıldığı için çevresindeki toprak oluşumu da durmaktadır. Tarım alanlarına sınır taş ocağı ve mermer ocaklarının tozları bitkilere ve ekili alanlara zararı olmaktadır. Tarım alanlarında toprağın nemi azalmakta ve toprak kurumakta, tarımsal faaliyette ve içme amaçlı kullanılan yer altı suyu azalmakta, kuyuların su seviyeleri düşmekte, ağaçlar kurumaktadır. Mermer tozu, bitki yapraklarında stomaları kapatır ve bitki zayıf düşer. Bitki zayıf düşünce parazitler bitkiye hücum ederler ve bitki ölür. Toz, bitkilerin yapraklarında solunumu ve fotosentezi engeller; döllenmeyi önler ve meyve oluşumunu azaltır [6]. Ayrıca taş ocaklarından kaynaklı toz, çevrede arıcılık faaliyetlerine zarar vermektedir.
Zeytinlik yasası
3573 sayılı ‘’Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, Madde-20: ‘’Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevî atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez’’ diye ifade edilmektedir [9].
Bu Kanuna göre taşocağı ya da mermer ocağı çevresinde zeytinlikler bulunmakta ise ve zeytinliklere mesafesi 3000 metreden daha az ise taşocağı ya da mermer ocağına faaliyetine izin verilemez.
Patlatmaların etkileri
Taş ocağı yakınında yaşayan insanlar, evlerinin duvarları çatlayacak mı, ev yıkılacak mı, çatıya taş mı gelecek endişesiyle korkmaları, psikolojilerinin ve huzurunun bozulmasıdır. Kontrol ve denetimleri tam yapılamayan bazı taş ocaklarında dinamit patlatılmasından çevredeki yaşayanlar ve ocakta çalışanlar yaralanmaktadır. Patlatmayla oluşan sarsıntıyla heyelanlar ve zeminde çökmelerin olması, evlerin duvarlarında çatlaklar oluşturması, patlatma anında çevreye fırlayan kaya parçaları evlere, ekili alanlara, bitkilere, ağaçlara, zeytin gibi meyve ağaçlarına zarar vermektedir.

Foto 13- Yerleşim yeri yakınında açılmış bir taş ocağında dinamit patlatması sırasında havaya yayılan toz bulutu.
Tozların zararları
Mermer tozu en küçük boyutta mermer atıklarıdır. Mermer tozları, mermer işleme tesislerinde blokların ve plakaların kesilmesi esnasında açığa çıkan ve büyük çoğunluğu 1 mm’nin altında olan mermer tanecikleridir. Mermer tozunun tane boyutunun %90’ının 56 mikron altında olduğu saptanmıştır.
Mermer tozu inert, yani akciğerlerde bir zarara yol açmayan toz olarak kabul edilmektedir.
Mermer tozu inerttir; dolayısıyla akciğerlerde zarara yol açmaz; bilgisi doğru değildir. Çünkü, mermer tanımına göre; kesilip, parlatılabilen her tür kayaç ticari anlamda mermer olup, mermer olarak işletilen ancak, içlerinde kanserojen toz bulunan kayaçlar da vardır.
Plaka kesimi esnasında ise en az %15-50 oranında toz olarak atık oluşmaktadır. Özellikli kuru havalarda ve rüzgarlı günlerde mermer tesislerinin çevresinde ciddi toz kirliliği oluşur. Toz kirliliği çevredeki bitki ve ağaç örtüsüne ciddi zararlar verir.

Foto 14- Mermer tozundan zarar gören zeytinlik
Meyve ağaçları ve tohumlu bitkilerin yaprakları ile döllenmeye tozun etkisi.
1- Toz yaprak yüzeyine konar.
2- Gece nemi ile nemlenen toz, gündüz kuruyarak yaprak yüzeyinde kabuklaşır. Özellikle kül ve küldeki sönmemiş kireç tozu (CaO) gece hava nemi ve çiğ ile önce Ca(OH)₂ sonra da Ca(HCOз)₂‘a dönüşür. Bu kalsiyum bikarbonat gündüz hava ısındığında kuruyarak diğer toz ve kül taneciklerini de birbirine yapıştırır. Yüzeyi toz kabuğu ile kaplanmış olan yaprak yeterli güneş enerjisi alamaz, fotosentez ve solunum gücü azalır. Bu azalma bitkinin beslenme, meyve verme ve büyütme gücüne olumsuz etki yapar [6].
3- İnce toz yaprağın solunum gözeneklerini tıkar. Gözenek kapakçıklarının kapanmasını engeller. Gözenek kapakçıkları kapanamayan yaprak devamlı terleme ile su kaybeder ve bir tür “fizyolojik kuraklık etkisi” olayı gerçekleşir [6].
4- Kül ve ince tozlar dişi çiçeğin yumurtalık borusunun ağzına konar ve buradaki yapışkan sıvıyı kurutur. Çiçek tozları yumurtalığın ağzına yapışamaz ve yumurtalığa taşınamaz. Bu durumda ağaç çiçek açar. Ama döllenme gerçekleşemediği için meyve verimi azalır [6].

Foto 15- Tozun çiçek döllenmesine etkisi [6].
Mermer çamuru zararı
Mermer ocağında ve atölyesinde oluşan mermer çamurunun önemli bir miktarı kalsiyum oksit ve magnezyum oksittir. Az miktarda kuvars, silisli şist, çakmaktaşı, grafit ve limonit içerir. Çamurdaki partiküllerin boyutları 200 mm’nin altındadır [5].
Mermer kesiminden kaynaklı atıksu özellikleri çizelgede verilmiştir. Buna göre, elektriksel iletkenliğin 12.500 mikrosiemens/cm, toplam katı madde 9600 mg/l değerleriyle yüksek olduğu görülmektedir. Bu özellikteki su alıcı dere, kaynak ve göllere ulaştığında ciddi kirlilik oluşturacaktır.
Atıksu özellikleri
Ph: 7,2
Sıcaklık: 20 0C
Bulanıklık (NTU): 390
Elektriksel iletkenlik: 12500 µs/cm
Toplam katı madde: 9600 mg/l
Toplam uzaklaştırılmış katı madde: 2100 mg/l
Toplam çözünmüş madde: 7500 mg/l
‘’Mermer çamurları gelişi güzel döküldüğü zaman eko sistemin fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısı için ciddi tehdit oluşturmaktadır. Mermer çamuru toprağa döküldüğü zaman, toprağın su süzme kapasitesini azalttığından dolayı arazinin üretkenliğini ters etkiler. Alıcı ortam suyunun bulanıklığını artırır ve faydalı kullanımını azaltır. Toprağa dökülmüş mermer çamurları, bitki örtüsünün geliştirmesini önler veya bodur bırakır. Dere yataklarının doldurur ve dere kesitinin daralmasına neden olur. Bazı dereler bu atıklarla doldurulmuştur. Toprağa dökülmüş mermer çamuru kuruduğu zaman küçük partiküller havada uçuşarak ciddi hava kirlenmesine neden olur. Mesleki sağlık problemleri bir yana, endüstriyel alanlarda bulunan makineleri ve enstrümanları olumsuz etkiler’’ [5].
Yağmurlu mevsimlerde mermer çamurları nehirlere, kanallara ve yollara akarak suyun kalitesini olumsuz etkiler, depolama kapasitesini azaltır ve suda yaşayan canlılara zarar verir. Çevrede otlayan hayvanlar mermer çamuru birikintilerine, havuzlarına saplanabilirler.

Foto 16- Aydın’da mermer çamuruna saplanan atlar (2020).
Mermer çamuru alıcı nehirlere ulaştığında kil boyu partiküller balıkların solungaçlarına yapışarak, tıkamakta ve oksijensiz bırakarak toplu ölmelerine yol açmaktadır.
Katı maddelerle birlikte akarak göl ve göletlerin su tutma kapasitesini azaltmaktadır. Toprağa uzun süreli çökelmeden dolayı, daha küçük partiküller, su taşıma rejimini düşürmekte, bu durumdan yer altı suyu ciddi şekilde olumsuz etkilenmektedir’’ [5].
Pasaların – katı atıkların etkisi
Blok mermer üretimi esnasında yarı yarıya atık oluşmaktadır. Mermer ve taş ocağı pasaları, resimlerde örneği görüldüğü üzere yerleşim yerlerini, orman ve bitki örtüsünü, tarım alanlarını, vadileri, dere, göl, baraj, su kaynaklarını tehdit etmektedir.

Foto 17- Yerleşim yerlerini tehdit eden mermer ocakları
Mermer madenciliği, 3213 sayılı Maden Kanununda “II (b)-Mermer, Traverten, Granit, Andezit, Bazalt gibi blok olarak üretilen taşlar ile dekoratif amaçla kullanılan doğal taşlar” grubunda değerlendirilmekte olup, bu madenlerin aranması, çıkarılması ve fiziksel işlemlerle işlenmesi sonucunda oluşan maden atıkları, 2017 yılı Maden Atıkları Yönetmeliğinde İnert Atık Listesinde yer almaktadır.
Maden Kanununda geçen bu ifade doğru değildir. Mermer tanımı içinde yer alan ve işletilen kanserojen asbest içerebilen peridotit, serpantin, kanserojen eriyonit içeren tüf-ignimbrit, radyoaktif olabilen granit ve tüf ile silikozis nedeni olabilen silis içeren kayalar da vardır. Bu kayaların tozları hastalık yapabilir ve dolayısıyla inert değildirler. İnert toz sadece rekristalize kireçtaşı, kireçtaşı ve traverten tozlarıdır.

Foto 18- Mermer atıklarının boş alanlara dökülmesi.
‘’Maden Atıkları Yönetmeliğine göre arıtmadan çıkan çamurlar ve kesimden çıkan değerlendirilemeyen parça mermerlerin gelişi güzel araziye verilmesi yasaktır. Birçok yerdeki bazı mermer fabrikaları mermer çamurlarını standartlara uymayan yerlere dökmektedirler. Bazı mermer fabrikaları ise gelişi güzel yerlere, dere yatakları gibi, atıklarını geceleri atmaktadırlar. Bu çirkin görüntüye neden olmaktadır’’ [5].

Foto 19- Mermer atıklarının boş alanlara dökülmesi.
Mermer ocaklarından çıkarılan mermer bloklarının yaklaşık %50’ye yakın bir oranı atık olarak açığa çıkmaktadır. Mermer blokları ve plakalardan mermer üretimi esnasında ciddi miktarda mermer tozu, mermer çamuru ve katı atık oluşmaktadır.
Atık suları arıtılmadan kanalizasyona bağlanmakta ve derelere verilmektedir. Bu tesislerin birçoğu çevreyi ciddi olarak kirletmektedirler.
Taş ve mermer ocağı iş makinaları yağlar, petrol ve türevleri, bazı kimyasallar toprak ve yer altı suyunu kirletebilmektedir.

Foto 20- Mermer ocaklarından kaynaklı mermer çamurunun dere suyunu beyaza dönüştürdüğü görüntü [6].
Gürültü kirliliği
Plaka mermer üretimi esnasında gerekli önlemleri almayan tesisler ciddi gürültü kirliliği oluşturmaktadır. Blok mermer işleme tesislerindeki kesim ve diğer işlemlerdeki makinelerden kaynaklanan gürültü çevrede yaşayanların sağlığını etkileyebilir. Gürültü seviyeleri, Gürültü Kontrol Yönetmeliği’ndeki limitleri aşmamalıdır.
Gürültünün çevreye yayılması önlenmelidir. Tesis makinelerinden kaynaklanan gürültünün çevreyi rahatsız etmemesi için İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin istenen, Çevre Koruma Bandı duvar veya perdeleme yapılmalıdır.
Görüntü kirliliği
Mermer ve taş ocaklarında potansiyel görsel etki kaynakları ocağın yapısal özellikleri, hareketli alanlar ve inşaat alanlarıdır. Bütün bu unsurlar ufuk çizgisinden yükselerek, kendilerini doğal çevrede görünür kılarlar. Bundan dolayı mermer ocaklarının genel görüntüsü, çeşitli boyutlardaki çukurlukları ile toprak ve mermer artıklarından oluşan yığma tepeler (döküm sahaları) şeklinde görülmektedir. Bu manzara görüntü kirliliği yaratmakta, insanda psikolojik rahatsızlık oluşturmaktadır. Blok mermer tesisi arazisinin tüm çevresine dağılmış olan çamur kümeleri çirkin görüntülere neden olur. Bölge estetiğini bozar. Turizmi ve bölgenin endüstriyel potansiyelini olumsuz etkiler.

Foto 21- Burdur-Tefenni-Karamanlı-Yarışlı Gölü arasındaki tepelerin hemen hepsinde, bir taş ocağı faaliyet göstermektedir.
Tehlike oluşturması
Taş ocakları faaliyetleri sonunda, geride dik uçurumlu, suyla dolan devasa çukurlar oluşmaktadır.
Terk edilen ocak çevresinde koruma önlemleri alınmadığından bu durum, çevredeki insanlar ve hayvanlar için, yaban hayatı için tehlikeli olmaktadır.
Falezden düşme ve suda boğulma olabilmektedir. Karayolları inşaatı ve asfaltlama için ana yollara taş ocakları açmaktadır.
Özel sektör taş ocakları işletmelerinin rekabet ortamında avantaj sağlamak için köy, kasaba, şehir yolları güzergah üzerinde ocak planlayıp açmaktadırlar.
Fiziki kirlenmeyi (toz, toprak, titreşim gibi) düşünmeyerek dere kenarında taş ocak işletmeleri açılmaktadır.
Yüksek kademe ve şevlerde kaya kopması ve düşmeleri sonucu gerek çalışan gerekse sivil insanların ölümlü kazalar olabilmektedir. [10].

Foto 22- Tehlike oluşturan devasa taş ocağı çukurları
Faaliyeti biten mermer ve taş ocaklarının eski haline getirilmesi
Kayaçların toprağa dönüşmesi binlerce yüzlerce yılları almaktadır. Ve oluşan toprakta ağaçlar, bitkiler yetişmektedir. Toprak bir canlıdır. Bir gram kuru toprakta milyarlarca mikroorganizma vardır ve canlıları besleyen toprağa hayat verir. Terk edilen ocakların ağaçlandırılması ve eski haline getirilmesi olanaklı değildir. Çünkü dikilen ağaçların yeşermesi ve boy vermesi için, henüz toprak oluşmamıştır.
Taş ocağı çukurları arazinin yer altı suyu akışını engeller. Çukur bölüm ağaçlandırılamadığı için çöp ve atık maddelerin doldurulduğu, lağım atıklarının boşaltıldığı depoya dönüşmektedir. Taş ocağı çukuruna doldurulan kirletici atıklar yer altı sularına sızarak, içme sularını kirletir.

Foto 23- Taş ocaklarının eski haline getirilmesi.
Mermer ve taş ocaklarıyla;
Arazinin fiziksel yapısı bozulmakta, toprağın erozyonu hızlanmaktadır.
Yer altı ve üstü su dengesi bozulmaktadır.
Tarım, orman ve rekreasyon alanları zarar görmektedir.
Patlatmalarla su kaynakları kaybolmakta, gürültü kirliliği olmaktadır.
Patlatmalarla oluşan sarsıntıların tetiklediği heyelanlar olabilmektedir.
Tozlar havayı, toprağı ve suyu kirletmektedir (Düzgün, 2009)
Su kaynaklarının kuruması, bitkilere zararı, nakil yollarının açılması suretiyle trafik artışı ve yolların oluşturduğu parçalanma yaban hayata zararı olmaktadır.
Ocaklar terkedildikten sonra geride devasa çukurlar bırakılmakta, çevresinde koruma önlemi alınmadığından, insanlar ve hayvanlar için tehlike oluşturmaktadır.
Terk edilen ocakların yerleşim yerlerine yakın olanları genellikle inşaat ve hafriyat atığı, katı çöp depolama alanı olarak kullanılmaktadır.
Mermerde renk modasının doğaya ve yer altı suyuna verdiği zarar
Mermerde renk modasının takip edildiği, modanın beyaz ve gri olduğu belirtilmektedir. Bu bilimsel bir yaklaşım olmadığı gibi, bu durum mermer sektörünün nasıl yönlendirildiğinin de bir göstergesidir.
Beyaz ve gri modası fırsatından bir an önce yararlanmak için, gri ve beyaz olan kireçtaşı kayalarında daha fazla mermer ocağı açılacak, daha fazla doğa ve çevre tahrip edilecek, su kaynakları kurutulacaktır. Toroslarda daha fazla orman yok edilecek, daha fazla blok mermer ihraç etmek için milyonlarca yılda oluşan birer su deposu olan kireçtaşı kayaları kısa sürede ortadan kaldırılacaktır.
Mermer ihracatı ekonomiye yarardan çok doğaya ve yer altı suyuna zarar veriyor
Madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün GSMH içindeki payı 2021 yılına göre %1,3’dür.
16.1.2023 tarihi itibariyle Türkiye’de toplam 15.096 maden ruhsatı bulunmaktadır.
Grup II (b) doğal taşların içinde bulunduğu madenlerde 16.1.2023 itibariyle 571 adet işletme ruhsatı vardır.
2021 yılı doğal taş üretimi 18.250.688 ton olmuştur.
2022 yılı doğal taş ihracatı 2.096.357.743 dolardır [11]
2022 doğal taş ihracatı 7.177 bin ton olmuştur [12].
Blok mermer ihracatı daha fazla yapıldığından, doğa daha fazla tahrip edilmekte, su deposu görevi gören özellikle kireçtaşı kayaları daha fazla parçalanmakta, ormanlar da daha fazla yok edilmektedir. Blok mermer ihracatıyla aslında yapılanın, yıllarca toprağı, bitkileri, canlıları besleyen suyu bünyesinde tutan ve depolayan kayalarla birlikte bir bakıma su da ihraç edilmiş olmaktadır.
Öneriler
Mermer ve taş ocakları madenciliği iç talebi karşılayacak ölçüde ve bilimsel temelli olmalıdır.
Gayri Safi Milli Hasıla ve istihdamdaki payı, mermer ihracatının getirisi, yurt içinde yaptığı doğa tahribatı, su kaynaklarına zararı düşünüldüğünde, önemli bir payı olmadığı görülmektedir.
Türkiye’deki çoğu mermer ocakları çoğu bilimsel temelli arama ve incelemelere dayandırılmayan arama ve işletme yöntemleriyle faaliyetlerini sürdürmektedirler.
Gelişigüzel açılan ocaklar doğayı tahrip ettikten, çevreye zarar verdikten bir süre sonra, bilimsel kriterler dikkate alınmadığından ekonomik olmadıkları gerekçesiyle kapatılmak zorunda kalınmaktadır.
Yaklaşık 40 yıl Türkiye’nin hemen her yerinde çalışmış bir jeolog olarak, bu şekilde açılmış ve ekonomik olmadığından bir süre sonra kapatılmış yüzlerce mermer ocağına tanık oldum.
Mermer ocakları açılmadan önce jeolojik, sedimantolojik, petrografik, mineralojik incelemeleri, dağılımı, geometrisi, rezerv hesaplamaları yapılmalıdır [2, 3, 13].
*14.4.2023 tarihinde temizmekan.com internet portalında yayımlanan yazının, yeniden düzenlenmiş halidir.
Kaynaklar
[1] Resmi Gazete. Maden Yönetmeliği. Tarih: 21 Eylül 2017. Sayı:30187.
[2] Deniz İ. Önenç ve Eşref Atabey. 2003. Mermer Meslekiçi Eğitim semineri kitabı. JMO yayını No: 74. 175s. Ankara.
[3] Eşref Atabey. 2003. Tufa ve Traverten. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yayınları: 75. 106s.
[4] https://www.mta.gov.tr
[5]. Mustafa Öztürk. 2018. Mermer kesiminden kaynaklanan çevre kirliliği ve önlemler. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı.
[6] Doğan Kantarcı.2015. Açık taş ocağı işletmesinin çevreye etkileri ve sürdürülebilirliği. 7. Ulusal Kırmataş Sempozyumu bildiriler kitabı.
[7] Eşref Atabey. 2021. Su Damlası. 1.Baskı, Haziran 2021.228s. ISBN 978-625-7647-502
[8] Eşref Atabey. 2018. Suyun Hikayesi. 615s. ISBN: 978-605-9331-87-6 Asi Kitap. İstanbul.
[9] Resmi Gazete. Zeytinciliğin Islahı Ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun. Tarih: 26.1.1939. Sayı: 3573.
[10] Seyfi Kulaksız. 2012. Madencilikte çevre yönetimi. Maden Mühendisleri Odası.
[11] http://www.mapeg.gov.tr/maden_istatistik.aspx-erişim
[12] İMMİB. 2022. Maden ihracatı.
[13] Eşref Atabey. 1997. Karbonat sedimantolojisi. JMO yayını No: 45. 130s. Ankara.

Foto 24- Mermer ve taş ocakları hakkında kaynak kitaplar



