DR. EŞREF ATABEYFLAŞ HABER

İLİÇ ALTIN MADENİ ÇEVRE FELAKETİ

İLİÇ ALTIN MADENİ ÇEVRE FELAKETİ

DR. EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi/Tıbbi Jeoloji Uzmanı/Yazar

 

Erzincan İliç ilçesi Çöpler altın madeni işletmesinde, 21.6.2022 tarihinde Yığın Liç sahasına siyanür içerikli solüsyon taşıyan boru hatlarında meydana gelen arızanın üzerinden daha 1,5 yıl geçmiş iken bu sefer aynı altın madeni işletmesinde 13 Şubat 2024 tarihinde ‘’Liç Atığı (pasası)’’ bulunduğu yerinden aşağıya, Sabırlı Deresi Vadisine doğru kayarak bir çevre felaketine yol açmış, akan çamur kütlesi altında 9 işçinin kalmasıyla acı bir tablo yaşanmıştır.  

 

UYARILAR: İliç Altın madenciliğinin doğal çevreye geri dönüşü olmayan zararlar verdiğini; 13 Şubat 2024 tarihinde madende olan felaketten Altı ay önce 21 Ağustos 2024 tarihinde İliç altın madeninin de içinde bulunduğu ‘’Fırat-Karasu Havzası’nda Küresel Bir çevre Felaketine Doğru’’ başlıklı yazım ile (Linki: https://www.bodrumguncelhaber.com/firat-karasu-havzasinda-kuresel-bir-cevre-felaketine-dogru/), bu tarihten 1,5 yıl önce de 15 Ağustos 2022 tarihinde  ‘İliç Altın Madeni; Bir Baia Mare, Bir Norilsk Olmasın’’ başlıklı yazılarımla dikkati çekmiştim. (Linki: https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/ilic-altin-madeni-bir-baia-mare-bir-norilsk-olmasin#google_vignette).

Diğer taraftan ‘’Madencilik ve Çevre’’ kitabı ile   ‘’İliç Çöpler altın madeninde siyanür sızıntısı’’, ‘’Altın’’ Madenciliğinin Ekosistem ve İklime Etkisi’’, ‘’Altın, Üretilmesi Zorunlu Bir Maden Mi?’’ ‘’Altın Madenciliğinde Kamu Yararı Bulunmuyor’’ başlıklı yazılarımla da kamuoyuna bilgilendirmeler yapmıştım.

 

Fırat-Karasu Havzasındaki Kemaliye-Divriği-İliç üçgeni içindeki geniş bir alan tamamen madencilik faaliyetine açılmıştır. Munzur Dağları kuzey bölümündeki bu alanda daha çok altın ve demir üzerine yoğunlaşmış bir madencilik egemendir. Bölgedeki karstik kireçtaşlarında depolanan yer altı sularını boşaltan kaynaklar ve dereler maden sahaları içindedir. Maden pasaları (artıkları), asit maden drenajı oluşumu, İliç’te olduğu üzere siyanür ve başka kimyasalların kullanımıyla Fırat’ın yan kollarını besleyen yüzey ve yer altı suları dolayısıyla su havzası gün geçtikçe kirleniyor.

  Fırat-Karasu Havzasındaki madencilik faaliyetlerinin yol açtığı tahribat ve havza kirliliği sınıraşan sularla ilgili belirlenen politikaya ve ‘’Doğal Durumun Bütünlüğü İlkesi’’ ne aykırıdır.

 

İLİÇ ALTIN MADENİ LİÇ ATIĞI YIĞINI NEDEN KÜTLE HALİNDE KAYDI/AKTI?

Bu felaketin birkaç nedeni vardır. Arazi gözlemlerime göre, bu olasılıkları şöyle sıralayabiliriz.

1- Atık yığını şev açısı, şev basamakları kurallara uygun olmadığı,

2- Kapasitenin üzerinde malzeme yığıldığı, yükleme yapılırken malzemenin tane özellikleri ve kohezyon davranışının dikkate alınmadığı,

3- Sahanın hidrolojik ve hidrojeolojik yapısı, yer altı suyu hareketi, yağmur-yüzey suyu drenajı gibi unsurlar dikkate alınmadığı görülüyor.

4-Yığın halindeki malzemenin aşırı ıslanmasıyla taneler arasına suyun girmesiyle sürtünme gücünü kaybetmesiyle malzemenin gevşek, sıvılaşan ve akma özelliği kazanması sonucunda kayma gerçekleşmiş olabilir. 

5-Asidik karakterli yağmur suyu ile yığın malzemesi ıslandıkça ve yer altı suyu da yığın tabanına aktıkça, yığın tabanında killi malzeme birikir. Biriken bu kil tabakası temel ile yığın malzemesi arasında bir sabun gibi davranarak, kütle halinde kayma gelişmiş olabilir.

6- Malzemenin duraylılığını sağlamak, ıslanmasını ve yer altı suyu gelişini kesmek için kuşaklama ve drenaj gibi yöntemlerin yeterli olmadığı anlaşılıyor.

7- Diğer husus ise altın ocağında yapılan patlatmaların etkisidir. Olay öncesi de saat 12 gibi dinamit patlatıldığı söyleniyor. Eğer bu doğruysa yığın liç atığını harekete geçirmiş olabilir.

8-Liç atığı yığını eğimli bir yamaç üzerinde depolanıyor. Malzemenin duraylı bir yamaç üzerinde olmaması ve kapasiteyi aşan bir yük uygulanması akma-kayma nedeni olabilir.

9- Akan yığın liç alanı güneyinde aktif Munzur Fayı ile doğusunda Sabırlı Fayı bulunur. Kandilli Rasathanesi ve Deprem araştırma Enstitüsü kayıtlarına göre olayın olduğu anda bir deprem kaydı görülmemekte.

10- İliç, Çöpler altın maden ocağında gerçekleşen bu kaymayla ilgili, kapasite artışı yapılarak liç atığı depolama alanında fazla yığma yapıldığı, kontrol ve denetimlerin yapılmadığı ve bir ihmalin olduğu anlaşılıyor.

 

11- Altın maden ocağının bulunduğu Munzur Dağı kuzey yamacındaki morfoloji tamamen bozulduğu, maden pasaları (artıkları) dağın yamacından aşağıya Sabırlı Deresi vadisine döküldüğü, yağmur/sel sularının sahaya girişini engelleyici, yıkanmayla asit maden drenajı oluşumuna karşı önlem olarak drenaj sistemi, toplama havuzu gibi herhangi bir sistemin olmadığı görüldüğü halde yeterli önlemler alınmadığı anlaşılıyor.

12- Sismik yöntemlerin kullanılıp kullanılmadığı, yer altı suyu hareketi, yüzey sularının etkisi takip edilmiş mi bilinmiyor.

13- Eğimli bir topoğrafya üzerinde bulunan alanda kapasite artışına gidilmesiyle ortaya çıkacak risk durumu, atık havuzunun durumu, pasalardan süzülen asidik suların etkileri, pasa ve şev kaymalarının önlenmesi hakkında gerekli önlemlerin alınmadığı anlaşılıyor. 

14- Kaymanın/kütle hareketinin asıl nedenin kapasitenin üzerinde malzeme yığılması, hidrojeolojik şartların dikkate alınmaması, dolayısıyla Atık Yönetiminin sağlıklı yapılmamasıdır diye belirtebiliriz. 

 

15- 25 Eylül 1926 tarihinde faaliyete geçen ‘’Bir kanaryanın 3 gün yaşayamadığı’’ maden sahası diye anılan Balıkesir Balya kurşun madeninin kapanmasından yıllar geçmesine karşın, hala çevreyi kirletmeye devam ediyor olması örneği önümüzde duruyorken günümüzde böyle bir maden felaketinin yaşanıyor olması, bilimsel ve teknik kriterlere önem verilmediği, kontrol ve denetimlerin tam yapılmadığı, iş güvenliği ve sağlığına önem verilmediği anlamına geliyor.

ALTIN OCAĞI VE ATIK HAVUZU AKTİF FAY ÜZERİNDE BULUNUYOR

Maden sahası Türkiye’de en tehlikeli diri faylarından biri olan Malatya Fayının Kemaliye Gümüşçeşme köyünde çatallandığı doğu kolu üzerinde, Divriği Fayı ile Salihli-Bağıştaş Fayı ucunda yer alır. Maden alanın güneyi ters fay karakterli Munzur Fayı ile sınırlanmıştır.

Altın sahasının ortasından kuzeybatı-güneydoğu yönünde konumlanan doğrultu atımlı Sabırlı Fayı geçiyor. Kayan Liç atığı bu iki fayın kesişme noktasında bulunuyor.

27 Ocak 2003 tarihinde maden bölgesine yakın Pülümür’de 6.5 büyüklüğünde, Kemaliye Gümüşçeşme köyünde 9 Mayıs 2020’de 4 büyüklüğünde deprem olmuştur. Yörede sık sık depremler olmaktadır.

TIBBİ JEOLOJİK RAPOR

Maden sahasındaki yan kayaçlar ile cevherli kayaçlar içinde toksik elementlerden radyoaktif uranyum, toksik elementlerden arsenik, kadmiyum, nikel, kurşun gibi, kanserojen asbest gibi mineral tozlarının araştırılması ve tespiti, bunların çevrede yaşayanlar ve madende çalışanlar üzerindeki olası sağlık etkileri hakkında Tıbbi Jeolojik rapor hazırlanması ve bu raporun ÇED Raporu içinde bir ek olarak yer alması gerekiyorken, böyle bir rapor şirketin ÇED raporunda yer almadığı görülüyor.

Şekil 1

Şekil 2

İLİÇ ALTIN MADENİ

Erzincan İliç ilçesi, Çöpler ve Sabırlı köyü civarında, ÇED izni verilen 1.746 hektar altın madeni kompleksinde açık ocak madencilik faaliyetleri ile oksitli ve sülfitli cevher çıkarılıyor. Oksitli cevher yığın Liçi ve Adsorpsiyon-Desorpsiyon-Geri-kazanım tesisinde, sülfitli cevher Basınçlı Oksidasyon ünitesinde zenginleştirilerek dore altın+gümüş ve bakır keki üretimi gerçekleştirildiği ÇED raporunda belirtilmektedir.

Sülfitli cevherin zenginleştirilmesi neticesinde ortaya çıkan atıklar ‘’Atık Barajı’’nda depolanıyor. 2014 yılında nihai ÇED projesi kapsamında Atık barajının 5 aşamada inşa edilmesi ve toplam kapasitesinin 36,7 Mton olması planlanmış. Atık barajı hali hazırda 2. aşama 1205 metre kotunda olup, 2018 yılında atık depolanmaya başlanmış. 2019 Kasım ayı sonu itibariyle 1.805.142 ton atık depolanmış.

2021 yılı kapasite artırımıyla Atık barajı 7 aşamalı olarak, 75 metre daha yükseltilerek 1.280 metre kotuna çıkarılması, kapasitesinin de 52,4 Mton’a yükseltilmesi planlanmış. Havuzdaki suyun havaya püskürtülmesi işi evaporatör kullanımı, su yönetimi ve saha yüzey suyu yönetimi için endüstriyel atık su arıtma tesisi kurulumu seçeneklerinin de değerlendirildiği belirtilmekte.

 

Şekil 3: Çöpler altın madeni sahası ve yerleşim yerleri (ÇED Raporundan)

ASİT MADEN DRENAJI

İliç altın madeninde dore altın+gümüş ve bakır keki üretildiği belirtilmektedir. Cevher mineralleri içerisinde ‘’altın’’dan başka, gümüş, bakır, arsenik, kurşun, çinko, pirit, pirrotin, kalkopirit gibi sülfür mineralleri de bulunmakta olup, bunlar asit maden drenajı oluşumuna yol açarlar.

Yağmur sularıyla yıkanan pasalardan süzülen asidik sular ve ağır metalce zengin sedimentler doğrudan Karasu Nehri’ne ve baraj sularına karışmaktadır. 

Siyanür havuzu sızıntısında ya da yıkılmasında anlık çevre felaketi gerçekleşir. Ancak sülfürlü maden pasalarının yağmurla yıkanması sonucu oluşan asidik suların etkileri ve yol açtığı zararları kat kat fazla olup, yıllar boyunca devam eder. Bu konuda ne tür önlemler alındığı bilinmiyor. 

Pasa (artık) içindeki bu sülfürlü elementler yağmur suyu ile yıkanarak tabanda asidik bir su oluşur; kaynak ve dere sularının ağır metalce kirlenmesine yol açar; tarım topraklarını kirletir, çevre ve insan sağlığını tehdit eder.

ATIK DEPOLAMA

Altın madeni atıklarının depolandığı tesislerin kurulacağı alanın jeolojik, hidrojeolojik, jeokimyasal, hidrokimyasal ve mühendislik jeolojisi çalışmasının, tesisin kurulacağı alandaki kayaçların geçirimlilik ve iletim özellikleri sağlıklı bir şekilde belirlenmediği anlaşılıyor.

 

Şekil 4

ATIK BARAJI RİSKİ

Atık barajı bendi çekirdeğini sıkıştırılmış kil oluşturur. Kum, çakıl ve kayadan oluşan dolgu malzemesi gövdenin iç ve dış yüzeyini kaplar. Maden Atıkları Yönetmeliğine göre, atık barajı tabanında sızdırmazlık 50 cm düşük geçirimli doğal kil malzeme üzerinde jeosentetik kil tabakası, üzerinde 2 mm kalınlığında çift taraflı pürüzlü yüksek yoğunluklu polietilen jeomembran ve onun üzerinde jeokompozit tabakası ile sağlanacağı belirtilir. Eğimli bir yamaçta bulunan Çöpler atık barajında sızıntıyı engellemenin, atık barajı yapım tekniği ve kullanılan malzeme dikkate alındığında bu çok zordur. Bunun güvenirliliği tartışmalıdır.

Nihai baraj gövde yüksekliği, yüz yılda bir tekrarlanma olasılığı olan fırtınalardan kaynaklanacak yüzey sularını tutabilecek bir hacim ilave edilerek hesaplanır. İliç atık barajı için bu hesaplanmış mıdır; bilinmiyor.

Atık barajları ulaşımı zor, yüksek eğimli, hakim rüzgarlara açık, hassas eko sisteme sahip, fay hattı üzerinde bulunan ve kaynak suları içeren sahalarda inşa edilmemelidir. Ancak İliç atık barajı, bu risklerin bulunduğu alanda inşa edilmiştir.

İliç altın madeni atık barajının olası yıkılması durumunda bir çevre felaketinin yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerekiyor.

İliç Siyanürlü Atık havuzu eğimli bir yamaç üzerinde bulunuyor. Konumu itibariyle ve yörenin depremselliği düşünüldüğünde risk oluşturuyor. 

Altın madenciliğinde siyanürlü proses atıkları ya doğrudan ya da kimyasal arıtma işleminden sonra atık barajlarında biriktirilir ve atık barajlarında siyanürün doğal bozunması beklenir.

İliç atık barajı yaklaşık 30 derece eğimli bir yamaç üzerinde kurulmuş olup, kapasite artırımıyla 75 metre daha yükseltilecek olması sızdırmazlık bakımından risk taşımakta, büyüklüğü 6,5-7 ve üzeri bir depremde atık barajının yıkılması söz konusu olabilir.

 Dünya’da birçok siyanürlü maden atık barajı yıkılması olmuş ve çevre felaketine yol açmıştır. Fırat Nehri’nde olası bir çevre felaketi durumunda, sınıraşan sular hukukuna göre de uluslararası bir sorun teşkil edebilecektir.

Atık barajında bir sızıntı ya da bendin yıkılmasında 52,4 Mton atık çevre felaketine yol açar.

Nitekim Çöpler altın madeni işletmesinde, 21.06.2022 tarihinde Yığın Liç sahasına siyanür içerikli solüsyon taşıyan boru hatlarında meydana gelen arıza nedeniyle yaklaşık 20 m3 solüsyonunun aktığı biliniyor.

Aşırı yağış ya da depremle yıkılması durumunda, siyanürlü ve kimyasal atıklı, atık çamuru hemen bitişiğindeki Karasu Nehri, İliç ve Bağıştaş Barajına karışacak, buradan sırasıyla Keban, Karakaya, Atatürk, Birecik ve Karkamış barajları hatta, Suriye ve Irak’a kadar sucul canlı yaşamı olumsuz etkilenecektir. Tarihin en önemli nehirlerinden biri olan Fırat ve Fırat’ın Karasu kolu belki de tümüyle canlılık vasfını yitirecektir.

Şekil 5

İLİÇ ALTIN MADENİ SAHASI HİDROLOJİK VE HİDROJEOLOJİK YAPISI

İliç altın madeni Munzur dağları kuzey yamacındadır. En önemli akarsuyu Munzur Dağlarından doğan ve altın sahası ortasından geçerek Karasu Nehri’ne kavuşan Sabırlı Deresidir. Bu dereye karışan Çöpler Deresi ile atık barajının olduğu yerde Topraklık Dere yan kolları vardır. İliç merkezinden geçen Palanbağı Dere vardır. Sabırlı köyü civarında sulu olan Merk Deresi ise Sabırlı köyünden sonra yaz aylarında kuruyarak maden sahasında yer altından devam eder. Maden sahası kuzeyde Karasu Nehri üzerinde kurulu İliç Barajı ile sınırdır. Saha yoğun bir drenaj ağına sahiptir. Yamaç eğimi oldukça fazla olup, bazı yerlerde bu 45 derece kadar varabiliyor. Sahanın güneyi kırıklı ve çatlaklı karstik Munzur Kireçtaşı ile sınırdır. Bu kireçtaşı boşluklu, kırıklı ve karstik geçirimli yapısıyla yağmur ve kar sularını bünyesinde toplamaktadır. Birer su deposudur. Bu yer altı suyu eğimli maden sahasına doğru yer altından Karasu Nehrine boşalmaktadır. Maden sahasının eğimli bir topoğrafya üzerinde bulunuşu, yer altı suyu ve hidrojelojik yapısı dolayısıyla büyük risk altındadır. 

 

Şekil 6: Çöpler altın madeni sahası drenaj sistemi (ÇED Raporundan)

 

SİYANÜR VE ETKİSİ

 

Yasalar ve kurallar olmasına karşın, siyanür kullanımıyla ilgili riskler her zaman ve her an mevcuttur ve kaza ihtimali vardır. Siyanür ya da tehlikeli maddeler aynı oranda denetlenememektedir. Yakın tarihte yaşanan facialar çok sayıda insan ve diğer canlı türlerinin hayatına mal olmuştur.

 

İliç altın madeninde Liç Atığı kaymasıyla siyanür tehlikesi ortaya çıkmıştır. 

Siyanür; serbest siyanür, hidrojen siyanür ya da hidrosiyanik asit şeklinde olur. Hidrojen siyanür, renksiz bir gazdır. Keskin ve bayıltıcı, bademe benzer kokusu vardır. Canlılar için bilinen zehirlerin en tehlikeli olanı hidrojen siyanür gazıdır. Su yüzeyinde bulunan siyanür de hidrojen siyanür formuna dönüşür ve buharlaşır.

 

Siyanür; hava yoluyla, içme suları, toprağa temas eden cilt yoluyla, siyanür bulaşmış yiyeceklerin tüketilmesiyle vücuda alınabilir. Siyanür, kısa sürede beyin ve kalbi etkileyerek koma ve ölüme neden olabilir. Düşük düzeyde siyanüre uzun süre maruz kalma sonucunda solunum güçlükleri, kalp ağrısı, kusma, kan değişiklikleri, baş ağrısı ve triot bezinde büyüme ortaya çıkabildiği tıbben belirtilmektedir.

Eser miktardaki hidrojen siyanür oksijenin büyük bir kısmını hemoglobinden uzaklaştırarak onun yerine geçebilir. 

Dolayısıyla dokular oksijensiz kaldığından öldürücü etki yaratmaktadır. Aynı şekilde serbest siyanür iyonları metal siyanür kompleksleri ve siyanür türevleri az ya da çok tehlikeli ve zehirli maddeler olarak kabul edilirler.

 

ALTIN MADENCİLİĞİNDE SİYANÜR KULLANIMI

 

Altın madenciliğinde, cevherin altın içeriği tonda üç gramdan az ise yığın, daha fazla olduğunda tank liçi (özütleme) yöntemi kullanılmaktadır. Sülfürlü metalik minerallerin köpüklü yüzdürmeyle ayrılmasında, çözeltide, çökmesi istenen mineralin bastırılarak çöktürülmesinde de siyanür kullanılabiliyor. 

 

2021 yılı kapasite artırımı öncesinde Çöpler altın madeninde yılda 6.500 ton sodyum siyanür kullanılacağı belirtilmiştir. 

 

Ortamın asiditesi (pH) 9 civarında iken hidrojen siyanür ve siyanür iyonu derişimi eşittir. Ortamın pH’ı azalırken buna paralel olarak siyanür iyonu derişimi azalmakta, pH 7’nin altına düştüğünde ortamda sadece hidrojen siyanür görülmektedir. Buna karşın pH yükselirken de hidrojen siyanür varlığında azalma izlenmekte, pH 11’in üzerinde ise ortamda hidrojen siyanür yok gibidir.

 

Seyreltik siyanür çözeltisinde ve oksijen varlığında, altın, siyanür iyonu ile tepkimeye girer. Bunun için, ortam pH’ının yüksek olması, hidrojen siyanür bulunmaması gerekir, çünkü hidrojen siyanür oluşması, siyanür kaybı demektir. 

 

Zenginleştirilecek olan cevherin mineralojik yapısı ve kimyasal bileşimine bağlı olarak, ortamda hem serbest siyanür hem de altın siyanür bulunması dışında çinko, nikel, bakır, demir, kobalt, kadmiyum ve cıva gibi ağır metallerin siyanür bileşiklerinin oluşması doğaldır. Çözeltiye alma sırasında sorun teşkil eden bu bileşikler, proses tamamlandıktan sonra artığa dahil olup, atıldıklarında toksik özellikleri dolayısıyla potansiyel tehlike oluştururlar.

 

Madencilikte siyanürün olası çevresel etkilerini bertaraf için; artıkların atılması öncesinde siyanürü geri kazanma, artıktaki siyanürlü bileşiklerin parçalandığı ya da pasifize edildiği kimyasal ya da biyolojik bozundurma ve bir de doğal bozundurma olmaktadır.

Siyanürün en önemli etkisi aslında toprakta hareketsiz duran ağır metalleri, yani kurşun, cıva, antimon ve çinkoyu hareketli hale getirmesidir. 

 

İLİÇ ÇÖPLER SİYANÜRLÜ LİÇ ATIĞININ OLASI ZARARLARI

 

İliç Çöpler altın madeninde gerçekleşen Liç atığının Sabırlı Deresine kaymasıyla olası siyanürle 

bulaşık atığın zararları hava, su ve toprak yoluyla olacaktır. 

 

1- Asidik ortamda Hidrojen Siyanürün anında havaya karışması ve bunun solunmasıyla zararı olabilir. Ortam pH’ı 8 ya da 7’ye düştüğünde hidrojen siyanür formu buharlaşır ve havaya karışır. Bu insanlar için sağlık riski oluşturur. 

 

2- Siyanür içeren atık suların dere sularına, drenaj ağı vasıtasıyla hemen yanındaki Karasu Nehri’ne karışması sonucu siyanür, su içinde ‘’siyanojen klorür’’ gazına dönüşebilir. Suda oldukça yüksek oranda çözünen siyanojen klorür gazı çok zehirlidir. Siyanojen klorür gazı sucul hayvanlara, balıkların toplu ölümlerine neden olur. 

 

3- Sızıntı siyanür bileşikleri ağır metalleri, yani kadmiyum, arsenik, kurşun, cıva, antimon ve çinko gibi elementleri hareketli hale getirmiş olabilir. Bu ağır metaller toprakta hareketsiz iken, bitki kökleri tarafından alınamayan; ancak siyanür sızıntısıyla hareketli hale geçerek, bitki kökleri tarafından alınarak bitkinin bünyesine geçmiş olabilir. Siyanür, yüksek derişimlerde toprak mikroorganizmaları için toksiktir (zehirlidir) ve toprak yoluyla yer altı suyuna geçebilir. 

 

MADEN PASALARI (ARTIKLARI)

 

Yer altı ve yüzey madenciliğinin her ikisi de genelde madenin yakınında yüzeyde toplanan atık malzemeler oluşturur. Çoğunlukla cevher mineralleri içeren bu tür atık yığınları çevre kirliliğinin kaynakları olmakla birlikte, en büyük çevre sorunlarına cevherlerin işletilme süreçleri yol açıyor. 

 

  Çıkarılmış cevher kırma ve öğütülmeyi içeren konsantrasyon işlemine tabi tutulur. Bu konsantrasyon işlemi sonrasında geride kalan çok ince atık malzeme pasa adını alır ve bu malzeme gang mineralleriyle birlikte eser miktarda cevher minerali de içererek ciddi bir çevre kirletici kaynak oluşturabilir. Pasalar, çok ince tane boyutlarında olup rüzgar etkisiyle kolayca taşınır. 

 

Uzun dönem önce terk edilen maden sahalarında pasalar, çevredeki toprak ve sularda ciddi kirlenmelere yol açabilecek ölçüde çevreye bırakılıyor.

 

Birkaç örnek vermek gerekirse, konumuz olan Erzincan-İliç’deki altın, Balıkesir-Balya’daki kurşun, İzmir-Ödemiş Halıköy ile Konya-Sarayönü’ndeki cıva, Niğde-Ulukışla Maden köyündeki kurşun, Tokat-Turhal’daki antimon, Kastamonu-Küre, Artvin-Murgul ile Elazığ-Maden’deki bakır, Sivas-Divriği’ndeki demir, İzmir-Bergama’daki altın madeni pasalarının çevreye verdiği zararları bir felaket düzeyindedir.

 

Metalik maden pasaları, 2 Nisan 2015 tarihli Atık Yönetimi Yönetmeliği EK-4 atık listesi-atık kodu tanımındaki,

  01 kodu kategorisi madenlerin aranması, çıkarılması, işletilmesi,  fiziki ve kimyasal işlemlere tabi tutulması sırasında ortaya çıkan atıklar sınıfında yer alan, 

01 03 04 ile 01 03 05 atık kodlu sülfürlü cevherlerin işlenmesinden kaynaklanan asit üretici maden atıkları ile tehlikeli madde içeren diğer maden atıkları kategorisine girmektedir. 

 

Cevher atığındaki sülfür miktarı en fazla % 0,1 olmalıdır. İliç Çöpler altın madeni pasalarındaki sülfürlü miktarı oranı nedir; bilemiyoruz.

 

Arsenik, bor, baryum, berilyum, kadmiyum, kobalt, krom, bakır, flor, cıva, molibden, nikel, kurşun, antimon, selenyum, kalay, toryum, uranyum, vanadyum ve çinko maden atığı içinde çevre ve insan sağlığı için risk oluşturmamalı, eşik seviyesini aşmamalıdır.

 

Balıkesir-Balya-Kadıköy kurşun madeni. 1939’da kapatılmıştır. Kimyasal madencilik yapılan ilk bölgelerden birisidir. Kayaçlardaki düşük kurşun miktarını elde etmek için kimyasal solüsyonlar kullanılmıştır. Bugün madende halen 4 milyon tonluk işlenmiş atık bulunuyor. Bölge Manyas Gölü’ne çok yakındır.

TÜİK’e göre Türkiye’de 2020 yılı toplam maden atık miktarı 896.448.878 ton olmuştur. 

 

ALTIN MADENCİLİĞİ VE ÇEVREYE ETKİSİ

 

İliç altın madeni sahasında yamaçtaki bitki örtüsünün tamamen sıyrıldığı, meşe yoğun ağaçların kesildiği görülmüştür. Meşe ağaçları en çok karbon emen ve bu özelliğiyle küresel ısınmada önemli rolü olan ağaçlardır. Maden alanına sınır İliç merkezi, Çöpler, Sabırlı ve Bahçe köyleri, yine maden işletmesine sınır alt kotta Karasu Nehri, Bağıştaş ve İliç barajları yer almaktadır. Çevre kirliliği açısından, Karasu Nehri ve Baraj gölleri kirlenmemesi için ne tür önlemler alındığı bilinmiyor.

Altın madenciliği doğal çevreye geri dönüşü olmayan zararlar veriyor. Günümüzde bir yılda üretilen 3000 tondan fazla altının yüzde 90’ı siyanürle üretilmek zorunda. Su kaynakları, hava kalitesi, yaban hayatı, toprak kalitesi ve iklim üzerinde olumsuz etkileri oluyor. Toprak ve suya asit maden drenajı (asidik sular) ve kirletici kimyasallar sızıyor. Rüzgar ve gaz emisyonlarınca taşınan partiküller hava kalitesini bozuyor. Orman ve bitki örtüsünün, üst toprağın kaldırılması, faunanın yer değiştirmesi, kirleticilerin salınımı ve gürültü oluşturmasıyla çevreyi etkiliyor.

 

Suyu depolayan kayaların, suyu üreten ormanın ve bitki örtüsünün, biyolojik çeşitliliğin ortadan kaldırılması, havayı, suyu ve toprağı kirletmesi nedenleriyle altın madenciliğinin doğrudan ekosisteme, iklim değişikliği üzerine olumsuz etkileri oluyor. 

Tüm ülkede siyanürle altın üretimine son verilmelidir.

 

ALTINA İHTİYAÇ VAR MI?

 

Tarihte savaşların, yıkımların, sömürgeleştirmenin nedeni olmuş, Rus İktisatçı Prof. Dr. Andrei Vladimirovich Anikin’in, 1978 yılında yayımlanan kitabına ‘’Gold-Yellow Devil’’ yani ‘’Altın-Sarı Şeytan’’ adını verdiği ‘’altın’’, sihirli gücünü nereden almaktadır? Altına ihtiyaç var mı?

 

Dünyada üretilen altının yüzde 46,5’i mücevherat, yüzde 24’ü yatırım, yüzde 23’ü Merkez Bankası ve diğer, yüzde 6,5’i teknolojide kullanılıyor.  Bu oranlara bakıldığında ‘’altın’’ın yüzde 93,5 gibi neredeyse tamamına yakın bir oranı diğer metalik ve endüstriyel minerallere göre bir ihtiyaçtan dolayı değil,  mücevherat ve yatırım tutkusu için üretildiğini söyleyebiliriz. Elektronikte kullanımını dikkate alacak olursak şimdiye kadar üretilen altın fazlasıyla yetmektedir. Dolayısıyla altın üretmeye gerek yoktur.

‘’Dünyada üretilen altının çoğu, külçe olarak üreten şirketlerin ülkelerindeki para kasalarında tutulmaktadır. Altın ticareti bir bakıma para ticareti olup, çoğu külçe halinde kıymetli metal olarak saklanmaya ve ziynet eşyası üretmeye yönelik üretilmektedir. Dünyada teknoloji için kullanılacak yeteri kadar altın üretilmiştir. Bundan sonra altın teknolojide kullanımı için üretilmesi zorunlu bir maden değildir’’

Çok uluslu şirketler çoğu zaman üretim sürecini tamamlamadan ürettikleri hammaddeyi alıp gitmekte, geriye tahrip edilmiş bir arazi, suyu kirletilmiş ve ağaçları yok edilmiş bir doğa, ağır metaller ve siyanür başta olmak üzere kimyasallarla kirletilmiş topraklar bırakmaktadırlar.

ALTIN MADENCİLİĞİNDE KAMU YARARI BULUNMUYOR

 

Kamu yararı; Ulusun, toplumun gereksemelerini karşılayan, toplumun bütün çıkarlarını gerçekleştirmek amacıyla girişilen çalışmalar olarak tanımlanır. Günümüzde “kamu yararı” kavramı ile “toplum yararı”, “ortak çıkar”, “genel yarar” gibi kavramlar da aynı anlamda kullanılır. Kamu yararı ile “bireysel çıkar”dan farklı olarak “ortak toplumsal” bir fayda amaçlanmaktadır. Mevcut sistem içinde altın madenciliği her zaman tartışılacaktır. Madenler sosyal devlet anlayışıyla kamu yararı gözetilerek işletilmelidir.    

 Türkiye’de yabancı sermayeli altın madenciliği yapan şirketler; 

‘’Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları çerçevesinde bazı vergileri kendi ülkelerinde ödemektedirler. 

Ülkemizde Maden Kanun’unda öngörülen teşvikler ve ülkemizde uygulanan SGK, elektrik, istihdam, yatırım gibi diğer tüm teşviklerden yararlanmaktadırlar. 

Ar-Ge teşviki ve KDV iadesi almaktadırlar. 

Ürettikleri altın karşılığı olarak, ödedikleri devlet hakkının altın karşılığı düşüktür. 

Ürettiklerini dolar ya da altın olarak alıp götürmektedirler. 

Her zaman «kazanamadıklarını» ifade ediyorlar. Çok kazanmak için genellikle taşeronlarla çalışmakta, ekipmanı kiralamakta ya da ekipman kiralamayı taşeron aracılığı ile yaptırmaktadırlar. 

Geride ağaçları kesilmiş, kimyasallarla kirletilmiş topraklar bırakılmaktadırlar.

Altın üreten yerli/yabancı sermayeli madencilik şirketleri devlete devlet hakkı olarak yüksek bedeller ödediklerini, az kar ettiklerini her fırsatta ifade etmektedirler’. Algıya yönelik bu söylemler doğru değildir.

Şöyle ki; Maden Kanunun 14.maddesinde altın ve benzer, madenlerden devlet hakkı “ocak başı satış fiyatı” üzerinden alınmaktadır. Ocak başı fiyatı altının satış fiyatı olmayıp kanundaki tanımı; ” … madenin ocakta üretiminden ilk satışının yapıldığı aşamaya kadar oluşan nakliye, zenginleştirme ve varsa farklı prosese ait kullanılan tesis ve ekipmanın amortismanı dahil giderler çıkarılarak oluşan fiyattır.” şeklindedir.

Diğer taraftan maden kanunun 9.maddesinde; ”.. Altın, gümüş ve platin için ise devlet hakkının %40’ı alınmaz” denilmiştir. Bu iki madde birlikte değerlendirildiğinde altın üreten yerli/yabancı sermayeli madencilik şirketlerinin ülkemizde “ürettikleri altının karşılığı ödedikleri devlet hakkının altın olarak karşılığının” çok düşük olduğu görülecektir. Altın üreten firmalar çok kâr etmektedirler’’.

 

  1. C. Anayasası Madde 168:Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. 

İLİÇ ALTIN MADENİ FAALİYETİNE SON VERİLMELİ

İliç altın madeninin Ülkemizdeki en önemli su havzası içinde bulunması, yöreye dair özellikler, Fırat Nehri’nin sınıraşan sular kategorisinde ve uluslararası bir öneme sahip olması, tarımsal sulamada kullanılan Atatürk Barajı gibi üzerinde kurulu birçok barajların bulunması yönüyle, madenden kaynaklı doğabilecek bir çevre felaketinin vereceği zararların boyutları düşünüldüğünde, bu bakımdan Kemaliye-İliç ve Divriği havzası madencilik faaliyeti yapılamayacak yerlerden biri olup, kamu yararı, sağlıklı ve dengeli bir çevre, canlı varlığı, yaşam, ekolojik ve kültürel alanların korunması adına madencilik faaliyetlerine son verilmesi daha akılcı olacaktır. 

İliç altın madeni bir Baia Mare, bir Norilsk olmasın.

 

T.C. Anayasası’nın çevrenin korunmasıyla ilgili 56’ıncı maddesini bir kez daha hatırlayalım.

‘’Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir’’

Günümüzde madencilik faaliyetlerine maruz kalan, ‘’doğa’’, iklim değişikliğine karşı savunmasız durumdadır. Doğanın yok edilmesi uluslararası bir suç olmalıdır. “Çevreye kıyım”, soykırım veya insanlığa karşı suçlarla, Lahey merkezli Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından kovuşturulabilecek suçlarla aynı şekilde ele alınmalıdır. Doğa hakkı insan hakkından önce gelir.

 

Kaynaklar

Eşref Atabey. 2023. Madencilik ve Çevre. 196s. Sarmal Kitabevi. İstanbul.

Eşref Atabey ve Mehmet Karadeniz, 16 Eylül 2019. Herkese Bilim Teknoloji ‘’Altın madenciliğinde kullanılan siyanürü anlamak’’ (https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/altin-madenciliginde-kullanilan-siyanuru-anlamak).

Eşref Atabey. 2022. İliç altın madeni siyanür sızıntısı. www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/ilic-altin-madeni-siyanur-sizintisi-gercegi
Eşref Atabey. 2024. www.temizmekan.com/ilic-copler-altin-madeni-siyanur-sizintisi/
onedio.com/haber/16-maddede-norilsk-
Eşref Atabey. 2024. https://www.bodrumguncelhaber.com/firat-karasu-havzasinda-kuresel-bir-cevre-felaketine-dogru/

Atabey, E. 2010. Türkiye’de antropojenik (insan kaynaklı) unsurlar ve çevresel etkileri. MTA Yerbilimleri ve Kültür Serisi-7. Ankara.

Atabey, E. 2015. Elementler ve sağlığa etkileri. Hacettepe Üniversitesi Mezotelyoma ve Medikal Jeoloji Uygulama ve Araştırm Merkezi yayın No: 1. Ankara. 

Mehmet Karadeniz. 1996.Cevher zenginleştirme tesis artıkları, çevreye etkileri önlemler. İstanbul Ofset Basım Yayın San. Tic. A. Ş., İstanbul. 

Mehmet Karadeniz. 2008. Sülfürlü madenlerin sorunu asit maden drenajı ve çözümü. TMMOB Maden Mühendisleri Odası yayını.231s.  Rouse, J. V. 1990. Cyanide and the environment. Supplement to Mining Journal.

Mudder, T.I. ve Botz, M. 2004. Cyanide and society: A critical review. The European Journal of Mineral Processing and Environmental Protectation.V.4. No.1.

Necati Yıldız. 2022. Altın madenciliğinde algı yönetimi: Çevre ve siyanür… Ya ekonomik boyutu?

Simeonova, F. P. Ve Fishbein, L. 2004. Hydrogen cyanide and cyanides: Human health aspects. ekolojibirligi-siyanür-neden-kullanilir-neden-olumculdur/

Scott, J.S. and Ingles, J.C. 1981. Removal of cyanide from gold mill effluent. Canadian Mineral Processors 13th Annual Meeting, ottowa, Ontario, 20-22.

Anagold. 847, 49729 Ve 20067313 Ruhsat Nolu Çöpler Kompleks Madeni 2. Kapasite Artışı Ve Flotasyon Tesisi Projesi. Erzincan İli, İliç İlçesi, Çöpler Köyü. Nihai Çed Raporu. Mart 2021

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu