DR. EŞREF ATABEYFLAŞ HABERHABERLER

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ / KÜRESEL ISINMA / SU KAYNAKLARINA ETKİSİ

 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ / KÜRESEL ISINMA / SU KAYNAKLARINA ETKİSİ

 

 

  1. EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı / Yazar

 

 

En gelişmiş iklim modelleri, küresel ortalama yüzey sıcaklıklarında 1990-2100 dönemi için, yaklaşık 2 ile 4,5 °C arasında bir artış olacağını öngörüyor. Tüm çabalar bunun 2 santigrat derece altında tutulması yönündedir.

Yerküre sıcaklıklardaki artışlara bağlı olarak,

1- Hidrolojik döngünün değişmesi,

2- Kara buzullarının ve deniz buzlarının erimesi,

3- Deniz seviyesinin yükselmesi,

4- Sıcak hava dalgalarının şiddet ve sıklığının artması,

5- Bazı bölgelerde aşırı yağışların ve taşkınların, bazı bölgelerde kuraklıkların daha şiddetli ve sık oluşması gibi, Sosyo-ekonomik sektörleri, ekolojik sistemleri ve insan yaşamını doğrudan etkileyecek önemli değişikliklerin oluşması bekleniyor  [1].

 

TÜRKİYE İÇİN BEKLENEN SORUNLAR

 

1- Su kaynakları baskı altında olacak,

2- Azalan yağışlarla yer altı kaynakları tükenme riskine girecek,

3- Nüfus artışıyla suya olan talep artacak ve kaynaklar daha hızlı tükenecek,

4- Yazın kuruyan ırmaklar, kışın daha güçlü taşacak,

5- Su kıtlığı ile tarım yapılamaz hale gelecek; ya da daha fazla sulama gerekeceğinden su kaynaklarına olan talep tarım alanında da görülecek,

6- Deniz kıyıları (Marmara, Karadeniz ve Akdeniz) 2100 yılında birkaç desimetre yükselecek,

7- Dağlardaki karlanma süreleri azalacak,

8- Daha fazla Akdeniz manzarası, diğer bölgelere bitki örtüsüyle beraber yayılacak. Karadeniz’de Akdeniz bitki örtüsü görülecek,

9- Ege ve İç Anadolu daha kurak hale gelecek.

10- Doğu Anadolu Bölgesi’nde ise ormanlar yerini otsu bitkilere ve çalılara bırakacak; adeta step görünümü alacak.

 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ

 

İklim değişikliğinin sağlığa doğrudan etkisi, ısı dalgaları, seller, fırtınalar ve aşırı hava olayları sonucunda gerçekleşmektedir.

İklim değişikliğinin sağlık üzerine olan dolaylı etkisi ise enfeksiyon hastalıkları, su kullanımı ve besin temini yoluyla olmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü tarafınca yapılan bilimsel çalışmalarda bu hastalıklar aşağıda sıralanmıştır [2].

  • Kuş gribi ●Kene ●Kolera ●Ebola
  • Parazitler ●Veba ●Lyme
  • Zararlı deniz yosunları
  • Kızıl humma ●Uyku hastalığı
  • Verem ●Sarıhumma, sıtma.

 

JEOLOJİK ZAMANLARDA İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİ

 

Sıcaklık artışı, oksijen yokluğu, gama ışın patlamaları, süpernova patlamaları, besin tükenmesi, oksijen zehirlenmesi ile Dünya’da kitlesel toplu yok oluşlar olmuştur.

 

Grafikte gösterildiği üzere, Geç Devoniyen-Silüriyen sınırı 359 milyon yıl önce, Permiyen-Triyas sınırı 251 milyon yıl önce, Triyas-Jura sınırı 199.6 milyon yıl önce, Kretase-Tersiyer sınırı 65,5 milyon yıl önce toplu yok oluşlar olmuştur. Miyosen’de 23 ile 5.3 milyon yıl önce, sıcaklık yükselmiştir. Pliyosen’de, 5.3 ile 2.5 milyon yıl önce sıcaklık düşmüş, Geç Pliyosen’de, 2.5 ile 2.4 milyon yıl önce küresel ısınma olmuştur [3].

 

 

1

 

 

SERA ETKİSİ

 

Dünya, üzerine düşen güneş ışınlarından ziyade, Dünyadan yansıyan güneş ışınlarıyla ısınır. Bu yansıyan ışınlar başta karbondioksit, metan ve su buharı olmak üzere atmosferde bulunan gazlar tarafından tutulur, böylece dünya ısınır. Işınların bu gazlar tarafından tutulmasına SERA ETKİSİ denir. Atmosferde bu gazların miktarının artması Yerkürede ısınmayı büyük oranda artırır.

Günümüzdeki tehlike, karbondioksit ve diğer sera gazlarının miktarındaki artışın bu doğal sera etkisini şiddetlendirmesinde yatmaktadır. Binlerce yıldır dünyamızdaki karbon kaynakları kararlı kalırken, şimdi modern insanoğlu aktiviteleri, fosil yakıtların kullanımı, ormanların yok oluşu, aşırı tarım yapılması, atmosfere büyük miktarlarda karbondioksit ve diğer sera gazlarının salınmasına sebep olmaktadır.

 

 

2

 

Şekilde gösterildiği üzere, Kızılötesi ışınların bir kısmı atmosferden geçer, bir kısmı sera gazlarının molekülleri tarafından emilir, bir kısmı saçılır. Bu etkileşimler dünya yüzeyinin ve atmosferin alt kısımlarının ısınmasına neden olur [3, 4].

 

Sera etkisine en çok bulutlar dahil su buharı %70, karbon dioksit %9 ile %26 arası, metan gazı %4 ile %9, arası, ozon ise %3 ile %7 arası oranında neden olur.

Azot oksitin katkısı azdır ve çoğunluğu insan tarafından yapılan tarım girişimleri ile oluşur.

         Karbondioksit ve metanın miktarı, endüstri devrimi tarihi olarak bilinen 1750 yılına göre sırasıyla %31 ve %149 artmıştır.

         Bu miktarlar buz korlarından (çekirdeklerinden) karot olarak çıkarıldığı kadarıyla son 800.000 yılın en yüksek değerleridir. 70 milyar ton metan gazı verecek Sibirya turbalıkları dahil değildir [3].

 

KÜRESEL ISINMA

 

Küresel ısınma, başlıca atmosfere salınan sera gazların neden olduğu düşünülen sera etkisinin sonucunda, Dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artışa verilen isimdir. Günümüzde iklim bilimciler küresel ısınma konusunda hemfikirdirler [5].

Küresel İklim Değişikliği insani fosil yakıtlar tüketimi, endüstriyel ve tarımsal gibi faaliyetlerinin sonucu olarak atmosferdeki miktarı ve yoğunluğu artan sera gazlarının neden olduğu küresel ısınmanın neden olduğu iklim değişiklikleridir. Bu iklim değişiklikleri kuraklık, çölleşme, yağışlardaki dengesizlik ve sapmalar, su baskınları, tayfun, fırtına, hortum vb. meteorolojik olaylarda artışlar gibi belirtilerle kendini gösterir [6].

Paris Anlaşmasına göre, küresel ısınma en fazla 2 °C olmalıdır. Bu hedeflere ulaşmak için birçok faaliyet şart. En önemlilerin arasında fosil yakıt kullanımının bırakılması ve az et tüketilmelidir.

 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN NEDENLERİ

 

Güneş enerjisi yansımaları, Dünyanın yörüngesi, atmosferik bileşenler, volkanik küller, bulut örtüsü faktörleri iklim değişikliğine neden olmaktadır.  Bu faktörler, birlikte ya da tek başına sera gazlarını ve sera etkisini artırmaktadır. Atmosferde bulunan sera gazlarının derişimin değiştiği zaman, atmosfer kompozisyonu da değişmektedir. Günümüzde bu değişme sonucunda iklim değişikliği süreci başlamıştır ve sıcaklık artışı uzun periyotta giderek yükselecektir [7].

2017 yılı toplam sera gazı emisyonları karbondioksit %80,8, metan %10,3 ve azot dioksit %7,3.

2017 yılı sektörlere göre sera gazı emisyonları %72,2 ile enerji sektörü ilk sıradadır.

 

KARBONDİOKSİT SALIMI

 

Karbondioksit gazı doğal olarak yerkabuğundan, ahşap, kömür, petrol gibi karbon içeren herhangi bir maddenin yanmasından, nefes alışverişinden oluşur. Patlamalar ve yangınlar karbondioksitin ana kaynaklarıdır.

Grafikte gösterildiği üzere, Fosil yakıtlardan 6-7 milyar ton, bitkiler ve hayvanların solumasından 100 milyar ton, ormanların yakılmasından 1-3 milyar ton, topraktan salınımla 50 milyar ton, okyanusların saldığı 100 milyar ton olmak üzere 207 milyar ton karbondioksit salımı olmaktadır. Buna karşın fotosentezde kullanılan 100 milyar ton, okyanusların çektiği 104 milyar ton olmak üzere 204 milyar ton karbondioksit çekilmektedir. Buna göre 3 milyar ton karbondioksit fazlalığı olmaktadır [3].

 

 

3

 

MERCANLAR AĞARIYOR

 

İklim değişikliği, suların ısınması, mercanların %93’ünün ağarmasına neden oluyor. İnsan kaynaklı olarak katı yakıt ve azotlu gübre kullanımı di-azot-monoksitin derişimi artırmaktadır. Troposferdeki ozon miktarında %50’lik bir artışın, dünya yüzeyi sıcaklığını 0,3 °C arttıracağını göstermektedir.

 

 

4

 

METAN GAZI SALIMI

 

Oksijensiz ortamda metanojen bakteri metan üretimi yapar.  Islak alanlar, Petrol ve gaz çıkarılması, Organik çürümeler-çöplükler, Akarsu havzaları, Pirinç üretimi, Geviş getiren hayvanların fermantasyonları metan kaynağıdır. Doğal gazın %50‘si metandır. Küresel ısınmadaki oranı %10-15.Metan karbon dioksit gibi çevrime giremediğinden, 20 kat fazla sera etkisi olmaktadır.

 

 

5

 

 

Resimde görüldüğü üzere, Grönland kıyılarında buz kıtasında yaz aylarında eriyen buz örtüsünün yoğun miktarda metan gazı açığa çıkardığı belirlenmiştir. https://www.cnnturk.com/bilim-teknoloji/tonlarca-metan-gazi-aciga-cikiyor

Sibirya buzullarında donmuş göllerin altına sıkışmış 70 milyar ton metan bölgede buz devrinden beri yani 10 bin yıldır saklı [3].

 

Metan patlaması ortam havasında %9,5 metan oluşumu ile meydana gelir. Çöp tepelerinin oluşturduğu metan gazı, yakıt, elektrik üretiminde kullanılmaktadır. Resimlerde Çöplükte oluşan metan gazının patlaması ve çöplüğün yanması görülmektedir.

 

 

ÇİFTLİK HAYVANLARINDAN KAYNAKLI METAN

 

2003-2011 yılları arasındaki metan emisyonunun %20’si çiftlik hayvanlarından kaynaklanmıştır.  2011 yılı hayvancılığı yaklaşık 120 milyon gram metan gazı üretmiştir Gübreleri çukurlara depolamak, iki kat daha fazla metan üreten bakterileri üretmektedir. Bu şekilde küresel metan emisyonlarında yaklaşık %37’lik bir artış hesaplanmıştır [8].

 

DÜNYADA SUYUN DAĞILIMI

 

Yeryüzünün alanı 510 milyon km2’dir. Toplam su miktarı 1.4 milyar km3’dür(ORSAM, 2011). Grafikte görüldüğü üzere, bu suyun %97’si okyanuslarda bulunur. %3’ü tatlı sudur. Tatlı suyun ise %68,3’ü buzul, %31,4’ü yer altı suyu, %0,04’ü ise yüzey sularıdır.

 

 

6

 

DÜNYADA FİZİKSEL SU STRESİ SEVİYELERİ

 

Dünya su stres seviyeleri haritada gösterilmiştir.

 

 

7

 

Su stresi olan ülke nüfusu:  Yaklaşık 2 milyardır.

%25 ile %70 arasında su stresi yaşayan ülkeler: 31’dir (Türkiye dahil)

%70’in üstünde su stresi yaşanan ülke: 22’dir.

Yılın en az bir ayında şiddetli su kıtlığı yaşayan kişi sayısı: Yaklaşık 4 milyardır. (WWAP [9].

 

“Falkenmark su stres indisi”ne göre kişi başına yıllık su arzı 1700 m3 altında ise o ülkede su kıtlığı var demektir.

Türkiye’nin yıllık kullanılabilir 127 milyar m3 su potansiyeline göre, kişi başına düşen yıllık su miktarı 1799,2 m3’dür.

Türkiye İstatistik Kurumu, nüfusun 2030 yılında 100 milyona ulaşacağını öngörmektedir.

Bu durumda, kişi başına düşen su miktarının 1.120 m³/yıl olması beklenmektedir.

Türkiye, “su fakiri” olma yolunda ilerlemektedir.

 

DÜNYA’DA DOĞAL VE EKONOMİK SU KITLIĞI

 

 

Haritada görüldüğü üzere, Türkiye yaklaşan doğal su kıtlığı tehlikesi altındadır.

 

 

8

 

SU KITLIĞI NEDENLERİ

 

1- Yaz sıcaklıklarının artması,

2- Batı illerinde kış yağışlarının azalması,

3- Yüzey sularının kaybı,

4- Kuraklık,

5- Toprağın bozulması,

6- Kıyılarda erozyon,

7- Su baskınları,

8- İnsan kaynaklı kirlenmeler,

9- Su pompalanması,

10- Barajlar,

11- Çölleşme.

 

DÜNYA EROZYON-ÇÖLLEŞME HARİTASI

 

Haritaya bakıldığında Türkiye’nin orta, yüksek ve çok yüksek çölleşme altında olduğu görülmektedir.

 

 

9

 

BARAJLAR

 

Barajların elektrik üretimi, sulama, taşkın önleme ve içme suyu sağlama gibi 4 yararı, buna karşın tarım topraklarının, ormanların, tarihi yerlerin yok edilmesi, göç, işsizlik, sosyal sorunlar, yer altı sularının azalması, ötrofikasyon, baraj yıkılmaları, çökme, tuzlanma ve çölleşme, buharlaşma, ağır metal kirliliği, sulak alanların, göllerin kuruması, canlı varlığını yok etme gibi 33 zararı bulunmaktadır.

Barajlar; akarsuların, göllerin ve denizlerin ekosistemine zarar verdi. Aral Denizi kurudu.

Bazı ülkeler barajlarını kapatıyor.

Bazı ülkelerde, baraj ve elektrik santralleri inşaatları durduruldu.

Amerika Birleşik Devletleri’nde 500 baraj kullanım dışı bırakıldı.

 

TOPRAK ÇÖKMESİ

 

Dünyada yer altı suyu çekimi nedeni ile çökmelerin meydana geldiği Pisa Kulesi, Los Angeles, Mexico City gibi şehirler ve bölgeler bulunmaktadır.

 Türkiye’de aşırı su kullanımından dolayı toprak çökmelerinin, obruk oluşumlarının yoğun yaşandığı yer Konya-Karapınar yöresidir [7].

 

 

10

 

TOPRAK ÇÖKMELERİNE KARŞI ÖNLEMLER

 

Toprak çökmeleri küresel ısınmaya karşı mücadele kapsamında değerlendirilmelidir.

Jeolojik yapı dikkate alınarak sulama yöntemleri yeniden belirlenmeli,

Kontrolsüz ve kaçak yer altı su kuyusu açılmasının önüne geçilmeli,

Uygun tarımsal üretim ve ürün deseni, özellikle su ihtiyacı az olan bitkilerle yeniden belirlenmeli,

Modern sulama tekniklerine geçilmeli,

Bunun için çiftçilere eğitim ve maddi destek verilmelidir.

 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN SU KAYNAKLARINA ETKİSİ

 

Kirlilik, iklim değişikliği, çölleşme ve biyoçeşitliliğin azalması gibi derin ekolojik sorunları gözle görür hale gelmiştir. İklim değişikliği, çağın en büyük çevresel, sosyal ve ekonomik tehditlerinden biridir.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (Intergovernmental Panel on Climate Change=IPCC) raporunda açık bir ifadeyle, iklimin ısındığı belirtilir.

İklim Değişikliği Performans İndeksi, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli 2019 yılı derecelendirmesine göre, haritada görüldüğü üzere, Türkiye en kötü durumdaki ülkeler arasında yer almaktadır [7].

 

 

11

 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GÖÇLER

 

Etkisi giderek daha çok hissedilen iklim değişikliğinin sonuçları dünya çapındaki göç rakamlarında da görülmeye başlanmıştır.

İsviçre merkezli İç Göç İzleme Merkezi (IDCM) tarafından yayımlanan rapora göre sadece 2018 yılında 17.2 milyon insan göç ederken, 2008-2018 yılları arasında ise bu sayı 265 milyonu bulmuştur.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 2017 yılında yayımlanan raporda ise 2016 yılında gerçekleşen en büyük 10 göç hareketliliği iklim sebebiyle olmuştur.

Bu göçlerden en çok etkilenen bölgeler Filipinler, Çin ve Hindistan olmuştur.

Hindistan’da 1 milyon 670 bin kişi Bihar Selleri,

Çin’de yaklaşık 4 milyon kişi Typhoon Haima tropik siklonu ve nehir taşkınları,

Filipinler’de ise yaklaşık 4 milyon insan dönemsel yoğun yağış ve toprak kaymaları sonucunda göç etmiştir.

 

200 MİLYON İNSAN GÖÇ EDECEK

 

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı  raporuna göre iklim değişikliği sebebiyle çok büyük kitlesel nüfus hareketleri gerçekleşecektir.

2050 yılında deniz seviyesinin yükselmesi, kuraklık, sel ve taşkınlar gibi nedenlerden 200 milyon insan yaşadıkları yerleri terk ederek göç etmek zorunda kalacaktır.

Türkiye’de iklim ve afet sebebiyle göç oranı daha düşük olsa da, son 10 yılda bu sebeplerden 275 bin 313 kişi göç etmiştir [7].

Küresel çalışmalar ve kalkınma planlarıyla iklim göçünden etkilenecek insan sayısının 80 ya da 100 milyona düşeceği tahmin edilmektedir.

 

“İKLİM MÜLTECİLİĞİ” TANINMIYOR

 

2008 yılından bu yana elde edilen verilere göre, yıllık ortalama 21.5 milyon kişinin sel, fırtına, kasırga ve aşırı kuraklık gibi hava şartları nedeniyle zorunlu olarak göç ettiği belirlenmiştir.

Ancak Birleşmiş Milletler’in (BM) 1951 Cenevre Konvansiyonu kapsamında yayımlanan “Mülteciler Sözleşmesi”ndeki tanıma göre, iklim nedeniyle göç etmek zorunda kalanlar “mülteci” olarak kabul edilmiyor.

Her yıl milyonlarca insan iklim sebebiyle ülkelerini terk ederek başka ülkelerin korumasını talep etmektedir.

Bazı devletlerin yasalarında iklim mültecilerine “tamamlayıcı koruma” veya “geçici koruma” sağlanabiliyor.

 

KÜRESEL ISINMAYI AZALTABİLEN ÖNLEMLER

 

  • Nüfus büyüme hızını azaltmak
  • Kömürle yakılan enerji santrallerinden vazgeçmek,
  • Kömürü daha etkin biçimde yakan teknolojiler geliştirmek
  • Fazla ısıyı tutan ve onu iyi biçimde kullanan birlikte üretim süreçlerini genişletmek,
  • Otomobil verimini yükseltmek
  • Kitlesel geçişi genişletmek
  • Taşıma sektörü için alternatif sıvı yakıtlar geliştirmek
  • Sanayinin etkinliğini iyileştirmek
  • Isıtma için güneş enerjisi kullanan yeni evler yapmak,
  • Küresel ağaçsızlaştırmayı azaltmak
  • Kitlesel bir ağaçlandırma çabası başlatmak
  • Tüm klorofluorokarbonları mümkün olduğu kadar yok etmek,
  • Gereksiz eşyaların tüketimini azaltmak

İklim değişikliğine yol açan nedenler, başta sera etkisine yol açan etkenlerin ortadan kaldırılması için önlemler alınmalı, dolayısıyla iklim değişikliğine bağlı göçler önlenmelidir. [2].

 

KAYNAKLAR

 

[1].Türkeş, M. 2008. Küresel iklim değişikliği nedir? Temel kavramlar, nedenleri, gözlenen ve öngörülen değişiklikler. İklim Değişikliği ve Çevre, 1, 26-37.

[2].Çelik, S., Bacanlı, H. ve Görgeç, H. 2008. Küresel İklim Değişikliği ve İnsan Sağlığına Etkileri.

[3].Demirsoy, A. 2019. 2035 Sonun Başlangıcı. Asi Kitap, 178s. İstanbul.

https://bilimfili.com/ineklerin-gaz-cikarmalarinin-kuresel-isinmaya-katkisi-sanilandan-cok-daha-fazla/

[4].http://foto.internetara.com/?a=sera+etkisi&id=150817

 

[5].https://www.wwf.org.tr/calismalarimiz/tatli_su/

[6] A, Galip (2006). “Küresel Isınma Nedenleri ve Sonuçları”(PDF). Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 46-2. ss. 29-43. Erişim tarihi: 7 Nisan 2015.

[7]. Eşref Atabey.2018. Suyun Hikayesi. 615s. Asi Kitap: 65, Araştırma: 45,1. Baskı Şubat 2018. ISBN: 978-605-9331-87-6 İstanbul.

[8].https://bilimfili.com/ineklerin-gaz-cikarmalarinin-kuresel-isinmaya-katkisi-sanilandan-cok-daha-fazla/

[9].WWAP (UNESCO World Water Assessment Programme), 2019

 

 

 

 

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu