ALİ DİZDAR YAZDI: ESKİ SOKAK OYUNLARI…


Eskiden sokakta ya da okul bahçesinde oynadığınız oyunlarınızı hatırlıyor musunuz.
Eski diyorum çünkü günümüzde şehirleşme modasıyla çocuklara oyun sahası bırakmayan zihniyet çocukları kısıtlı kapasiteli çocuk parklarına kapattığından onlarca çocuk oyununu, oynayacak ne alan, ne de çocuk kaldı.
Bodrum turizme soyunduğu 1960 dan bu yana kendine bir festival bulma telaşıyla yanıp tutuşuyor, buldukları da uzun soluklu olmuyor çünkü bu festivallerin yaz aylarında turist çekmek için yapılıyor olmasındandır.
Bizim ise kendimizi eğlendirecek festivallere, Bodrum CUP gibi halkın kendisi için yapılan bir organizasyona, dört elle sarılacağı bir etkinliğe ihtiyacımız var.
Yapabilseydik ya da yapabilirsek Bodrum’un çocuklarının da ÇOCUK OYUNLARI FESTİVALİNE ihtiyacı var. İnanın biz büyükler de çok eğleniriz. Ot festivallerine sarıldığımız gibi dört elle sarılacağımıza eminim.
Bunun küçük bir alıştırmasını Karaada etkinliklerinde yapmıştık büyüğünü de yaparız.
Eskiden oynadığınız sokak oyunlarından ya da okul bahçesinde oynadığınız oyunlardan örnekler vererek hatta oyunu anlatarak başlayabiliriz.
Düşündükçe çok fazla çocuk oyununa sahip olduğumuzu göreceksiniz ne yazık ki bunları oynayacak zemini yok etmekteyiz.


ATEŞLİM (Ateşliyim);
Sokakta toplanan çocuklar iki gruba ayrılır ve cadde ya da sokakta birbirine yakın iki elektrik direği gruplarca paylaşılır. Her grup kendi direğine elini değdirerek oyun başlardı.
Amaç karşı takımdakileri kazağından ya da gömleğinden tutmak suretiyle onu esir almaktır. Esir alabilmenin koşulu kendi direğinden rakibinden sonra ayrılarak daha kuvvetli ya da daha ateşi olmak.
Takımlardan bir kişi sırayla direğinden ayrılıp iki direk arasındaki orta çizgiye kadar gelir onu karşı takımdan eli kuvvetli olan kovalar o kovalayanı eli kuvvetli olan karşı takım elemanı kovalayarak oyun devam ederdi. Kaçan oyuncu kendi direğine el değerek tekrar güç kazanır rakibinden kuvvetli hale gelirdi.
Senden daha kuvvetsiz rakibini yakalarsan onu kendi esir parkına götürmen serbesttir. Esir parkı kendi direğin hemen yanında çizilmiş bir alanla belirlenir, esirler o alan dışına çıkamaz ta ki takım arkadaşı oraya kadar gelip ona el değdirene kadar.
Oyun bu koşuşturmayla devam eder ta ki bir takımda yeterli eleman kalmayıp pes edene kadar.
Oyun için Elektrik direklerini seçerdik, direğe elini değdiren elektrikten güç alarak kuvvetlenmiş sayılırdı. En son güç alan kuvvetli olurdu.
Biz çocuklar henüz şarj etmek keşfedilmediği bir devirde fikren şarj olmayı bulmuşuz. Elektrik direğine elini dayayan bir nevi şarj oluyor daha dayanaklı ve kuvvetli hale geliyordu.
KEMİK BULMACA;
Oyunların oynandığı mekânlar önemlidir. Benim çocukluğum Kumbahçe Mahallesinde deniz kenarında geçti. Oynanan oyunlarda farklılıklar ya da kendine has özellikler taşıyabilir.
Eskiden kurban ya da adak gibi farklı nedenlerle de kesilen hayvanlardan arta kalan kemikler denize atılırdı. Fırtınaların yarattığı dalgalar henüz yok olmayan kemikleri geri kıyıya atardı. Bu nedenle deniz kıyısında bolca hayvan kemiği bulabilirdik. Bilhassa koç yada koyun çene kemikleri tabanca olarak hayat bulurlardı. Bizim bu KEMİK BULMACA oyunumuzda ihtiyacımız olan 10 cm kadar büyüklüğünde bir kemik parçası ki kolaylıkla bulurduk.
Oyunumuz gece oynanır çünkü karanlığa ihtiyaç vardır. Eskiden şehir aydınlatmaları cılız olduğundan aydınlatmalar ancak elektrik direklerinin dibini aydınlatır deniz kenarının büyük bir bölümü karanlık olurdu.
Yemekten sonra sokakta toplaşan çocuklar buluşur deniz kenarında çakıllık ve karanlık bir bölge seçilirdi ki kemiği bulmak zor olsun.
Seçilen kemik bu karanlık ve çakıllık alana atılacak, onu bulan önceden kararlaştırılmış O noktaya getirip galibiyetini ilan edecekti.
Seçilen kemik herkese iyice gösterilir ve ezberletilir ki yanlış kemik bulunmasın. Herkes tamam dedikten sonra rastgele seçilen oyun başlatıcısı kemiği karanlık çakılların olduğu bölgeye atar kemiğin düştüğü duyulur ve oyun başlar. Kemiği bulmak marifet olduğu kadar onu seçilen yere kadar götürmek de marifetti. Çünkü kemiği bulanın elinden almak serbestti. Kemiği bulduğu anlaşılan ya da şüphe edilen kişinin üzerine çullanılır kemik elinden alınırdı en son kemik kimde kalır ve varış noktasına ererse liderliğini ilan edebilirdi.
Bu nedenle kemiği bulmanın yanında bulduğunu belli etmemek önemliydi yoksa en az 10 çocuk üzerine çullanır kemiği kaybetmenin yanı sıra altta kalır ezilirdiniz. O nedenle kemiği bulmak onu muhafaza etmek çaktırmadan sahadan fırlayıp varış noktasına gitmek strateji ve çeviklik gerektirirdi.
Kemiği nihai noktaya getiren kişi kemiği atma şerefine nail olduğu gibi büyük sükse yapardı. Oyunun en zevkli yeri kemiği bulanın elinden almak için çullanılan kısımdı.
Bu kadarla kalacak değilim oyunları bir süre daha sizlere anlatmaya devam edeceğim.
Çocuklara borçluyuz, Çocuk Oyunları Festivali ya da Çocuk Şenliği her ne isim altında olursa olsun bir şeyler yapmalıyız.
Sağlıcakla kalın saygılarımla. Ali Dizdar 26 Temmuz 2020

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

ALİ DİZDAR YAZDI: DENK GELDİ MANZARA KOYDUM

  Son günlerde gündeme oturan konumuz plajlara ya da kıyılara beyaz kum ...