Anasayfa / KÖŞE YAZARLARIMIZ tüm yazılar için fotografa tıklayınız / ALİ DİZDAR / DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN. ALİ DİZDAR’IN YAZISI
DCIM100MEDIADJI_0016.JPGyeni

DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN. ALİ DİZDAR’IN YAZISI

DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN….

Bodrum-Kızılağaç-Yalıçiftlik yolundan hiç gittiniz mi, illaki gitmişsinizdir. Gerenkuyu Sahili ve Yalı Tesisleri, Bodrum’un en bakir plajı ve denizi ile Belediye tesislerinin en güzeli ancak yolu tam bir rezalet, neredeyse 6 aydır yolu kazıyorlar, borular yerleştiriyorlar asfaltı bozdular, bazı bölümlerini öyle kötü bozmuşlar ki trafiği yan yollara yönlendiriyorlar.

Kim yapıyor,

Bu borular niçin döşeniyor,

Ne zaman bitecek,

Kazdığınız yolları neden düzeltmiyorsunuz,

Bir tabela,

Bir levha,

Bir basın açıklaması,

Bir bilgilendirme… Hiçbir şey yok.

O yolu kazanlara çatsak “La olum siz kimsiniz yolu ne diye kazıyorsunuz” desek bir belge gösterecek adam var mı aralarında bilemedim. Biz her zamanki koyunluğumuzla razı bir millet görüntüsü vererek arabalarımızı haşat edercesine o yoldan gidip gelmeye devam ediyoruz. Onların da yolu düzeltmeye hiç niyetleri yok kazıp kazıp bırakıyorlar.

Hâlbuki bu yol 5 yıl önce Muğla Belediyesi tarafından yenilenirken mevsimin en soğuk dönemi seçilmiş olmasına rağmen ( yılbaşı öncesi ve sonrası ) çok düzgün ve özenle yapıldığı ve helal olsun dedirtecek kadar takdir topladığı günlerde her kilometrede bir Belediye başkanının fotoğraflı afişleri, bu yolu biz yapıyoruz böbürlenmelerini gösteren levhalar konulmuştu. Şimdi niye koymuyorsunuz.

Gerçi yol bitiminden bir gün sonra Telekom fiber kablo yerleştireceğim diye yolu kazmaya başlamıştı ancak yine de yol güzel idi.

Telekom’un yol kazıları ve su borusu patlakları nedeniyle birkaç yılda yolumuz epeyce yamalı hale gelmişti. Yeni pantolon almışsınız da jiletle kesmişsiniz ve yamamışsınız pozisyonundaydı. Yamalı mamamlı idare ediyorduk. Şimdiki hali tam bir rezalet, işkence aleti gibi bir yol. Öğrendik ki arıtmanın borularını döşüyorlarmış. Üstelik, hani arıtma nerede, daha bilmiyoruz. İşkence bununla kalsa iyi, daha patlak su boruları meselesi de var, eyvah yandık ki ne yandık. Millet isyanda daha ne kadar dayanırız bilemem.

Muğla’ya pek gitmem ihtiyaç hissetmediğimdendir. Gençliğimde bile gitmemişim. Emekli olduğumda pasaport almaya gitmiştim ilk kez. Yine geçenlerde pasaport yenilemeye gittim.

Önce Bodrum Otogarını test ettim daha önce yazdığım ve eleştirdiğim iki yazıda da değindiğim konularda acaba yanıldım mı diye. Yanılmamışım çok gereksiz bir otogar yapılmış. Kaş yaparken göz çıkartmanın daniskası.

Önce mahallenden biniyorsun dolmuşa eski otogara gidiyorsun, eski otogar aynen yerinde duruyor. Ne demişlerdi

“YENİ OTOGAR HİZMETE GİRİNCE ESKİ OTOGARI NE YAPACAĞIMIZI O ZAMAN DÜŞÜNECEĞİZ”

Hiçbir şey yapamadınız yapamayacaksınız da. Eski dediğiniz OTOGAR aynen aynı işlevini devam ettiriyor. Sadece şehirlerarası otobüsler yok. Yeni Otogarı, eski otogara gelen otobüsler trafiği tıkıyor diye lanse edip yapmışlardı, tüm itirazlara rağmen ancak hava alanı otobüsleri yine otogara gelmekte. Üstelik şehir girişine oturup izlerseniz yüzlerce otobüs sayarsınız şehre giren çıkan. Transfer otobüslerinin hepsi şehir yollarında fink atıyor. Kamyonlarsa bedavası trafiğin. Belli oldu ki yeni otogarı yaparken dertleri trafik sıkışıklığı değilmiş.

Neydi? Dilimin ucuna geliyor da dillendiremiyorum.

Otogara harcadığımız beyhude parayla bir yangın helikopteri alabilirdik. Ve hatta hala bu otogarı satıp bir yangın helikopteri alabiliriz. Hayırlara vesile olmak lazım.

Evet dolmuşa binip eski otogara geldikten sonra. Oradan tekrar dolmuşa biniyorsun yeni otogara gidiyorsun her beş dakikada bir servis var diyorlar karşılıklı, yani saatte 24 araba servise çıkıyor. Otobüslerin trafiği tıkıyor dedikleri Torba-Bodrum yoluna ekstra 24 araba daha trafiğe çıkıyor. Dolmuşu beğenmeyip ya da sıkışıklığa isyan edip taksiye binenler hariç.

“Dam Üstünde Saksağan Vur Beline Kazmayı”

Eski garajdan yeni garaja gideceğim, dolmuş tıka basa doldu ayakta gittim. Hâlbuki ben mahalle dolmuşundan inip Muğla dolmuşuna binecektim hiç terlemeden. Bana işkence eder gibi garajlar arası eziyet etme görevi mi üstlendiniz. Üstelik bineceğim Muğla dolmuşunu kaçırmak bedava hizmet. Aynı eziyet dönüşte de bir daha yineleniyor. Hizmet etmeyi eziyet etmek olarak öğrenmişseniz ve halkın yararına neler yapılacağını bilmiyorsanız bırakın başkaları gelsin. Kişisel ya da partisel hesaplar yapıp durmayın.

Neyse bindim Muğla dolmuşuna eskisi gibi koltuk araları o kadar dar ki sığamadım yan yan oturup vardım Muğla’ya….

Anaaaaaa Muğla garajı yine taşınmış. Nedir la bunların garaj merakı.

Muğla’nın Eski garajını bilirim şehir merkezindeydi biraz da küçüktü, yeni garaj yapılıp taşınmasına herkes sevindi. Yeni garaj da ihtiyaca cevap veren isabetli bir yer seçimiyle takdir toplamıştı. Neden yeniden yeni bir garaja taşınıldığını anlamış değilim. Muğla’nın çok büyüyeceği öngörülmekte de şimdiden önlem mi alınmakta acaba. Hâlbuki trafik sıkışıklığından söz etmek mümkün değil, neredeyse yok gibi. Kalabalıktan şikâyet edecek pozisyon da yok. Yabancı birisi iseniz sokakta yol soracak adam bulamıyorsunuz. O kadar tenha sokaklarda dolaştım.

İlçelere sefer yapan dolmuş midibüsleri şimdiki boşaltılan eski yeni garajın hemen yakınında bir durak tespit etmişler yolcu indi bindiyi orada yapıyorlar. Otogardan otobüse binmek akıl karı değil. Otogar şehre o kadar uzak ki taksi tutup gitmeniz ve okkalı bir ücret ödemeniz gerekiyor. Mesela Bodrum dolmuşuna binmek için garaja giderseniz Muğla-Bodrum yol ücretinin iki-üç katını taksiye ödüyorsunuz. Bu otogarlar meselesi “Dam Üstünde Saksağan Vur Beline Kazmayı” anlamsızlığı kadar olmuş durumda. Bindiğim taksi şoförüne “Beni Garaja Götür” dediğimde gülümseyerek esprisini patlattı… “Geçenlerde bir amca bindiydi garaja götürüyordum. Evladım ben Marmaris’e gitmeyecem beni garaja götür” demiş. Benim de şaşırmamı önlemişti.

Limandaki aydınlatmaları görmüşsünüzdür özellikle küfle boyanmış gibi duruyor. Daha yeni monte edildiler, hiç mi duymadınız antipas boya diye bir şey vardı, limandaki bütün metal yapılar boyalı duruyor da lambalar küf desenli. İnsan bakınca haklı olarak düşünüyor alım memuru mu cahil idi yoksa peşkeş mi çekildi. Liman işletmesini aldılar sözüm ona düzeltme/düzenleme yaptılar ancak bir farkındalık yaratamadıkları gibi limanda durumdan memnun olan bir tekne sahibi ya da kaptana rastlamadım. Kime dokunsan bin dert sayıyor.

En iyisi biz Bodrum’u Büyükşehir yapalım, bu boyunduruktan kurtulalım. Sömürülmek bir yana bu Muğla Belediyesi bizim ihtiyaçlarımıza cevap vermeyi öğrenene kadar biz kanser oluruz. Muğla Belediyesinden bize hizmet etmesini ve Bodrum’u yönetmesini beklemek biraz aptallık olacak gibi. 

Bodrum’daki yaşam ile Muğla’daki yaşam arasında bir benzerlik bulmak zor. Çok farklıyız, iklim, yaşam biçimi, ihtiyaç kalemleri, yoğunluk, trafik ve hatta karakter olarak bile farklıyız. Vermekten çok almayı düşünüyorlar gibi, bizi sömürüyorlar hissine kapılıyoruz haklı olarak.

Yeri gelmişken 12 Eylül darbesini de lanetleyim diğer tüm darbeler gibi.

Saygılarımla. Ali Dizdar 12 Eylül 2021

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

KİTAP VE KIRBAÇ… ALİ DİZDAR’IN YAZISI

Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) sürgün edildiği Bodrum’a 3,5 ayda gelmiş, çok ...