CURCUNİYET. ALİ DİZDAR YAZDI

CURCUNİYET

6 yıl olmuş, Bodrum’un Enleri başlıklı yazımı sosyal medyada biri bulup paylaşmış, pek hoşuma gitti, baktım değişen bir şey var mı diye, evet var, şehir surlarını ortaya çıkarmışlar da nasıl gezeriz, henüz onu bilemedim.

Ancak Mozole kalıntıları aynı durupduru gene yolu yok, ulaşması çetrefilli, gören yok, ziyaret eden yok, zaten turist de yok. Birileri mozole anıtını camdan yeniden canlandırma yapalım demiş, diğerleri mozole alanını rehabilite edelim diyor da hiç kimse ulaşmayı kolaylaştıralım demiyor.

Çok fazla tarihsel değerimiz var saymakla bitmez ancak ziyaretçileri onlara ulaştırmayı beceremedik henüz. Ulaşması kolay bir tek kalemiz var onu da tamir edenler berbat ettiler. Kale girişi önüne kel alaka turnikeler koydular “BEN BURAYI BOZDUM” habercisi gibi. Kale girişini güzelleştirmek için heykellerle ambiyans yapmıştık, getirip önüne baraka koydular, anlaşılır gibi değil. Belediyemiz faciayı görüp heykelleri kurtardı, müteşekkiriz ancak o heykellerin yeri orası mı olmalıydı pek emin değilim, meydan olmayan bir kavşağa pek yakıştıramadım. Bir sonraki yönetimin onu oradan kaldıramaması için bir neden göremiyorum. Yaşayanlarının ortak fikri olmadıkça her gelen yeni bir yer tespitinde mahsur görmez. Kaldırım taşı değiştirir gibi.

Kurtarma operasyonuna bir de Lahit Mezar katıldı yine teşekkür ederiz ancak onun da yeri orası değil gibi. Ne dersiniz meydanı olmayan meydanda yakışmadı gibi, bunlar geçicidir umarım. Kaya mezarlarını süper markette alışveriş yaparken ziyaret ettiğimiz oluyor. Kimisi kaya mezarını evinin arka bahçesinde seyretmeyi seviyor olabilir. Göktepe’de İnşaatların altında kalanları bir bir saydık. Gündoğan’da yol kenarında arabayla geçerken göz ucuyla gördüklerimiz de var ancak, kafeteryada çay içerken mezar seyretme konseptine henüz alışmamışız. Hazır yeni bir lahit daha bulundu, işte tam fırsatı ikisini de ziyaret edebileceğimiz bir yere götürün, hem mezar görmek isteyenler gezsin, hem de bir zamanlar içinde yatanların ruhları rahata ersin. Korkuyorum birisi bir parça çaput bağlar da ziyarete başlanırsa DEDE ya da YATIR gibi algılanıp trafiği daha beter tıkamayalım.

Halikarnas Balıkçısının MERHABA yazısı var Bodrum girişinde, eskiden arabalar oradan yavaş geçerlerdi yazıyı okuyabilirdik şimdi öyle hızlı geçiyoruz ki ancak MERHABA yazısını okuyabiliyoruz. Anaa bu da ne diye aklımız arkada kalıyor, ne yazıyor yahu deyip önünde durabilme imkânı da yok. Önceden bilip azmederseniz fotoğraf makinenizi ya da telefonunuzu hazır tutarsanız belki geçerken fotoğrafını çekip okuyabilirsiniz. Onu oraya balıkçının kendisi koymadı ki hatırası olsun. Belediye koydu şimdilerde yeri ile ilgili pek bir anlamı kalmadı. Hem Bodrum’un girişi artık daha gerilerde kaldı ve Torba viyadükünden sapanlar okuyamıyor.

Bence bu yazıyı daha gerilere almalıyız. Mesela Torba viyadüküne inen yokuşun başında trafik kontrolü yapılan yerde yol daraltılıp araçlar yavaşlatılıyor hatta durduruluyor. Bu yazıyı okuyup sindirmek için tam yeri. Balıkçının büstünün olduğu Küçük meydancığa da olabilir. Başkaca fikirler de olmalı elbet.

Bir şeyleri yaparken halka sormak gerekir, hem ortak akıl ben yaptım oldu aklından üstündür, hem de herkesçe benimsenmiş olur. İtirazlar azalır. Mesela doğalgaz gelecek müjdesi vermek gibi. Nisan ayının başına rastladığından Başkan bize 1 Nisan şakası yapıyor zannettim. Milleti celallendirdi. Çok gecikmedi sivil toplum tepki göstermeye başladı. Bence Başkan çıkıp ben size 1 Nisan şakası yaptım desin ve kurtulsun. Başkanların da ara sıra şaka yapmaları iyi olur düşüncesindeyim.

Doğal gaz belli bir dönem de enerji üretmek, Ankara İstanbul gibi büyük metropollerin hava kirliliğine çare bulmak gibi geçici çözümler için iyidir. Türkiye hızla artan enerji ihtiyacına cevap verecek atılımları yapamadığı için çözümü doğal gaz ithal etmekte bulmuştu ancak rüzgar ve güneş enerjisinden yeterince faydalanmayı becerdiğinde doğal gazı elinin tersiyle itecektir. Hem pahalı hem dışa bağımlılığı arttıran bir yakacak, üstelik temiz de değil, sinsi sinsi bizi zehirliyor.

Başkan havayı kirletmiyor demiş, olabilir de? Ancak nükleer enerji de bir kaza olana kadar en temiz enerji kaynağı idi kabul mu edelim? Bodrum merkezdeki kapalı otoparkın girişinde “LPG Lİ ARAÇ GİREMEZ” diye yazıyor niye korkuyorsunuz ki? Otoparka sokmaya korktuğumuz gazı bütün şehrin altına mı döşeyeceğiz. İstanbul da var da ne oluyor diyenleri duydum gibi. Olmaz da felaketi yaşamayız inşallah da İstanbul’da olası bir deprem felaketinde çıkan doğalgaz yangınını kim söndürebilir. Maşallah ve İnşallahlarla kaderciliğe yatırım yapamayız rüzgar ve güneşimiz çok bol, kullanmayana aptal denecek devirlere giriyoruz.

Düşünün Bodrum’da doğal gazı nerede kullanırız. Suyu, güneş enerji sistemiyle bedava ısıtıyoruz üç kuruş kurulumla, hem de yaz kış, vallahi suya el değmiyor. Mutfak yakıtı olarak; 2-3 ayda bir tüp değiştiren evlerde gerekli mi? Değil elbet. Sanayimiz de yok ki kullansın, otellerin ısınma ihtiyacı yok. 12 ay turizm mümkün değil, bunun için sunumumuz yok, olacağı da yok. Sadece konutları ısıtma için, o da kalorifer sistemi kurarsak mümkün. O da konutların yarısının yarısının yarısı için belki. Bu gereksiz yakıtı Bodrum’a getirebilecek bir babayiğit göremiyorum. Kabaca bir analiz edelim, diyelim ki Bodrum yarımadasında 200 bin konut var, bu konutların çoğu öyle dağınık, tekil, bir tepelik ve sapa yerlerde ki yarısına ulaşabilmek başarıdır. Bu yarısının yarısı da doğal gazı talep etmeyecektir ki ihtiyacı yok. Çoğu yaz tatilinde bir ay gelip kalıyor. Bu yarısının yarısının yarısı da kurulumunu pahalı bulacak ve istemeyecek, geriye kalan 25 bin konutu 2-3 ay ısıtmak için yıllarca sürecek bir alt yapı çalışması yatırımını yapacak bir enayi bulamazsınız. Ayran ve tahtı-revan hesabına ve diğer nedenlerine girmiyorum, sosyal medyada yeterince dillendiriliyor. O nedenle ne gelecek diye korkun ne de sevinin. Benden söylemesi.

Asıl tehlikeyi gereksiz gündemlere kapılıp kaçırmayalım. AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Turizmi Teşvik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunulmuş.

Teklife göre, Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinin tespitine ilişkin yeni kriterler getirilecek.

İlk maddeler zaten uygulanmakta olan maddeler, değişiklikmiş gibi sunuluyor, arada tehlike çanları çaldıran uygulamalar var dikkatinize sunarım.

Lüks kampçılığın yasal altyapısı oluşturulacak;
Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgelerinde ve turizm merkezlerinde devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kamu yararı doğrultusunda korunmasına veya kullanılmasına katkıda bulunacak ücretsiz girişli günübirlik tesis yapılmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenecek.

Lüks kampçılık turizm türünün, yasal altyapısı oluşturulacak ve kontrollü gelişimi sağlanacak. Bu kapsamda Kıyı Kanunu’na uygun olmak kaydıyla, yerleşim tasarım ve yönetim planı ile koşulları belirlenen, doğal çevre ile uyumlu, kalıcı yapı içermeyen, gerekli güvenlik tedbirleri alınan iyi donanımlı lüks çadırlarda gelişmiş hizmet sunan geçici lüks çadır tesisleri yapılması amacıyla kiralama yapılabilecek. Tesis kapsamında yapılacak her türlü ünite, temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılacak.

Bakanlığın yetkisi artırılacak;
Kültür ve Turizm Bakanlığının kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde her ölçekteki planları yapma, yaptırma, resen onaylama ve tadil etme konusundaki yetkisine ilave olarak, bu bölge ve merkezlerle çakışan korunan alanlardaki planların Kültür ve Turizm Bakanlığı ile mutabakat sağlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yürütülmesi sağlanacak. Böylece bu alanlara ilişkin kurumlar arası yetki çakışması ve ihtilaf ortadan kaldırılarak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ruhuna uygun olarak bürokratik işlemler azaltılmış, yetki çakışmasından kaynaklı yatırımcıların mağduriyeti giderilmiş ve yatırımların hızla planlanıp hayata geçirilmesi sağlanmış olacak. Kamu taşınmazlarının turizm amaçlı kullanılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisi süresi, uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi için 2 aydan 3 aya çıkartılacak.

Belediye arazileri de tahsis edilebilecek;
Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri içinde veya dışında kalan belediye, il özel idaresi ve yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına ait taşınmazlar da yatırımcıların talebi, maliki idarenin uygun görüşüyle, tahsis bedeli maliki idareye ait olmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yatırımcılara tahsis edilebilecek.

Turizm merkezi tanımı;
“Turizm merkezleri”, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri dışında kalmakla birlikte bu bölgelerin niteliğini taşıyan, turizm hareketleri ve faaliyetleri açısından öncelikle geliştirilmesinde kamu yararı bulunan orman vasıflı olanlar dahil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde yeri, mevkii ve sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilan edilen alanları tanımlayacak. Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinin tespitinde ülkenin doğal, tarihi, arkeolojik ve sosyokültürel turizm değerleri ile turizm potansiyeli dikkate alınacak. Cumhurbaşkanınca kabul edilen yatırımlarda, devlet yardımları hakkında kararda kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri için belirlenen istisna, muafiyet ve teşvik hükümleri, turizm merkezleri hakkında da uygulanacak.

Turizm yönetim birlikleri;
Kültür ve Turizm Bakanlığınca uygun görülen kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri veya turizm merkezlerinde alanın bütüncül bir anlayışla korunmasının, geliştirilmesinin, tanıtımının, kültür ve turizme ilişkin sosyal ve teknik altyapının gerçekleştirilmesinin ve işletilmesinin özel sektör iş birliği ile sağlanması amacıyla, ilgili yatırımcıların da katılımıyla turizm hizmetleri yönetim birlikleri kurulmasında Bakanlık yetkili olacak.

Kaşla göz arasında Karaada’nın belediyemize ait arsasına el koyabilirler. İnsanın gülesi geliyor “KIYI KANUNUNA UYGUN OLMAK KAYDIYLA” ibaresini koymayı hiç ihmal etmiyorlar. Kıyı kanununa uyan bir yapılaşma ya da işletme var mı? Kıyı kanununa uymayanlara kızan bir otorite veya yönetici var mı? Uymadığı için yeterince cezalandırılan var mı? Kıyı kanunu uygulanıyor mu?

Hiç duydunuz mu “SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM” ibaresini kullanıldığını. Varsa yoksa yatırım ve yatırımcı. Canımıza okuyorlar.

Vallahi bir yerden başlamazsak Cumhuriyette değil CURCUNİYET’te yaşamaya devam ederiz.

Kendinize mukayyet olun sinirlenmeyin, KIYI KANUNUNA UYUN, UYGULAYIN.

Saygılarımla Ali Dizdar

Değişiklik tasarısının tamamını okumak isterseniz buraya tıklayın.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

SÜNGERE DALMAK… Yazan : Ali Dizdar

  Takdir edersiniz ki bir döneme damgasını vurmuş, ekonomiye çok fazla tesir ...