ALİ DİZDAR’IN YAZISI: DELİYE HER GÜN BAYRAM

Yılbaşı kutlamamız için ayrı bir organizasyon yaparız, havai fişekler patlar, ses sanatçıları konser verir, sarhoş olur oynarız. Dini bayramlarda eğlence yerleri organize edilirdi, bisiklet kiralar gezerdik, dönme dolaba biner, hedef tahtalarına ok atar, mantar tabancası patlatırdık. Takımımız maç kazanır konvoy oluşturur takım bayraklarıyla klakson çalarak turlar atarız. Düğün olur davul zurna eşliğinde meydanlarda oynarız. Okul yararına kermes düzenler stantlar kurar satış yaparak yardım toplarız. Festivaller düzenler meydanlarda folklör ekipleri gösteriler yapar. Kabotaj bayramında deniz yarışları ve çekişmeleri düzenler kutlarız. Eski bir Türk geleneğini yeniden canlandırmak için NARTUGAN şenlikleri ya da kutlaması düzenliyoruz. Kültürler arası dayanışma ve barış için girişimlerde eğlence düzenliyoruz her iki kültürden görüntüler ya da şarkılar eşliğinde eğleniyoruz.
Yani diyeceğim her etkinlikte, kutlamada ve bayramda kendi amacı çerçevesinde ayrı ayrı eğlence düzeneği ile hareketlilik ve etkinlik sergilenmesi gerekir. Herbirinin eğlence kalitesi farklı olmalı. Hepsine aynı eğlence düzeneği organize ettiğimizde o faaliyetin algılanması ve benimsenmesi anlaşılmaz olmaya başlar. Eskilerin deyimiyle “Deliye Her Gün Bayram” kıvamında etkinlikler olmaya başlar.
Geçtiğimiz 5 Mayıs günü Kumbahçe’de Gemi İskelesinin yanındaki deniz kenarında belediyenin kafesi önündeki küçük bir alandan müzik eşliğinde oyunlar oynandı, yine her etkinlikte olduğu gibi standlarda satışlar yapıldı ve HIDIRELLEZ kutlandı. Hıdırellez ile kel alaka bir format izledik. Biz Hıdırellez nasıl kutlanır bildiğimizden bu kutlamayı pek sevemedik ve katılamadık.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 2017’de Hıdrellez’i ‘İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kaydetti. UNESCO belgesinde, ‘Bahar Kutlaması’ olarak tanımlanan ‘Hıdrellez’in Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya ve Türkiye tarafından aday gösterildiği ve Türkiye’de bu bayramın “Hıdırellez, Hızır-İlyas, Ederlezi, Kakava, Haftamal, Eğrilce, Eğrice” adlarıyla kutlandığı belirtiliyor.
Hıdırellez bahar bayramı niteliğinde kutlanan mevsimlik bayramlarımızdandır. Türk kültürü içinde canlılığını koruyan geleneklerden biri de “Hıdrellez”dir. Hıdrellez geleneği, bir bayram olarak bütün Türk milletinin topluca katıldığı ve kutladığı bir bahar bayramıdır. Bu tarih kışın bitişi yazın başlangıcı olarak kabul edilir. Ruz-ı Hızır (Hızır Günü) olarak adlandırılan Hıdırellez Günü, dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hâkimi olduğuna inanılan İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olarak düşünülür ve kutlanır.
Hıdırellez’in kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştı. Bunlardan bazıları Hıdırellez’in Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu; bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yolunda.
Hıdırellez her yıl, 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan akşam ve gece kutlanır. İnsanlar bu gecede dileklerini bir kâğıda yazarak, çizerek anlatır ve kâğıdı bir gül ağacının dibine gömerler. Veya yine gül ağacının dibine, taşlarla dileklerini temsil eden şekiller çizerler. Biz dilek ve temennilerimizi yazdığımız kâğıdı gül dalına bağlıyoruz. Bir dahaki Hıdırelleze kadar orada duruyor.
Hıdırellez gecesi, insanlar genellikle ateş yakarlar. Bu ateşin etrafında toplanıp şarkılar söylenir, dans edilir ve dilekler tutulur. Yakılan ateşin üzerinden atlamak, Hıdırellez’in en meşhur geleneğidir. Hıdırellez, dileklerin gerçekleşeceği bir gün olarak kabul edilir.
Hıdırellez’de ateş üzerinden atlanması, eski inançlara dayanan bir ritüeldir ve bu ritüel genellikle temizlenme, kötü enerjilerden arınma, sağlık ve bolluk dilekleriyle ilişkilendirilir.
Bazı bölgelerde, Hıdırellez öncesinde evler temizlenir ve süslenir. Bu, yeni mevsimi karşılamak için bir hazırlık ve temizlik ritüeli olarak görülür. Bahar temizliği, Hıdırellez’in doğanın uyanışını ve yeniden doğuşunu simgelediği için doğaya saygı göstergesidir ve bu doğaya saygı göstergesi için çeşitli etkinlikler düzenlenir bu etkinliklerde ağaç dikmek bile vardır, genellikle hava güzel olduğu için Hıdırellez günü piknikler ve açık hava etkinlikleri popülerdir. Aileler ve arkadaşlar bir araya gelir, doğada vakit geçirir ve eğlenirler.
Biz de eski Hıdırellez günlerimizi nasıl kutluyorduk neler yapıyorduk sizlere anlatayım ki günümüzdeki ile bir benzerlik bulabilecekmiyiz bakalım.
Hıdırellez öncesi Bahar temizliği her evde muhakkak yapılırdı. Kıştan çıkıldığının algılandığının göstergesi doğaya uyum sağladığının kanıtıydı. Bahar temizliği yapmamak ayıplanır korkusu vardı. Evlerin ya da mekanların içi dışı mutlaka badana yapılırdı.
Biz çocuklar için gül ağacı ritüeli pek umurumuzda olmaz 6 Mayıs günü yapılacak piknik hasretle beklenirdi. Ve bu piknik yeri için seçilen alanımız da çok özeldi.
Günümüzde artık tüm Bodrum gibi betona boğulan PAŞATARLASI O günlerde boş ve doğal halindeydi. Paşatarlası’nın zirvesi olarak kabul ettiğimiz yolun sonunda (bugün üzerinde bir otel ve şapel otel içinde sergilenmekte) bir Şapel vardı. Bahçesi mezarlık olan eski bir kilise. Biz oraya Manastır derdik. Manastırın bahçesinde birkaç servi ağacı ve yaşlı bir çam ağacı vardı. Manastırdan öteye geçmezdik. Daha ötesi dediğim yer ineklerin yayılmak üzere avcıların da avlanmak üzere gittikleri KIŞLA TEPESİ olarak anılan ormanlık alan.

Foto…..001

Foto…..002
Manastır zamanının ibadet yeri ve mezar alanıymış. Bizim ise 6 Mayıs’ta yani Hıdırellez’de tüm mahallelinin bayram havasında toplanıp eğlendiği, sosyalleştiği, toplum olmanın dinamiğini oluşturduğu, dostluğu pekiştirdiği piknik alanımızdı. Bizim için Hıdırellez; baharın gelişi, doğanın uyanışı ve kıştan kurtulmanın şerefine yapılan bir eğlenceydi.
Şeker bayramı kadar kıymetliydi benim için, çünkü babamın bana boyum büyüklüğünde uçurtma yapmasının günüydü. Paşatarlası’nda herkes tuttuğu takımın renkleriyle bezediği uçurtmaları yarıştırırdı. Kiminki daha yükseğe çıkacak yarışması. Uçurtma ipine, ortası delik kağıtlar takılarak rüzgâr marifetiyle gökyüzüne mektup gönderilir, uçurtmanın kuyruğuna jilet bağlayıp rakip uçurtmaların iplerini kesme girişiminde bulunulurdu ancak bu durum hiç gerçekleşmezdi.
Manzarasıyla muhteşem Manastırın bahçesinde, büyük çam ağacının dallarına salıncaklar kurulur, ağaç etrafına kilimler serilerek yayılınır, akşamdan hazırlanmış boyalı yumurtalar tokuşturulur, yaprak dolmalarına kadar çeşit çeşit yemeklerle, gazocaklarında demlenen çaylar eşliğinde piknik yapılırdı. Bir yerde bir kocaman ateş yakılır herkes üzerinden atlardı. Küçük büyük ayrımı olmadan top oynayanlar, ip atlayanlar, salıncakta sallananlar, uçurtma uçuranlarla şenlik yeri gibi olurdu. O gün dükkanlar kapatılır tatil yapılırdı.

Foto…..003

Foto…..004
Çocukların babaları ile top oynayıp, uçurtma uçurduğu ve anneleriyle ip atladığı, birlikte salıncakta sallandıkları başka bir buluşması olmadığından o günlerin gelmesini özlemle beklerdik. Hıdırellez bir yetkin makamın düzenlediği bir kutlama merasimi olarak düzenlenmez halkın kendiliğinden toplanıp eğlenmesi ile yapılıyordu.
Yine yeniden ritüellerimize kavuşmak istiyorsak lütfen titizlenelim. Deliye her gün bayram kıvamında eğlenceler görev savuşturmaktan başka bir algı yaratmıyor.
Festivali festival kıvamında bayramı da bayram kutsalında kutlamak üzere…
Saygılarımla. Ali Dizdar 10/05/2024



