ALİ DİZDAR’IN YAZISI, KAVAKDERESİ CİNAYETİ…

KAVAKDERESİ CİNAYETİ…
Hiçbir mazeretin geçersiz olduğu durum!
“HAFRİYAT TOPRAĞI, İNŞAAT VE YIKINTI ATIKLARININ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ.
Genel Esaslar
Madde 13 — Hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıklarının, üretici ve taşıyanları tarafından belediyelerin veya mahallin en büyük mülki amirinin gösterdiği ve izin verdiği geri kazanım ve depolama tesisleri dışında denizlere, göllere, akarsulara veya herhangi bir yere dökülmesi ve dolgu yapılması yasaktır.”
Bizim belediyelerimiz bu konuda sıkı önlemler almışlar, haberin yayınlanma tarihi 26 Temmuz 2018
Kaçak Hafriyata GPS li Takip…
UKOME kararı doğrultusunda il genelinde hafriyat, moloz taşıyan traktör ve kamyonların Hafriyat Taşıma İzin Belgesi ile Araç Takip Sistemi (GPS) kullanılması zorunlu hale getirilirken, GPS takılı tüm araçlar, 7 gün 24 saat web tabanlı program aracılığıyla izleniyor. Yapılan denetimlerle aralıksız olarak takip edilen hafriyat dökümlerinde cihazlarını takmayan ve izin belgesi olmayan araçlara cezai işlem uygulanıyor.
Konu ile ilgili olarak Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada; “Kaçak dökümlerin önüne geçmek adına ekipler yoğun ve titiz bir çalışma gerçekleştiriyor. İl genelinde belirlenen hafriyat alanları dışındaki bölgelere hafriyat ve inşaat atığı dökenlere göz açtırılmıyor. Kaçak dökümle ilgili ekiplerimiz hassas bir çalışma yaparak atıkları dökenleri tespit ediyorlar. Çevre ve görüntü kirliliğini engellemek için çalışmalarımız devam ediyor” ifadeleri yer aldı.
( https://www.mugla.bel.tr/haber/kacak-hafriyata-gpsli-takip )
Peki ya bu hainlik, bu aymazlık, bu düşmanlık nedir? Bu hale gelene kadar neredeydiniz?


Çeşitli STK temsilcilerinin de yer aldığı Kavakderesi’ndeki protesto eyleminde konuşmacı; “Aylardır bu mevkide kaçak inşaat, moloz/hafriyat dökümü, mıcır depolama, bitki örtüsünü kaldırıp zemini tıraşlama gibi plansız, usulsüz, izinsiz işler yapılıyor. Gerek buranın halkı gerekse bizler defalarca yazılı ve sözlü şikâyette bulunduk, birebir görüşmeler yaptık” dedi.
Kılı kıpırdamayan yetkililerin haber ulusal basında yer alınca lütfen müdahale etmesi mi gerekiyordu. Bizler canhıraş çığlık atana kadar bekleyecek misiniz?
Şimdi ne olacak nasıl kaldırılacak bu döküntüler. Bu cennet köşesine yapılmadık kötülük kalmayacak mı?
Burası Bodrumlunun gözbebeği gibi koruması gerekli yerlerinden birisidir. Denizde Kissebükü ne kadar değerli ise karada da Kavakderesi o kadar değerlidir.
Basının da manşet yaptığı gibi sadece “Bodrum’da yanan ormanlık alan kaçak hafriyatla doldu” manşetiyle verilecek önemden çok daha vahim bir tecavüzdür. Bazılarının bu caniliği hafife almasına meydan vermemek gerekir.
Bodrum Yarımadası batısının en önemli ortamı olduğundan birçok bitkinin yaşam alanı olup Yarımada’da başka yerde rastlanmayan bitkilerin bulunduğu yerdir. Güneyinde Dereköy, Kuzey batı sınır komşusu Geriş Köyü havzası, kuzeydoğu sınır komşusu Yaka Köyüdür.
Kavakderesi Havzası alanı yaklaşık 34 km2 dir. Bu alanın çok az bir kısmı 1.sınıf tarım alanı olmasının yanı sıra büyük çoğunluğu dik ve eğimli alanlardır. Bu eğimli alanlar teraslanarak tarım yapılmış ancak günümüzde böyle bir faaliyet yoktur.
Bu tarım teraslarını da oluşturan burada konuşlanmış ancak zamanla terk edilmiş kalıntılarının bulunduğu Dedeler isimli bir yerleşke de mevcuttur kalıntılar da eksik kalmaz, eski bir su değirmeni, eski bir cami kalıntısı ve çok eski tarihlerden kalan kime ait oldukları bilinmeyen piramit şeklinde iki türbe mezar bulunur. Bu ikiz türbe mezarlara DEDELER denir.
Toprak andezit ana kayasından oluşmuş ve kumlu killi balçık türünde oluştuğundan vadi kaliteli yer altı suyuna sahiptir ki Yaka Köy suyunu uzun yıllar buradaki bir artezyen marifetiyle sağlamıştır.
Vadinin en karakteristik ağacı Çınar olarak da bildiğimiz Kavak’tır, zaten vadiye de dereye de ismini veren Kavak ağacıdır. Bölgenin kuzeyindeki Çilektepe’de tepeye adını verecek yoğunlukta çilek ağacı bulunmaktadır. Vadiye yerleşmiş Meşe, Palamut, Kızılağaç, Melengiç ve Mezarlık Servisi de dediğimiz ANDIZ ağaçları yanı sıra dikilmiş narenciye ve meyva bahçeleri mevcuttur.
Kavakderesi Havzasında 120 çeşit bitkiye rastlanmıştır. Vadi Bodrum Yarımadasının yaklaşık yüzde 7 sini kapsamasına rağmen Yarımadadaki toplam bitki çeşidinin yüzde 17 sini barındırmaktadır. Yani Yarımadanın en zengin bitki çeşitliliği bölgesi oluşmuştur. Endemik ve ender bulunan korunması gereken bitkiler cennetidir.
ENDEMİK : BALIK AĞISI (Verbascum parviflorum), ANEMON-KARAGÖBEK (Papaver argemone subs. davisii).
ENDER BULUNAN (Korunması gereken) : MAYIS PAPATYASI (Matricaria macrotis), Türkiye’de yalnızca Bodrum yarımadasında bulunur. Bitkiye Ortakent, Turgutreis arasında, Kavakderesi havzasında Dereköy yakınında rastlanmıştır. ANDIZ – AKDENİZ MEZARLIK SERVİSİ (Cuppressus sempervirens Horizontalis), DİLLİ KULAK SALEBİ (Serapias vomeracea subs. orientalis), ANADOLU SALEBİ (Orchis anatolica), SU SALEBİ (Orchis coriophora), SARMAŞIK YAPRAKLI SİKLAMEN (Cyclamen hederifolium), ASLANAĞZI (Antirrhinum majus subs. majus), EL KÖPÜRTEN (Scrophularia myriophylla) gibi bitkilere yalnız bu yörelerde rastlanmıştır. Her yerde bulunan ASLANAĞZI buradaki doğal ortamında ilginç örnekler oluşturmuş ve korunması gereken bitkilerdendir.
Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre Bodrum Yarımadası kuş türleri açısından ACİL koruma önceliği sınıfında yer alıp bazı kuş türleri için başka hiçbir yerde yaşamayan ve yok olmak üzere tehlike altında kategorilerinde yer alan bir veya daha fazla canlı türün bulunduğu “önemli doğa alanı” kapsamındadır.
Rahmetle andığımız kuş gözlemcisi “Brian Stonmen”, Yarımadamıza Avrupa birliği tarafından gönderilen kuş gözlem ve sayım elemanıydı. Kavakderesi Vadisinde 2007 yılında 5 ayrı zamanda yaptığı kuş sayımlarında 45 çeşit kuş tespit etmişti ve sayım raporlarını bizimle de paylaşmıştı. Burada nesli tehlike ve tehdit altında olan kuşlardan ULU DOĞAN (Falco Cherrug), TAVŞANCIL KARTAL (Hieraaetus fasciatus) ve BIYIKLI DOĞAN (Falco Biarmicus) yaşamaktadır.


Bu kadar güzel ve önemli vadiyi daha da kıymetli ve eşsiz yapan bu vadinin Yarımadaya sağladığı sudur. Kavakderesi havzası yarımadanın tepesine kondurulmuş büyük bir huniye benzer çevresindeki yeraltı sularına kaynak oluşturur. Ortakent, Yalıkavak, Turgutreis, Gümüşlük yerleşkelerinin yeraltı su kaynaklarının ana beslenme noktasıdır. Bu vadide Haziran ayı başlarına kadar akan dere Dereköy’ü geçerek sonradan ismini Turgutreis olarak değiştirdiğimiz KARATOPRAK dediğimiz ve yarımadamızın en verimli en geniş alüvyon ovasını oluşturmuştur ve de sulamaktadır. Ancak üretimi bırakıp turizme sarılmayı marifet sayan yöneticilerimiz bu ovayı komple binalarla doldurdular.
Bilenleriniz vardır Yarımadamızda 11 belediye hüküm sürerken 2006 yılında toplanan Belediyeler birliğimiz, baş belası çöp toplama alanı dolduğundan yeni bir yer seçmişlerdi. Kavakderesi Vadisini çöp depolama alanı olarak planlamışlardı. Yani bugün dökülen hafriyatları engellemesini beklediklerimizin hain emelleri vardı. Gerekçeleri tüm belediyelere yakın olmasıydı.
İyi ki etkili sivil toplum örgütlerimiz var da böyle akılsızlıklara karşı mücadele ediyorlar. O zamanlar faal olan Mavi Yol Girişimi Platformu, Dereköy Derneği ve ahalisi ile yoğun uğraşlar sonunda bu karar iptal ettirildi.
Bu kadarla yetinmediler elbet su sıkıntısı çekildiği günlerde buraya bir baraj bile düşündüler, dur denildi. Bölgedeki Partipanas Tepesinde mevcut 2400 dönümlük mera alanını imara açtılar, iptal ettirildi. Derenin üzerine çamaşır fabrikası açtılar, kapattırıldı. Geçtiğimiz yıl yangın uçakları olmayınca yanan yarımadamızda burası da nasibini almış yangından oldukça kötü etkilenmişti. Şimdi de hafriyat belası.
Üzerinde durulması gerekli bir husus da inşaatların yavaş yavaş vadiye doğru ilerlemeyi görev edinmiş olmalarıdır. Vadi “Mutlak Koruma Alanı” yani eski deyişle 1.derece doğal SİT dediğimiz korunma statüsünde olmasına rağmen.
Burası yarımadada yaşayanların ohhhhhh beeeeee diye bağırıp deşarj olabilecekler kadar güzel bir doğal alanı, yerüstü ve yeraltı su kaynağımız. Şöyle etrafınıza bir bakın, bırakın da burası da böyle kalsın yedikleriniz yuttuklarınız yetmedi mi?
Doğaya saygılı olanlara saygılar gerisine yok… Ali Dizdar



