ZİRAİ İLAÇLAMA-PESTİSİTLER VE ZARARLARI

ZİRAİ İLAÇLAMA-PESTİSİTLER VE ZARARLARI

 

  1. EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı / Araştırmacı yazar

 

Ülkemizde yılda 33 bin ton yani hektar başına 26 kilo pestisit kullanıldığı, bu kullanım ile Avrupa’da ilk sırada yer aldığı, Pestisit kısa vadede vücuda zarar vermeyeceği düşünülse de uzun dönemde; deri, cilt, akciğer kanseri, hormonal bozukluklar, beyin ve sinir sistemi hastalıkları, bazı kan hastalıkları gibi ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara yakalanma riskleri taşıdığı, özellikle gelişme çağında olan çocuklarda hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı gibi davranış problemlerine yol açtığı belirtilmektedir.

Yazıda, sağlığımızı yakından ilgilendiren, zirai mücadelede kullanılan zirai ilaç-pestisit tanımı, çeşitleri, toprağa, suya ve insan sağlığına zararları, pestisit kalıntısı nasıl temizlenir, zirai ilaçlamada dikkat edilmesi gerekenler açıklanmıştır.

    2014’te semt pazarlarından rastgele seçilen 309 ayrı sebze ve meyve örneğinin yüzde 25’inde Türk Gıda Kodeksi’nde belirlenen üst sınır değerlerinden fazla pestisit/zirai ilaç kalıntısı saptanmıştır. 

    Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı sınıflandırmada en çok kullanılan 700 civarındaki pestisitin 33’ü insan sağlığına çok zararlı, 48’i oldukça tehlikeli, 118’i orta derecede tehlikeli ve 239’u da daha az tehlikeli grupta yer alıyor. 41 etken maddenin hem insan hem de diğer canlılar için ölümcül tehlikeler barındırdığı ortaya koyulmuştur.

Hayvanlarda keneye karşı mücadelede, 1960’lı yıllarda elle DDT  (Dichloro Diphenyl Trichloroethane) tozu sürülürdü. 

    1960-1970’li yıllarda bazı yörelerde sadece karpuz ve pamuk ürününe el pompaları ve sırtta taşınan aletle ilaçlama yapılırdı. Diğer ürünlere ilaçlama yapılmazdı ve hepsinden de gayet verimli ürün alınırdı. Tabi o zamanlar zirai ilaçların etkilerine karşı hiçbir önlem alınmazdı. Sık sık zehirlenmeler olurdu. 

    Tarım ilacına karşı alerjik bir hassasiyeti olanlar, eğer meyve ya da sebzede tarım ilacı kullanılmış ise hemen anlarlar, yediklerinde bünyeleri tepki verir, alerji olurlar.

    Yılın belli aylarında bir tür sinek koyunların burnuna veya gözlerine larvalarını püskürtürdü. Bazen de insanın gözüne püskürtür; larvalar genize ulaştığında; genizde hareketleriyle şiddetli öksürüğe yol açarlar. Biraz böcek ilacı içmekle ya da genize katran sürmekle larvalar etkisiz hale gelirdi.

    Ürünleri ve hayvanları haşerelere, böceklere, zararlılara karşı korumak için neredeyse her evde zirai ilaç ve böcek ilaçları bulundurulurdu. 

    Şimdi zirai ilaçların kontrol ve denetim altında olduğunu söyleyebiliriz. Zirai ilaç yapabilmek için belge istenildiği bilinmektedir.

    Bitkisel üretimi sınırlayan hastalık, zararlı ve yabancı otların zararından bitkileri korumak, bu yolla tarımsal üretimi artırmak ve kalitesini yükseltmek amacıyla yapılan tüm işlemlere BİTKİ KORUMA ya da ZİRAİ MÜCADELE denilmektedir.

    Zirai mücadelede etkin yöntemlerden birisi de kimyasal yöntemlerdir.

    Bileşimlerinde bulunan zehirli kimyasal maddelerle hastalık ve zararlıları yok etmek için yapılan mücadeleye “İlaçlı Mücadele” denmektedir.

    Sebze ve meyveleri, ekinleri zararlılara karşı korumak ve verimini arttırmak için ilaçlama yapılması hepimizin sağlığını yakından ilgilendirmektedir. Aldığımız meyvelerde, domates, salatalıkta ilaç kalıntısı var mı? Sağlığıma zararı olur mu? Sorusu hep akla gelmektedir.

    Konunun uzmanı olmasam da, tarım ilaçlarının toprak ve su kirlenmesine yol açması, sağlığımızı tehdit etmesi yönüyle, bir çiftçi ailesinin ferdi ve şehirde pestisit kalıntılı sebze ve meyve tüketicisi olmam dolayısıyla böyle bir yazıyı hazırlama gereği duydum.

 

BİTKİLERİ HASTALANDIRARAK MAHSÜL KAYIPLARINA NEDEN OLAN CANSIZ VE CANLI İKİ GRUP ETMEN VARDIR


CANSIZ HASTALIK ETMENLERİ

 

Düşük ve yüksek sıcaklıklar, 

Aşırı rutubet, 

Topraktaki besin maddesi noksanlığı, 

Işık noksanlığı, 

Yıldırımlar, 

Kuvvetli rüzgar, 

Havadaki çeşitli kimyevi maddeler.

 

CANLI HASTALIK ETMENLERİ

 

    Böcekler: Meyve iç kurtları, meyve ağ kurtları, kırmızı örümcekler, kabuklu bitler, yaprak bitleri, floksera, süne ve kımıl.

 

    Mantarlar: Buğday sürmesi, hububat pasları, bağ ve sebze mildiyöleri, meyve, sebze ve bağ küllemeleri, yaprak leke hastalıkları.

 

    Bakteriler: Zeytin ağacı kanseri, turunçgil dal yanıklığı, ceviz bakteriyel yanıklığı, pamuk köşeli leke hastalığı, meyve ağaçları kök kanseri.

 

    Virüsler: Bağlarda bulaşık soysuzlaşma, tütün mozayik virüsü, hıyar mozayik virüsü, pancartepe kıvırcıklığı virüsü, narenciye virüsleri.

 

    Nematodlar: Kök ve ur nematodları, buğday gal nematodu, soğan ve sarmısak nematodu.

 

    Kemiriciler: Tarla fareleri, kör fare, tavşanlar, sincaplar


    Yabancı otlar: Sarı ot, yabani hardal, köygöçüren, gelincik, yabani yulaf, karamuk, pelemir, kanyaş, sarmaşık, pıtrak, yavşan, tilki kuyruğu ve ayrık otu.

 

PESTİSİTLER

 

    Zirai ilaçlama ile hastalık etkenlerin bitkilere bulaşması önlenir ve bitkide zarar yapan haşereler öldürülür. Bunlara PESTİSİT denir. Pestisit kelimesi Latince bir ad olup, ‘’hastalık önleyici’’ anlamına gelmektedir. 

    Zirai ilaçlamada kullanılan, pestisitler, diğer bir adıyla biyoksitler, arzu edilmeyen organizmaları yok etmede kullanılan anorganik, doğal organik ve sentetik organik olmak üzere üç grupta toplanabildiği gibi, biyolojik organizmaya etkisine göre;

İNSEKTİSİT: Böcekleri,

FUNGUSİT: Mantarları,

BAKTERİSİT: Bakterileri, 

HERBİSİT: Yabancı otları, 

AKARİSİT: Kırmızı örümcekleri, 

RODENTİSİT: Kemiricileri, 

NEMATİSİT: Nematodları, 

MOLLUSSİSİT:Salyangozları, 

AUENİSİT: Kuşları,

REPERLENT: Karıncaları, 

ATRAKTANLAR: Çekirgeleri öldürenler.

 

DOĞAL ORGANİK PESTİSİTLER: Rotenon, piketrum ve nikotin, 

ANORGANİK PESTİSİTLER: Arsenikli, cıvalı, boratlı ve florürlü bileşikler.

 SENTETİK ORGANİK PESTİSİTLER: Kimyasal özelliklerine göre klorürlü, organo fosforlu ve karbonatlı pestisitler şeklinde sıralanabilir.

ZİRAİ İLAÇLAMADA KULLANILAN ALETLER 

 

TOZLAMA ALETLERİ 

 

El, Göğüs, Sırt, Arabalı, Uçak körükleri ile Motorlu tozlayıcılardır.


PÜSKÜRTME ALETLERİ

 

El, Sırt, Arabalı, Motorlu ve Sisleme pülverizatörleridir.

 

PESTİSİTLERİN TOPRAĞA ZARARLARI

 

    Pestisitlerin bileşiminde zehirli olan arsenik, cıva ile flor ve bor vardır. Bu elementler toprakta ağır metal kirlenmesine yol açar. Pestisitler, toprağı canlı tutan toprak organizmalarının yok olmasına neden olmaktadır. Arsenli ve cıvalı bileşikli böcek ilaçları yasaklanmıştır.

 

PESTİSİTLERİN SUYA ZARARLARI

 

    Bazı pestisitler katı partiküller üzerine bulaşmakta ve yıkanarak yüzey sularına geçmektedir. Ancak çayır, mera ve ormanlık alanların sınırlı olmasının bir sonucu olarak, tarım toprakları önemli derecede erozyona maruz kalmaktadır. Bu durum hem kuru, hem de sulu tarım sırasında kullanılan pestisitlerin su ortamlarına taşınmasını da kolaylaştırmaktadır. 

 

SUDA BULUNAN PESTİSİTLERLE İLGİLİ İKİ TİP TEHLİKE SÖZ KONUSUDUR

 

1- Ürünlerin verim ve kalitesi üzerine etkileri, 

2- Sulanan alanlardaki yer altı suyuna etkileri.

 

Sulama suyunda izin verilebilir pestisit derişimi için standart geliştirilememiştir. Bu maddeler daha çok tarımsal alanlar ve kültür topraklarından sızan sularda ve meyve-sebze işleyen fabrikaların kirlenmiş sularında bulunur. Uçaklarla yapılan tarımsal mücadele sonucunda da söz konusu maddeler sulara karışabilmektedir. 

 

PESTİSİTLER SU ORTAMINA BAŞLICA DÖRT YOLLA KARIŞMAKTADIR

 

1- Püskürtme, 

2- Yağmur suyu, 

3- Atık deşarjları, 

4- Pesitisit içeren diğer kalıntıların suya karışması.

 

Pestisitler yer altı suyuna ise temelde süzülme ve kazara dökülme sonucu bulaşmaktadır. Gerek yer altı suyu gerekse yer üstü suyuna ulaşan pestisitlerin, çeşidi ve suda çözünürlük durumuna göre canlılar için sınır değerleri söz konusudur. Bu değerlerin üstündeki derişimler canlı hayatını olumsuz yönde etkiler.

   

PESTİSİTLERİN SAĞLIĞA ZARARLARI

 

Günümüzde yaygın olarak sprey şeklinde kullanılan Pestisitler, adsorpsiyon sonucu sebze ve meyvelerin yüzeylerine yapışır. Bazı zamanlarda çiğ olarak tüketilen bu gıdalarda yeterli arındırma sağlanamaz. Böyle durumlarda sindirim sistemi aracılığı ile maruziyet meydana gelir. 

    Pestisitler, bazı durumlarda böcek ilaçları gibi maddelerin yanlışlıkla solunmasıyla ya da temas sonucu deri yoluyla emilmesiyle kan dolaşımımıza katılır, hayati organ ve sistemlerimize ulaşırlar. Bu  durum sonrası kısa dönem ya da uzun dönemde birtakım etkiler görülebilmektedir.

Pestisitlere maruz kalma sonucunda görülen kısa dönem etkileri deyince aklımıza ilk gelecek olanlar akut zehirlenmeler ve alerjik reaksiyonlardır. 

Özellikle tarım işleriyle uğraşanlar büyük risk altındadır. Dikkatsiz ve özensiz yapılan ilaçlamalar sonucu pek çok pestisit zehirlenmesi vakası meydana gelmektedir.  Akut pestisit zehirlenmelerinin başlıca belirtileri: Kusma, İshal, Terleme, Solunum güçlüğü, Çarpıntı, İstemsiz kasılmalar olarak  sayılabilir.

 

MEYVE VE SEBZELERDEKİ PESTİSİT KALINTILARININ UZAKLAŞTIRMANIN YOLLARI

 

    Çevre Koruma Kurumu, üzerindeki organik maddeleri ve bakterileri azaltmak amacıyla tüm sebze ve meyvelerin yenilmeden önce 2 dakika boyu ticari amaçla satılan dezenfektan maddelerde bekletilmesini uygun bulmaktadır.

    Bazı kaynaklarda meyve ve sebzelerdeki pestisit kalıntılarını uzaklaştırmak için bazı yöntemler önerilmektedir.

 

    TUZLU SUDA BEKLETİLMESİ: Araştırmalar, 20 dakika boyunca yüzde 10 tuzlu su çözeltisinde meyve ve sebzelerin bekletmenin, en yaygın dört böcek ilacı kalıntılarının çoğunu bertaraf ettiğini göstermiştir.

   

SİRKE İÇİNDE BEKLETİLMESİ: Yaklaşık 20 dakika, 1 kısım sirke için 3 kısım su çözeltisini önerirken, diğerleri de pestisitleri iyice uzaklaştırmak için tam kuvvetli sirke gerektiğini gösteriyor.

 

    KABARTMA TOZU KULLANIMI: 30 gram kabartma tozu 3 litre suya karıştırarak meyve ve sebzeleri en az 15 dakika bekletilmeli ve sonra suyla durulanmalıdır.

 

    SADECE SOĞUK SU İLE YIKAMAK: SOĞUK su altında durulamada 12 pestisitten 9’unun kalıntılarını azaltabildiği saptanmıştır.

 

    KABUKLARINI SOYMAK: Pestisit kalıntılarını meyvelerin kabuklardan uzaklaştırmanın en etkili yolu, yukarıda belirtilen işlemlerini yaptıktan sonra meyvelerin kabuğunu soyarak yemek.

 

ZİRAİ MÜCADELE İLAÇLARININ KULLANILMASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

 

  1. Zirai mücadele ilaçları daima kilitli ve meskun olmayan yerlerde, kapalı odalarda ve dolaplarda saklanmalıdır. Boş orijinal ambalaj kapları başka maksatlar için asla kullanılmamalı, çocukların ulaşabileceği yerlerden uzak tutulmalıdır
  2. İlaçlar, içerisinde gıda ve yem maddeleri bulunan mutfak, ahır ve benzeri yerlerde hazırlanmamalıdır.
  3. Zirai mücadele ilaçları yalnız ambalajlarının üzerinde kullanma talimatlarında gösterilen dozlarda kullanılmalıdır.
  4. İlaçların kullanılması sırasında koruyucu elbise, lastik çizme giymeli, ayrıca koruyucu gözlük ve maske takılmalıdır.
  5. Koruyucu elbiseler sık sık değiştirilmeli ve temizlenmelidir.
  6. Zirai mücadele ilaçları ile çalışırken yemek yememeli, su ve sigara içilmemelidir.
  7. Bilhassa iş esnasında ve işten sonra alkollü içkilerin kullanılması çok tehlikelidir.
  8. İlaçlamadan sonra ve her yemekten önce eller su ve sabunla itina ile yıkanmalıdır. İlaçlar asla deriye ve göze temas ettirilmemeli ve herhangi bir şekilde temas ettiği zaman bol sabunlu su ile yıkanmalıdır.
  9. Tıkanan meme ve hortumların üfleyerek açılmaya çalışılması tehlikelidir.
  10. Rüzgara karşı ilaç atılmamalıdır.
  11. Arılara karşı, zehirli olan ilaçlarla çalışırken özel itina gösterilmeli ve ilaçlama öncesi kovan sahiplerine haber verilmelidir.
  12. Hazırlanan ilaçlardan arta kalanlarla, aletlerin temizlenmesinde kullanılan suları asla su çukurlarına, derelere, nehirlere, göllere ve denize dökülmemeli bunlar açılan bir çukur içerisine dökülmelidir.
  13. İlaçların kalıntıları bazen hayvanlarda bariz bir zarar meydana getirmekle birlikte, ürünlerine meselâ süte geçebilmektedir. Sebze ve meyveler ise kullanılmadan önce mutlaka yıkanmalıdırlar. 
  14. Zirai mücadele ilaçları ile çalışanlar bedeni ve ruhi yönden sağlıklı olmalı ve aynı zamanda kendilerine kullanma, zehirlilik ve dikkat edecekleri hususlar hakkında bilgi verilmelidir.
  15. Gündüzleri devamlı olarak 8 saatten fazla ve peşi peşine 6 günden fazla sürelerle, mücadele ilaçları uygulamalarından kaçınılmalıdır.
  16. Üşüme, bronşit ve mide rahatsızlığı olan şahıslarla, ellerinde çatlak ve yaralar bulunanlar zehirlere karşı bilhassa hassastırlar. Böyle kişiler sıvı ve toz ilaçlarla çalıştırılmamalıdır.
  17. Eğer iş esnasında veya işten sonra baş ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi, göz kararması ve diğer rahatsızlıklar meydana gelirse işi derhal durdurmalı, kirli elbiseleri çıkarılmalı ve doktor çağırmalı veya hasta derhal hastaneye kaldırılmalıdır.

 

Pestisitlere maruz kalma sonucunda görülen kısa dönem etkileri deyince aklımıza ilk gelecek olanlar akut zehirlenmeler ve alerjik reaksiyonlardır. Özellikle tarım işleriyle uğraşanlar büyük risk altındadır. Dikkatsiz ve özensiz yapılan ilaçlamalar sonucu pek çok pestisit zehirlenmesi vakası meydana gelmektedir. 

    Tarımsal ilaçlamalarda kişisel koruyucu önlemler alınmalı, ilgili yönerge ve kurallara uyulmalıdır.

 

Zirai ilaçlama-pestisitler ve zararları hakkında videoyu izlemek için linke tıklayınız: 

 

https://youtu.be/WywKxWUxtIk

 

KAYNAKLAR

 

Atabey, E. 2018. Suyun Hikayesi. 615s. Asi Kitap: 65, Araştırma: 45,1. Baskı Şubat 2018. ISBN: 978-605-9331-87-6 İstanbul.

Uslu, O. ve Türkman, A. 1987. Su Kirliliği ve Kontrolü, Başbakanlık Çevre Genel Müdürlüğü Yayınları, Eğitim Dizisi 1. 364 s. Thiel, P. G., 2001. Blooms of Blue-Green Algae, Environmental Medicine, Chapter-5 (www.envimed.com/emb05.shtml).

https://www.dersimiz.com/bilgibankasi/zirai-mucadele-nedir-hakkinda-bilgi-1134

https://www.medicalpark.com.tr/pestisit-nedir-turleri-etkileri-ve-zararlari-nelerdir/hg-1718

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

İÇTİĞİMİZ SUYUN RENGİ NEDEN ÖNEMLİ?

İÇTİĞİMİZ SUYUN RENGİ NEDEN ÖNEMLİ? OKYANUS, DENİZ VE GÖL SUYUNUN RENGİ NEDEN ...