Meftun isimli ilk kişisel Seramik sergisi

Sanatçı Yeliz Özcan Beyazıt, Meftun isimli ilk kişisel sergisini Funtown Yahşi Park’ın içinde yer alan, “Bodrum Seramik Art” isimli Seramik atölyesinde açtı.
Özcan, ilk kişisel sergisi ile ilgili olarak şu açıklamayı yaptı.:
Meftun isimli ilk kişisel Seramik sergim, aramızdan 13 yıl önce ayrılan babamın adını taşıyor. 30 Ağustos sergimin açılış günü de, babamın doğum günü olduğu için seçtiğim bir tarihti. Uzun bir süredir hayatımdaki birçok gelişmeye şahit olamayan babamı kendimden haberdar etmek istedim, umarım bir yerlerde beni ve bizi hissetmiştir, ona ithaf ettiğim sergi ruhuna ulaşmıştır.
Sergimdeki eserler uzun bir süredir üzerinde düşündüğüm, yazdığım, durduğum ve tekrar üretmeye başladığım bir süreci kapsıyor. Tüm üretimlerimi, Funtown Yahşi Park’ın içinde yer alan, “Bodrum Seramik Art” isimli Seramik atölyemde gerçekleştirdim. Önce bir hikaye yazdım, sonra her şey çamurdan esere dönüştü. Yola çıkış amacım bir sergi açmak değildi. Öncelikli olarak amacım derdimi anlatmaktı, o dert ve duygular zaman içinde katı bir hale, kırılmadığı sürece sonsuza uzanabilen Seramik Eserlere dönüştü. Ağır işleyen bir sürecin, zaman içinde şekil değiştirmesini görmek çok keyifli bir şey benim için. Duygularınızın nihayetinde katılaşıp artık bozulmadan kalabileceğini bilmek ve ifadenizin sonsuza uzanacağını bilmek paha biçilemez bir duygu. Sanatın içindeki birçok malzemeyle bunu yapabilirsiniz, ancak Seramik malzemenin kırılgan yapısını da göz ardı edemeyiz. Bu sebeple ona hem hassas davranmamız gerekir, hem de o kendi hikayesini göstereceğinden dolayı ona tamamen güvenmemiz gerekir. Bu “kırılganlık” ve “güvenmek” arasında gidip gelmek, beni Seramik malzemeye hayran bırakan ilk düşünce olmuştur. Kili serbest şekillendirme ile yola çıktığımız bu uzun üretim süreci, insanın yaradılış efsanesine göre büyük benzerlikler taşır. Dediğim gibi, kırılganlığı ve güvenirliği bakımından da insanın yaradılışına gönderme yapar bana göre. Bu yüzden seramik malzeme insanoğlunu hep bir yerden yakalayıp, kendisine çekecektir diye düşünüyorum.
Tekrar Sergimin içeriğine ve temasına dönecek olursam, sergiye giden yoldaki derdim, insan ilişkilerini anlatmaktı. Bunu oyunlar teması üzerinden anlatmak istedim. Yetişkinlikte birbirimizle oynadığımız oyunlar var, herkesin bir sonraki hamleyi bildiği fakat görmüyormuş gibi yaptığı tıkanık ilişkiler tufanı var. Çoğumuz birbirimizle sosyal maskelerimizle varız, bunlardan soyulup arındığımızda hepimizin bambaşka insanlar olduğunu düşünüyorum. Gerçeği söylemiyoruz oyun oynuyoruz. Gerçeği göstermiyoruz oyun oynuyoruz. Gerçek olandan kaçıyor, saklanıyoruz ve yine oyun oynuyoruz. Çünkü cesaretimiz yok, oyun oynamadan kurduğumuz ilişkiler kalbimize dokunur diye çekiniyoruz, büyürken bunu öğrendik artık çocuk masumiyetinde değil oyunlarımız. Çocukların oyunları gerçektir ama bizim ne yazık ki gerçek değil ilişkilerimiz tıpkı oyunlarımız gibi. Bir yerden yara almaktan korkup hep duvarlar yükseltiyoruz birbirimize, oysa ben gerçeği arıyorum, ilişkilerimde gizlenen gerçek ruhu görmek istiyorum. Gözlerinin en içinde yakaladığım gerçek ruhla temas kurduğumda ise hayır bu ben değilim dediklerinde o zaman “sanmak” fikri ile yeni bir oyun da başlıyor. Ben sanmadığına eminim, onlar yakalandıklarından emin ancak bu bir oyun ve böyle devam edecek gibi ancak ben artık bu oyunun oyuncusu olmayacağım.
Bu düşüncelerden yola çıkarak sergimde alt tema olarak Legoları, yapboz puzzle parçaları, satranç taşlarını, piyonları, bowling topu ve labutları, zarları kullandım. Buradan gitmek istediğim yer insan ilişkileriydi, göstermediğimiz, sakladığımız, korktuğumuz ve karşılıklı olarak inanmış gibi yaptığımız ne varsa onlara gönderme yapmak istedim.
“Meftun” isimli Seramik sergimde 100 adet Seramik Eser bulunmaktadır.
Sergimiz 8 Eylül 2024 Tarihine kadar ;Bodrum Seramik art atölye’de ziyaret edilebilir.
Sergi büyük ilgi gördü, Sergi açılığında 100 kişinin üzerinde davetli ağırladık.
Sergimde beni yalnız bırakmayan; Funtown Yahşi Parkta Seramik Atölyesi açmamı sağlayan, bana inanan sevgili büyüğüm Çağdaş Çağlar’a, okul hayatım boyunca desteğini hiç esirgemeyen, bilgiyle ve ilgiyle yoluma ışık olan Bodrum Güzel sanatlar Fakültesi Dekanı sayın hocam Prof. Burcu Öztürk Karabey’e, Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölüm hocalarıma, Bodrum Seramik Art Atölyesinde ders alan öğrencilerime, Aileme ve tüm arkadaşlarıma sergi ziyaretlerinden dolayı çok teşekkür ederim.
Sergim için yazdığım şiirimi de ekleyerek sözlerimi bitirmek istiyorum.
Seninle oyunlar oynuyoruz küçük düşler içinde,
kumdan kaleler kuruyoruz birlikte.
Bazen kalelerimi zapt edemiyorum, yerle bir ediyorsun
ben arkamı döndüğümde…
Çoğu zaman, elindeki kartları hiç tahmin etmediğim halde riske giriyorum,
umut biriktiriyorum, pes etmiyorum, yarım kalan oyunların içinde…
Gerçekte kim olduğumuzu göremiyoruz, yoruluyoruz ikimiz de.
Büyük bir saklambaç oyunun içinde oluyoruz sonra,
sen gözlerini kapatıp sayı saymaya başladığında
ben çoktan şimdiki zamanı terk etmiş oluyorum.
Zarlar atıyorum bazen, hileli tüm ilişkilere.
İçinde, senin gözlerinden bir parça aradığım yapboz düşlerim
tamamlanmıyor bir türlü…
Düşüyoruz birlikte zarların düşeşine.
Kimse görmüyor, kırılan oyuncaklarımızı sessizce yerden kaldırıp,
yenisini kuruyoruz her seferinde.
Seni ararken kayboluyorum bazen, mevsimler harcıyorum,
dikenli yollar aşıyorum, çamurdan düşler kuruyorum,
gökyüzünde sönmüş yıldızların ışığını açıyorum o derin kimsesizlikte.
Bir satranç tahtasının içindeyiz çoğu zaman, sen “Şah” diyorsun
bense oynatamıyorum piyonlarımı senin üzerine.
***
Çoğu ilişkinin, oyunlar ardında sessizce yaşandığı zamanlardan geçiyoruz.
Kazanmanın ve kaybetmenin iç içe geçtiği, yok edildiği bir zaman.
Görünmeyen maskelerimizi büyüttükçe, daha çok oyuna dahil olduğumuzu,
ancak kendimizden kovulduğumuzu göremediğimiz bir zaman.
Duvarlar çok yüksek, yol bazen çok karanlık ve
oyun yerlerindeki tüm konuşmalar herkes kadar yalnız.
Oyun kurallarındaki sis perdelerini göremiyoruz artık.
Biz içeriye bakmayı ne zaman unuttuk?
Duvarların ardına saklanmadığın,
Oyunu kurallarına göre oynamadığın,
Kaybetmekten hiç korkmadığın,
Kendi içine kavuştuğun halinle,
Ben sana meftunum.
Gerçek seni görmek istiyorum.
Şimdi saklandığın tüm oyunlarından usulca çıkıp,
Kendini seninle tamamlar mısın?
Yoksa, ben de oynamıyorum!
Yeliz Özcan Beyazıt
Hakkımda kısa bilgi:
Çocukken oynadığım oyunların en büyük kahramanı olması sebebiyle, çamurla ilk temasım 80’li yılların başlarında daha küçük bir çocukken her fırsatta çamurdan minik evler yapıp kendimce güneşte kuruttuktan sonra elimdeki boyalarla boyayıp aileme hediye etmekle başladı. Oyunun içinde çabaladığım şeyin aslında, “seramik” obje yapmayı istemek olduğunu çok sonra anladım. Tabii güneş, çamuru iyice çatlattığından yaptığım kilden oyuncakları gölgede kurutma uğraşlarımı hatırlıyorum, o da oyunumun bir parçasıydı.
Bahçedeki çocukluk yıllarım geçtikten sonra seramik çamuruyla 2013 yılında gittiğim seramik kurslarıyla yeniden tanıştım. Benim için bir tutku haline dönüşmesi çok uzun sürmedi ve daha profesyonel olarak çamurla ve seramikle nasıl buluşacağımın yollarını aramaya başladım. Farklı kurs deneyimleri de yaşadıktan sonra 2017 yılında Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesinin yetenek sınavlarını kazanabilmek için yeniden kolları sıvayıp, tüm gücümle sınavlara hazırlanmaya karar verdim. Araya giren onca yıl ve tekrardan üniversite heyecanı derken büyük bir istekle, 2018 yılında ilk defa o öğretim yılında öğrenci alacak olan Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik bölümünü kazandım.
O kadar büyük bir istek ve sevgi ile Seramik bölümünü okumuştum ki, 2022 yılında mezun olduğumda emeklerimin karşılığı, Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik bölüm 1.liği ve fakülte 2.liği olarak geldi. Buradan da tüm Seramik bölüm ve fakülte hocalarıma sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Bir kez daha anladım ki, kalpten yapılan her şey bizlere geri dönebilmek için zaman kolluyor.
Bodrum Seramik Art atölye ismini daha öğrenciyken hayalini kurduğum, marka ismini oluşturduğum bir projeydi. Daha hiç kirlenmemiş denizlere ithafen, Bodrum’a çok yakışan bir mavi ile marka renklerimi tasarladım.
2023 yılının başından beri Fun Town Yahşi Park’ta yer alan Seramik atölyemde çocuklara ve yetişkinlere seramik dersleri veriyorum, kendi özel tasarımlarımla üretimler yapıyorum ve kendi sanatsal projelerimi de ürettiğim atölyemde Seramiğin katmanlarından olan “sır” üretimine dair ar-ge çalışmalarımla, kendi mark
ama sırlar ile yeni bir boyut kazandırıyorum.
Yeliz Özcan BEYAZIT




