AKBELEN-İKİZKÖY ORMANI VE SU HAVZASI TEHLİKEDE, BODRUM’DA SU KRİZİ

AKBELEN-İKİZKÖY ORMANI VE SU HAVZASI TEHLİKEDE, BODRUM’DA SU KRİZİ
DR. EŞREF ATABEY
Jeoloji Yüksek Mühendisi/ Tıbbi Jeoloji Uzmanı / Yazar
Muğla Milas ilçesi Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine kömür sağlamak için Hüsamlar ile İkizköy arasında 15 km’lik havzadaki kömür ocakları, İkizköy, Akbelen ve Çamköy’e doğru, daha önce 9 köyü yuttuğu gibi, köyleri, ormanı, tarım alanlarını, zeytinlikleri yuta yuta güneydoğu kuzeybatı yönünde ilerlemektedir. Ruhsatlar Çamköy’e, kömür ocakları İkizköy’e dayanmıştır. Ormanlar ve su havzası tehlike altındadır.
Canlılar için gerekli oksijen ve suyu üreten ağaçların kesimi, İkizköy, Akbelen arasındaki ormanda devam etmektedir.
T.C. Anayasası’nın çevrenin korunmasıyla ilgili Madde 56: ‘’Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir’’ ilkesi gereğince Devletin çevreyi koruma görevi bulunmaktadır. Eskiden Devlet ormanı vatandaşlardan, şimdi ise vatandaşlar ormanları, korumaya çalışıyor görüntüsü ortaya çıkmıştır. Vatandaşların, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı için, Anayasa’dan kaynaklı görevini yerine getirmede engellemelerle karşılaşmaları anlaşılamamaktadır.
İklim değişikliği nedeni karbondioksiti üreten ağaçların kesimini, çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önleme görevi, adında ‘’İklim Değişikliği’’ olan kurum ÇED iznine, ormanı koruma görevi olan kurum ağaç kesimine; su kaynaklarını koruma görevi olan kurum ise su kaynaklarının yok edilmesine, kısaca erozyon ve çölleşmeye onay vermektedirler. Onay verilen binlerce ÇED raporlarından ve sahadaki uygulamalardan bunu görmek mümkündür.
Madenlerin çıkartılmasında doğa ve çevre dengesi ilkesine uyulması gerekirken, şirketler çevrenin iyileştirilmesine yapacağı yatırımları kar hanelerine kaydetmekteler; daha kolaycı açık işletme yöntemlerini seçerek, kontrol ve denetimden uzakta, ormanları, tarım alanlarını, su kaynaklarını yok etmektedirler.

Şekil 1

Şekil 2
Şekil 3
Köyleri, ormanı, tarım alanlarını yutarak çıkarılmak istenen kömür ne kadar?
Akbelen ormanlarını da içine alan ve Ekizköy sahası olarak bilinen sahada 1975 ile 1985 yılları arasında MTA tarafından 200-350 m aralıklarla 52 adet, toplam 6.595 m sondaj yapılmış, sondajlarda kesilen kömürün kalınlığı 2,80-26,21 m arası (ortalama kalınlık 6,74 m), yayılım alanı 3,5 km2’dir. Kömür haritada sarı gösterilen kaya birimi tabanında, 31,65-212,75 m arası derinliktedir. Sol alt kesitte siyah görülen zon kömür. MTA tarafından Ekizköy’de işletilebilir biri 20.314.000 ton Kapalı, diğeri 36.820.000 ton Açık işletme şeklinde rezerv belirlenmiş. Tüm rezerv açık ocak işletmesi şeklinde öngörülmemiş.
Akbelen ve İkizköy ormanları altındaki kömür termik santrallari uzun yıllar besleyecek miktarlarda değil. Zaten sahanın yarısı İkizköy’e kadar rezervi tükenmiş durumdadır. Önceki kömür rezervleri gibi buradaki kömür de bitecektir. Kömür bittiğinde ise ocak terk edilecek ve geride 200 m derinliğe ulaşan su dolu devasa çukurlar bırakılacak; alan çölleşecek.

Şekil 4
Açık kömür ocağı işletilmesi Kamu yararına mı?
Açık ocak işletmeciliği her zaman işletmecinin kolayına gelen, karlı bir yöntem olarak bilinir. Bilimsel yönüyle durum değerlendirildiğinde, Akbelen ormanları yok edilerek, yüzeydeki tarım toprağının sıyrılıp, yerin derinliklerine doğru 200 m inilerek, devasa çukurlar oluşturmak kamu yararına değildir. Enerji ihtiyacı adına bunu yapanlar aslında ülkenin yararına değil, canlılar için bu kadar değerli orman ve tarımsal varlığı ortadan kaldırarak kötülük yapmış olmaktadırlar.
Kamu yararı; toplumun refahına, devlet gereksinimlerine cevap veren ve halkın ihtiyaçlarına en iyi şekilde karşılayan bir yapı olarak ifade edilebilir.
Yapılan, T.C. Anayasası çevrenin korunması hakkındaki 56’ıncı maddeye,
2872 sayılı Çevre Kanunu Madde 1; ‘’…bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak’’ ilkesine aykırıdır.
Türk Ceza Kanunu Çevreye Karşı Suçlar; Çevrenin kasten kirletilmesi Madde 181 ile Çevrenin taksirle kirletilmesi Madde 182’ye göre suç teşkil etmektedir.
Günümüzde madencilik faaliyetlerine maruz kalan, ‘’doğa’’, iklim değişikliğine karşı savunmasız durumdadır. Doğanın yok edilmesi uluslararası bir suç olmalıdır.
“Çevreye kıyım”, soykırım veya insanlığa karşı suçlarla, Lahey merkezli Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından kovuşturulabilecek suçlarla aynı şekilde ele alınmalıdır.
Doğa hakkı insan hakkından önce gelir. Doğal kaynakların gerçek sahibi halktır.
‘’Kömür’’ mü, ‘’Su’’ mu?
Hızlı kentleşmeye bağlı olarak su ihtiyacı en üst noktada iken kömür uğruna su kaynaklarını yok etmek uygun mu?
İnsanın yaşaması için en temel madde SU’dur. Su olmadan yaşamayız. Kişisel menfaatleri için Akbelen ve İkizköy havzasındaki su ve oksijen üreten ormanı, bünyesinde su depolayan toprağı, kayaları ortadan kaldırmak isteyenlere şunu sormak isterim.
Susuz kaldığınızda, su yerine kömür susuzluğumuzu giderecek mi?
Çocuğunuz su istediğinde verebilecek bir bardak suyu bulabilecek misin?
Sonra gölgesinde serinleyebileceğin bir ağaç bulabilecek misin?
Sizler susuzluktan etkilenmezsiniz. Santrallerden kamuya ait değerlerden elde ettiğinizle suyu bol olan Güney Amerika kıtasının kuzeyinde bir yere elbette sahip olabilir, ülke dışında yaşamınızı sürdürebilirsiniz. Mağdur ettiğiniz yerel halkın böyle bir imkanı, başka vatanı yok.
Akbelen, İkizköy zeytinliklerinde yetişen Milas Memecik zeytini, peyniri, yufkası, gözlemesi, Akbelen ormanında üretilmiş balı yerine, kahvaltınızı kömürle yapsanız nasıl olur?
Ülkenin enerji ihtiyacı var, dışa bağımlı olmamak için kömür santralerini çalıştırmalıyız ifadesi gerçekçi değildir. Karbondioksit emisyonları nedeniyle Dünya kömür santrallerini terk etmektedir.
Yerin altında milyonlarca yılda oluşmuş kömürün bir ömrü vardır. Çıkarıldıktan sonra yerine koyamazsınız. Havzanın diğer alanlarında olduğu üzere ormanlarını yok edeceğiniz Akbelen’de de, İkizköy’de de kömür bitecek. Geride suyla dolu devasa çukurlar bırakılacak. Toprağı, ormanı, suyu yutan fabrikalarınız da kapanacak.
Kömür bir gün biter; ancak, malikanelerinizde kahvaltınızı süsleyen Milas Memecik zeytini, zeytinyağı, Akbelen çam balı, peyniri insanları beslemeye devam edecektir.
Bodrum su krizi ve Çamköy-İkizköy su havzası
Bodrum içme suyunun bir miktarı Akbelen-İkizköy-Çamköy havzası yer altı suyundan temin edilmektedir. Kömür uğruna havzadaki su kaynağı tehlikeye girecektir.
Jeolojik yapısı, iklimsel değişikliği, kuraklık, insan eliyle kirlenme, aşırı su çekimi ve başka etkenler dolayısıyla Bodrum ilçesinde yüzey ve yer altı suyu rezervi sıkıntısı yaşanmaktadır. Mevcut nüfusa kaliteli su temininde zorluklar yaşanması yanında, yaz aylarında en fazla turist çeken yerlerin başında gelmesi nedeniyle nüfusu kendi nüfusunun 2-3 katına çıkmaktadır. Mevcut yatırımların yetersizliği ve yanına suların kömür ve mermer madenciliği başta olmak üzere insan eliyle kirletildiği de düşünüldüğünde kaliteli içme ve kullanma suyu temini ve suya ulaşmada giderek zorluklar yaşanmaktadır.
Bodrum’da nüfusun kontrol altına alınmaması halinde yıllık su ihtiyaçları:
2025 yılında 32,64 milyon m3/yıl
2040 yılında 52,33 milyon m3/yıl
2050 yılında 70,11 milyon m3/yıl
2100 yılında 312,23 milyon m3/yıl olarak hesaplanmaktadır.
Bodrum’a Milas’taki Çamköy kuyularından yılda 5 milyon m3, Mumcular Barajı’ndan yılda 5 milyon m3, Geyik Barajı’ndan yılda 5 milyon m3, Yarımada’nın çeşitli yerlerinden yılda 5 milyon m3, Bodrum civarından ise yılda 2 milyon m3 olmak üzere toplam 22 milyon m3 su alınması planlanmış. Bölgenin nüfus projeksiyonları (yerli ve turist nüfusa göre) 2100 yılına kadar yapılmış ve içme-kullanma suyu ihtiyacı bu nüfusa göre belirlenmiş.
İkizköy-Çamköy Havzası: ‘’Yeniköy-Kemerköy Elektrik Üretim Ticaret AŞ’’ tarafından, yeni kömür sahaları açmak için Çamköy ve İkizköy halkına geçtiğimiz yıllarda istimlak ihtarnameleri gönderilmiş. Havzadaki su kuyularından 3 bin dönüm tarım arazisi de sulanmaktadır.
Çamköy bölgesinde MUSKİ 8, AKFEN (Güllük) 3, DHL (Milas-Bodrum Havalimanı) 3, sulama amaçlı 5, Karacahisar-Su çıkan Mevkii’nde 2 kuyu ve 1 kaynak bulunduğunu belirten Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ yetkilileri, o bölgede yapılacak her türlü maden üretimin yer altı sularını etkileyeceğine ifade etmişlerdir.
Bodrum su temini, Çamköy’deki kuyulardan, Karaova ve Milas Havzalarından karşılanmaktadır. Ancak bu havza kömür işletmesi nedeniyle tehdit altında olup, yer altı suyu tehlikededir.
KÖMÜR OCAĞININ ETKİLERİ
Kömür ocağıyla orman, tarım alanları, zeytincilikler ortadan kaldırılmakta, yer altı suyu olumsuz etkilenmektedir.
Morfolojik yapının bozulması ve erozyon
Kömür ocağı faaliyetleriyle alanın morfolojik yapısı bozulmaya devam etmekte, orman ve bitki örtüsü yok edildiğinden, çıplak kalan ve özelliğini kaybetmiş eğimli zemin, yağmur suları ve buzlanmayla daha çabuk parçalanarak, ufalanmakta, aşınan malzeme sellerle taşınarak erozyona yol açmaktadır.

Şekil 5
Oksijen üreten ve karbondioksit emen ormana kömür ocaklarının etkisi
Kömür üretim sahası genişletildiğinde Akbelen ve İkizköy’deki orman ortadan kaldırılacaktır. Akbelen Ormanı yok edilmesine izin veren ormanı korumakla görevli kurumdur. Bu kurumun Türkiye ormanlarında yer alan afişinin bu durumda bir anlamı kalmış mıdır? Ormanın ve bitki örtüsünün olmadığı yerde, yağmur suları tutulamayacak, suyun toprağa süzülüşü olmayacak, alanda erozyon hızlanacak, yer altı suyu yok olacaktır.

Şekil 6
Ruhsat alanında bulunan iğne yapraklı en çok oksijen üreten ve karbondioksit emen ağaçlardan kızılçam ormanı bulunur. Ağacın bir adet yaprağı 1 saat içerisinde ortalama 5 mililitre oksijen üretmektedir. Bir hektar iğne yapraklı orman yılda 30 ton oksijen üretmektedir.
Bu orman alanında açılacak kömür ocağı, yerel iklim ve mikro klimasında değişimlere yol açacak, topraktaki canlıların yok olması, nemli ve verimli toprağın kaybı ile abiyotik minerallerin, faunanın etkilenmesi, toprak suyunun kaybıyla ağaçların büyümeleri olumsuz etkilenecektir. Dağlık ve tepelik arazideki ormanlar ve bitkiler su da üretirler. Yere düşen yağış, gözenekli orman toprağından sızarak ana kaya çatlak sistemine, oradan da kaynaklara, derelere ve yer altı suyuna ulaşır. Kömür ocağıyla bu sistem zarar görür.
Ağaçlar “Dünyanın ciğerleri” olarak bilinir. Karbondioksitin depolanmasında ve oksijen üretiminde, toprağı dengelemede ve hava sıcaklığını, nemi ve taşkınları azaltmada kilit rol oynarlar.
Ağaçlar, oksijen üretirken, liflerinde karbondioksit depolayarak havayı temizler. karbondioksitin sera etkisini azaltarak iklim değişikliğine olumlu etki yapar.
Gezegenimizdeki tüm canlılar için temel bir yaşam sağlama yeteneğine ve soluduğumuz havayı daha sağlıklı hale getiren karbondioksit gibi zararlı gazları giderme gücüne sahip olan ağaçlardır.
Bir ağaç yaklaşık %5 yapraklar, %15 dallar, %60 gövde ve %20 köklerinden oluşur. Fotosentez sürecinde yapraklar karbondioksit ve suyu çeker ve güneş enerjisini kullanarak, ağacı besleyen glikoza dönüştürür.
Ağaçlar, karbondioksit ve sudan glikoz yapmak için güneş ışığından enerji kullandıklarında oksijeni serbest bırakırlar. Büyük bir ağacın, 4 kişiye kadar bir günlük oksijen sağlayabileceği belirtilmektedir.
Altı karbon, 12 hidrojen ve altı oksijen molekülünden oluşan (C₆H₁₂O₆) kimyasal bileşimiyle basit bir şeker olan GLİKOZ yaşam için en önemli karbonhidratlardan biridir. Hücreler onu bir enerji kaynağı ve metabolik reaksiyonlarda bir ara ürün olarak kullanırlar. Glikoz yani besin; ağaç dallarına, gövdeye veya köklere ulaşır ve daha sonrasında selüloza, nişastaya ya da yağa dönüşür.
Bir dönüm ağaç yılda ortalama 42.000 km giden bir arabanın ürettiği karbondioksite eşdeğer miktarda karbondioksit tüketir. Aynı dönüm ağaç aynı zamanda 18 kişinin bir yıl boyunca nefes almasına yetecek kadar oksijen üretir.
Ortalama olarak, bir ağaç her yıl yaklaşık 118 kilogram oksijen üretir. İki olgun ağaç, 4 kişilik bir aile için yeterli oksijen sağlayabilir.
Olgun bir çam ağacı yaklaşık 12 m boyunda, kökleri ve yaprakları dahil 2 ton ağırlığında olabilir. Her yıl %5 büyürse, 38 kilogramı karbon olmak üzere yaklaşık 100 kilogram odun üretir. Oksijen ve karbonun bağıl moleküler ağırlıklarını hesaba katarsak bu, yılda ağaç başına 100 kilogram oksijene eşittir.
Ağaçların hektar başına ortalama net yıllık oksijen üretimi (%100 ağaç örtüsü), yılda 19 kişinin oksijen tüketimini dengeler. Bu ağaç örtüsünün dönümü başına 8 kişi eder. Ancak gölgelik örtüsünün hektarı başına dokuz kişi arasında değişir.
Ağaçlar gündüz saatlerinde fotosentez yapar. Geceleri oksijeni kullanır ve karbondioksiti serbest bırakırlar.
Karbon emme kapasitesi değişebilse de, genel olarak bir ağacın yılda yaklaşık 167 kilogram karbondioksit veya 6 olgun ağaç için yılda 1 ton karbondioksit depolayabileceği kabul edilir.
Kömür ocaklarının yer altı suyuna etkisi
Çamköy-Akbelen yer altı suyu havzanın kuzeydoğu yönündeki kaynaklardan beslenmektedir. Yer altı suyunu besleyen en önemli kaynak Kayaderesidir. Kayaderesi üzerine Bodrum içme suyu barajı inşa edilmek istenmiş, ancak ÇED iptal edilmiştir. Kayaderesi yaklaşık 5 km uzunluğunda dar bir kanyona girer. Işıkdere mahallesi civarında Kocaman Dere adı altında yeniden akışa geçer ve tekrar akışı kesilir; yan kollarla beslenerek Bük Dere adını alarak Bağcağız Mahallesi Mevkii’nde tekrar akışa geçerek Kocaçay Dere adını alır.
Kayaderesi Çayı’nın beslenme havzası oldukça dardır. Yüzeyde akışı yaz aylarında olmadığından daha çok Çamköy, Akbelen, Işıkdere, Karadam Mahalleleri alanındaki yer altı suyunu beslemektedir.
Kömür ocağı genişletilmesiyle Kayadere’den havzayı besleyen yer altı suyu yolu kesilecek, ocak suyun yüzeye çıkmasını ve buharlaşmasını sağlayacaktır. Çamköy kuyularında ve yörede tarımsal sulamada kullanılan su kuyularında yer altı suyu seviyeleri düşecek ya da kuruyacaktır.
Ormanlık alandaki ağaçların kılcal köklerinden içeriye, kayaların içine doğru, toprağa, yağmur suları süzülür ve depolanır. Gözenekleri ile kırık ve çatlakları içinde, yağmur sularının zemin içerisine süzülmesiyle oluşan meteorik sular, daha önceden hapsolmuş formasyon suları vardır. Sedimantasyon sırasında hapsolmuş olan formasyon suları hidrolojik döngünün bir parçasıdır. Ayrıca çok eski jeolojik zamanda oluşan fosil sular bulunur. Kayaçlar birer su deposudurlar.
Kömür ocağı yarmaları kaya çatlak sistemlerini kestiklerinden, yer altı suyuna sızan suyun açığa çıkmasına, akış yönünün değişmesine, buharlaşmasına ve kaybına neden olur. Kömür ocağı doğal dengesinin bozulmasına neden olacaktır.
Havzadaki yerleşimlerin ve Bodrum’un su ihtiyacını karşılayan yer altı suyu azalacak ya da kuruyacaktır.
Ayrıca pasalardan (atıklardan) yer altı ve dere suyuna karışan sedimanlar suların sıcaklığını, pH, elektrik iletkenliği ve biyolojik oksijen ihtiyacı derişimini değiştirerek canlılar için zararı olacaktır.
Bunların başında arsenik kirliliği gelmektedir.
Yer altı suyuna arsenik bulaşması
Milas’daki kömürlerden
İkizköy’de 16 mg/kg
Sekköy’de 17 mg/kg
Çakıralan’da 23 mg/kg
Alatepe kömürlerinde ise 10 mg/kg arsenik vardır.
Ocakların açılmasıyla yerin morfolojik yapısı değişeceğinden, yerin altında stabil duran kömürlü zon açığa çıkarak havayla temasında, kömürün bünyesindeki arsenik hareketli hale geçerek yer altı sularını kirletecektir. Kömürlerdeki arsenik, kuyu sularına bulaşmakta ve suda arsenik derişimi artmasına yol açabilmektedir.
Bodrum’a su sağlayan Milas havzasında Hüsamlar, Yeniköy-Sekköy-İkizköy linyit kömürü madenciliği yer altı su kaynakları için en büyük tehdit oluşturmakta ve suyun doğa kaynaklı kirlenme nedeni olmaktadır.
Kömür ocağı sanal su tüketimi-su ayak izi
Kömür sahasında yok edilen ormanlar ve kayalar ile yeşil su ayak izi diye nitelendirdiğimiz, yağmur sularının içlerine süzülmesini sağlayan ve yer altı suyu olarak mavi su ayak izini oluşturan kayalar yok edildiğinden sanal su kaybı olmaktadır.
Kömür ocağından kaynaklı kayaların ortadan kaldırılmasıyla ne kadar miktarda yeşil ve mavi su kaybı olacaktır; bunun hesaplanması gerekiyor. Bu kaybedilecek su insan ve bitkiler için gereklidir.
İklim krizi yaşanıyorken su kaybına yol açabilecek böyle bir işletme kabul edilemez.
Ayrıca ocaktaki faaliyetlerde, üretiminde doğrudan mavi su ayak izi yani yer altı tatlı suyu tüketilmektedir. Diğer aşamalarda kirliliği gidermede kullanılan gri su söz konusudur.
Bunun bir de fosil su, formasyon suyu sanal su miktarları yönü bulunmaktadır. Kayalar gözeneklerinde su bulundururlar.
Kömürün oluştuğu sedimanter kayaçların gözenekleri ile kırık ve çatlakları içinde, yağmur sularının zemin içerisine süzülmesiyle oluşan ‘’meteorik sular’’, daha önceden hapsolmuş ‘’formasyon suları’’ vardır. Kömür ocağının ortadan kaldıracağı kayalarla aslında ortadan kaldırılan yer altı su kaynaklarıdır.
Toprak ve tarıma etkisi
Toprak bir canlı varlıktır. Bünyesinde mikroorganizmalar, solucanlar, bakteriler bulunur ve toprağın oksijenli, havadar kalmasını ve besince zenginleşmesini sağlarlar. Bitkisel toprak sıyrılarak bir alanda stoklanmasıyla toprağın kimyasında ve biyolojik yapısında değişiklik olur, atmosferik şartlar, yağmur, kar, buzlanma, sıcaklık gibi nedenlerle toprak özelliğini kaybeder.
Toprağın ana maddesi kayaçlardır. Kayaçlar olmazsa toprakta, bitkilerde, su da olmaz. Kömür ocağıyla kayalar yerlerinden kaldırıldığı için çevresindeki toprak oluşumu da durur. Tarım alanlarında toprağın nemi azalır ve toprak kurur; tarımsal faaliyette ve içme amaçlı kullanılan yer altı suyu azalır; kuyuların su seviyeleri düşer; açılacak ocak bitişiğindeki meyve ağaçları kurur.
Zeytinliklere etkisi
Kömür ocağı zeytinlikleri ortadan kaldırmaktadır. Ocak faaliyetleriyle çevreye toz yayılmaktadır. 3573 sayılı ‘’Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, Madde-20: ‘’Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevî atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez’’ diye ifade edilmektedir.
Kömür tozunda arsenik ve radyasyon tehlikesi
Kömür ocağından yayılan toz içinde bir tür pnömokonyoz nedeni antrakozis yapan kömür tozu ile kanser nedeni arsenik tozlarıyla birlikte, kanserojen radyoaktif tozlar da bulunur. Özellikli kuru havalarda ve rüzgarlı günlerde ocak çevresinde ciddi toz kirliliği oluşur. Toz kirliliği çevredeki insanlar ile bitki ve ağaç örtüsüne ciddi zararlar verir.
Meyve ağaçları ve tohumlu bitkilerin yaprakları ile döllenmeye tozun etkisi
Ocaktan kaynaklı toz, bitki yapraklarında stomaları kapatır ve bitki zayıf düşer. Bitki zayıf düşünce parazitler bitkiye hücum ederler ve bitki ölür. Toz, bitkilerin yapraklarında solunumu ve fotosentezi engeller; döllenmeyi önler ve meyve oluşumunu azaltır. Ayrıca mermer ocağı kaynaklı toz, çevrede arıcılık faaliyetlerine zarar verir (Doğan Kantarcı).
– Toz yaprak yüzeyine konar.
-Gece nemi ile nemlenen toz, gündüz kuruyarak yaprak yüzeyinde kabuklaşır. Özellikle kül ve küldeki sönmemiş kireç tozu (CaO) gece hava nemi ve çiğ ile önce Ca(OH)₂ sonra da Ca(HCOз)₂‘a dönüşür. Bu kalsiyum bikarbonat gündüz hava ısındığında kuruyarak diğer toz ve kül taneciklerini de birbirine yapıştırır. Yüzeyi toz kabuğu ile kaplanmış olan yaprak yeterli güneş enerjisi alamaz, fotosentez ve solunum gücü azalır. Bu azalma bitkinin beslenme, meyve verme ve büyütme gücüne olumsuz etki yapar (Doğan Kantarcı).
– İnce toz yaprağın solunum gözeneklerini tıkar. Gözenek kapakçıklarının kapanmasını engeller. Gözenek kapakçıkları kapanamayan yaprak devamlı terleme ile su kaybeder ve bir tür “fizyolojik kuraklık etkisi” olayı gerçekleşir.
– Kül ve ince tozlar dişi çiçeğin yumurtalık borusunun ağzına konar ve buradaki yapışkan sıvıyı kurutur. Çiçek tozları yumurtalığın ağzına yapışamaz ve yumurtalığa taşınamaz. Bu durumda ağaç çiçek açar. Ama döllenme gerçekleşemediği için meyve verimi azalır (Doğan Kantarcı).
Ocaktan kaynaklı çamurun etkisi
Ocak ve çevresinde biriken tozun yağışlarla çamur haline gelmesiyle, ciddi kirlilik olur. Oluşan çamurunun önemli bir miktarı kömür ve toksik elementler kapsar. Az miktarda kuvars içerir. Çamurdaki partiküllerin boyutları 200 mm’nin altındadır.
Ocaktan kaynaklı çamurları gelişi güzel döküldüğü zaman eko sistemin fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısı için ciddi tehdit oluşturmaktadır. Ocaktan kaynaklı çamur toprağa döküldüğü zaman, toprağın su süzme kapasitesini azalttığından dolayı arazinin üretkenliğini ters etkiler. Alıcı ortam suyunun bulanıklığını artırır ve faydalı kullanımını azaltır. Toprağa dökülmüş mermer çamurları, bitki örtüsünün geliştirmesini önler veya bodur bırakır. Dere yataklarının doldurur ve dere kesitinin daralmasına neden olur. Bazı dereler bu atıklarla doldurulmuştur.
Toprağa uzun süreli çökelmeden dolayı, daha küçük partiküller, su taşıma rejimini düşürmekte, bu durumdan yer altı suyu ciddi şekilde olumsuz etkilenecektir.
Pasaların – katı atıkların etkisi
Kömür ocağından pasaya giden malzeme, yakınındaki yerleşimi, orman ve bitki örtüsünü, tarımı ve arıcılığı, su kaynaklarını tehdit edecektir. Atık suları arıtılmadan alıcı ortama verildiğinde çevreyi ciddi olarak kirletir. Kömür ocağı iş makinaları yağlar, petrol ve türevleri, bazı kimyasallar, santral atıkları alanda toprak ve yer altı suyunu kirletir.
Gürültü kirliliği
Kömür ocağı iş makinelerden kaynaklanan gürültü çevrede yaşayanların sağlığını etkileyebilir.
Görüntü kirliliği
Kömür ocağı devasa çukurları ve yarattığı tahribatın boyutları uzay fotoğrafından açıkça görülmektedir. Ocağın genel görüntüsü, çeşitli boyutlardaki çukurlukları ile toprak ve kaya artıklarından oluşan yığma tepeler (döküm sahaları) şeklinde görülmektedir. Bu manzara görüntü kirliliği yaratmakta, insanda psikolojik rahatsızlık oluşturmaktadır.
Tehlike oluşturması
Kömür ocağı bulunduğu alan eğimli bir yamaç üzerindedir. Sık sık ocak şevlerinde kaymalar oluşmakta, çevresindeki zeminde çökmelere yol açmaktadır. Ocak faaliyeti sonunda, geride dik şevli-falezli sarp, uçurumlu, suyla dolu devasa çukurlar kalmaktadır. Türkiye’deki örneklerinden görüldüğü üzere, terk edilen ocak çevresinde koruma önlemleri alınmadığından bu durum, çevredeki insanlar ve hayvanlar, yaban hayatı için tehlikeli oluşturmaktadır.
Faaliyeti biten maden ocağının eski haline getirilmesi
Türkiye’de terk edilmiş hiçbir maden ocağı eski haline getirilmediği gibi, bu da olanaklı değildir. İşletme sonunda geride dik şevli, kayalardan oluşan çıplak, devasa çukurlar kalmaktadır. Toprak olmayınca kayaların üzerinde dikimle ağaçlandırma yapılamaz. Toprağın hammaddesi kayaçlardır. Kayaç olmazsa toprak da olmaz. Toprak oluşumu uzun yıllar almaktadır.
Kayaçların toprağa dönüşmesi yüzlerce, binlerce yılları almaktadır. Ve oluşan toprakta ağaçlar, bitkiler yetişmektedir. Toprak bir canlıdır. Bir gram kuru toprakta milyarlarca mikroorganizma vardır ve canlıları besleyen toprağa hayat verir. Terk edilen ocakların ağaçlandırılması ve eski haline getirilmesi olanaklı değildir. Çünkü dikilen ağaçların yeşermesi ve boy vermesi için, henüz toprak oluşmamıştır.
Kömür ocağı çukurları arazinin yer altı suyu akışını engeller. Çukur bölüm ağaçlandırılamadığı için çöp ve atık maddelerin doldurulduğu, atıklarının boşaltıldığı depoya dönüşmektedir. Kömür ocağı çukuruna doldurulan kirletici atıklar yer altı sularına sızarak, içme sularını kirletir. Ocağın eski orijinal haline haline getirmesi mümkün değildir.
Yöre halkının onayı olmadan kömür ocağı faaliyetine izin verilemez
Akbelen, İkizköy’de kömür ocağının genişletilmesine halkın rızası bulunmamaktadır. Halk onayı olmadan kömür ocağı genişlemeye devam edemez.
GES ve RES
Doğa ve çevre dengesi gözetilmek suretiyle denizde ve karada uygun alanlarda Güneş ve Rüzgar Enerji Santrallari kurulabilir. Böylece canlıların yaşam kaynağı olan, oksijen üreten, iklim değişikliği nedeni karbondioksit emen ormanlar bir grubun çıkarı için feda edilmemiş olur. Lüks için harcanan enerji tasarrufuyla, Akbelen ormanlarını, tarım alanlarını yok etmeye gerek kalmayacaktır.
Muğla doğa ve çevre tahribatı
Muğla ilinin farklı yerlerinde doğa ve çevre tahribatı en şiddetli şekilde yaşanmaktadır. Köyceğiz Çiçekbaba Dağı’nda onlarca Olivin ruhsatıyla binlerce Karaçam ormanının yok edilmesine izin verilmesi, Kavaklıdere ve Yatağan’daki sayısız mermer ocakları faaliyetleriyle bitki ve orman örtüsünün, su kaynakları olan kayaların ortadan kaldırılması, kurulmak istenen Çimento fabrikası hammadde ocaklarıyla binlerce Kızılçamın yok edilecek olması, Milas ve Karpuzlu sınırları içinde sayısız Feldispat ocağı faaliyetiyle Latmos’ta Fıstık Çamlarının yok edilmesi bunlardan bazılarıdır.
Türkiye’nin her köşesinde madencilikten kaynaklı doğa ve çevre felaketleri yaşanmaktadır. Türkiye madencilik adı altında adeta çöle çevrilmektedir. Akbelen, İkizköy’de yapılmak istenen bir doğa ve çevre tahribatı, ekolojik yıkımdır.
Kümülatif değerlendirme
Kümülatif değerlendirme yapıldığında, kömür ocağının yüzey ve yer altı suyuna zararları, topoğrafyanın, morfolojinin bozulucağı, erozyona yol açacağı, orman ve bitki örtüsüne, tarım alanlarına zararı olacağı, tozlarının bitki, sebze ve meyve ağaçlarına zararı olacağı, oluşacak dik falezli ve derin çukurların insan ve canlılar için tehdit oluşturacağı ortadadır.
Toprağın ana maddesi kayaçlardır. Kayaçlar olmazsa toprak, bitkiler, su da olmaz. Yer altı suyu; içme suyu, kullanma suyu ve ovadaki tarım alanlarının sulanması, bitkisel üretimin arttırılması, halkın beslenmesi için kullanılmaktadır.
Bu ilişki ‘üstün kamu yararı’ kapsamında kavranır ve değerlendirilir.
Bilimsel sonuçları ortaya konmadan, çevreyi ve su kaynaklarını, ormanı yok edecek kömür ocağı açılmamalı, su depolama alanı, yer altı suyunu besleyen önemli bir akifer olan bu kayaların bulunduğu İkizköy, Akbelen, Çamköy alanında kömür ocağı faaliyetlerine izin verilmemelidir.
Kaynaklar
Eşref Atabey. 2023. Madencilik ve Çevre. 196s. Sarmal Kitabevi. ISBN: 9786256885042. İstanbul.
Eşref Atabey. 2020. https://www.bodrumguncelhaber.com/bodrum-su-ihtiyaci-su-temini-ve-su-krizi-nedenleri/
Atabey, E. 2019. Muğla ili su potansiyeli ve su krizi (https://www.bodrumguncelhaber.com/mugla-ili-su-potansiyeli-ve-su-krizi/).
Eşref Atabey. 2018. Muğla ili su kaynakları-potansiyeli-kalitesi ve alınacak önlemler (https://www.bodrumguncelhaber.com/mugla-ili-su-kaynaklari-potansiyeli-kalitesi-ve-alinacak-onlemler/).
Eşref Atabey. Eşref Atabey. 2013. Muğla Tıbbi Jeolojik Unsurları ve Halk Sağlığı. Muğla Bel. Kültür Yay.13.
Doğan Kantarcı.2015. Açık taş ocağı işletmesinin çevreye etkileri ve sürdürülebilirliği. 7. Ulusal Kırmataş Sempozyumu bildiriler kitabı.
MTA.2010. Türkiye linyit envanteri. Envanter Serisi.202. Ankara




