ÇEVRE - DOĞADR. EŞREF ATABEYFLAŞ HABER

ANAMUR ANITLI MERMER OCAĞI VE DOĞA TAHRİBATI

ANAMUR ANITLI MERMER OCAĞI VE DOĞA TAHRİBATI

DR. EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji uzmanı / Yazar

 

Anıtlı mermer ocağı ÇED izninin, bilimsel ölçütler dikkate alınmadan ve fizibilite çalışmalarına dayandırılmadan verildiği anlaşılmaktadır. İşletmenin üstün kamu yararı bulunmamaktadır. Araştırma ve incelemeye dayanmayan, bilimsel temelden yoksun, gözlemsel tespit ve elle numune almak suretiyle doğrudan işletmeye geçilen, Mersin Anamur ilçesi Anıtlı Mahallesi Kızılkaya Tepe Mevkii’nde faaliyette olan mermer ocağı ile orman ağaçları, Akdeniz’in en verimli Terra Rossa tipi toprak örtüsü ortadan kaldırılmakta, morfoloji bozulmakta; eğimli olan yamaçta erozyon artmakta; dereleri besleyen yer altı su sistemi bozulmakta; ÇED alanı yoğun karstik olduğundan çökmelere neden olacak; ocaktan yayılan toz ağaçların ve bitkilerin döllenmesini engelleyecek, arıcılığa zarar verecek;  yakınında yaşayan insanlar için gürültü ve görüntü kirliliği oluşturacak; yaban hayvanları yerlerinden edecek; yer altı su kaynağı kuruyacak; pasalar, çamur atıklarıyla alanı kirletecek; kaya yuvarlanmalarıyla can güvenliğini tehdit edecek (nitekim işletme sırasında yamaç aşağıya yuvarlanan devasa kaya kütlesinin tehlike yarattığı görülmüştür), en sonunda geriye tehlike yaratan basamaklı dik şevli-falezli, devasa çukurlar kalacak.

 

Anıtlı mermer ocağının ekonomiye katkısı olmayacak:

 

Projenin toplam 99,94 hektarı ruhsat alanı, 23,89 hektar kısmı ÇED alanı, 8.036 m2 alanı ise pasa depo alanını oluşturmaktadır. Ruhsat alanındaki kireçtaşı kayaları kırıklı, çatlaklı, bol gözenekli ve boşluklu, karstlaşmanın en yoğun olduğu alandır. Blok alınabilecek masif kireçtaşı kütlesi çok azdır. Planlanan faaliyetin üretim kapasitesinin 200.000 m3/yıl olması bunun %15’i blok mermer, %25’i parça mermer ve geriye kalan %60’lık kısmın pasa olacağı öngörülmesine rağmen, verimin %10’un altında olduğu mostranın devamlı olmayışı ve teknolojik özelliklerinin yetersizliğinden anlaşılmaktadır. Devlet katkısı ile kurumlar vergisi miktarları projede belirtilmemiştir. Saha incelemesi, sondaj verileri, jeolojik, stratigrafik, sedimantolojik, mineralojik, petrografik, kayaç türü ve yayılımı, teknolojik, laboratuvar veriye dayanmayan gerçek dışı sanal verilere dayanan bu mermer ocağı ekonomik olmadığı gibi, ekonomiye bir katkısı da olmayacaktır. Verilen ÇED izni, git burayı tahrip et, parçala, molozları ve pasaları ormana, dereye at, sonra da öylece bırakıp git; izninden başka bir şey değildir. 

 

 

Şekil 1

 

Blok verimi çok düşük kırıklı, çatlaklı, boşluklu, altere olmuş kireçtaşı kayaları.

 

Mermer ocağının yer alternatifi vardır:

 

Her ne kadar ÇED raporunda madencilik faaliyetinin yer alternatifi yoktur denilmişse de, bu doğru ve bilimsel açıklama değildir. Bu tez metalik ve bazı endüstriyel hammaddeler için geçerli olup, bu grup madenler bulunduğu yerde işletilmek zorundadırlar. Çünkü cevherleşme dediğimiz olay bu tür madenler için geçerlidir. Mermer ve taş ocakçılığında böyle bir zorunluluk yoktur. Kireçtaşı türü kayaçlar cevherleşme olarak nitelendirilemez. Çünkü kireçtaşı, rekristalize kireçtaşı gibi karbonatlı kayaların farklı yerlerde mostraları bulunur ve alternatifi vardır. Türkiye’nin çoğu alanlarını kaplamış durumdadır ve dolayısıyla mermer üretiminin her zaman yer açısından alternatifi bulunur. 

Ancak söz konusu mermer ocağında da görüldüğü üzere işletmeciler masraftan kaçınmak için yerleşim yerleri ile ana yollara yakın sahaları tercih etmektedirler. Dolayısıyla, firmaların ucuz maliyet tercihinin ÇED raporunda ‘’Mermer üretiminin yer itibariyle alternatifi yoktur’’ şeklinde bir açıklama ile gizlenmesi hukuki, doğru ve etik bir yaklaşım değildir. 

 

Sahanın jeolojik özelliği ve depremselliği

 

 ‘’Proje alanında kireçtaşları bol kırıklı, çatlaklı ve karstik yapılıdır. Arazide yapılan jeolojik çalışmalarda kireçtaşlarının mermer niteliğinde olduğu görülmüştür; şeklinde raporda ifade edilmesinin

teknik ve bilimsel yanı bulunmamaktadır. Karşıdan bakılarak kayanın blok ya da plaka mermer olma özelliği anlaşılamaz. Ancak, saha incelemesi, sondajlama, örnekleme, laboratuvar analizleri sonucunda, malzemenin kalitesi ve ekonomik olup olmadığına karar verilir. ÇED alanının jeolojik özellikleri hakkında bir bilgi verilmediği görülmüştür.

Sahanın depremselliği hakkında ise 5.bölgede olduğu belirtilmekle yetinilmiş; sahanın mikrotektoniği, kaya birimlerinin kırık ve çatlak sistemleri hakkında bir bilgiye rastlanılmamıştır. Depremsellikle ilgili 1996 yılı deprem bölgeleri haritası kullanıldığı, oysa bu harita 2018 yılında değişmiş, yenilenmiştir.

Şekil 2

 

   

Tabakalı, kırıklı, çatlaklı, karstik kireçtaşı. 

 

Morfolojik yapının bozulması:

 

Mermer ocağının bulunduğu alan topoğrafik olarak 45 derece eğime ulaşabilen sarp kayalıkların olduğu bir yerdedir.  Faaliyet ile alanın morfolojik yapısı bozulmakta, orman ve bitki örtüsü yok edildiğinden, çıplak kalan ve özelliğini kaybetmiş eğimli zemin, yağmur suları ve buzlanmayla daha çabuk parçalanarak, ufalanacak, aşınan malzeme sellerle taşınarak erozyona yol açacaktır. Erozyon ve sel sularıyla dere suyuna karışan kil boyutundaki malzeme balıkların solungaçlarına yapışarak ölmelerine neden olacaktır.

 

Ormana etkisi:

 

Proje alanın tamamı orman alanı içerisinde kalmaktadır. Ruhsat alanı içerisinde; bozuk meşe, kızılçam ile kayalık ve taşlık mescere sınıfı yer alır. ÇED alanında 305 adet ağaç tespit edilmiştir. Bu ağaç türleri; kızılçam ve meşe’dir. Yaklaşık olarak 9.500 m2 alan kaplamaktadır.

 

Şekil 3

 

Orman içinde sarp kayalık ve eğimli bir yamaçta bulunan mermer ocağı alanı

 

Belirtilen 9.500 m2 alandaki kızılçam ve meşe ağırlıklı orman örtüsü yok edilecektir. Ormanın ve bitki örtüsünün olmadığı yerde, yağmur suları tutulamayacak, suyun toprağa süzülüşü olmayacak, alanda erozyon hızlanacak, yer altı suyu yok olacaktır. 

Ruhsat alanında bulunan iğne yapraklı en çok oksijen üreten ve karbondioksit emen ağaçlar da bulunmaktadır.   Ağacın bir adet yaprağı 1 saat içerisinde ortalama 5 mililitre oksijen üretmektedir. Bir hektar iğne yapraklı orman yılda 30 ton oksijen üretmektedir. 

Bu orman alanında açılacak olan mermer ocağı, yerel iklim ve mikro klimasında değişimlere yol açacak, topraktaki canlıların yok olması, nemli ve verimli toprağın kaybı ile abiyotik minerallerin, faunanın etkilenmesi, toprak suyunun kaybıyla ağaçların büyümeleri olumsuz etkilenecektir. Dağlık ve tepelik arazideki ormanlar ve bitkiler su da üretirler. Yere düşen yağış, gözenekli orman toprağından sızarak ana kaya çatlak sistemine, oradan da kaynaklara, derelere ve yer altı suyuna ulaşır. Mermer ocağıyla bu sistem zarar görür.

Ağaçlar “Dünyanın ciğerleri” olarak bilinir. Karbondioksitin depolanmasında ve oksijen üretiminde, toprağı dengelemede ve hava sıcaklığını, nemi ve taşkınları azaltmada kilit rol oynarlar. 

Ağaçlar, oksijen üretirken, liflerinde karbondioksit depolayarak havayı temizler. karbondioksitin sera etkisini azaltarak iklim değişikliğine olumlu etki yapar. 

Bir ağaç, gezegenimizdeki tüm canlılar için temel bir yaşam sağlama yeteneğine ve soluduğumuz havayı daha sağlıklı hale getiren karbondioksit gibi zararlı gazları giderme gücüne sahiptir.

Bir ağaç yaklaşık %5 yapraklar, %15 dallar, %60 gövde ve %20 köklerinden oluşur. Fotosentez sürecinde yapraklar karbondioksit ve suyu çeker ve güneş enerjisini kullanarak, ağacı besleyen glikoza dönüştürür. 

Ağaçlar, karbondioksit ve sudan glikoz yapmak için güneş ışığından enerji kullandıklarında oksijeni serbest bırakırlar. Büyük bir ağacın, 4 kişiye kadar bir günlük oksijen sağlayabileceği belirtilmektedir.

Altı karbon, 12 hidrojen ve altı oksijen molekülünden oluşan (CH₁₂O) kimyasal bileşimiyle basit bir şeker olan GLİKOZ yaşam için en önemli karbonhidratlardan biridir. Hücreler onu bir enerji kaynağı ve metabolik reaksiyonlarda bir ara ürün olarak kullanırlar. Glikoz yani besin; ağaç dallarına, gövdeye veya köklere ulaşır ve daha sonrasında selüloza, nişastaya ya da yağa dönüşür. 

 

Şekil 4

 

Bir dönüm ağaç yılda ortalama 42.000 km giden bir arabanın ürettiği karbondioksite eşdeğer miktarda karbondioksit tüketir. Aynı dönüm ağaç aynı zamanda 18 kişinin bir yıl boyunca nefes almasına yetecek kadar oksijen üretir.

Ortalama olarak, bir ağaç her yıl yaklaşık 118 kilogram oksijen üretir. İki olgun ağaç, 4 kişilik bir aile için yeterli oksijen sağlayabilir.

Olgun bir çam ağacı yaklaşık 12 m boyunda, kökleri ve yaprakları dahil 2 ton ağırlığında olabilir. Her yıl %5 büyürse, 38 kilogramı karbon olmak üzere yaklaşık 100 kilogram odun üretir. Oksijen ve karbonun bağıl moleküler ağırlıklarını hesaba katarsak bu, yılda ağaç başına 100 kilogram oksijene eşittir.

Ağaçların hektar başına ortalama net yıllık oksijen üretimi (%100 ağaç örtüsü), yılda 19 kişinin oksijen tüketimini dengeler. Bu ağaç örtüsünün dönümü başına 8 kişi eder.  Ancak gölgelik örtüsünün hektarı başına dokuz kişi arasında değişir.

Ağaçlar gündüz saatlerinde fotosentez yapar. Geceleri oksijeni kullanır ve karbondioksiti serbest bırakırlar.

Karbon emme kapasitesi değişebilse de, genel olarak bir ağacın yılda yaklaşık 167 kilogram karbondioksit veya 6 olgun ağaç için yılda 1 ton karbondioksit depolayabileceği kabul edilir.

 

Sahanın hidrolojisi ve hidrojeolojisi

 

Hidroloji ve hidrojeolojik yönüyle bakıldığında;  ruhsat alanına 1.200 m, ÇED alanına 1.900 m batıda Kaladıran Çayı geçer. Toros Dağlarından doğan kaynak, güney istikametinde akarak birçok yan kolun katılımıyla debisi artarak ruhsat alanı güney batısından Akdeniz’e dökülür. Bu dere yatağı üzerinde kurulu bulunan Anıtlı ve Yakacık Mahallelerine ait seralar su ihtiyacını Kaladıran Çayından karşılamaktadır. Dere yatağı üzerinde DSİ 6.Bölge Müdürlüğü’ne ait Anıtlı Barajı ve Sulaması Projesi bulunmaktadır. Ruhsat alanı ve ÇED alanı çevresinde ise kuru dere yatakları bulunmaktadır. Faaliyet boyunca bu kuru dere yataklarının ve Kaladıran Çayının yatağı değiştirilmeyecek, daraltılmayacak, herhangi bir atık veya malzeme dökülmeyecektir diye DSİ uyarılarda bulunmuştur. 

PTD dosyasında yer altı suyu ile ilgili bilgi verilememektedir. ‘’Ancak jeolojik olarak rekristalize kireçtaşı-mermer özelliğinde olduğu ve tabakalı bir yapı gösterdiği için akifer özellikte olduğu söylenebilir’’ denilmiştir.

 

Su kaynaklarına etkisi:

 

“Mermer Ocağı” faaliyeti ile ilgili olarak malzemenin çıkarılması ve taşınması sırasında çevresindeki tarım arazilerine, tarımsal işletmelere ve su kaynaklarına zarar vermeyecek gerekli tedbirlerin alınması koşulu, Ocak işletmeciliğinde çıkan bitkisel toprak, pasa, parça mermer, evsel nitelikli katı atık, ambalaj atık, tehlikeli atık, atık yağ vb. maddeler tarım alanlarına, dere yataklarına veya ormanlık alanlara dökülmeyecektir şeklindeki uyarıları şirketin yerine getirilmesi olanaklı değildir. Atık ve kirlilik olacaktır. Bunu sürekli denetleyecek bir mekanizma bulunmamaktadır.

 

 ‘’DSİ ..sahanın yaklaşık 100 m güneyinde harita üzerinde görünen kaynak çıkışının bulunduğunu, kaynak çevresinde 100 m mutlak koruma alanının korunması, kaynak rejimini bozacak şekilde ve kaynak kotunun altında çalışma yapılması gerektiğini’’ belirtmiştir.

 

Aslında DSİ bu uyarısıyla, bu alanda mermer ocağı açılamayacağı, su kaynaklarına zarar vereceğini belirtmektedir.

 

Ruhsat alanı Kızılkaya Tepe Mevkii’deki kireçtaşı kayaları bol kırıklı ve çatlaklı olup, ileri derecede karstik yapılıdır. Nitekim karstlaşma ile çöküntü çukurluklar oluşmuştur.  Kireçtaşları erime yüzeyli ve gözeneklidir. 

Kireçtaşları mikro ve makro çatlaklı ve gözenekli, içinde karstik boşluklar barındıran, kar sularını depolayan tıpkı bir binanın çatısındaki su deposu gibi, birer su deposudurlar. Mermer ocağı ile bu sistem ortadan kalkacaktır.

ÇED alanı Kızılkaya Tepe Mevkii’de eriyen karlar ile yağmur suları bu kırık ve çatlaklardan yerin derinliklerine doğru süzülür ve depolanır. Gözenekleri ile kırık ve çatlakları içinde, yağmur sularının zemin içerisine süzülmesiyle oluşan meteorik sular, daha önceden hapsolmuş formasyon suları vardır. Sedimantasyon sırasında hapsolmuş olan formasyon suları hidrolojik döngünün bir parçasıdır. Ayrıca çok eski jeolojik zamanda oluşan fosil sular bulunur. Özellikle kireçtaşı kayaları birer su deposudurlar.

Mermer ocağı yarmaları kaya çatlak sistemlerini kestiklerinden, yer altı suyuna sızan suyun açığa çıkmasına, akış yönünün değişmesine, buharlaşmasına ve kaybına neden olur.

Mermer ocağı ile karstik yapının ve kırıkların yok olmasına ve bunların doğal dengesinin bozulmasına neden olacaktır. Hadim’in su ihtiyacını karşılayan yer altı suyu azalacak ya da kuruyacaktır. Çevresindeki kiraz bahçeleri ve tarım alanlarının su ihtiyacı doğacaktır.

Ayrıca pasalardan (atıklardan) karstik su yollarıyla yer altı ve dere suyuna karışan sedimanlar suların sıcaklığını, pH, elektrik iletkenliği ve biyolojik oksijen ihtiyacı derişimini değiştirerek canlılar için zararı olacaktır.

Mermer üretim sanayi, enerji ve su yoğun bir sanayidir. Özellikle blok mermerlerin kesimi esnasında aşırı derecede su kullanılmaktadır. 

 

Blok ve plaka mermer üretiminde sanal su tüketimi-Su ayak izi:

 

Bir metreküp ham blok mermerde 630 litre sanal su kullanılmakta ve bu tamamen mavi su yani yer altı tatlı su, pazarlanan ürünün son aşamasında bir metrekare katrak cilalı ebatlı üründe kullanılan sanal su miktarı 6.650 litre olup, bunun 1.330 litresini mavi su yani yer altı suyu, 5.320 litresini gri su oluşturur. 

Bir metreküp ham moloz mermerde 380 litre sanal su kullanılır ve bu suyu tamamen mavi su yani yer altı tatlı suyu, pazarlanan ürünün son aşamasında bir metrekare S/T cilalı ebatlı üründe kullanılan sanal su miktarı 4.185 litre olup, bunun 837 litresini mavi su yani yer altı suyu, 3.348 litresini gri su oluşturur. 

Ham blok üretiminde doğrudan mavi su ayak izi yani yer altı tatlı suyu tüketilmektedir. Diğer aşamalarda kirliliği gidermede kullanılan gri su söz konusudur.  Bunun anlamı şu, blok mermer ihracatında bir m3 ham blok ile birlikte üretimde tükettiğimiz 630 litre yer altı suyunu da ihraç etmiş olmaktayız.

Bunun bir de fosil su, formasyon suyu sanal su miktarları bulunmaktadır. Özellikle blok mermer için kullanılan kireçtaşı ve dolomit kayaları gözeneklerinde su bulundururlar. 

Kireçtaşı kayaları gibi sedimanter kayaçların gözenekleri ile kırık ve çatlakları içinde, yağmur sularının zemin içerisine süzülmesiyle oluşan ‘’meteorik sular’’, daha önceden hapsolmuş ‘’formasyon suları’’ vardır. 

Özellikle mermer amaçlı kullanılan kireçtaşı ve dolomit içinde tane, matriks, karbonat çimento ile doldurulmamış boşluklar gözenekler bulunur. Bu boşluklar taneler arası, tane içi, kristaller arası ve kalıp porozitesi şeklinde olmakta ve gözenek suyu bulunmaktadır. 

Karbonat minerallerinden olan kalsit, kalsiyum karbonat (CaCO3), dolomit ise kalsiyum-magnezyum karbonat CaMg(CO3)2 bileşimlidir. Dolomit minerali kalsit mineralinin bir çeşit diyajenez geçirmesiyle olur. Kalsitin 108.7 cm3 mol hacmi, Dolomitleşmede 94.6 cm3 mol olur. Ve yüzde olarak eksi 13 molekül eksilmesi olur; yani boşluk oluşur. Kalsitin gözenek hacmi düşük, dolomitin gözenek hacmi porozitesi diğer kayaçlara göre yüksektir. 

Dolayısıyla oluşan bu boşluklarda yer altı suyu depolanır. Mermer ocağının ortadan kaldıracağı kireçtaşı kayalarıyla aslında ortadan kaldırılan yer altı su kaynaklarıdır.

Bunu ülke genelindeki tüm blok mermer ocakları üzerinden hesaplayacak olursak ülkemizin yer altı su kaynaklarının milyarlarca m3’ü yurt dışına ihraç edilmiş olmaktadır.

Hindistan ve Çin’e blok mermer, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerine işlenmiş ürün ihraç edilmektedir. Blok ve işlenmiş mermer ihracatıyla sürekli bir şekilde yağmur ve kar sularını gözeneklerinde depolayarak yaşamımızı sağlayacak olan bu sanal su rezervlerini de bir anlamda yurt dışına ihraç edilmiş olmaktadır.

 

Toprak ve tarıma etkisi:

 

ÇED alanında toplam 71.880 m3 bitkisel toprak kazısı yapılacağı belirtilmektedir. Bu alanda Torosların, Akdeniz Bölgesinin en verimli topraklarından Terra Rossa tipi kırmızı topraklar bulunur.

Toprak bir canlı varlıktır. Bünyesinde mikroorganizmalar, solucanlar, bakteriler bulunur ve toprağın oksijenli, havadar kalmasını ve besince zenginleşmesini sağlarlar. Bitkisel toprak sıyrılarak bir alanda stoklanmasıyla toprağın kimyasında ve biyolojik yapısında değişiklik olur, atmosferik şartlar, yağmur, kar, buzlanma, sıcaklık vd nedenlerle toprak özelliğini kaybeder.

Toprağın ana maddesi kayaçlardır. Kayaçlar olmazsa toprakta, bitkilerde, su da olmaz. Mermer ocağıyla kireçtaşı kayaları yerlerinden kaldırıldığı için çevresindeki toprak oluşumu da durur. Tarım alanlarına yakın mermer ocağı tozları bitkilere ve ekili alanlara zararı olur. Tarım alanlarında toprağın nemi azalır ve toprak kurur; tarımsal faaliyette ve içme amaçlı kullanılan yer altı suyu azalır; kuyuların su seviyeleri düşer; açılacak ocak bitişiğindeki kiraz ağaçları kurur. 

 

Patlatmaların etkileri:

 

ÇED raporunda patlatma yapılmayacağı belirtilmektedir. Ancak projede değişikliğe gidilip patlatma yapılması durumunda, mermer ocağı yakınında yaşayan insanlar, ‘’Evlerimizin duvarları çatlayacak mı, evimiz yıkılacak mı, çatıya taş mı gelecek’’ kaygı ve endişesiyle korkar ve psikolojileri bozulur. Kontrol ve denetimleri tam yapılamayan bazı taş ocaklarında dinamit patlatılması nedeniyle çevredeki yaşayanlar ve ocakta çalışanların yaralandığına tanık olunmuştur. Patlatmayla oluşan sarsıntıyla heyelanlar ve zeminde çökmelerin olması, evlerin duvarlarında çatlakların oluşması kuvvetle muhtemeldir. Ayrıca, patlatma anında çevreye fırlayan kaya parçaları evlere, ekili alanlara, bitkilere, ağaçlara da zarar verir.

 

Tozların zararları:

 

İşletme sırasında toz emisyonunun kontrolsüz olarak saatte 16,06 kg, kontrollü olarak saatte  8,02 kg olacağı belirtilmiştir.

Mermer tozu en küçük boyutta mermer atıklarıdır. Mermer tozları, mermer işleme tesislerinde blokların ve plakaların kesilmesi esnasında açığa çıkan ve büyük çoğunluğu 1 mm’nin altında olan mermer tanecikleridir. Mermer tozunun tane boyutunun %90’ının 56 mikron altında olduğu saptanmıştır. 

Mermer tozu inert, yani akciğerlerde bir zarara yol açmayan toz olarak kabul edilmektedir. Mermer tozu inerttir; dolayısıyla akciğerlerde zarara yol açmaz; bilgisi doğru değildir. Çünkü, mermer tanımına göre; kesilip, parlatılabilen her tür kayaç ticari anlamda mermer olup, mermer olarak işletilen ancak, içlerinde kanserojen toz bulunan kayaçlar da vardır.

Plaka kesimi esnasında ise en az %15-50 oranında toz olarak atık oluşmaktadır. Özellikli kuru havalarda ve rüzgarlı günlerde mermer tesislerinin çevresinde ciddi toz kirliliği oluşur. Toz kirliliği çevredeki bitki ve ağaç örtüsüne ciddi zararlar verir. 

 

Meyve ağaçları ve tohumlu bitkilerin yaprakları ile döllenmeye tozun etkisi:

 

Mermer tozu, bitki yapraklarında stomaları kapatır ve bitki zayıf düşer. Bitki zayıf düşünce parazitler bitkiye hücum ederler ve bitki ölür. Toz, bitkilerin yapraklarında solunumu ve fotosentezi engeller; döllenmeyi önler ve meyve oluşumunu azaltır. Ayrıca mermer ocağı kaynaklı toz, çevrede arıcılık faaliyetlerine zarar verir.

1- Toz yaprak yüzeyine konar. 

2-Gece nemi ile nemlenen toz, gündüz kuruyarak yaprak yüzeyinde kabuklaşır. Özellikle kül ve küldeki sönmemiş kireç tozu (CaO) gece hava nemi ve çiğ ile önce Ca(OH) sonra da Ca(HCOз)‘a dönüşür. Bu kalsiyum bikarbonat gündüz hava ısındığında kuruyarak diğer toz ve kül taneciklerini de birbirine yapıştırır. Yüzeyi toz kabuğu ile kaplanmış olan yaprak yeterli güneş enerjisi alamaz, fotosentez ve solunum gücü azalır. Bu azalma bitkinin beslenme, meyve verme ve büyütme gücüne olumsuz etki yapar.  

3- İnce toz yaprağın solunum gözeneklerini tıkar. Gözenek kapakçıklarının kapanmasını engeller. Gözenek kapakçıkları kapanamayan yaprak devamlı terleme ile su kaybeder ve bir tür “fizyolojik kuraklık etkisi” olayı gerçekleşir. 

4- Kül ve ince tozlar dişi çiçeğin yumurtalık borusunun ağzına konar ve buradaki yapışkan sıvıyı kurutur. Çiçek tozları yumurtalığın ağzına yapışamaz ve yumurtalığa taşınamaz. Bu durumda ağaç çiçek açar. Ama döllenme gerçekleşemediği için meyve verimi azalır. 

Şekil 5

 

Mermer çamuru zararı:

 

Mermer ocağında oluşan mermer çamurunun önemli bir miktarı kalsiyum oksit ve magnezyum oksittir. Az miktarda kuvars içerir. Çamurdaki partiküllerin boyutları 200 mm’nin altındadır.

Mermer çamurları gelişi güzel döküldüğü zaman eko sistemin fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısı için ciddi tehdit oluşturmaktadır. Mermer çamuru toprağa döküldüğü zaman, toprağın su süzme kapasitesini azalttığından dolayı arazinin üretkenliğini ters etkiler. Alıcı ortam suyunun bulanıklığını artırır ve faydalı kullanımını azaltır. Toprağa dökülmüş mermer çamurları, bitki örtüsünün geliştirmesini önler veya bodur bırakır. Dere yataklarının doldurur ve dere kesitinin daralmasına neden olur. Bazı dereler bu atıklarla doldurulmuştur. Toprağa dökülmüş mermer çamuru kuruduğu zaman küçük partiküller havada uçuşarak ciddi hava kirlenmesine neden olur. 

Yağmurlu mevsimlerde mermer çamuru ÇED alanındaki karstik boşluklardan yer altı suyuna ulaşır ve kirletir. Çevrede otlayan hayvanlar mermer çamuru birikintilerine, havuzlarına saplanabilirler. 

Mermer çamuru alıcı derelere ulaştığında kil boyu partiküller balıkların solungaçlarına yapışarak, tıkar ve oksijensiz bırakarak toplu ölmelerine yol açar. 

Toprağa uzun süreli çökelmeden dolayı, daha küçük partiküller, su taşıma rejimini düşürmekte, bu durumdan yer altı suyu ciddi şekilde olumsuz etkilenecektir.

 

Pasaların – katı atıkların etkisi:

 

ÇED alanı Kızılkaya Tepe Mevkii’nde faaliyette olan blok mermer üretimi %10’un altı randımanlı olduğu ve geri kalan malzemenin moloz ve paşaya gittiği görülmektedir.  Bu pasalar, yakınındaki yerleşimi, orman ve bitki örtüsünü, tarımı ve arıcılığı, su kaynaklarını tehdit edecektir.

Mermer ocaklarından çıkarılan mermer bloklarının yaklaşık %50’ye yakın bir oranı atık olarak açığa çıkar. Mermer blokları ve plakalardan mermer üretimi esnasında ciddi miktarda mermer tozu, mermer çamuru ve katı atık oluşur. Atık suları arıtılmadan dereye verildiğinde çevreyi ciddi olarak kirletir.

Mermer ocağı iş makinaları yağlar, petrol ve türevleri, bazı kimyasallar karstik yapıda olan alanda toprak ve yer altı suyunu kirletir.

Mermer madenciliği, 3213 sayılı Maden Kanununda “II (b)-Mermer, Traverten, Granit, Andezit, Bazalt gibi blok olarak üretilen taşlar ile dekoratif amaçla kullanılan doğal taşlar” grubunda değerlendirilmekte olup, bu madenlerin aranması, çıkarılması ve fiziksel işlemlerle işlenmesi sonucunda oluşan maden atıkları, 2017 yılı Maden Atıkları Yönetmeliğinde İnert Atık Listesinde yer almaktadır.

Maden Kanununda geçen bu ifade doğru değildir. Mermer tanımı içinde yer alan ve işletilen kanserojen asbest içerebilen peridotit, serpantin, kanserojen eriyonit içeren tüf-ignimbrit, radyoaktif olabilen granit ve tüf ile silikozis nedeni olabilen silis içeren kayalar da vardır. Bu kayaların tozları hastalık yapabilir ve dolayısıyla inert değildirler. Bir malzemenin tozu canlılara ve çevreye zararı oluyorsa o toz inert kabul edilemez.

’Maden Atıkları Yönetmeliğine göre arıtmadan çıkan çamurlar ve kesimden çıkan değerlendirilemeyen parça mermerlerin gelişi güzel araziye verilmesi yasaktır. Birçok yerdeki bazı mermer fabrikaları mermer çamurlarını standartlara uymayan yerlere dökmektedirler. Bazı mermer fabrikaları ise gelişi güzel yerlere, dere yatakları gibi, atıklarını geceleri atmaktadırlar. Bu çirkin görüntüye neden olmaktadır’’.

 

Gürültü kirliliği:

 

        Blok mermer çıkarma, kesim ve diğer işlemlerdeki makinelerden kaynaklanan gürültü çevrede yaşayanların sağlığını etkileyebilir. Plaka mermer üretimi esnasında gerekli önlemleri almayan tesisler ciddi gürültü kirliliği oluşturmaktadır. 

 

Görüntü kirliliği

 

        Mermer ocağı potansiyel görsel etki kaynakları ocağın yapısal özellikleri, hareketli alanlar ve inşaat alanlarıdır. Bütün bu unsurlar ufuk çizgisinden yükselerek, kendilerini doğal çevrede görünür kılarlar. Bundan dolayı mermer ocaklarının genel görüntüsü, çeşitli boyutlardaki çukurlukları ile toprak ve mermer artıklarından oluşan yığma tepeler (döküm sahaları) şeklinde görülmektedir. Bu manzara görüntü kirliliği yaratmakta, insanda psikolojik rahatsızlık oluşturmaktadır. Blok mermer tesisi arazisinin tüm çevresine dağılmış olan çamur kümeleri çirkin görüntülere neden olur. Bölge estetiğini bozar. Turizmi ve bölgenin endüstriyel potansiyelini olumsuz etkiler.

 

Tehlike oluşturması:

 

Mermer ocağı bulunduğu alan eğimli bir yamaç üzerindedir. İşletme sırasında kontrolsüz olarak kopan kayalar aşağıda insan hayatını ve ormana zarar verecektir. Ocak faaliyeti sonunda, geride dik şevli-falezli sarp, uçurumlu, suyla dolabilen devasa çukurlar kalır. Türkiye’deki örneklerinden görüldüğü üzere, terk edilen ocak çevresinde koruma önlemleri alınmadığından bu durum, çevredeki insanlar ve hayvanlar, yaban hayatı için tehlikeli oluşturacaktır. 

 

Faaliyeti biten mermer ocağının eski haline getirilmesi:

 

         ‘’Madencilik üretimi biten alanların orman rehabilitasyonu yapılacak olup, basamaklara, faaliyet öncesi sıyrılan bitkisel toprak serilecek ve yöreye uygun ağaç türleri (kızılçam, meşe gibi) dikileceği belirtilmiş olup, bunun gerçekleşmesi mümkün değildir.

Türkiye’de terk edilmiş hiçbir maden ocağı eski haline getirilmediği gibi, bu da olanaklı değildir. İşletme sonunda geride dik şevli, kayalardan oluşan çıplak, devasa çukurlar kalmaktadır. Toprak olmayınca kayaların üzerinde dikimle ağaçlandırma yapılamaz. Toprağın hammaddesi kayaçlardır. Kayaç olmazsa toprak da olmaz. Toprak oluşumu uzun yıllar almaktadır. 

Kayaçların toprağa dönüşmesi yüzlerce, binlerce yılları almaktadır. Ve oluşan toprakta ağaçlar, bitkiler yetişmektedir. Toprak bir canlıdır. Bir gram kuru toprakta milyarlarca mikroorganizma vardır ve canlıları besleyen toprağa hayat verir. Terk edilen ocakların ağaçlandırılması ve eski haline getirilmesi olanaklı değildir. Çünkü dikilen ağaçların yeşermesi ve boy vermesi için, henüz toprak oluşmamıştır.

         Mermer ocağı çukurları arazinin yer altı suyu akışını engeller. Çukur bölüm ağaçlandırılamadığı için çöp ve atık maddelerin doldurulduğu, lağım atıklarının boşaltıldığı depoya dönüşmektedir. Mermer ocağı çukuruna doldurulan kirletici atıklar yer altı sularına sızarak, içme sularını kirletir. Bu kadar eğimli bir yamaçta ocağın eski haline getireleceği mümkün değildir.

 

Mermerde renk modasının doğaya ve yer altı suyuna verdiği zarar:

 

Mermerde renk modasının takip edildiği, modanın beyaz ve gri olduğu bilinmektedir. Bu bilimsel bir yaklaşım olmadığı gibi, bu durum mermer sektörünün nasıl yönlendirildiğinin de bir göstergesidir. Beyaz ve gri modası fırsatından bir an önce yararlanmak için, gri ve beyaz olan Torosların kireçtaşı kayalarında daha fazla mermer ocağı açılacak, daha fazla doğa ve çevre tahrip edilecek, su kaynakları kurutulacaktır. Toroslarda daha fazla orman yok edilecek, daha fazla blok mermer ihraç etmek için milyonlarca yılda oluşan birer su deposu olan kireçtaşı kayaları kısa sürede ortadan kaldırılacaktır.

 

Ruhsat alanında tarihi kalıntılar mevcut

 

Adana Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü 2018 yılındaki yazısı ile ÇED sahasının 300 m yakınında Asarkaya Tepesi 1.derece arkeolojik sit alanı bulunduğundan, patlatma yapılmaması gerektiğini,  ruhsat yenileme sürecinde karar eki sit haritasına göre, Asarkaya Tepesi 1.Derece arkeolojik sit alanı sınırlarını ruhsat sahası dışında bırakır şekilde revize edilmiş yeni ruhsat sınırlarının hazırlanarak Kurula iletilmesinin, harita ve kararda belirtilen kriterlere uyulması istenilmiştir. 

Alanda faaliyet boyunca Mermerin Sökülmesi, Kamyonlara Yüklenmesi sırasında yakın alandaki tarihi değerler zarar görecektir. Blok mermer veriminin çok düşük olması, şu soruyu sormamıza neden oluyor. Yakınında Asartepe Mevkii’nde tescillenmiş tarihi kalıntılarla bir ilgisi olabilir mi?

Şekil 6

 

  

Proje alanı çevresinde bulunan tarihi kalıntı.

 

Mermer ihracatı ekonomiye yarardan çok, doğaya ve yer altı sularına zarar veriyor:

 

Madencilik sektörünün GSMH içindeki payı 2021 yılına göre %1,3’dür. 

16.1.2023 tarihi itibariyle Türkiye’de toplam 15.096 maden ruhsatı bulunmaktadır.

Grup II (b) doğal taşların içinde bulunduğu madenlerde 16.1.2023 itibariyle 571 adet işletme ruhsatı vardır. 

2021 yılı doğal taş üretimi 18.250.688 ton olmuştur. 

2022 yılı doğal taş ihracatı 2.096.357.743 dolardır.

2022 doğal taş ihracatı 7.177 bin ton olmuştur. 

Blok mermer ihracatı daha fazla yapıldığından, doğa daha fazla tahrip edilmekte, su deposu görevi gören özellikle kireçtaşı kayaları daha fazla parçalanmakta, ormanlar da daha fazla yok edilmektedir. Blok mermer ihracatıyla aslında yapılanın, yıllarca toprağı, bitkileri, canlıları besleyen suyu bünyesinde tutan ve depolayan kayalarla birlikte bir bakıma su da ihraç edilmiş olmaktadır.

 

Yurt dışındaki blok mermer üreticileri Toroslara yöneldi:

 

İtalya ve ispanya gibi Torosların devamındaki Alp Kuşağı kireçtaşlarında blok mermer üretimi yapanlar, artık yönlerini Türkiye’de Toros Dağlarının gri ve beyaz kireçtaşı kayalarına çevirdiler. Nedeni, mermer ocaklarıyla ormanların ve yer altı suyunu depolayan kireçtaşlarının ortadan kaldırılarak, iklim değişikliğine olumsuz etki yapması.

 

Değerlendirme

 

Mermer madenciliği fizibilite etütlerine dayalı, iç talebi karşılayacak ölçüde ve bilimsel temelli olmalıdır: Gayri Safi Milli Hasıla ve istihdamdaki payı, mermer ihracatının getirisi, yurt içinde yaptığı doğa tahribatı, su kaynaklarına zararı düşünüldüğünde, önemli bir payı olmadığı görülmektedir.

Türkiye’deki mermer ocaklarının çoğu bilimsel temelli arama ve incelemelere dayandırılmayan arama ve işletme yöntemleriyle faaliyetlerini sürdürmektedirler. 

Gelişigüzel açılan ocaklar doğayı tahrip ettikten, çevreye zarar verdikten bir süre sonra, bilimsel kriterler dikkate alınmadığından ekonomik olmadıkları gerekçesiyle kapatılmak zorunda kalınmaktadır. 

Yaklaşık 40 yıl Türkiye’nin hemen her yerinde çalışmış bir jeolog olarak, bu şekilde açılmış ve ekonomik olmadığından bir süre sonra kapatılmış yüzlerce mermer ocağına tanık oldum.

Mermer ocakları açılmadan önce jeolojik, sedimantolojik, petrografik, mineralojik incelemeleri, dağılımı, geometrisi, rezerv hesaplamaları yapılmalıdır. 

 

Sonuç olarak

Anamur Anıtlı Mahallesi Kızılkaya Tepe Mevkii’nde faaliyette olan mermer ocağı ruhsat sahası, Toros Dağları’nın en yoğun karstik yapısının ve su deposu niteliğindeki kireç taşlarının bulunduğu bir sahadır. Mermer ocağı faaliyetiyle milyonlarca yılda oluşmuş karstik yapı yok olacağı ve su deposu niteliğindeki kireç taşları kesileceği için yer altı ve yer üstü su kaynakları büyük ölçüde zarar görecektir.  

Arazinin fiziksel yapısı bozulacak, toprağın erozyonu hızlanacaktır. Yer altı ve üstü su dengesi bozulacaktır. Tarım, orman alanları zarar görecektir. Tozlar havayı, toprağı ve suyu kirletecektir. Su kaynaklarının kuruması, bitkilere zararı, nakil yollarının açılması suretiyle trafik artışı ve yolların oluşturduğu parçalanma yaban hayata zararı olacaktır. 

Ocak terkedildikten sonra geride devasa çukurlar bırakılacak, birçok örneğinde gördüğümüz üzere çevresinde koruma önlemi alınmayacağından insanlar ve hayvanlar için tehlike oluşturacaktır. 

 

Kümülatif değerlendirme yapıldığında, mermer ocağının yüzey ve yer altı suyuna zararları, topoğrafyanın, morfolojinin bozulucağı, erozyona yol açacağı, orman ve bitki örtüsüne, tarım alanlarına zararı olacağı, tozlarının bitki, sebze ve meyve ağaçlarına zararı olacağı, oluşacak dik falezli ve derin çukurların insan ve canlılar için tehdit oluşturacağı ortadadır.

Toprağın ana maddesi kayaçlardır. Kayaçlar olmazsa toprak, bitkiler, su da olmaz. Yer altı suyu; içme suyu, kullanma suyu ve ovadaki tarım alanlarının sulanması, bitkisel üretimin arttırılması, halkın beslenmesi için kullanılmaktadır. 

Bu ilişki ‘üstün kamu yararı’ kapsamında kavranır ve değerlendirilir. 

Bilimsel sonuçları ortaya konmadan, çevreyi ve su kaynaklarını, ormanı yok edecek mermer ocağı açılmamalı, su depolama alanı, yer altı suyunu besleyen önemli bir akifer olan bu kireçtaşı kayalarının bulunduğu alanda mermer ocağı faaliyetlerine izin verilmemelidir. 

 

 

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu