FETHİYE’DE DEPREM TEHLİKESİ VE TSUNAMİ RİSKİ

FETHİYE’DE DEPREM TEHLİKESİ VE TSUNAMİ RİSKİ
DR. EŞREF ATABEY
Jeoloji Yüksek Mühendisi ve Tıbbi Jeoloji uzmanı / Yazar
Muğla Fethiye ilçesi Türkiye’de en riskli deprem bölgesinde yer alır ve ayrıca tsunami riski altındadır. Fethiye kıyısından itibaren güney batı boyunca Rodos’a kadar olan bölgenin Akdeniz’in en derin yeri, iki kıtanın (levhanın) dalma-batma zonu üzerinde yer alması ve bu bağlamda deprem olasılığı en uygun coğrafi konuma sahip olması nedenleriyle Türkiye’de deprem tehlikesinin yaşanabileceği en yüksek riskli yer olarak işaret edilmektedir.
FETHİYE’NİN DEPREM TEHLİKESİ
Deprem: Yerkabuğu içerisinde fay olarak tanımlanan kırıklar üzerinde biriken enerjinin aniden boşalması sonucunda oluşan yer değiştirme hareketinin neden olduğu elastik dalga hareketleridir.
Fethiye’nin deprem tehlikesini anlayabilmek için önce tektonik konumuna bakmamız gerekiyor. Anadolu’nun güneyinde Afrika-Arap levhaları ile Avrasya levhalarının sınırlarında Akdeniz’de Girit Adası’nın güneyindeki deniz tabanında Helenik-Kıbrıs Yayı bulunmaktadır. Helenik-Kıbrıs Yayı, Türkiye’nin güney kıyısı yakınlarında, Girit Adası’nın güneyinden geçerek kuzeydoğu yönünde Rodos Adası’nın güneyinden Fethiye-Dalaman kıyılarına doğru uzanır.
Fethiye depremsellik bakımından Türkiye’nin en aktif bölgelerinden biri ve çeşitli fayların etkisi altındadır. Anadolu levhası, Avrasya ve Arap levhasının etkisi ile Helenik Yaya doğru saatin tersi yönünde ve Afrika levhası ise Helenik Yay ve Kıbrıs Yayı boyunca Anadolu Levhasının altına doğru hareket etmektedir. Helenik Yay ile Kıbrıs Yayı Fethiye-Burdur Fay Zonu boyunca birleşir.
AKTİF FETHİYE FAYI VE ETKİSİ
Fethiye Fayı aktif bir faydır. Deprem üretme potansiyeli vardır.
Aktif fay: Jeolojik olarak son 10.000 yılda (Holosen döneminde) en az bir kez hareket etmiş ve deprem üretmiş olan faydır.
Fethiye’de geçmiş yıllarda olduğu gibi günümüzde de deprem olma olasılığı yüksektir.
Fethiye yerleşimi Fethiye-Burdur Fayı üzerinde yer alıyor. Fethiye Ovası güneyi dağ sırası ile ova sınırı aynı zamanda Fethiye Fay hattını da oluşturuyor. Ovalık alan, kayalık güney bölüme göre çökmüştür. Bu fay hattının izlerini Kaya Mezarlarının bulunduğu mevkide güneybatı-kuzeydoğu kayalık yamaç boyunca görmek mümkündür.
Fethiye-Burdur Fayı Fethiye’den başlayıp, Altınyayla, Tefenni ve Burdur arasında yer alan kuzeydoğu uzanımlı 250 km uzunluğunda bir faydır. Tek bir ana faydan ziyade, birbirine paralel kısa faylardan oluşmaktadır. Bu kısa fayları kuzeybatı yönlü faylar kesmektedir. Fethiye Fayı uzunluğu 30 km olup, Fethiye Körfezi içine doğru devam eder. Kuzeyde Ören Fayıyla kesilir. Fethiye Ovasını güneyden sınırlayan güneybatı-kuzeydoğu yönlü bölümü Burdur Fayı ile birleşir.

Şekil 1
FETHİYE’DE GEÇMİŞTE OLAN DEPREMLER
Geçmişte de Fethiye’de önemli depremler meydana gelmiştir.
28 Şubat 1851 Depremi Beşkazalar olarak bilinen Meğri (Fethiye), Eşen (Kestep), Döğer, Ağırdos, Üzümlü’de etkili olan bu deprem, Fethiye yakınlarındaki Babadağ’dan gelen, top patlamasına benzer, sesler eşliğinde yaşanmıştır. Cerîde-i Havâdis gazetesinin haberine göre iki tepeye sahip Babadağ’ın tepelerinden birinde deprem nedeniyle volkan! meydana gelmiş, bir müddet sonra bu volkan sönmüş, ancak bu sefer dağın diğer tepesinden dumanlar yükselmeye başlamıştır. Zeminde bazı yarıkların oluştuğu Fethiye’de, kent merkezi ve civarındaki 15 köyde toplam 38 kişi hayatını kaybederken, 759 ev, cami, mescit, mektep, han ve sarnıç yıkılmış ya da büyük oranda hasar görmüştür.
14 Mayıs 1852 de olan depremde, Fethiye’de bazı yerlerde zemin yarılmış ve buralardan kükürtlü sular çıkmıştır.
1855’deki depremde Fethiye’nin Bağlıağaç köyünde sarsıntı nedeniyle zemin yarılarak kükürtlü sular fışkırmış ve tepelikler oluşmuştur.
1957’de iki gün arayla peş peşe deprem olmuştur. İlki 24 Nisan 1957’de büyüklüğü 6.2 ve arkasından 25 Nisan 1957’de büyüklüğü 7.1 olan Fethiye depremi sırasında 67 kişi hayatını kaybetmiş; rıhtımın 5-6 m’lik kısmı sahilden koparak sulara gömülmüş; asfalt yollar yer yer yarılmış; telefon telleri kopmuş; haberleşme tamamen kesilmiş; ilçedeki hastane, cezaevi, postane, ortaokul, sağlık okulu ve belediye binası, 3.796 ev, 20 okul binası, 3 cami, 23 resmi bina, 124 işyeri olmak üzere şehrin %75’i yıkılmıştır. Can ve mal kaybında binaların ovada kurulmuş olmasının büyük etkisi olmuştur. Buna karşın Fethiye güneyindeki kaya zemin üzerinde kurulmuş olan Kayaköy depremden etkilenmemiştir.
Fethiye Körfezi’nde 10 Haziran 2012 tarihinde 6.0 büyüklüğünde olan deprem yaklaşık 7 km derinliğindeki bir faya bağlı gelişmiştir.
1900-2013 yılları arasında, Fethiye, Dalaman, Köyceğiz, Marmaris, Datça, Bodrum civarında, büyüklükleri 3 ila 7.8 arasında değişen 3802 adet deprem meydana gelmiştir.

Şekil 2
FETHİYE’DE YÜKSEK RİSKLİ TSUNAMİ
Fethiye bölgesi, çok sayıda alçak kıyı alanından oluşur. Söz konusu alanlarda yoğun turizmcilik faaliyeti ve yapılaşması söz konusudur. Bu alanlar, denizden gelebilecek tehlikelere açık alanlardır. Akdeniz içerisinde çok sayıda aktif fay sistemi bulunur. Deniz tabanındaki bu faylar, çok büyük deprem üretme potansiyeline sahiptir. Bununla beraber, Ege ve Akdeniz’de çok sayıda aktif volkan yer alır. Büyük depremler ve volkan patlamaları, denizde büyük su kütlelerini harekete geçirebildiğinden, Akdeniz’de tsunamiler meydana gelmektedir. Tarihsel kaynaklar, Akdenizde bu tür büyük tsunamilerin geçmişte birçok defa meydana geldiğini gösteriyor. Bu tsunamilerden en iyi bilenenler M.S. 365 ve M.S. 1303 depremi tsunamileridir. Fethiye-Dalaman-Ortaca sahili çok yüksek riskli, tsunami olma olasılığı kıyılardır.
Tarihte olan Ege Denizi Thera volkanı tsunamisinin taşıdığı volkan külleri Fethiye Çalış’ta 100 m içerde, 1,5 m altta ve 4 cm kalınlıkta bulunmuştur. Tarih belirleme analizleri bu tabakaların 3.500-3.800 yıl öncesine ait olduğunu, tsunami dalgalarının Fethiye kıyılarını etkisi altına aldığı ve dalga yüksekliğinin Fethiye’de 1 m’ye ulaştığını ortaya koymaktadır.
28 Şubat 1851 Beşkazalar olarak bilinen Meğri depreminde Babadağ’ın iki tepesi neredeyse birbirine kavuşmuş ve deniz suları sahilde bir-iki arşın (1 arşın=0,68 m) kabarıp alçalmıştır. Deprem bilimcilerin ifadesiyle bu deprem sırasında Fethiye, Rodos ve Muğla kıyılarında tsunami oluşmuştur.

Şekil 3

Şekil 4
FETHİYE’NİN ZEMİN ÖZELLKLERİ
Fethiye Ovası, milyonlarca-binlerce yıldan bu yana ovayı çevreleyen dağlardan akarsuların taşıyarak çökelttiği, ortalama kalınlığı 10 metreye ulaşan çakıl, kum, mil, silt, kil ve çamurdan oluşan alüvyondur. Çalış Mahallesi gibi bazı alanları bataklık zemin üzerindedir. Deprem anında Alüvyon zeminde sıvılaşma olur.
ZEMİN SIVILAŞMASI
Deprem sonucunda oluşan dinamik gerilmeler etkisi ile genellikle suya doygun ince kum taneli ve siltli zeminlerde boşluk suyu basıncının artması ve oluşan basınca karşı zemini oluşturan tanelerin arasındaki direncin azalmasının bir sonucu olarak ZEMİN SIVILAŞMASI meydana gelir. Depremler sırasında, zemin tabakalarında meydana gelen sıvılaşma durumunun ortaya çıkmasıyla zemine gömülü yapılarda oturma, devrilme ve çeşitli hasarlar meydana gelebilir.
Sıvılaşma suya doygun olan kumlu, çamurlu zeminlerde, sonradan kurutulmuş göl ve akarsu taşkın ovalarında, akarsu ve deniz kıyılarında olur. Denizden kazanılmış dolgu zeminleri, eski alüvyon yatağı zeminler depreme karşı son derece dayanıksız zeminlerdir.

Şekil 5
FETHİYE OVASI’NDA SIVILAŞMA TEHLİKESİ
Fethiye Ovası kum, mil, silt, kil ve çamurdan oluşmaktadır. Kum, mil, kil ve çamurdan oluşan zemine sismik kuvvet etki ettiğinde, kum tanecikleri arasındaki denge bozularak kumla birlikte su yüzeye çıkar; yüzeye çıkan su ve kum karışımı malzeme, bulamaç halini alan zeminin bir sıvı gibi davranmasına yol açar. Bir sıvı gibi davranan zemin üzerindeki binalarda hasarlar, yana yatmalar olur. Bu olaya sıvılaşma-zemin yenilmesi denir. Gevşek zemin sarsıntı ile birlikte dip suyunu içine alarak sıvılaşır. Üzerindeki binalar da sıvılaşan zemine gömülür. Bu nedenle gevşek zemin depremlerde çok tehlikelidir.
Ovanın Fethiye merkez ve kuzeyine doğru alanlarda zemin çok ince kum ve silt boyu malzemeden, yani gevşek zeminden oluşmaktadır. Deprem sarsıntısında en fazla sıvılaşma olayı çok ince-siltli zeminde olur. Oluşabilecek büyük depremde Fethiye Ovası’nda sıvılaşma gelişecek ve üzerindeki binalarda yan yatmalar, gömülmeler ya da rotasyonlar olacaktır.
Suya doygun, gevşek kumlu zeminler, tekrarlı yükler etkisinde, sıkışma ve hacim daralması eğilimi gösterir. Bu eğilim, drenajın olmadığı koşullarda, boşluk suyu basıncını artırır. Tekrarlı yükler kum tabakası içindeki boşluk suyu basıncının artmasını desteklediği zaman, toplam normal gerilme, boşluk suyu basıncına eşit değere ulaşabilir.
Bu durumda, kohezyonsuz zemin kayma direnimini kaybeder ve bir sıvı gibi davranarak büyük yer değiştirmelerine maruz kalır. Böylece sıvılaşma evresine geçilmiş olur. Yapılaşmanın yoğun olduğu alüvyonların yumuşak ve gevşek zemin özelliğinde olması ve yer altı suyu seviyesinin yüzeye yakınlığı (genelde 0.5-10 m), depremin şiddetini 2- ile 3 derece daha arttırır. Olası depremde Fethiye’de hasarın artmasına sebep olur.

Şekil 6
A. Işık, N. Ünsal, A. Gürbüz ve E. Şişman tarafından 2016 yılında Fethiye Ovası’nda 40 farklı noktada şekilde de gösterildiği üzere 6 m ile 18 m arasında değişen ve toplamda 412,5 m sondaj çalışması ve sismik kırılma deneyleri yapılmış. Yedi büyüklüğünde oluşacak senaryo bir deprem için sıvılaşma riski her iki deney sonuçlarına göre genellikle düşük ve sıvılaşma yok seviyesinde olduğu sonucuna varılmış.

Şekil 7
En zayıf zeminler
Bu tür zeminler 1.8 ile günümüz arası yaşlı alüvyon zeminlerdir. Alüvyonlar; çakıl, kum, silt, kil ve çamurdan oluşur. Materyaller gevşek ve çimentosuzdur. Birkaç metrede yer altı suyuna ulaşılır. Yer altı suyuna ulaşılan çok ince kum, silt ve kilden oluşan En zayıf zeminlerin bulunduğu alan Fethiye şehir merkezi, sahil kesimi, Çalış civarıdır.
En zayıf zeminde depremin yıkıcı etkisi
Sıkılaşmamış, suya doygun gevşek zeminden oluşan alüvyon ovası üzerine kurulmuş olan Fethiye ilçe merkezinde, deprem dalgalarının vurucu etkisi, yapı türü ve dayanıksızlığı hasara ve can kaybına yol açabilir. Fethiye ilçe merkezi tamamı milyonlarca yılda oluşan alüvyonların, suya doygun gevşek zemin olan Fethiye Ovası üzerine kurulmuştur. Depremlerde yapı güvenliğinin ilk kriteri zeminin özellikleridir. İkinci kriter ise depreme dayanıklı yapı inşasıdır.
Bir yerin jeolojik özellikleri (kaya türü dağılımı), tektoniği (faylar, kırıklar, kıvrımlar), yüzey şekli topoğrafyası, jeomorfolojik, yer altı suyu davranışı, hidrojeolojik özellikleri o yerin yerel zemin özelliklerini oluşturur. Farklı zeminler, farklı kaya türü üzerindeki yapıların, aynı şiddetteki bir depremde yer hareketine karşı davranışları, farklı derecelerde hasar gördükleri, geçmiş depremlerin yarattığı hasarlara bakıldığında açıkça görülmektedir. Bu durum, deprem dalgalarının geçtikleri zeminlerin özelliklerine göre değişime uğradıklarını ortaya koymaktadır. Yerel zemin özelliklerinin yapılarda hasar oluşturacak etkileri zemin büyütmesi, sıvılaşma, yamaçlarda kaymalar, zeminde çökme şeklinde olmaktadır.
Alüvyon zemin çakıl, kum, silt, kil, çamurdan oluşur. Kum ve silt taneleri gözeneklerinde su bulunur. Kil mineralleri içeren bütün kayaçlar yüksek iletkenliğe sahip olmasına rağmen, suyun elektrik iletkenliği zayıftır.
Depremde ilk hissedilen Primer dalgaları boyuna dalgalardır. Bunlar basınç dalgaları olup, katı, sıvı ve gazlarda hareket eder ve cisimleri ileri geri hareket ettirir. Bina ileri hareket eder; tekrar geri gelir.
İkincil dalga olan Segonder deprem dalgaları aşağı, yukarı, ileri, geri cisimleri hareket ettirir. Enine sismik dalga olup, katılarda hareket eder; sıvı ve gazlarda hareket edemez. Dalgalarda sörf hareketi gibi cisim yukarı çıkar ve geri iner.
Deprem enerjisi yüzeye ulaştığında havuzun yüzeyindeki su dalgaları gibi yüzey dalgalarına dönüşür ve asıl yıkıcı etkiyi bu Love ve Rayleigh sismik dalgalar yapar. Cisimler gölde sallanan kayık gibi yükselir; geri iner.

Şekil 8
Zayıf zeminler
Genellikle 5 ile 1.8 milyon yıl arası yaşlı birikinti konileri ve yamaç molozlarından oluşur. Ova tabanına doğru akış gösteren dereler, ovaya ulaştıkları alanlarda Karaçulha mevkisinde görüldüğü üzere küçük boyutlu birikinti konileri oluşturmuşlardır. Tane çapı çok değişken olup çamur ve silt boyutundan blok boyutuna ulaşan kayaç parçaları içerir. Eğim nedeniyle yeraltı su seviyesinden yoksun ya da derinde olması alüvyonlara göre tek avantajdır.
Orta derecede sağlam zeminler
Bu tür zemin bileşimi 13.5 ile 2 milyon yıl arası yaşlı çakıltaşı, kumtaşı, silttaşı, kiltaşı ve çamurtaşından oluşur. Depremde kayma, kopma ve heyelanlar şeklinde reaksiyon gösterebilir.
Sağlam zeminler
Fethiye Ovası’nı çevreleyen alüvyon olmayan farklı kaya türlerinden oluşur.
FETHİYE’DE OLASI DEPREM ETKİSİ
Fethiye ilçe merkezi Fethiye Fayı üzerindedir. Fethiye, alüvyon zemin üzerine kurulmuştur. Dere yatakları, alüvyonlar, plaj ve bataklık ortamları depremlerden en fazla etkilenecek bölgelerdir. Zayıf binalar depremde yıkılacak, can ve mal kaybına yol açabilecektir. Deniz kıyılarındaki ve kıyıya yakın alanlardaki bina ve tesisler en fazla zarar görecek yapılardır. Dere yatakları, alüvyonlar, plaj ve bataklık ortamları depremlerden en fazla etkilenecek bölgelerdir. Fakat özellikle yasal olarak da yasak olmasına rağmen Çalış mevki sahildeki yapılar gelecek depremler için ciddi sınavlar vereceklerdir.
Yapı stoku açısından bakıldığında, bölgede genellikle az katlı betonarme yazlık binaların bulunması olumlu bir durumdur. Fakat özellikle yasal olarak da yasak olmasına rağmen işgal edilen kumsallar özerine yapılan özellikle çok katlı yapılar gelecek depremler için ciddi sınavlar vereceklerdir.
Fethiye, alüvyonu üzerinde olası depremde en fazla sıvılaşmanın oluşacağı ve deprem hasarlarının olacağı yerler olacaklardır. Kıyılarda ve alüvyonlar üzerinde yüksek katlı yapılara izin verilmemelidir. Karaçulha Deresi deltası üzerindeki Fethiye merkezi, olası depremde en fazla sıvılaşmanın oluşacağı ve deprem hasarlarının olacağı yerler olacaklardır. Kıyılarda ve alüvyonlar üzerinde yüksek katlı yapılara izin verilmemelidir.
Deprem dalgalarının genliği ve zaman aralıkları genellikle ana kayaçtan zayıf pekişmiş ya da suya doygun alüvyon malzemeye geçtiğinde artar. Bu yüzden zayıf malzeme üzerine yapılmış olan binalar, ana kayaç üzerine yapılmış olanlara göre daha çok hasar görür.
Nitekim 1957 depreminde Fethiye güneyindeki kaya zemin üzerinde kurulmuş olan Kayaköy depremden etkilenmemiştir.
FETHİYE YERLEŞİMİ İÇİN BÖLGESEL ZEMİN ETÜTLERİ
Özellikle yeni yerleşim bölgelerinin belirlenmesinde ve mevcut yerleşim bölgelerinin imara yeni açılacak kesimleri için gerçekleştirilecek olan yerleşim alanı seçiminin planlanmasında esas alınacak bölgesel etütler, aşağıda belirtilen aşamalardan/unsurlardan ve bunlara ilişkin teknik belgelerden oluşmalıdır.
Topografik koşullar (morfolojik harita),
Jeolojik koşullar (jeoloji haritası ve kesitleri),
Bölgenin sismisitesi, aktif fayların konumu, uzanımı ve yapılaşma için planlanan alana uzaklığı (sismotektonik harita),
Hidrojeolojik değerlendirme (yer altı suyu haritası),
İncelenen alan genelinde kaya ve toprak zeminlerin sınırlarının ayırtlanarak bunların inşaat mühendisliği tasarımında önem taşıyan jeoteknik parametrelerinin ve dinamik özelliklerinin tayini,
Doğal afetlere ilişkin değerlendirmeler:
Aktif potansiyel heyelan alanları,
Taşkın potansiyeline maruz kalabilecek alanlar,
Gevşek toprak zeminlerin ve ayrışmış zonların yayılımı,
Gevşek zeminlerde sıvılaşma potansiyeli gibi risklerin değerlendirilmesi ve bunlara ilişkin zon haritalarının yapılması,
Tüm haritaların birlikte değerlendirilmesiyle (üst üste çakıştırılarak tek bir harita haline getirilmesiyle) “mühendislik jeolojisi” ve “arazi kullanım” haritalarının hazırlanması.
Mikrobölgelendirme haritaları
Özellikle yerleşim birimlerine özgü olarak, kentsel yerleşim ve sanayi bölgelerinde deprem tehlikesinin belirlenmesi amacıyla hazırlanan ve kullanılan mikrobölgelendirme haritalarının büyük bir önemi vardır.
Depremi sonuçlayan yer hareketinin parametrelerinin ulaşacağı azami seviyeler ve deprem etkisiyle oluşacak zemin sıvılaşmaları, heyelanlar, su baskınları gibi ikincil etkilerin sınırlarının belirlenmesini sağlayan bu haritalar, kentsel bölgelerde meydana gelebilecek büyük depremlerin oluşturacağı hasarları ve sosyo-ekonomik kayıpları tahmin etmeye yarayan ve Deprem Senaryoları olarak adlandırılan çalışmalar için önemli bir veri kaynağı durumundadır.
FETHİYE NEREDE KURULMALI?
Fethiye’nin 2023 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre nüfusu 177.569 olmuştur. Fethiye yerleşimi tamamen ovaya yayılmış durumdadır. Bundan sonrası için ovada çok katlı yapılaşmaya izin verilmemelidir. Zemin davranışları dikkate alınarak uygun yapılara izin verilebilir.
Konut alanları depremden etkilenme riskinin daha yüksek olduğu dolgu zeminler üzerine yapılmamalıdır. Yeni yerleşim alanları Fethiye ilçe merkezi kuzeyi, doğu ve güneyindeki depreme karşı daha dayanıklı, taban suyu seviyesinin düşük olduğu sağlam zeminlere kaydırılmalıdır.
Konutların kat yükseklikleri zeminin yapısına uygun olmalıdır. Kaya zeminler üzerinde 7-8 kat, dolgu zeminler üzerinde 1 ile 2 katı geçmemelidir. Yöreye uygun temel tipleri seçilmeli, zorunlu olmadıkça bitişik düzen yapılaşma tercih edilmemelidir. Konutlar plan ve proje dâhilinde inşa edilmelidir.
DEPREM OLACAK MI?
Unutmayalım. Bilimsel temele dayanmadan yapacağımız her şey bizler için potansiyel bir tehlikedir. Yaşamımızın sırrı deprem gibi doğal olaylara karşı, yapıları depreme dayanıklı inşa etmekten geçiyor.
Dünya’nın iki numaralı Himalaya-Anadolu-Alp Deprem Kuşağı üzerinde yer almasından dolayı Türkiye bir deprem ülkesidir. Deprem olacak mı, olur mu sorularından vazgeçip yapıları depreme dayanıklı inşa etmeliyiz.
DEPREMDEN KORUNMAYA 3 ÇÖZÜM ÖNERİSİ
1- Eğitimlerle, deprem bilincini oluşturmak,
2- Depreme dayanıklı binalar ve tesisler yapmak, mevcut olanları iyileştirmek,
3- Ovalar, tarım alanları ve kıyılarda yapılaşmaya izin vermemek.
Kaynaklar
A. Işık, N. Ünsal, A. Gürbüz ve E. Şişman. 2016. Fethiye yerleşim alanındaki zeminlerin spt ve kayma dalga hızı verileriyle sıvılaşma potansiyelinin değerlendirilmesi. Journal of the Faculty of Engineering and Architecture of Gazi University 31:4, 1027-1037.
Eşref Atabey. 2020. Deprem ve Tsunami. Asi Kitap 83, Araştırma 55, 309s. ISBN: 978-605-7760- 14-2. İstanbul.
Eşref Atabey. 2013. Muğla ili Tıbbi jeolojik unsurları ve halk sağlığı. Muğla Belediyesi yayınları-13.
Eşref Atabey. “Fethiye Fayı aktif bir faydır, deprem üretme potansiyeli vardır” Gündem Fethiye-6 Şubat 2024 (https://gundemfethiye.com/dr-esref-atabey-fethiye-fayi-aktif-bir-faydir-47668/)
Bozcu, M., Yağmurlu, F. ve Şentürk, M. 2007. Fethiye-Burdur Fay Zonunun Bazı Neotektonik ve Paleosismolojik Özellikleri, GB-Türkiye. Jeoloji Mühendisliği Dergisi 31 (1).
J. S. Monroe ve R. Wicander. 2004. Physical Geology (Fiziksel Jeoloji Yeryuvarının araştırılması; Türkçe baskıya hazırlayanlar. K. Dirik ve M. Şener). TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Çeviri Serisi No:1, 642s.
MTA.2006. Türkiye Diri Fay Haritası, http://www.mta.gov.tr/mta_web/dirifay1.asp
mugla-ili-fethiye-ilcesi-afet-tehlike-analizi.pdf
Reşat Ulusay. 1999. Kentleşme sürecinde yer seçimi ve depreme dayanıklı yapı inşasında jeolojik-jeoteknik etütlerin önemi ve işle
vi, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yayınları, 51, Teknik Kılavuzlar serisi, 6,23 s, Ankara.
Selahattin Satılmış. 2020. Muğla Bölgesinin Tarihsel Depremleri (1850-1900). Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi Cilt:7 / Sayı:1, 155-182.



