FOÇA KOCAMEHMETLER MAHALLESİ İÇİNDE TAŞ OCAĞI

FOÇA KOCAMEHMETLER MAHALLESİ İÇİNDE TAŞ OCAĞI
DR. EŞREF ATABEY
Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji uzmanı / Yazar
İzmir, Foça ilçesi, Kocamehmetler Mahallesinde tarım arazileri ve zeytinliklere yakın olan, biri S.36929, Er: 2277894 nolu, diğeri ise S.65975, Er:2525724 nolu iki adet taş ocağı faaliyet göstermektedir.
Taş ocakları mahalle içinde, tarlalara ve zeytinliklere sınırdır
Her iki taş ocağı orman alanında, mahalle içinde, zeytinliklere ve tarlalara sınırda bulunmaktadır. Yer seçimlerinin bilimsel ve çevresel kriterlere göre değil, rastgele yapıldığı açıkça ortadadır.

Şekil 1

Şekil 2
Taş ocakları ‘’Zeytinlik Yasası’’na aykırı faaliyet göstermektedir
Taş ocakları zeytinliklere sınırdır. 3573 sayılı ‘’Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, Madde-20: ‘’Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevî atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez’’ diye ifade edilmektedir.
Bu Kanuna göre taş ocağı çevresinde zeytinlikler bulunmakta ise ve zeytinliklere mesafesi 3000 metreden daha az ise taş ocağı faaliyetine izin verilmez.

Şekil 3
Morfolojik yapıyı bozmakta ve erozyona yol açmaktadır
Taş ocağı eğimli bir topoğrafyadadır. Faaliyet ile alanın morfolojik yapısı bozulmakta olup, orman ve bitki örtüsü yok edildiğinden, çıplak kalan ve özelliğini kaybetmiş eğimli zemin, yağmur suları ve buzlanmayla daha çabuk parçalanarak, ufalanacak, aşınan malzeme sellerle taşınarak erozyona yol açacaktır.
Nitekim ocakların bulunduğu alanda orman ve bitki örtüsü kaldırıldığından alan çıplak kalmış, toprak erozyonu hızlanmıştır.
Orman ve bitki örtüsü yok edilmektedir
Söz konusu Taş ocakları ‘’Orman’’ ve ‘’Mera’’ vasıflı taşınmazlarda faaliyet göstermektedir.
İşletilen ocak alanındaki orman ve bitki örtüsü tahrip edilmiş olup, genişletme halinde daha fazla ormanın yok edilmesine yol açacaktır. Ormanın ve bitki örtüsünün olmadığı yerde, yağmur suları tutulamayacak, suyun toprağa süzülüşü olmayacak, alanda erozyon hızlanacak, yer altı suyu yok olacaktır.
Ağacın bir adet yaprağı 1 saat içerisinde ortalama 5 mililitre oksijen üretmektedir. Bir hektar iğne yapraklı orman yılda 30 ton oksijen üretmektedir.
Ağaçlar “Dünyanın ciğerleri” olarak bilinir. Karbondioksitin depolanmasında ve oksijen üretiminde, toprağı dengelemede ve hava sıcaklığını, nemi ve taşkınları azaltmada kilit rol oynarlar.
Ağaçlar, oksijen üretirken, liflerinde karbondioksit depolayarak havayı temizler. Karbondioksitin sera etkisini azaltarak iklim değişikliğine olumlu etki yapar.
Bir ağaç, gezegenimizdeki tüm canlılar için temel bir yaşam sağlama yeteneğine ve soluduğumuz havayı daha sağlıklı hale getiren karbondioksit gibi zararlı gazları giderme gücüne sahiptir.
Orman alanındaki taş ocağı, yerel iklim ve mikro klimasında değişimlere yol açacak, topraktaki canlıların yok olması, nemli ve verimli toprağın kaybı ile abiyotik minerallerin, faunanın etkilenmesi, toprak suyunun kaybıyla ağaçların büyümeleri olumsuz etkilenecektir.
Dağlık ve tepelik arazideki ormanlar ve bitkiler su da üretirler. Yere düşen yağış, gözenekli orman toprağından sızarak ana kaya çatlak sistemine, oradan da kaynaklara, derelere ve yer altı suyuna ulaşır. Taş ocaklarıyla bu sistem zarar görür.
Toprak ve tarıma zararı vardır
Kayaçların yüzeyi toprakla kaplıdır. Toprak bir canlı varlıktır. Bünyesinde mikroorganizmalar, solucanlar, bakteriler bulunur ve toprağın oksijenli, havadar kalmasını ve besince zenginleşmesini sağlarlar. Bitkisel toprak sıyrılarak bir alanda stoklanmasıyla toprağın kimyasında ve biyolojik yapısında değişiklik olur, atmosferik şartlar, yağmur, kar, buzlanma, sıcaklık gibi nedenlerle toprak özelliğini kaybeder. Toprağın ana maddesi kayaçlardır. Kayaçlar olmazsa toprakta, bitkilerde, su da olmaz. Taş ocağıyla kayalar yerlerinden kaldırıldığı için çevresindeki toprak oluşumu da durur. Tarım alanlarında toprağın nemi azalır ve toprak kurur; tarımsal faaliyette ve içme amaçlı kullanılan yer altı suyu azalır; kuyuların su seviyeleri düşer; açılacak ocak bitişiğindeki meyve ağaçları kurur.
Arkeolojik doğal ve kentsel sit alanındadır
Ocaklar bölgedeki tarihi kalıntılar, arkeolojik doğal ve kentsel sit alanında olup, kültür varlıklarını tehdit etmektedir. Nitekim Kocamehmetler Mahallesine 850 metre uzaklıktaki Işıklar Mevkii’nde açılması planlanan taş ocağı, proje alanında ‘’Yakın Çağ Dönemi’’ne ait arkeolojik kalıntılar tespit edilmesi üzerine ruhsatı iptal edilmiştir.
Yer altı suyuna zararı vardır
Üretim yapılan tüf kayaları yağmur sularını bünyesinde depolar; yakınındaki kaynakları, tarım alanlarını besler. Ruhsat alanından süzülen yer altı suları gerek yer altına süzülerek, gerekse yağışlı mevsimlerde yüzeyden derelerle yakınındaki yerleşim alanına ve su kaynaklarına ulaşır.
Kayaçlar yağmur sularını depolayan tıpkı bir binanın çatısındaki su deposu gibi, birer su deposudurlar. Taş ocaklarıyla bu sistem ortadan kalkacaktır.
Kayaların kırık ve çatlaklardan yağmur suları yerin derinliklerine doğru süzülür ve depolanır. Gözenekleri ile kırık ve çatlakları içinde, yağmur sularının zemin içerisine süzülmesiyle oluşan meteorik sular, daha önceden hapsolmuş formasyon suları vardır. Sedimantasyon sırasında hapsolmuş olan formasyon suları hidrolojik döngünün bir parçasıdır. Ayrıca çok eski jeolojik zamanda oluşan fosil sular bulunur. Dolayısıyla kayalar birer su deposudurlar.
Taş ocağı yarmaları kaya çatlak sistemlerini kestiklerinden, yer altı suyuna sızan suyun açığa çıkmasına, akış yönünün değişmesine, buharlaşmasına ve kaybına neden olur.
Ayrıca pasalardan (atıklardan) yer altı suyuna karışan sedimanlar suların sıcaklığını, pH, elektrik iletkenliği ve biyolojik oksijen ihtiyacı derişimini değiştirerek canlılar için zararı olacaktır.
Söz konusu iki taş ocağı çukurları da yer altı suyu seviyesine kadar erişmiş olup, kayaçların çatlak sistemlerinden hareket eden suyun yolunu keserek, zeytinliklere ve tarlalara ulaşmasını engellemektedir.
Taş ocakları yer altı suyunu olumsuz etkilediğinden kuyuların suyu azalmış; bazıları ise kurumuş ve suda bulanıklaşma olmaktadır.

Şekil 4
Sanal su tüketimi-su ayak izi
Taş ocaklarında Volkanik tüf kayasının çıkarılmasıyla yeşil su ayak izi diye nitelendirdiğimiz, yağmur sularının içlerine süzülmesini sağlayan ve yer altı suyu olarak mavi su ayak izini oluşturan tüf kayaları yok edildiğinden sanal su kaybı olmaktadır.
Taş ocağından kaynaklı kayaların ortadan kaldırılmasıyla ne miktarda yeşil ve mavi su kaybı olacaktır. Bunun hesaplanması gerekiyor. Bu kaybedilecek su insan ve bitkiler için gereklidir.
İklim krizi yaşanıyorken su kaybına yol açabilecek böyle bir işletme kabul edilemez.
Ayrıca ocaktaki faaliyetlerde, üretiminde doğrudan mavi su ayak izi yani yer altı tatlı suyu tüketilmektedir. Diğer aşamalarda kirliliği gidermede kullanılan gri su söz konusudur.
Bunun bir de fosil su, formasyon suyu sanal su miktarları bulunmaktadır. Volkanik tüf kayaları gözeneklerinde su bulundururlar.
Kayaçların gözenekleri ile kırık ve çatlakları içinde, yağmur sularının zemin içerisine süzülmesiyle oluşan ‘’meteorik sular’’, daha önceden hapsolmuş ‘’formasyon suları’’ vardır.
Taş ocağının ortadan kaldıracağı tüf kayalarıyla aslında ortadan kaldırılan yer altı su kaynaklarıdır.
Çevreye yayılan tozun meyve ağaçları ve tohumlu bitkilerin yaprakları ile döllenmeye zararı vardır
Taş ocaklarından yayılan toz, bitki yapraklarında stomaları kapatır ve bitki zayıf düşer. Bitki zayıf düşünce parazitler bitkiye hücum ederler ve bitki ölür. Toz, bitkilerin yapraklarında solunumu ve fotosentezi engeller; döllenmeyi önler ve meyve oluşumunu azaltır. Ayrıca taş ocağı kaynaklı toz, çevrede arıcılık faaliyetlerine zarar verir.
1- Toz yaprak yüzeyine konar.
2-Gece nemi ile nemlenen toz, gündüz kuruyarak yaprak yüzeyinde kabuklaşır. Yüzeyi toz kabuğu ile kaplanmış olan yaprak yeterli güneş enerjisi alamaz, fotosentez ve solunum gücü azalır. Bu azalma bitkinin beslenme, meyve verme ve büyütme gücüne olumsuz etki yapar.
3- İnce toz yaprağın solunum gözeneklerini tıkar. Gözenek kapakçıklarının kapanmasını engeller. Gözenek kapakçıkları kapanamayan yaprak devamlı terleme ile su kaybeder ve bir tür “fizyolojik kuraklık etkisi” olayı gerçekleşir.
4- Kül ve ince tozlar dişi çiçeğin yumurtalık borusunun ağzına konar ve buradaki yapışkan sıvıyı kurutur. Çiçek tozları yumurtalığın ağzına yapışamaz ve yumurtalığa taşınamaz. Bu durumda ağaç çiçek açar. Ama döllenme gerçekleşemediği için meyve verimi azalır.
Nitekim, ocaklardan çevreye yayılan toz; sebze ve meyvelere zarar vermiştir. Zeytin verimi düşmüş ve ağaçlarda kuruma olmaktadır. Tozdan endemik bitkiler kurumuştur.
Tozların insan sağlığına zararı vardır
Kocamehmetler taş ocağı malzemesi volkanik tüf kayasıdır. Volkanik tüf kayalarında silis ve kanser nedeni olan Eriyonit minerali olabilir. Ocaktan yayılan tozun tane boyutu 56 mikron altında olabilmektedir. Özellikli kuru havalarda ve rüzgarlı günlerde ocak çevresinde ciddi toz kirliliği oluşur. İşletilen malzeme volkanik tüf kayası olduğundan tozlarının pnömokonyoza neden olacağı endişesi vardır. Örneğin silikozise yol açan KUVARS ya da karın zarı kanserine yol açan ERİYONİT minerali olup olmadığı da bilinmemektedir.
Taş ocağı çamuru kirlilik oluşturur
Ocak ve çevresinde biriken tozun yağışlarla çamur haline gelmesiyle, ciddi kirlilik olur. Çamurdaki partiküllerin boyutları 200 mm’nin altındadır. Ocaktan kaynaklı çamurlar gelişi güzel döküldüğü zaman eko sistemin fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısı için ciddi tehdit oluşturmaktadır. Toprağın su süzme kapasitesini azalttığından dolayı arazinin üretkenliğini ters etkiler. Alıcı ortam suyunun bulanıklığını artırır ve faydalı kullanımını azaltır. Toprağa dökülmüş çamurlar, bitki örtüsünün geliştirmesini önler veya bodur bırakır. Kuruduğunda küçük partiküller havada uçuşarak ciddi hava kirlenmesine neden olur.
Yağmurlu mevsimlerde çamur yer altı suyuna ulaşır ve kirletir. Toprağa uzun süreli çökelmeden dolayı, daha küçük partiküller, su taşıma rejimini düşürmekte, bu durumdan yer altı suyu ciddi şekilde olumsuz etkilenecektir.
Gürültü kirliliği vardır
Taş ocakları neredeyse Kocamehmetler Mahallesi içinde olduğundan İş makinelerden kaynaklanan gürültü çevrede yaşayanların sağlığını etkilemektedir. Araç trafiğinden kaynaklı gürültü, makinelerden gelen gürültü söz konusudur.
Görüntü kirliliği vardır
Taş ocakları mahalle kenarında olup, görüntüsü iyi değildir. Taş ocağı potansiyel görsel etki kaynakları ocağın yapısal özellikleri, hareketli alanlar ve inşaat alanlarıdır. Ocağın genel görüntüsü, çeşitli boyutlardaki çukurlukları ile toprak ve kaya artıklarından oluşan yığma tepeler (döküm sahaları) şeklinde görülmektedir. Bu manzara görüntü kirliliği yaratmakta, insanda psikolojik rahatsızlık oluşturmaktadır.
Tehlike oluşturmaktadır
Taş ocakları bulunduğu alan eğimli bir yamaç üzerindedir. İşletme sırasında kontrolsüz olarak kopan kayalar yamaç aşağısındaki evlerde yaşayan insanların hayatına zarar verecektir.
Ocak faaliyeti sonunda, geride dik şevli-falezli sarp, uçurumlu, suyla dolabilen devasa çukurlar kalır. Fotoğrafta daha faaliyet sırasında çukurun suyla dolduğu görülmektedir. Türkiye’deki örneklerinden görüldüğü üzere, terk edilen ocak çevresinde koruma önlemleri alınmadığından bu durum, çevredeki insanlar ve hayvanlar, yaban hayatı için tehlikeli oluşturmaktadır. Söz konusu taş ocakları çevresinde güvenlik önlemi alınmamıştır.

Şekil 5

Şekil 6
Faaliyeti biten maden ocağının eski haline getirilmesi mümkün değildir
Türkiye’de terk edilmiş hiçbir maden ocağı (metalik, endüstriyel, taş ve mermer ocakları) eski haline getirilmediği gibi, bu da olanaklı değildir. İşletme sonunda geride dik şevli, kayalardan oluşan çıplak, devasa çukurlar kalmaktadır. Toprak olmayınca kayaların üzerinde dikimle ağaçlandırma yapılamaz. Toprağın hammaddesi kayaçlardır. Kayaç olmazsa toprak da olmaz. Toprak oluşumu uzun yıllar almaktadır.
Kayaçların toprağa dönüşmesi yüzlerce, binlerce yılları almaktadır. Ve oluşan toprakta ağaçlar, bitkiler yetişmektedir. Toprak bir canlıdır. Bir gram kuru toprakta milyarlarca mikroorganizma vardır ve canlıları besleyen toprağa hayat verir. Terk edilen ocakların ağaçlandırılması ve eski haline getirilmesi olanaklı değildir. Çünkü dikilen ağaçların yeşermesi ve boy vermesi için, henüz toprak oluşmamıştır.
Taş ocağı çukurları arazinin yer altı suyu akışını engeller. Çukur bölüm ağaçlandırılamadığı için çöp ve atık maddelerin doldurulduğu, lağım atıklarının boşaltıldığı depoya dönüşmektedir. Taş ocağı çukuruna doldurulan kirletici atıklar yer altı sularına sızarak, içme sularını kirletir. Bu kadar eğimli bir yamaçta ocağın eski haline getirmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan,
-Kocamehmetler’de açılan ocaklar Mahallenin ulaşım yollarını tahrip etmiştir.
-Ağır tonajlı kamyonlar yolları bozmuştur.
-Her iki taş ocağının ÇED raporlarına ulaşılamamıştır.
-Yıllar öncesinde verilen ‘’ÇED kapsam dışı” kararı, gelinen aşamada ve ortam şartlarında günümüzde bir geçerliliği olmadığı açıkça görülecektir.
-ÇED Gerekli değildir kararı alındığı tarihte yürürlükte olan plan kararlarının dikkate alınmamış olduğu görülmektedir.
Halk onayı olmadan madencilik faaliyeti yapılamaz
Kocamehmetler Mahallesi halkının onayı olmadan taş ocağı faaliyette bulunamaz.
Her iki taş ocağının Kamu yararı bulunmamaktadır
Bilimsel sonuçları ortaya konulmadan açılmış olan bu taş ocakları, çevreyi ve su kaynaklarını, ormanı yok etmektedir. Su depolama alanı, yer altı suyunu besleyen önemli bir akifer olan volkanik tüf kayasını ortadan kaldırmaktadır.
Yüzey ve yer altı suyuna zararları, topoğrafyanın, morfolojinin bozulması, erozyona yol açması, orman ve bitki örtüsüne, tarım alanlarına zararı, tozlarının bitki, sebze ve meyve ağaçlarına, özellikle zeytin ağaçlarına zararı, arkeolojik doğal ve kentsel sit alanında bulunması, oluşturduğu dik falez ve derin çukurların insan ve canlılar için tehdit oluşturduğu açıkça ortadadır.
Taş ocakları nedeniyle kirlenen çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava (atmosferik koşullar), iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, mimari ve arkeolojik miras, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi ortaya konulmadan açılmıştır.
Yer altı suyu; içme suyu, kullanma suyu ve ovadaki tarım alanlarının ve zeytinlerin sulanması, bitkisel üretimin arttırılması, halkın beslenmesi için kullanılmaktadır. Bu ilişki ‘üstün kamu yararı’ kapsamında kavranır ve değerlendirilir. Bu anlamda her iki taş ocağının Kamu yararı bulunmamaktadır.
Taş ocaklarının faaliyetlerine son verilmesi gerekir
İzmir Foça ilçesi Kocamehmetler Mahallesinde biri S.36929, ER: 2277894 nolu, diğeri ise S.65975, ER:2525724 nolu birbirine bitişik alanda, ’3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunu’’ ile 2872sayılı ‘’Çevre Kanunu’’na aykırı olması, yer altı suyu ve tarıma olan zararları, can ve mal için tehlike oluşturması, tozlarının bitkiler ve insan sağlığına zararları yönüyle faaliyetlerine son verilmesi gerekmektedir.
T. C. Anayasası ‘’Madde 56-Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir’’
2872 Sayılı Çevre Kanunu İlkeler başlıklı Madde 3, (a) bendinde geçen ‘’Başta idare, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup, bu konuda alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdürler’’
Tarım arazileri ve zeytinliklere
yakın olan, Kocamehmetler Mahallesi içinde faaliyet gösteren her iki taş ocağının faaliyetlerine son verilmesi için CİMER’e başvuru yapılmıştır.



