KAPLICA ÇAMURU (PELOİD / TERMAL ÇAMUR) KULLANIMI

DİĞER YAZILAR İÇİN YAZARIN ANA SAYFADA Kİ FOTOĞRAFINA TIKLAYIN
http://www.bodrumguncelhaber.com/author/atabey/
Bu makale, Bilim ve Gelecek Dergisi Sayı: 161, Temmuz 2017, Sayfa: 86-87’de yayımlanmıştır.
JEOTERMAL(SICAK SU) KAYNAKLARINDA
KAPLICA ÇAMURU (PELOİD / TERMAL ÇAMUR) KULLANIMI
Dr. EŞREF ATABEY
Jeoloji Yüksek Mühendisi – Tıbbi Jeoloji Uzmanı / esrefatabey@gmail.com
Yenilenebilir enerji kaynaklarından birisi de jeotermal (sıcak su) kaynaklardır. Ülkemizde yaklaşık 700 sıcak su çıkış noktası bulunmaktadır. Bu kaynakların bazıları enerji, ısı, endüstriyel ve kimyasal amaçlı kullanılmaktadır. Ancak, volkanik faaliyetle ilişkili jeotermal kaynakların bünyesinde bor, arsenik, florür, antimon, kurşun, kadmiyum, selenyum, cıva, talyum, sülfür, amonyak, radon, karbondioksit, metan, silisyum, klor ve sülfat bulunmaktadır. Jeotermal kaynakların tedavi edici yönünün de bulunduğu farklı bilimsel araştırmalarda belirtilmektedir. Bunlar arasında peloidoterapide yaygın olarak kullanılan peloidler (termal çamur/kaplıca çamuru) önemli yer tutmaktadır.
TERMAL ÇAMUR (PELOİDLER)
Peloid adı Yunanca pelos (çamur) ve therapy (tedavi) sözcüklerinden türemiştir. “Şifalı çamur” olarak adlandırılan peloidler; “doğal jeolojik ve/veya biyolojik olaylar sonucu oluşan yer altı ve deniz kaynaklı organik ve/veya inorganik maddeler” şeklinde tanımlanmaktadır (1, 2). Peloidler, insan vücudu için önemli işlevlere sahip Mg, Na, Ca ve K gibi minerallerce zengin, ince boyutlu silikat malzemeden oluşmuş bataklık, deniz ve delta balçıkları ile mineralce zengin sıcak suyla karıştırılmış çamurlardır (1). Diğer bir anlamda peloid terimi sıvı, (sülfürlü, tuzlu, iyotlu, bromlu veya mineralli şifalı su), inorganik katı (kil mineralleri ve kuvars, kalsit, feldispat, vb. gibi diğer mineraller) ve organik fazların (bakteriler, algler, diatomlar, protozoalar, gastropodlar, vb) karışımından oluşur (3).
Türkiye’de 12 ilde kaplıca peloid uygulaması yapılan tesisi bulunmaktadır. Bunlar; Afyon, Ankara, Aydın, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çanakkale, Denizli, İzmir, Kütahya, Manisa, Nevşehir, Samsun, Sivas ve Yalova’dadır. Peloid üretim izni bulunan iller ise Denizli, Gaziantep, İstanbul, Kastamonu, Muğla, Afyonkarahisar’dır (4).
Peloidin bileşimi genellikle yapay havzalarda yapılan olgunlaştırma işlemine, suyun kaynağının geldiği alana ve özelliğine göre değişir. Birçok kaplıcada mineralli suların çıkış merkezlerinde, zeminde kille karıştırılarak olgunlaştırma işlemi yapılmakta ve bu “terapi çamuru” olarak tanımlanmaktadır. Yüksek sıcaklıktaki mineralli suların olgunlaştırma havuzlarında killerle karıştırılması, suyun bileşiminde bulunan aktif elementlerin kilin yapısına geçmesini sağlar (3).
Kuru peloidlerin tanecik büyüklüğü 2 mm veya daha küçük boyutta olmalıdır (1). Paketlenecek peloidler, paket açıldıktan sonra kullanıcı tarafından herhangi bir işleme gerek kalmadan doğrudan kullanılabilecek ya da kullanma tarifi verilmek kaydı ile kurutulmuş toz halinde paketlenmelidir. Kullanım için; analiz raporları doğrultusunda peloidin tanımlanması yapılmış ve tıbbi endikasyonları belirlenmiş olmalıdır. Paketlenecek peloidler bitki artıkları, taş ve çakıl gibi yabancı maddeleri içermemelidir. Peloidler doğal haliyle ve/veya aroma maddesi kullanılarak üretilmelidir. Yapılan tüm işlemlerde peloid nitelikleri değiştirilmemelidir. Sağlık Bakanlığınca belirlenen uyarı ve önlemler etiket üzerinde mutlaka bulunmalıdır (1).
Peloidoterapi
Peloidoterapi; doğal jeolojik ve/veya biyolojik olaylar sonucu oluşan organik ve/veya inorganik maddeler olan peloidlerin bir balneoterapi (çamur banyosu) yöntemi olarak kullanılmasıdır. Peloidler, sağlık amaçlı olarak, paket, bulamaç (macun), banyo, tek kullanımlık hazır paket balçığı, krem, pudra, yüz maskeleri, plaster, yakı, antiperspiran ve emülsiyon şekillerinde kullanılabilir (1). Peloidoterapide kullanılacak numunelerin bakteriyolojik ve kimyasal analizleri, Türkiye Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü laboratuvarlarında ya da Sağlık Bakanlığı’nca yeterli ve uygun görülecek diğer özel ve resmi laboratuvarlarda, radyoaktivite analizleri ise Türkiye Atom Enerjisi Kurumu laboratuvarlarında yapılır. Kaplıca tedavisinde, başlıca özellikleri açısından turbalar, bataklar, deniz ve delta çamurları ile toprak diye sınıflandırılan peloidler kullanılır (1). Peloid bileşiminde çeşitli metaller bulunabilmektedir. Örneğin Niğde Bor ilçesi Kemerhisar Beldesi’nde halk tarafından kullanılan kaplıca çamurunda; 154 ppm krom, 64 ppm bakır, 194 ppm nikel, 56 ppm kurşun, 16 ppm antimon, 6 ppm kadmiyum, 24 ppm bor, 187 ppm arsenik saptanmıştır (5).
Balneoterapi
Eski Yunanca’da balneum (banyo) ve logos (bilim) kelimelerinden türeyen balneoloji “banyo bilimi” anlamına gelmektedir. Balneoterapi, peloidlerin ve buharın balneolojik olarak fiziksel, kimyasal, jeolojik ve tıbbi yönlerini inceleyen bir uygulama alanıdır (6). Balneoterapi, sıcak mineralli suların, gazların ve peloidlerin, banyo, içme ve inhalasyon uygulamaları şeklinde, değişik hastalıkların tedavisine yönelik kür tarzındaki bir uyarı-uyum tedavisidir (7, 8, 9). Balneoterapi, jeoterapik bir karaktere sahiptir.
Çamurun bileşiminde bulunabilecek, kil minerallerinin yapısına absorbe halde bulunabilecek radyoaktif elementlerin (radyum, radon ve uranyum) içeriğinin tespit edilmesi oldukça önemlidir (3). Ülkemizde birçok kaplıca sularında ölçülen radyoaktivite değerlerinin terapide olumlu rol oynadığı belirtilmektedir. Ancak kaplıca çamurunun bileşimindeki kil minerallerinin yapısında tutulan radyoaktif element miktarı konusunda bir araştırma bulunamamaktadır (3). Bazı kaplıcaların radyoaktif element içeriği yüksek olabilir. Kaplıcalarda genellikle bulunan radyoaktif izotoplar radyo-uranyum, uranyum-aktinyum ve toryumdur (3, 10).
Radyo-uranyum izotoplar 226Ra ve 222Rn ve bunların parçalanma ürünleri terapide çok önemlidir. Radyoaktif elementler peloidin olgunlaştırılması sırasında kil yapısında yerleşebilmektedir. Ayrıca kil minerallerince absorbe edilebilen radyoaktif elementler, özellikle malzeme (çamur) kaplıcalarda tekrar tekrar kullanıldığında insan sağlığı için tehlikeli olabilmektedir. Yüksek derişimlerde radonun iyonik ışımaları tehlikeli olmakta ve uçucuları solunabilmektedir (3, 10). Bu radyoaktif elementler, akciğer dokularında uzun süre kalabilen iyonize radyasyonları (ayrıca uçucu) üretebildiklerinden, risk durumu birçok kaplıcada yaygın bir uygulama olan termal çamurun dönüşümü yapıldığından (tekrar kullanıma alınmasından) daha da önemli düzeye çıkmaktadır (3, 10).
KAYNAKLAR
(1) Resmi Gazete Tarihi: 21.04.2005-25793. Peloidlerin Üretimi ve Satışı Hakkında Tebliğ.
(2) Resmi Gazete: 24.07.2001-24472. Kaplıcalar Yönetmeliği.
(3) Çelik-Karakaya, M. ve Karakaya, N. 2009. Kaplıca tedavisinde kullanılan Termal çamurların uygunluğunu belirleyen parametreler. 1.Tıbbi Jeoloji Çalıştayı Kitabı, 31-43. 30 Ekim–1 Kasım 2009, Ürgüp Bld., Kültür Merkezi, Ürgüp/Nevşehir.
(4) http://www.thsk.gov.tr
(5) Atabey, E. 2015. Elementler ve Sağlığa Etkileri. Hacettepe Üniversitesi medikal Jeoloji ve Mezotelyoma
Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayını-1; ISBN: 978-605-66516-0-4.
(6) Karagülle, M. Z., 2000. Kaplıca Tedavisi, Balneoterapi, Hidroterapi. Beyazova M, Gökçe-Kutsal Y (Ed),
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon. Güneş Kitabevi, Ankara.
(7) Karagülle, M. Z. 1995. Türkiye’de ve Avrupa’da Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Uzmanlık Eğitimi. II. Ulusal
Balneoloji Kongresi, Pamukkale. İ.Ü. Basımevi. 86- 88.
(8) Karagülle, M.Z. ve Karagülle,M.2000. Yaşlılıkta balneoterapi ve kaplıca tedavisi. Geriatri, 3, 3, 119-124.
(9) Demir, B. M. 2009. Terapötik Jeoloji (Jeolojik malzeme, süreç ve mekânların insan sağlığında tedavi edici
etkisi). Jeoloji Mühendisliği Dergisi 33, 1, 63-73.
(10) Carretero, M.I., Gomes, C.S.F. ve Tateo, F. 2006. Clays and Human Health. In: F. Bergaya, B.K.G. Theng
and G. Lagaly (eds), Handbook of Clay Science, Developments in Clay Science, Vol. 1, Chapter 11.5, 717-741, Elsevier.
-
SONY DSC -

-

-

-

-

-

-

-

-




