ALİ DİZDARFLAŞ HABER

Ali Dizdar’ın Yazısı, Yağmurdan Kaçarken

 

Bodrum’un Kapanan Tersaneleri yazı dizisi Bölüm-1 (MUTAŞ Tersanesi)

Bildiğiniz gibi Türkiye Cumhuriyeti kurulana kadar denizden gelecek baskınlardan korunmak için Bodrum’da merkezi hariç tüm yerleşim yerleri kıyılardan uzak mesafelere kurulu idi. Ve bu yerleşim yerinin en yakın deniz kıyısına da o köyün yalısı adı verilirdi. Bu yalılar da turizm başlayana kadar bakir yerlerdi. 1999 yılında çıkarılan belediye kanunu ile Bodrum Yarımadası’nda belde belediyeleri kurulmasına karar verildiğinde Çiftlik Köyü ile Kızılağaç Köyü’nü kapsayan YALI BELDİYESİ kuruldu. Ve belediye binasını iki köyün ortasındaki Çiftlik Yalısı’na yaptılar. Mecburen Çiftlik Yalısı’nın ismi de YALI olarak anılmaya başladı. YALI sahili denizinin muhteşemliği nedeniyle oteller bölgesi haline geldi. Ve bu YALI bölgesinin hemen yanı başında son yılların popüleri GERENKUYU plajı var. Eskiden çok fazla rağbet görmezdi çünkü O zamanlar Bodrum’un her yerinden rahat rahat denize girebiliyorduk. Günümüzde GERENKUYU sahili Bodrum da yaşayanların 1 numaralı gözdesi haline geldi. Üstelik oraya Belediye Kafe de yapınca GERENKUYU SAHİLİ halk plajına dönüştü ve halkın vazgeçilmezi oldu.

FOTO MT 001

FOTO MT 002

FOTO MT 003

Geçmişte GERENKUYU’da da bir tersane kurulmuştu ancak çok kısa süre faaliyette kaldığı için çok kişi bilmez. Benim sunumum burada yıllar önce kurulan bu tersane hakkında. Tersaneyi kuran da hayatta olan Ethem amca (Ethem DEMİRÖZ) olunca aldığım bilgileri sizlerle paylaşmak istedim. Bu sayede tarihe de bir not düşmüş oluruz.

Ethem amca 94 yaşında her gün arabasıyla Bodrum’dan Kızılağaç’a oğlunun işlettiği Papara Restorana gelir akşam da geri döner zindelikte. Allah sağlık versin… Gençliğinde çok işlerle uğraşmış en sonunda torna tesviye tezgâhı ile mesleğe başlayıp motor ve mekanik ustası olarak uzun yıllar çarşı esnafı idi. Eski Bodrum hakkında herhangi bir şey öğrenmek isterseniz bir soru sormanız yeter.

Ben de “Sizin mesleğin değildi, nerden çıktı bu tersane kurma hevesi” diye sordum.

FOTO MT 004

“1980 darbesinden sonra Kenan Evren ve ekibi yönetime el koyup siyasete yasak getirince siyasetle çok meşgul olan bizler bir nevi kendimizi boşlukta hisseder ve kendimize meşgale arar olduk. Bodrum’dan, Milas’tan ve Muğla’dan partili arkadaşlar bir araya gelip ne yapsak diye düşünürken şimdiye kadar hep siyasetle uğraşıyorduk, bir de birlikte bir iş yapmayı mı denesek diye fikirler dolanırken bir şirket kuralım diye karar verdik. Bodrum’dan ben dahil 3 kişi Milas’tan ve Muğla’dan Partili arkadaşlarla 11 kişi MUTAŞ adı altında bir anonim şirket kurduk. Hazır turizm de günden güne taleplerini arttırırken turistik işler yapmak üzere önce bir arsa alalım diye karar verdik.

O sıralarda GERENKUYU’da 24 dönüm arsanın satılığa çıktığını öğrendim. Şirket üyelerimizi bu arsayı alalım diye bilgilendirip onaylarını aldım ve arsanın peşine düştüm.

FOTO MT 005

Satılık arsanın sahibi Armağan KERİMOĞLU isimli biriydi. Kızılağaç Köylüsünden orayı satın almış ve kendine ev yapmak istemiş. Arsanın 4,5 dönümünü bacanağına vermiş O da oraya ev yapmıştı. O evin olduğu yerde şu an Belediyenin Gerenkuyu Kafe binası var.”

FOTO MT 006

“Arsanın diğer kısmına da kendisi ev yapmaya başlamış temel betonu atılmaya hazırlanırken rahatsızlanınca yerleşmekten vazgeçmiş ve arsayı satmaya karar vermiş. O zamanlar İsmail USLU emlak komisyonculuğu yapıyordu zaten arsayı da onun aracılığıyla almış yine onun aracılığı ile satıyordu. İsmail bizim arsa aradığımızı duyunca bana haber verdi. Ancak çabuk olun MAVİ YOLCULAR da o arsaya talip dedi.

Bodrum’da turizm işi yapmak isteyen bizim gibi bir birliktelik kuranlar MAVİ YOL isimli şirket kurmuşlardı. Üyelerinin çoğunu da ben tanıyordum iş yapmak istedikleri konularda tavsiyelerde de bulunmuştum, beni de aralarına almak istemişler ancak bazıları itiraz edip Ethem gelirse bizim bazı işlerimize taş koyar demiş. Ben o zamanlar Belediye encümeni idim. Bunu duydum ve şirket hakkında şüphe etmeye başlamıştım. İsmail’e arsayı biz almak istiyoruz dedim ve üyelerden onay alıp arsanın peşine düştük. Arsa sahibini bulduk İstanbuldaydı, randevulaştık ve gidip anlaştık. Satışı gerçekleştirmek üzere Bodrum’da buluşmak üzere sözleştik. Üyelerle birlikte hazırız Armağan Bey geldi tapuda işlemleri yapıyoruz, biz arsa bedelini adamın banka hesabına yatırıp banka dekontunu adama verdik bekliyoruz imza atacak. Dekontu alan adam imza atmadan tapudan çıktı gitti. Bütün üyeler hepimiz donduk kaldık birbirimize bakarak olduk. O zamanlar Tapucu Nail görev yapıyordu tanışıyoruz o böyle olaylara alışkınmış bize “merak etmeyin hesabına bakmaya gitti birazdan gelir” dedi. Biraz bekledik tapu binası o zaman Bodrum merkezdeydi banka yakın olduğundan az sonra adam geldi ve imzayı attı. İmzayı attıktan sonra da bize döndü “Biliyorum içinizden bana küfür bile edenleriniz olmuştur. Ancak ben zor bir adamım, hayatta görmediğim şey kalmadı artık üzülmek istemediğim için, her şeye kılı kırk yararak bakıyorum, bankaya gittim, hesaba bakıp geldim, biraz heyecan yarattım ancak kimse bir şey kaybetmedi” dedi.

Biz arsayı aldıktan sonra oturup ne yapacağımızı düşünmeye başladık. Ben onlara Bodrum’da Tersane ve çekek yeri yetersiz orası çok iyi bir tersane olur dedim. İyi hoş da aramızda tersane işinden anlayan kimse yok nasıl becerebiliriz dediklerinde o konuda bana güvenin ben kurarım deyince ikna oldular ve biz o arsaya tersane kurmaya karar verdik.

İşi ben üstlendiğim için işe koyuldum. İlk önce gemi inşa mühendisi bulduk. Daha önce İstanbul’da tersanecilik yapmış bizim Bodrumlu ortaklarından birinin de tanıdığı olan mühendisi tersaneye müdür yaptık. Tersaneye gerekli malzemeler için araştırmaya başladım. Bir duyum aldım Marmaris’te tersane sahibi KOÇİNİ lakaplı biri, tersane arazisi turizm imarlıya dönüşünce tersane ruhsatı iptal edildiğinden tersane arazisini satışa çıkarmış tersane malzemelerini de mecburen satacak. Gittim malzemeleri inceledim çok iyi değildi ancak işe yarar makaralar ve bir de demir kollu kızak vardı onları satın aldım. Bir TIR’a yükletip getirdim. Kızılağaç ve Çiftlik Köyünden bu işlerden anlayan tersanelerde çalışmış birkaç işçi tuttuk ve tersaneyi kurmaya başladık. Mumcular’da kiremit ocağı vardı Mumcular barajı suları altında kalacağı için içindeki 50 kadar Okaliptüs ağacı kesilecekmiş. Gittim ağaçları satın aldım kestirttim. Bodrum’a getirtip Marangoz “ÇEYREK EFE” (Mehmet DEMİRKIRAN)’nin KATRAK’ı vardı. KATRAK; Marangozlukta, tomrukları biçmeye yarayan ve büyük testeresi olan biçme makinesi bir nevi büyük hızar. Ağaçları biçtirttim, tersaneye kızak altına ve denize döşenen ızgaraya lata yaptık. Marmaris’ten aldığım kızağı biraz daha büyüttüm çünkü hedefimiz Bodrum’da karaya alınmaya cesaret edilemeyen yüksek ve tonajlı tekneleri çekmekti. Denize 40 metre ızgara döşedik. Teknenin ilk çıkacağı sahile beton döktük. Elektrik yok, motor gücüyle çalışan büyük bir ırgat imal edip alana yerleştirdik. Tekne imalatı için bina yaptık ve içine marangozhane için malzemeler aldık. Bütün araziyi tel örgüyle çevirip emniyete aldık. Tersanede ihtiyaç duyulan malzemelerinin birçoğunu Aliağa Gemi Söküm Tersanesine giderek satın alıp getirdim. Velhasıl tersaneyi oluşturmakta çok uğraştım.

FOTO MT 007

Yıl 1985 artık hazırız tekne çekeceğiz ve çekilmek üzere gelecek ilk tekne o güne kadar Bodrum’da yapılmış en büyük tekne, Ali Kemal ve Engin DENİZASLANI kardeşlerin Osmanlı Tersanesinde yaptığı ERGENEKON teknesi. Çok tonajlı ve su kesimi çok yüksek bir teknedir. Bodrum’daki tersanelerin karaya almakta cesaret etmediği tekneydi, daha doğrusu o riski göze alamıyorlardı.

FOTO MT 008

Tekne geldi çekeceğiz kızağa oturttuk yavaş yavaş çekmeye başladık. Kızakla tekne çekilişinde tekne denizden çıkıp düz araziye gelene kadar meyil düşük de olsa yokuş yukarı gider. Bu yokuşu çıkan tekne kızak üzerinden kayıp düşmesin diye kızak ile birlikte tekne de ırgata bağlı olarak aynı güçte çekilir. Tekneye bağlanan ip teknenin yanlış yerinden bağlandığı için tekne kızağın bir kenarına yaslandı biraz daha çekilirse tekne kızaktan devrilecek, bizim de tersane işimiz başlamadan bitecekti. Mecburen müdahale ettim ve Müdür’e biz bu tekneyi biraz daha böyle çekersek deviririz ve bu bizim sonumuz olacak dedim. Müdür madem öyle diyorsun al sen bildiğin gibi yap dedi. Geçtim işin başına çekimi durdurdum makaraların yerlerini değiştirttim, teknenin bağlantılarını değiştirttim, çekmeye yeniden başladık ve tekne düzeldi. Tekne öyle ağır ki biz tekneyi çektikçe makaraların bağlandığı gömmeler yerinden sökülmeye başlamıştı. Yaptığımız gömmelerin yetersiz kalacağını öngörememiştik. Mecburen civardaki kayalara bağlantı yaparak çekmeyi başarmıştık. Ertesi yıl gömmelerin hepsini büyüterek değiştirmiştim.

FOTO MT 009

FOTO MT 010

FOTO MT 011

FOTO MT 012

Bodrum’un en büyük tersanesini kurmuş olan Rahmetli Erol AĞAN ustaya biraz da nazire edercesine “Ethem Usta ERGENEKON’u çekecekmiş” diye söylemişler. Erol Usta “NAH ÇEKER” demiş. Daha sonraki günlerde Erol’u gördüğümde lafını hatırlattım “Senden korkulur taktir ettim” demişti.

O yıl 30 kadar tekne çekmiştik. Çektik ancak tekne bakımını yapan gemiciler için bölgemiz mahrumiyet yeriydi. Elektrik yok, ulaşım zor, yemek yok, malzeme temini zor bir bölgedeyiz. Elektrik için benim dükkanda GRUP marka kamyon motoru vardı ve belediyenin kullanmaktan vazgeçtiği ve satışa çıkardığı 70 kwa lık jeneratörü satın aldım, motora bağlayıp elektriği hallettim, ulaşım için bir JEEP aldık, servis aracı yaptık. Ancak yine de Bodrum merkeze yakın tersanelere göre çok dez avantajlıyız. Ertesi yıl çekek için gelen tekne sayısı epeyce azalmıştı. Haklıydılar çünkü tekne bakımı için gerekenlerin birçoğundan mahrum oluyorlardı. Bu durumu ortaklara anlattım biz bu tersaneye yemekhane, malzeme için dükkan açmazsak, ulaşım servisimizi artırmaz isek bu azalma devam eder ve bizim tersane karlı olmaktan çıkar. Onun için biraz daha yatırıma ihtiyacımız var olduğunu söyledim. Ancak ortakların hiçbiri daha fazla yatırım yapmaya yanaşmadı.

Ben bu mahrumiyetlerle uğraşıp üyeleri ikna etmeye çalışırken. O ara Bodrum’da ev alıp tatilini Bodrum’da geçiren Amerika’da yaşayan ünlü Türk-Amerikan müzik yapımcısı, iş insanı ve Atlantic Records’un kurucusu ve sahibi Ahmet ERTEGÜN’e tekne yapmak üzere anlaşmaya varmak üzereyiz. Tekne yapacak Kızılağaç’lı ustamız var üstelik Ali Kemal DENİZASLANI ile görüştüm tekne yapımı için bize yardımcı olacaktı. Ahmet ERTEGÜN popüler bir adam bize tekne yaptırması bizim tersanenin büyük reklamı olacak, üstelik yaptığımız tekneyi Amerika’ya götürecek yurt dışına bile açılmamız olası. Konuyla tersane müdürümüz ilgileniyordu. Bir gün geldi morali bozuktu ne oldu dedim “Galiba Ahmet Bey tekne yaptırmaktan vazgeçmiş” dedi. Elbet sonra öğrendik ki bizim Bodrumlu ortaklardan birisi elindeki teknesini allem edip gallem edip Ahmet Bey’e satmış. O da tekne yaptırmaktan vazgeçmişti.

Bizim moraller temelli çöktü. Ortakları da yatırım yapmaya ikna edemeyince ben de bu işten vazgeçiyorum dedim ve tersane işime son verdim. Ben zaten tersanenin kuruluş aşamasında da tersanenin faaliyet aşamasında da kendi dükkanımı da faal tutuyor motor alım- satım tamir ve montaj işlerimi yürütüyordum. Tersane meşguliyeti her ne kadar çok zamanımı alıyor olsa da benim için bir ek iş gibiydi. Ben işi bırakınca tersane faaliyetine son vermek zorunda kaldık. Çünkü benden işi devralmaya ve tersaneyi çalıştırmaya da kimse cesaret edemedi. Mecburen arsayı satmaya karar verdik. Ve arsayı satışa çıkardık. Tersane bir yıl kadar faaliyetsiz halde bekledi. Tersanedeki birçok malzemeleri İstanbul’da tersane kuran bir şirket gelip aldı.

Ortaklardan bazıları arsamız için 700 bin Mark veren bir müşteri bulmuşlar satmaya hazırlanıyorlardı kaparo bile almışlardı ancak ben karşı çıkıp. Arkadaşlar bu arsayı ben bulup aldırdım ve yine ben adamını bulup bu paradan daha fazlasına satarım deyip arsanın satış yetkisini aldım.

O zamanlar Bodrum’da faaliyette ve hala faaliyetini sürdüren EGE YAT şirketi (yabancı ortakları da olan çok ortaklı bir şirket) Mavi Yolculuk gezileri organize ediyor ve yaptırıyor. Bu işler için de şirket kendine tekne yaptırıp duruyor ve tekne alım satımlarıyla da meşgul oluyordu. Ve bizim, arsayı satın aldığımız Armağan Bey’in bacanağına verdiği, yanı başımızdaki ve içine ev yapılmış olan 4,5 dönümlük yeri kiralamışlar. Armağan Bey’in bacanağı biz tersane faaliyetlerini sürdürürken komşumuzdu ancak o da mahrumiyet ve yalnızlıktan ötürü oturmaktan vazgeçmiş ve orayı kiraya vermişti. Ege YAT oraya tersane yapmaya çalışıyordu ancak tersane izni de alamıyordu. Gidip EGE YAT Bodrum temsilcisine tersaneyi 750 bin Mark’a alması için teklif ettim. Yalvarırcasına da almaları için ısrar da etmiştim çünkü biliyordum biraz daha beklersen bu paranın çok üstünde müşteri illa çıkacaktı. Gayem arsa Bodrumluya hizmet etsin kurulduğu gaye üzerine tersane olarak hayatını sürdürmesiydi. Tersane izni alınmış planlara işlenmiş ve kuruluşu tamamlanmış küçük ilavelerle o günün şartlarında neredeyse modern bir tesis idi. Ancak EGE YAT Bodrum temsilcisi ortaklarına danışıp kusura bakma kabul etmediler deyip teklifimi geri çevirdiler.

Ardından 1 milyon Mark veren birileri çıktı ve biz arsayı o paraya 1988 de sattık. Ardından da MUTAŞ şirketimizi kapattık. Sonradan öğrendik ki orayı alanlar oraya kumarhane yapacaklarmış. Ancak imar ile uzun süre uğraşmaları gerekince ve kumarhanelerin de yasaklanması gerçekleşince yapamadan kaldılar. Türkiye’deki kumarhanelerin kapatılıp kumarhane kurulmasının yasaklanması bizi de kötü bir kuruluşa neden olma pişmanlığından kurtarmış oldu.”

Türkiye’ye “Kumar Atları” ile 1984 te giren kumar, kumarhanelerin 1990’da yasallaşmasıyla zirveye ulaşmıştı. Kumarhanelerin kapatılması Refah + Doğru Yol Partilerinin oluşturduğu koalisyon hükûmeti zamanında hazırlanan yasa tasarısı Cumhur Başkanı Süleyman DEMİREL tarafından Aralık 1996’da onaylandı. 1997’de yasalaşan kanun ilet kumarhanelerin kapatılmasına 6 ay süre verildi. 11 Şubat 1998’de Anavatan + Demokratik Sol + Demokrat Türkiye Partilerinin oluşturduğu koalisyon hükümetince tüm kumarhaneler kapatılmış oldu.

Kısa ömürlü MUTAŞ tersanesinin tekneyi kızaklarla çektiği kıyının olduğu yerde şu an GERENKUYU KAFE ve PLAJI yer almaktadır. Bu plaja ağzı sulanan çok kişi var elbette. Henüz direniyoruz.

FOTO MT 013

FOTO MT 014

Bu eskide kalmış tersane binasının kalıntıları içinde ve arsasında 2013 YILI ACI OT FESTİVALİ yapmıştık. Hatırlayanlarınız olacaktır.

FOTO MT 015

FOTO MT 016

FOTO MT 017

FOTO MT 018

FOTO MT 019

GERENKUYU bölgesi KIZILAĞAÇ Mahallesi (Köyü)’nden uzun bir yol kat ederek gelen derenin yatağıdır. Bu vadi büyük binalar ya da konut yapmak için uygun bir zemin değildir. 1996 da bu bölgenin tersaneler bölgesi olması üzerine Belediyece karar alınmış planlara da işlenmişti. Ancak burada arsası olup değerinin düşeceğinden korkanlar ve yeni tersane kurulumlarının ÖREN’de oluşturulacak tersane bölgesine gitmesini isteyenler, bakanlığa itirazda bulunarak bu kararı iptal ettirmişlerdir. Bu bölge daha sonra yapılan planlamalarda turizm imarlı hale dönüşmüştür.

FOTO MT 020

FOTO MT 021

Gerenkuyu Bölgesi ve kıyısı otel arazisi olarak bazı şirketlerce satın alınmış olmasına rağmen henüz inşaata boğulmuş olmasa da girişimler vardır ve tehdit altındadır. Tersaneler bölgesi olması mı daha hayırlı olurdu yoksa halihazır durumunda korunacak mıdır? Bunu gelecek günler gösterecektir ancak otoriteler buranın korunması konusunda kararlılık göstermez ise sonu Bodrum’un diğer bölgelerinin akıbetine uğraması kaçınılmaz olur.

Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak engellenemez kaderimiz olmaması dileklerimle.

Kurulup uzun süre faaliyette bulunmuş ve kapatılan diğer tersanelerde buluşmak üzere.

Saygılarımla. Ali DİZDAR

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu