ALİ DİZDARFLAŞ HABER

KLAKSON, ALİ DİZDAR’IN YAZISI

Eski Milas yolu bu günkü Kızılağaç girişindeki petrol istasyonunun yanından sola doğru giden yoldan Çamlık Köyü (ZIP ZIP), Mumcular Köyü (KARAOVA) içinden geçilerek 73 km.lik bir yoldu. Yollar dar ve virajlı, otobüsler mecburi yavaş giderdi yol 2 saat sürerdi.

Bodrum – Çamlık arasındaki virajlı yol heyecan katar her virajda otobüs adeta durarak manevra yapar, virajı döner otobüste önde oturanlar hariç yolcular camdan yolu göremezlerdi. İki araç karşı karşıya gelince durulur yolun geniş bir yeri seçilir aracın biri iyice kenara yanaşır durur diğeri geçerdi. Sağda ve solda cam kenarında oturanlar ya dağ yamacıyla ya da yol kenarındaki çam ağaçlarıyla burun buruna yolculuk ederlerdi. Bu da kimine göre müthiş bir keyifli yolculuk, kimine göre ise ödüm koptu yolculuğu olurdu. ZIP ZIP (ÇAMLIK)taki kahveyi görünce bu virajlı yolun bittiğini anlardık. Buradan sonra yol düzleşir bu sefer de uzun boylu sık çam ormanlarının arasında hipnotize olarak camdan dışarıyı hayran hayran seyrederek giderdik.

Bodrum’a gelenler ise tam tersini yaşar İzmir’den beri harika bir doğanın içinde uzun bir yolculuk yapmaktan ve Milas’tan sonra çam ormanları arasında ipnotize olmuş yarı uyur vaziyette rüyalara dalmışken, ZIP ZIP (Çamlık) tan sonra virajlı yollarda ayılır ya da uyanırlardı. Bodrum’a gelmenin merakı ya da heyecanı başlar, Bodruma girerken karşılaştıkları müthiş manzara ile yolculuk bir maceraya dönüşür, kalabalık karşılama ağzı kulaklara vardırır, “Artık Sen Sen Olmaktan Çıkacaksın” süreci başlardı.

İşte otobüs ile bu yolculuk icat edildiğinde üstelik henüz otogarımız bile yok iken birkaç tane olan otobüslerimiz çarşı içinden kalkar ve yolcusunu çarşı içine indirirdi.

Bodrum’a gelmenin sevincini yolcular kadar otobüs şoförleri de yaşar, Bodrum’u gördüğü Yokuşbaşı’ndan itibaren, geldiğini haykırmayı ihmal etmezdi. Bodrum’un ilk göründüğü o virajdan Bodrum’a doğru çalınan bir klakson, zaten gürültü kirliliğinin sıfır olduğu ve antik tiyatro misali konuşlanmış Bodrum’un her noktasına nüfus ederdi. Otobüs şoförü Yokuşbaşı Köprüsünü geçtiğinden itibaren eli klaksondan kalkmaz yolcularını Bodrum’a getirmiş olmanın gururuyla bağıra bağıra gelirdi.

Bu “GELİN ALIN YOLCULARINIZI… LÜTFEN BİZİ KARŞILAYIN… BİZ GELDİK…” haykırışını bütün Bodrum duyardı. Klakson sesini duyan merak ederdi kimler geldi acaba diye, karşılamaya gidemese bile.

Yolcu bekleyenler yolcusunu karşılamaya, turist bekleyenler pansiyonunu pazarlamaya, paket (kargo) bekleyenler paketini ya da eşyasını almaya koşardı, beklentisi olmayanlar bile kasabamıza kimler geldi merakından karşılamaya koşar otobüsün başı ana baba gününe dönerdi. Gelenler arasında tanıdık varsa hoş geldin temennileri ile selamlanır, bu kalabalık karşılama insana keyif verir Bodrum’a gelme ayrıcalığı yaşanırdı.

Günler geçti kalabalıklaştık, turistik olduk, göçler aldık çoğaldık, otobüsler çoğaldı, dolmuşlar arttı çarşı içine sığamaz olduk. Utandık bir otogarımız bile yok diye, futbol sahamızı, pazar yerimizi otobüslere dolmuşlara kamyonlara, otogar yaptık. Futbol sahamızı şehir dışına kurduk, pazarcıları çarşı içine tıktık. Utandık toprak zeminde yolcu indirmeye, tozutmaktan utandık beton yaptık koca alanı.

Otobüs soförleri bıkmadı usanmadı heyecanını yitirmedi klakson çalmaya devam ettiler taaaa Bodrum’da en son frene basana kadar.

Durmadı göç, yetmedi çoğalmak bir telaş kapladı bizi yetmeyecek bu alan, turistik olduk artık, turistimizi rahat ettirmeliyiz, otogar lazım bize otogar diye düşünerek şehir dışında bir bahçeyi bozup otogar yapıp taşındık. Otobüsler bir süre daha şehre girerken klakson çalmaya devam ettiler ancak bir süre sonra karşılamaya gelenler azaldı ve zamanla gelmez oldular. 

Otobüs şoförleri de utandı sonunda vazgeçtiler “BİZ GELDİK” diye bağırmaktan.

İşte o günden sonra artık Bodrum, Eski Bodrum olmaktan vazgeçmişti.

Hayır…Hayır…Hayır… Bodrum Eski Bodrum olmaktan vazgeçmedi, biz utandık da, Eski Bodrumlu olmaktan vazgeçtik.

Yaptığımız bunca zalimliğin karşılığı olacaktı elbet ve olduda, şimdilerde Bodrum’a gelmenin de Bodrum’da yaşamanın da zevkini yitirdik.

O rüyada gibi yaşanılan Bodrum’da biz misafirlerimize “Bodrum’a girerken aklını Yokuşbaşı’nda bırakırsın giderken almayı unutma derdik”

Şimdilerde bu yanlış anlaşılmış olmalı ki akılsızca davranışlarla karşı karşıyayız. Millet delirmiş gibi.

Olağan üstü, parmak ısırtan kurallar gerekiyor artık, bir de bunu yapacak insanlar. 

Kolay gelsin saygılarımla Ali Dizdar. 24 Temmuz 2021

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu