ALİ DİZDAR’IN YAZISI, GÜNAH KEÇİLERİ

Bodrum’un kangren olmuş sorunu İSKELELERİ var, kimsenin bu sorunu nasıl çözeceği konusunda bir öngörüsü de yok.
Bir zamanlar, henüz turizmin çıldırmadığı zamanlarda, denize çıkan sokakların hizasında, denize çakılmış kazıklar üzerine monte edilmiş, derme çatma tahta iskelelerimiz vardı, denizin ulaşım köprüleri. Çocuklar üzerinden denize atlar, denizciler iskeleye teknelerini bağlar, teknelerine binip inerlerdi.
Bir zaman geldi turizm çıldırdı, bilhassa Kumbahçe sahilinde her yer iskele doldu. İskelelerin yoğunluğundan Halk denize ulaşmakta zorluk çekmeye başlayınca, belediye bu iskeleleri bir düzene sokacağı yerde, toptan kaldırmayı ve yasaklamayı seçti. Sırtı kalın Halikarnas diskonun iskelesi hariç. O iskeleyi yıkılmasın diye polise bile koruttular. İskelelerin kalkışı Kumbahçe kıyısının da denizinin de sonu oldu yıllarca dolgu yaptılar ve hala yapmaktalar ve işletmelere peşkeş çekildi. Bu konuyu defalarca işledim, son yazımı metnin sonundaki linkte de bulabilirsiniz.
Biz Bodrumlular denizci insanlarız oldum olası nafakasını denizden sağlayan ve turizmini de denizde şekillendiren insanlarız. Başka da şansımız yok, sonradan gelip yerleşenlerin çoğunluğunun karasal karakterde olmaları bunu değiştiremez. Bodrum turizmden sürdürebilir bir kazanç elde etmek için denizciliğini kullanmak zorundadır.
İşte bu ahval ve şerait içerisinde, denizimizi korumak ve kullanmak zorundayız.
Denizciliğimizin en önemli unsurları teknelerimiz ve bu teknelerin ihtiyacı limanlar ve İskelelerdir. Limanlar elimizden alındı, korunmak için girecek, karaya çıkmak için yanaşacak liman bulamaz olduk. Her teknenin girip korunabilme hakkı olan Bodrum limanını parası olana marina haline getirdiler. Balıkçı barınaklarından balıkçıları kovup yatları yanaştırıyorlar. Turiste yaranmaktan ve paraya tapmaktan yaşam haklarımızı yerle yeksan ettik.
Bodrum, turizme soyunduğunda, en büyük, en kolay, en verimli para kazanma potansiyelini, turisti deniz üzerinde gezdirerek elde etti ve hala etmekte. Ve bu nedenledir ki tekne sayımız devasa boyutlara ulaştı. Turisti gezdirdiğimiz cennet koylarımızı bir bir kaybettik. Buna rağmen deniz sektörü hala çeşitli alternatiflerle hayatta kalmaya çabalamaktadır. Bu tekneler müşterisini bindirmek, indirmek ve gezdirirken uğrak yerlerinde ihtiyaç hissettiği birtakım iskeleleri kurdu.
Her nedense denizi bir manzara gibi gören yöneticilerimizin gözüne batan hep bu iskeleler sorunmuş gibi algılanmaktadır. Zamanın belediyesi (Tuğrul Acar dönemi) Kumbahçe’de kurulan iskelelerin topunu birden sildi attı. Şimdi de zamanımızın belediyesi 50 yıldır kullanılanları yok etme çabasında.
Bahse konu ettiğim iki (2) iskele var, hatta üç (3) olmalıydı ancak biri her ne sebepledir ki 2019 da belediyece söküldü.
Bu yıl belediyenin görev aşkıyla söktüğü iskelelerden biri Ortakent Yahşi Yalıdaki fotoğrafta gördüğünüz, günlük tur yapan teknelerin istasyonu olan halkın kullanımına açık ve yaz boyunca iskele çevresinde denize giren insanların üzerinde fink attığı iskele.


Her nedense günah keçisi olarak seçilip sökülmüş. Güya iskele yüzünden halk denize girecek yer bulamıyormuş ve halk şikayetçi olmuş dedikoduları dolaşıp durmakta. Doğrusunu açıklasalar da aydınlansak.
Bu iskele, Yarımadamızda mevcut olan iskelelerin neredeyse tamamı gibi yapım ya da amaç nedenleriyle kanunsuz durumda olabilir ancak belediye bu ve buna benzer iskelelere özel statü talep etmelidir. Bu iskeleler gereklidir, yeri konusunda ısrarcı değilim ancak gereklidir ve engel teşkil eder bir pozisyonu da yoktur.
Karada nasıl taksilere durak tahsis ediyorsanız denizde de aynı statüde olan günlük gezi teknelerine istasyon tesis ve tahsis etmek zorundasınız.
İskelemizi eften püften nedenlerle söktünüz ancak benzer kolaylık sağlayacak yenisini inşa etmek boynunuzun borcudur. Bekliyoruz, istiyoruz.
Gelelim diğer iki iskeleye bu iskeleler fotoğrafta görüldüğü gibi sonradan “Camel Beach” diye de adlandırılan Ortakent Kargı Koyu’ndaki iki uzun iskele. Bu iskeleler teknelerle günlük geziye çıkmış turistleri, farklı bir eğlenme ve gezi konsepti yaratılarak Kargı Plajına çıkarmak için ve aynı zamanda Kargı Koyu içerisinde konuşlanmış pansiyon ve otellerde konaklayan turistleri günlük geziye çıkaran teknelerin yanaştıkları köprüler idi.


Bodrum, Gümbet, Bitez, ve Turgutreis’ten kalkan günlük gezi teknelerinin bir kısmı öğle saatlerinde bu iskeleye yanaşarak müşterilerini karaya çıkarır, plajdaki işletmelerde yemek yer, alış veriş yapar, deveye biner, su sporları yapar, denize girer ve tekneye dönerler. Her gün yaklaşık 40-50 tekneye durak olmuşlardı, tam 50 yıl boyunca. Günlük gezi teknelerine plaja yaptığı bu katkı nedeniyle işletmelerce ücretsiz su ikmali sağlanır.
Sığ denize sahip bu plajda teknelerin yanaşmasına uygun olsun diye gerekli derinliğe ulaşması için mecburen çok uzun yapıldılar, söylenilene göre zamanının belediyesi yaptırmış. Her yıl bakımını ve kullanıma hazırlanmasını iskeleye en yakın sahildeki işletmeler yapmaktaydı.
Kış aylarında esen güneyli rüzgâr ve fırtınaların yarattığı büyük dalgalar iskele tahtalarını parçalamasın diye her sezon sonu iskele tahtaları sökülür depolanır, yaz başında yeniden monte edilir zaman zaman da bu tahtalar ve kazıkları yenilenirdi.
Plajdaki halk keyfince hiçbir ücret ödemeden kullanır, kimi güneşlenir, kimi üzerimde gezinti yapar, kimi oturur sohbet eder, kimi denize atlamakta kullanır, kimi balık avlar, koyda demirlemiş teknelerin de indi bindi için kullandığı ve boş olduğu saatlerde bağlanarak geceyi sakin geçirdiği ve karayla olan irtibatını sağladığı her derde deva iskeleler.
Bu iskelelerden birisi gereksiz ve anlamsız bir işgüzarlıkla belediye ekiplerince 2019 da sökülmüştü. Birdenbire yok oldu, ne olduğunu anlayamamıştım. Diğeri de bu kış belediye ekiplerince sökülmeye başlandı, halen sürmekte. Günah keçisi mi gerekiyor anlamış değilim. Yarımadada kanunlara ve yönetmeliklere aykırı, kişiye özel, hizmete özel, müşteriye özel yapılmış yüzlerce iskele dururken, hiçbirimiz bunlar kaçak iskelelerdi, kanunsuz yapılmışlardı gibi mazeretlere kanmayız. Bu iskeleleri kuran zamanın belediye anlayışına teşekkürlerimi, sökmeye çalışanlara da sitemlerimi gönderiyorum. Bütün denizcilerin benimle aynı görüşte olduklarına eminim.
İzin alınmamış olsalar bile bu iskelelere de belediye özel statü ile izin alıp varlığını sürdürmelidir. Sökmek yerine iyileştirme katkısı vermelidir.
Biz denizci bir halkız, Bodrum Yarımadasının her koyunda buna benzer genel kullanıma sunulmuş özel iskelelerin olması gereklidir. Yaz sezonu boyunca Bodrum yarımada koylarında gezen yaklaşık on bin (10.000) tekne ile gurur duymak istiyorsak ve deniz turizmini layıkıyla yapabilmek için bu özel statülü iskelelere ihtiyacımız vardır.
Sökecekseniz ya da yıkacaksanız, müşterim kuma basmaktan rahatsız olursa diye yapılanları, kişiye ve kişilere özel yapılanları, Maldivlere özenilerek yapılanları, işgal ederek tıka basa doldurduğu sahilden daha fazla para kazabilmek adına yapılanları ve yapım yönergesini hiçe sayan iskeleleri sökün ki alkışlayalım. Herkes görüyor olsa da ben yine birkaç poz göstereyim istedim. Bu iskeleler ne hal almış bir görün.
Olmaz ya… Hani bir mucize olur da Yarımadadaki tüm kanunsuz iskeleleri sökecek olsanız bile bu üç iskeleye özel statü ile ve hatta güncel yenilemeler yaparak izin almak zorundasınız. Kaymakamlık, Belediye, Deniz Ticaret Odası ve Denizciler Derneği’nden gereken atağı bekliyorum, bekliyorsun, bekliyoruz bekliyorlar.
Saygılarımla. Ali Dizdar 05 Şubat 2022
……Daha önce yayınladığım “GÖRÜNEN KÖY” başlıklı yazımda iskele nereye nasıl yapılır konusunu işlemiştim arzu ederseniz bir bakın yarımadamızda yasal bir iskele varmı?
……Kumbahçe sahiline yapılan kötü muameleyi de merak ederseniz bu linkteki yazımda bulabilirsiniz. “DENK GELDİ MANZARA KOYDUM” …
……Benzer fotoğraflardan bir kısmını daha önceki yazımda paylaşmıştım aşağıdaki linkte görebilirsiniz.





























