MUĞLA DALAMAN TURİZM GELİŞİM BÖLGESİ

MUĞLA DALAMAN TURİZM GELİŞİM BÖLGESİ
DR. EŞREF ATABEY
Jeoloji Yüksek Mühendisi /Tıbbi Jeoloji uzmanı / Yazar
Muğla Dalaman ilçesi Kapıkargın Mahallesi sınırları içinde kalan alanda, Resmi Gazete’nin 7 Eylül 2024 tarih ve 32655 sayısında Cumhurbaşkanlığı’nın 8944 sayılı kararıyla ‘’Dalaman Kapıkargın Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olarak tespit ve ilan edilmesine karar verilmiştir’’
Krokiye göre, proje alanı deniz kıyısının hemen gerisinde Havalimanı ile deniz arasında, Tersakan Çayı ile Dalaman Çayı’nın denize döküldüğü mevkide kıyı boyunca uzanmaktadır. Askeri ve sivil yolcu uçakların iniş ve kalkış yaptığı hat üzerindedir. Böyle stratejik bir alan nasıl turizm alanı ilan edildiği anlaşılamamıştır. Fizibilitesinde büyük bir hata olduğu anlaşılıyor.

Şekil 1
Basında yer alan haberlere göre, ‘’Turizm gelişim bölgesinde 12 ay boyunca uçakların inip kalkabileceği nitelikte projelerle termal, golf ve spor alanları gibi faaliyetlerin yer aldığı 5 yıldızlı oteller yapılması planlandığı ve “Exclusive” projeyle artık yılın 12’i ayı bölgeye turist dolup taşacağı’’, Dalaman TİGEM’den de yaklaşık 2000 dekar Dünya’nın en verimli tarım arazisi alınacağı da belirtilmektedir.
Dünya kuraklıkla ve gıda kriziyle karşı karşıya gelmişken, insanlar yeterli ve kaliteli gıdaya ulaşılamıyorken, tarım bölgesi olan Dalaman’da kamu yararına olmayan böyle bir proje tercihinde bulunulmasının anlamı olmamaktadır. Dalaman halkının beklentisi dalında kalan ürünün değerlendirilmesi. Golf sahaları değil.
2022 YILINDAKİ DOĞAL SİT ALANI STATÜ DEĞİŞİKLİĞİ VE 2024 YILI KAPIGKARGIN TURİZM BÖLGESİ İLANI
İlan edilen Kapıkargın Turizm Bölgesi, 2011 yılında 2. Derece doğal sit alanı iken, 2022 yılında aşağıdaki haritada görüldüğü üzere ‘’Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım alanı Statüsü’’ne dönüştürüldü. Hukuki süreci devam etmektedir. Devamında da bu turizm bölgesi ilanı yapıldı.
Akla takılanlar
Bu beş yıldızlı otellerden Dalaman halkı ne kazanacak? Ortaca Sarıgerme’deki mevcut 5 yıldızlı otellerden, turizm tesisleri gelirlerinden Dalaman halkı ne fayda sağladı?
Tarım bölgesi olan Dalaman’da tarımı teşvik etmek, desteklemek, üreticinin emeğinin karşılığını vermek duruyorken, birkaç kişinin karı için bu rant projesinin kamu yararına olduğunu söyleyebilir miyiz?
Halkın yararına olmayan projeler yerine, bir tarım bölgesi olan Dalaman’da her yıl dalında kalan narenciye için soğuk hava deposu, paketleme merkezi kurulup, çiftçinin ürününü yerinde alıp, Türkiye hallerinde ürününü değerlendirmek için, ilgili yürürlükte olan bir Yönetmelikte belirtilmiş olan %20 dükkan hakkından yararlanarak, Dalaman halkını kalkındıracak devasa bir olanak var iken, ürünleri pazarlayıp, yöre halkının refah ve mutluluğunu arttırmak duruyorken, tüccarların baskısıyla bu projeyi hayata geçirmeyip, birkaç kişinin çıkarı için ileride böyle bir otel projesini devreye sokmak tarıma, yöre halkına, doğaya verilecek en büyük zarardır.
Türkiye kıyıları tümüyle yapılaşmaya açıldı. Tarım alanı olan tek Dalaman kaldı. Bırakın Dalaman doğal haliyle, tarım alanı olarak kalsın. Kıyılara doldurulan otel, motel, turizm tesislerini sebze, meyve ile beslesin.
Sarıgerme’deki turizm tesisleri Dalaman ve Ortaca’dan mı iaşeyi almaktadır, yoksa İzmir’den mi? Kapıkargın’da kurulacak beş yıldızlı oteller, turizm tesisleri iaşe ihtiyaçlarını Dalaman’dan mı temin edecekler? Böyle mi olacak. Bu yatırımların Dalaman halkına, esnafına, çiftçisine yararı nedir?
İspanya Barselona’da halk, yüksek kira artışları nedeni olmasıyla ‘’Turistler evlerine gitsin’’ sloganlarıyla sokağa çıktılar. Ülke sathında tarım alanları gittikçe daralıyorken, bırakınız Dalaman tarımıyla ülke ekonomisine katkı sunsun.
DALAMAN SAHİLİ DOĞAL SİT ALANLARI 1987 YILINDA OTEL VE TURİZM TESİSLERİNE AÇILDI
Dalaman-Ortaca kıyılarında Sarıgerme adı ile anılan plaj ve onun gerisinde tarihi bir liman yerleşmesi olan PİSİLİS çevresi 1987 yılında turizm yatırımlarına açılmış, 1.Derece Sit alanında ünlü otellerin yapımına geçit verilmiştir.
Burası yöredeki doğal çevreyi koruma çabalarından payını alamamış ve büyük ölçüde tahrip edilmiştir. 1988 yılında Güneybatı Anadolu kıyılarında yer alan Gökova Körfezi, Dalyan ve Köyceğiz Gölü ile Fethiye Körfezi’nin bazı bölümleri “Özel Çevre Koruma Bölgesi” içine dahil edilmesine karşın, turizm yatırımları için Dalaman Ovası kıyıları bu kapsama alınmamıştır.
Sangerme plajı ile Osmaniye Mahallesi arasında Pisilis yerleşmesine ait kalıntılar yer almakta olup, bu eserler 1987 yılına kadar çatıları dışında büyük ölçüde ayakta kalabilmiş yapılar halinde varlıklarını koruyabilmişlerdir. Pisilis antik kenti kalıntıları üzerinde 1987 yılından başlayarak günümüze kadar kıyıda çok sayıda otel ve turizm tesisleri kurulmuştur.

Şekil 2
TURİZM ADI ALTINDA DALAMAN-ORTACA DOĞAL SİT ALANLARI 2022 YILINDA STATÜSÜ DEĞİŞTİRİLDİ
Ortaca-Sarıgerme-Ortaca sahilleri 1. Derece doğal Sit alanlarıyken; Muğla Ortaca ve Dalaman ilçeleri, Sarıgerme-Dalaman Kumsalı ve çevresinde yer alan Doğal Sit Alanlarına ait koruma statüsünün bir kısmının, haritada yeşil gösterilen alanlar “Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak revize ve tescil işlemi, 18.04.2022 tarih ve 5427 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanmış ve 19.04.2022 tarih ve 31814 Resmi Gazete ‘de yayımlanarak ilan edilmiştir.
Doğal Sit Alanlarına ait koruma statüsünün bir kısmının, aşağıdaki haritada sarı gösterilen alanlar “Nitelikli Doğal Koruma Alanı’’, kahverengi gösterilen alanlar ise ‘’Sürdürülebilir Koruma Ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak revize ve tescil işlemi, 11.03.2022 tarih ve 3168340 sayılı Bakanlık Makam Olur’u ile onaylanmış olup 30.04.2022 tarih ve 31825 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanmıştır.

Şekil 3
DOĞAL SİT ALANI 2011 YILI ÖNCEKİ STATÜSÜ
Statüsü değiştirilen bu alan daha önce, Ortaca-Dalaman kıyıları Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 11.07.2003 tarihinde 1. 2. ve 3. Derece Doğal Sit Alanları olarak ilan edilmiştir. Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 28.04.2011 tarihinde söz konusu doğal sit alanları sayısal sınırları ile yeniden tescil etmiştir.
Buna göre aşağıdaki haritada yeşil görünen alanlar 1.Derece, sarı alanlar 2.Derece ve kahverengi alanlar ise 3.Derece doğal sit alanlarıdır. Sarıgerme’de otellerin bulunduğu alan 2.ve 3.Derece doğal sit alanı görülüyordu. Bu statü yukarıdaki haritada gösterildiği gibi değiştirildi. Kıyı büyük oranda yapılaşmaya uygun statüye getirilmiş oldu.

Şekil 4
DÜNYA’NIN EN VERİMLİ TARIM TOPRAKLARI 1999-2004 YILLARI ARASINDA AKKÖPRÜ BARAJI İÇİN KAMULAŞTIRILDI
1999-2004 yılları arasında Dalaman Ovası kuzey bölgesindeki Atakent, Dereköy mevkiinde Dünya’nın en verimli tarım arazisi olan narenciye bahçeleri Akköprü Barajı kil çekirdek dolgusu için kamulaştırıldı ve toprakları baraja taşınıp, geride devasa su dolu çukurlar bırakıldı.
Gürköy arazileri de baraj için kamulaştırılacaktı.
Yıllar süren hukuki mücadelemizle Gürköy arazileri ile kamulaştırılmış olan arazilerin bir kısmı DSİ’nin elinden kurtarıldı.
2021 yılında da DSİ bu kamulaştırılan alanları 3. Şahıslara ihale yoluyla sattı; böylece çiftçinin elindeki topraklar Devlet eliyle alınmış oldu.

Şekil 5

Şekil 6
DALAMAN 2005 YILINDA KÜLTÜR VE TURİZM GELİŞİM BÖLGESİ İLAN EDİLDİ
6 Ocak 2005 tarihli, 25692 sayılı Resmi Gazetenin Ekli listesinde krokisi yayımlanan geniş bir alan, o tarihte Kültür ve Turizm Gelişim Bölgesi ilan edildi. TİGEM arazilerinin bir kısmı bu proje alanına dahil edildi. Ankara’da bu projenin Turizm Bakanlığında yapılan toplantısına katıldığımda, projeyi hazırlayanların Dalaman’ı dahi görmediklerini belirttiklerine şahit olmuştum. Alınan kararla Dalaman ve Ortaca’da yaklaşık 500.000 dekar alanı kapsayan bölge yapılaşma tehdidi altındaydı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü, Yatırım Geliştirme ve Planlama Daire Başkanlığının hazırladığı ‘Dalaman Turizm Gelişim Projesi’ (Dalaman Turizm Kenti) göre Dalaman Ovasının tamamı, ovaya bakan dağların yamaçları ve tepeleri, alanda yer alan doğal değerler, Sit alanları turizm adı altında yapılaşmaya açılacaktı.
TİGEM Kültür ve Turizm Bakanlığına devredilerek (sözde bir bölümü) narenciye bahçeleri yerini EKO-KENT ve GOLF sahalarına bırakılıyordu.
İlçenin güneydoğusunda SAĞLIK KENT alt bölgesi, kuzeydoğusunda DOĞA-KENT, kuzeyinde KLİMA-KENT, batısında EKO-KENT ve güneydoğusunda GOLF-KENT’ler oluşturulacaktı. Projeye göre 1. Derece Doğal Sit ve Kıyı alanlarında GOLF alanları ve birtakım tesislerin yapılacaktı.
Neyseki hukuki süreçlerle meslek örgütlerinin büyük çabasıyla TİGEM satışı ve turizm projenin iptali sağlandı.
Dalaman’da yıllardır faaliyet gösteren ilçeye istihdam, gelir, ülkeye döviz kazandıran TİGEM’in 34.399 dekar olan arazilerinin 18.500 dekarı Turizm Gelişim Bölgesi içinde kalacaktı.
Neyse ki hukuki yollardan kamu yararına olmadığına karar verildi ve proje iptal edildi.
Şimdi bu proje, geniş kapsamlı olmasa da tekrar gündeme alındığı görülmektedir.
DALAMAN YAT LİMANI PROJESİ
Dalaman sahiline yat limanı yapılması planlanmıştı. Açılan davanın 12.1.2014 tarihli bilirkişi raporunda; ‘’yapılacak yat limanının kıyı, deniz, göl, akarsu ekosistemine olan etkileri nedeniyle çevre düzeni planına ve kamu yararına uygun olmadığına karar verildiği’’ belirtilmektedir.

Şekil 7
DALAMAN SAHİLİNE MİLLET BAHÇESİ PROJESİ
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Muğla il Müdürlüğünce, 2022 yılında Dalaman Kapıkargın Mahallesi Millet Bahçesi yapılmasına ait Nazım İmar planı ve Uygulama İmar Planı 25.1.2023 tarihinde İl Müdürlüğü internet sayfasında ilan edilmiştir

Şekil 8
TURİZM PROJESİ DALAMAN-ORTACA SULAMA PROJESİYLE ÇELİŞİYOR
Muğla ili Dalaman, Ortaca ve kısmen Köyceğiz ilçelerine ait tarım arazilerinin, brüt 11.815 hektar alanın yüksek basınçlı borulu sulama sistemlerinin 4 yılda, Ortaca ilçesinin güneydoğusundan başlayıp Dalaman Çayı’nın denize bağlandığı kesime kadar Dalaman ana yatağının sağ ve sol sahilinde kesintili olarak yer alan 100 yıllık taşkın koruma seddelerinin 3 yılda tamamlanması öngörülmüştür. Projeye 5 Mayıs 2017 tarihinde başlandığı ve 4 yılda tamamlanacağı öngörüldüğü halde, 2024 yılı Eylül ayı itibariyle aradan 7 yıldan beri tamamlanamamıştır.
Projenin sulama alanı içinde Turizm gelişim alanı ilan edilen Kapıkargın Mahallesi tarım arazileri de bulunmaktadır.
Dalaman Ovası arazilerini sulamak için büyük bütçeli sulama projesini yürürlüğe sokmak, diğer yandan sulanacak arazileri tarım dışında bırakmak için, yapılaşmaya, turizm tesislerine açmanın bir çelişkiden ibaret olduğunu belirtmeliyim.

Şekil 9
İLAN EDİLEN TURİZM BÖLGESİ TÜRKİYE’DE EN RİSKLİ DEPREM BÖLGESİNDE YER ALIYOR
Dalaman kıyısından itibaren güney batı boyunca Rodos’a kadar olan bölgenin Akdeniz’in en derin yeri olması ve iki levhanın dalma-batma zonunun üzerinde yer alması ve bu bağlamda deprem olasılığı en uygun coğrafi konuma sahip olması nedenleriyle belki de Türkiye de deprem tehlikesinin yaşanabileceği en yüksek riskli yer olarak işaret edilmektedir.
Dalaman Ovası’nı doğudan sınırlayan güneybatı-kuzeydoğu yönlü bir fay olan aktif Dalaman Fayı vardır. Dalaman sahilinde fay sarplıkları-falezleri açıkça görülür. Rodos Adası ucuna birleşir. Bu tektonik yapı Afrika kıtası ile Anadolu kıtasının birbiri altına daldığı ve çarpıştığı zondur. Fay üzerinde sıcak su çıkışları vardır.

Şekil 10
DALAMAN SAHİLİNDEKİ TESİSLER OLASI DEPREMLERDEN BÜYÜK ZARAR GÖRECEKTİR
Tüm Dalaman Ovası herhangi bir deprem anında en yüksek sıvılaşmanın gerçekleşeceği alüvyon ovasıdır. Turizm bölgesi ilan edilen kıyı alanı kumsaldan ibaret olup, en zayıf zemindir. Kıyı sıvılaşmanın en yüksek olduğu çok ince kum ve siltten oluşur. Aynı zamanda Dalaman ve Tersakan Çaylarının denize döküldüğü bataklık alanıdır.
Deniz kıyılarındaki ve kıyıya yakın alanlardaki bina ve tesisler en fazla zarar görecek yapılardır. Özellikle yasal olarak da yasak olmasına rağmen Sarıgerme’deki sahildeki yapılar gelecek depremler için ciddi sınavlar vereceklerdir.
Dalaman Çayı deltası üzerindeki Ortaca ve özellikle Dalaman, olası depremde en fazla sıvılaşmanın oluşacağı ve deprem hasarlarının olacağı yerler olacaklardır.
Kıyılarda ve alüvyonlar üzerinde yüksek katlı yapılara izin verilmemelidir.
Bu alanı turizm tesislerine açmak büyük bir felaketin de hazırlayıcısı olacaktır.

Şekil 11
İLAN EDİLEN TURİZM BÖLGESİ TÜRKİYE’DE ÇOK YÜKSEK TSUNAMİ RİSKİ ALTINDADIR
Dalaman Çayı’nda su taşkını yaşandığı, Dalaman-Ortaca-Sarıgerme sahili jeolojik yapısı dolayısıyla en yüksek tsunami riski altındadır. Tarihsel kayıtlara bakıldığında Ege Denizi ve Akdeniz kıyılarına yakın karada ve deniz tabanında olacak 7 üzeri büyüklüğünde depremlerde kıyılarda tsunami olma olasılığı yüksektir. Girit Adası’nın kuzeydoğusu ile Türkiye’nin Güney Ege sahilleri yüksek risk altındadır. Dalaman-Ortaca-Fethiye sahili çok yüksek riskli tsunami olma olasılığı kıyılardır.
Dalaman ve Ortaca sahillerinde çok yüksek tsunami riski bulunmaktadır. En yıkıcı tsunami hasarı kıyıdan 1 km içerilerde kara üstlerinde de olabilmektedir. Deniz seviyesine olan yüksekliğe bağlı olarak tsunaminin etki alanı değişmektedir.

Şekil 12
DALAMAN SAHİLİNDE TSUNAMİ TEHLİKESİ ALTINDA BULUNAN TESİSLER
Dalaman şehir merkezi kıyıdan 5 km içeride Dalaman deltası üzerinde olup, hemen hemen tüm ovada yerleşim görülmektedir. Sarıgerme kıyısında turistik oteller yer almaktadır.
Dalaman Uluslararası Havaalanı pisti, kıyıda kumsaldan itibaren başlamakta, tesisleri kıyıdan 3 km içeride ve denizden yüksekliği 3 metreyi bulmaktadır.
SİT alanı değişikliğiyle ve Kapıkargın Turizm Bölgesi ilanıyla Dalaman sahilinde bundan sonra kurulacak olası turizm tesisleri, hatta uzun zamandan beri Acısu ile Camuzoturağı arasında inşa edilmesi düşünülen yat limanı, deniz otobüsü yanaşma yerleri ve kruvazör liman tesisleri (tekrar yapılması planlanırsa), Millet Bahçesi olası tsunamiden etkilenecektir. En çok hasara uğrayacak olan, can ve mal kaybının yaşanacağı alanlar olacaktır.
Kıyıdaki tesisler Afrika-Arap levhası ile Anadolu levhasının birleşme sınırında kuzey Helenik yayı ve Akdeniz’in en derin çukurunun kuzeydoğu ucunda yer almaktadır.
Dalaman sahilini etkisi altına alacak olan tsunami dalgalarının yüksekliğinin 10 metreyi aşması durumunda kıyıdaki mevcut oteller, bu SİT alanı değişikliğine dayanarak inşa edilecek olan turizm tesisleri, bir takım yerleşimler ve tesislerde kaçınılmaz bir sonu yaşatacaktır. Sarıgerme-Dalaman sahil şeridi ve Dalaman Uluslararası Havaalanı tsunamiden etkilenebilecek kıyı alanlarıdır.
TARIM TOPRAKLARI AMACI DIŞINDA KULLANILAMAZ
Doğanın Dalaman Ovasına bahşettiği eşsiz güzellik ve bereket ne yazık ki insanoğlu tarafından giderek yok edilmektedir. Yıllar önce bilinçsiz yerleşme sonucunda Dalaman kasabası düz araziye kurulmuştur. Günümüzde sahile kadar yapılan binalar ovanın yarısını betonlaştırmıştır. Diğer yarısı (batısı) devlete ait olan TİGEM ve Cezaevi yönetiminde bulunduğundan, doğal yapı korunmuş ve her türlü tarımsal faaliyet yapılabilmektedir.
T. C. Anayasa
Madde-44: ‘’Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır’’.
Madde-45: ‘Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır’’.
Madde-56: ‘’Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir’’
Kıyı Kanunu
‘’Madde-5: ‘’Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur’’.
Ülke tarımının geleceği ve bölgenin 1. derecede deprem bölgesinde olmasından dolayı kesinlikle tarım topraklarına tesisler yapılmamalıdır. İşlenebilir tarım arazilerinin %60.1’inde orta, şiddetli ve çok şiddetli olmak üzere su erozyonu sorunu bulunmaktadır.
Ülke topraklarında taşlık, drenaj ve çoraklık sorunları önemli boyutlardadır. Her türlü tarıma elverişli arazi varlığının toplam arazi varlığının sadece %6.5 oranında olması nedeniyle, doğal kaynağımız ve geleceğimizin güvencesi olan tarım arazileri sanıldığı kadar geniş bir alan kaplamamaktadır.
Verimli tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanımıyla ilgili bir yönetmelik bulunmasına karşın, yaptırım gücünün olmaması nedeniyle, plansız kentleşme, sanayileşme ve turizm yatırımları sonucu her yıl önemli miktarda verimli tarım toprakları elden çıkmaktadır. Diğer doğal kaynaklar ile karşılaştırıldığında maddi açıdan fazla değer taşımıyormuş gibi görülen toprak, gerçekten ülkelerin en önemli zenginlik kaynağıdır.
Bu zenginliğin bilincine varmış olan ülkeler toprak kaybını önlemek ve azaltmak için toprak koruma önlemleri almışlardır. Toprak koruma bilincinin gelişmesinde, kuşkusuz, toprağın oluşum sürecinin geniş bir zaman dilimini kapsaması etken olmuştur.
Gerçekten de 10-15 cm’lik bir toprak tabakasının oluşması için binlerce yıl gibi uzun bir sürenin geçmesi gerekmektedir. Dalaman Ovası alüvyon toprakları yaklaşık 1.8 milyon yıldan bu yana oluşmaktadır. Yaşamın vazgeçilmez unsuru olan bu toprakların bir kısmı DSİ tarafından toprakları taşınmak suretiyle çevre tahrip edilmiş, bir yandan da turizm gelişim planı adı altında yapılaşmaya, betonlaşmaya açılmaktadır.
Toprak kayıpları ülkelerin ekonomik yapılarına etki ederek fakirleşmelerine, hatta can ve mal kayıplarının da yaşandığı büyük doğal felaketlere neden olabilmektedir. Bunların yanında küresel ısınma da ülkemiz ve dünyamız için bir tehdit kaynağı olmaktadır.
Bilim insanlarına göre 50 yıl içinde buzulların erimesi ile denizlerde su yüksekliği 6 metre yükseleceği, ülkemizde dahil olmak üzere birçok sahil kesimlerinin sular altında kalacağı belirtilmektedir.
Yine bilim insanlarının açıklamalarına göre ülkemizin de dahil olduğu birçok ülkede yaklaşık yirmi yıl içinde kuraklık başlayacaktır. Bu durum gösteriyor ki toprağın önemi daha da artacak ve gıda maddeleri stratejik önem kazanacaktır.
Kardak kayalığı için savaşmayı göze alan Türkiye; bir karış toprak elde etmek için çöle uçakla toprak taşıyan İsrail; bir karış toprak kazanmak için denizi dolduran Hollanda; tarımsal maliyetleri yüksek olduğu halde yine de tarımı destekleyen Japonya; bizde ise dünyanın hiçbir yerinde uygulanmayan ama bize mahsus yılda üç ürün alınabilen Dalaman ve civarındaki 1. ve 2. Sınıf Tarım arazileri turizme, yapılaşmaya ayrılmaktadır.
Turizm adı altında Ege ve Akdeniz kıyılarımızın ne denli bilinçsizce yapılaştığına, çevrenin bozulduğuna tanık olmaktayız.
İnsan ile doğa arasında denge kurarak doğal kaynakları tüketmeden gelecek nesillerin ihtiyaçlarının karşılanmasına olanak tanıyacak biçimde, bugünün ve geleceğin yaşamı ve sürdürülebilir yaşam amacı güdülmeli; sosyal, ekolojik, ekonomik, mekansal ve kültürel boyutlar göz ardı edilmemelidir.
Bırakın Dalaman doğal ha
liyle kalsın-Eşref Atabey-9.9.2024
‘’Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır, geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur’’ Mustafa Kemal ATATÜRK



