MUĞLA BAROSU HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU BASIN AÇIKLAMASI

MUĞLA BAROSU HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU BASIN AÇIKLAMASI
02 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7527 sayılı Kanun, kamuoyuna sahipsiz hayvanların barınaklara alınması ve rehabilitasyonu önceliklendirilmiş gibi sunulsa da, gerçekte bu düzenleme; kısırlaştırma faaliyetlerinin durdurulmasına, uygun ve yeterli barınma altyapısı bulunmaksızın hayvanların toplu şekilde barınaklara kapatılmasına ve bu yolla çok sayıda canlının sistematik olarak ölümüne neden olmuştur. Yasa; bilimsel, etik ve hukuki temelden yoksun biçimde, “toplama ve yok etme” politikasını fiilen hayata geçirmiştir. Barınakların yetersizliği, denetimsizliği ve hayvan refahına uygun olmayan koşulları, birçok sahipsiz hayvanın açlık, susuzluk, hastalık, şiddet ve ihmal nedeniyle hayatını kaybetmesine veya öldürülmesine neden olmuştur. Sonuç olarak bu yasa, sahipsiz hayvanların yaşam hakkını doğrudan tehdit eden; kısırlaştırma, bakım, beslenme, tedavi ve sahiplendirme gibi temel yükümlülükleri görmezden gelen bir “yok sayma ve yok etme” politikasından ibarettir.
YAŞAM HAKKI HUKUKUN GÜVENCESİ ALTINDADIR
Hayvanların yaşam hakkı yalnızca etik bir mesele değil, aynı zamanda hukuk düzeninin korumakla yükümlü olduğu evrensel ve doğal bir haktır. Hukukun temelinde adalet, meşruiyet ve yaşam onuruna saygı vardır. Bu sebeple hiçbir yasa, hiçbir yönetmelik; canlıların yaşam hakkını gasp eden uygulamaları meşrulaştıramaz.
Hukukun üstünlüğü, yalnızca yasa koyucunun iradesine değil, evrensel insan haklarına ve yaşam hakkı gibi temel değerlere dayanmalıdır. Bu bağlamda kamuoyunda “katliam yasası” ve “vahşet yönetmeliği” olarak anılan düzenlemeleri kabul etmediğimizi, bu düzenlemeleri uygulamayacaklarını beyan eden belediye başkanlarına da kamuoyuna verdikleri sözleri hatırlattığımızı önemle belirtiriz.
Hiçbir kişi ya da kurum –ister kamu görevlisi ister özel kişi olsun– hayvanların yaşam hakkına keyfi biçimde müdahale edemez. Hayvanlara yönelik her türlü şiddet, eziyet ve öldürme fiili, Türk Ceza Kanunu kapsamında suçtur ve hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Bu suçlar hakkında soruşturma ve kovuşturmanın re’sen yürütülmesi gerekmektedir.
24 Mayıs 2025 Tarihinde Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyonu tarafından düzenlenen Panel’de “yeni bir yasa” sloganıyla hukukçular tarafından yeni bir hayvanları koruma yasası hazırlanmasının zorunluluğu vurgulanarak, yeni yasa çalışmalarına start verilmiştir.
BOĞA GÜREŞLERİ: HEM HUKUKA HEM VİCDANA AYKIRIDIR
Muğla genelinde düzenlenmesi planlanan boğa güreşleri, gerçekleştirilen domuz sürek avları ve sahipsiz köpeklerin toplanmasına yönelik bazı uygulamalar; hem ulusal mevzuata hem de Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere açıkça aykırıdır. Bu eylemler, hayvanların en temel hakkı olan yaşam hakkının doğrudan ihlalidir.
Boğaların dövüştürülmesi, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 14. maddesi kapsamındaki yasaklar çerçevesinde değerlendirilmelidir. Zira, bu dövüşler, hayvanların fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü ihlal eder, acı ve stres yaratır. “Gelenek” adı altında şiddetin meşrulaştırılması kabul edilemez. Gelenek, hukuka ve vicdana aykırıysa, değişmesi gereken bir mirastır. Boğa güreşleri derhal iptal edilmelidir.
SÜREK AVLARI: EKOLOJİK DENGEYİ BOZAN, YASA DIŞI UYGULAMALARDIR
Domuz sürek avları gibi uygulamalar, doğrudan ekolojik dengeyi bozan, sistematik şiddet içeren ve hayvanların yaşam hakkını hiçe sayan yöntemlerdir. Popülasyon kontrolü gerekçesiyle yapılan bu uygulamalar, ne bilimsel ne etik ne de hukuki bir temele dayanmaktadır. Doğal denge, yalnızca doğaya saygılı ve bilimsel temelli yöntemlerle sağlanabilir. Silahla değil. Tarımsal sorunların çözümü silahla değil, ekolojik planlama ve bilimsel yaklaşımla mümkündür. Yaban domuzlarının insan yerleşim alanlarında görülmesinin temel nedeni, yemek ve su gibi ihtiyaçlarını karşılamaktır. Çünkü insanlar doğaya beton yapılarla müdahale etmiş, domuzların doğal yaşam alanlarını ellerinden almıştır. Ayrıca mahalleleri koruyan sokakta yaşayan köpekler barınaklara toplanmış ve doğal denge daha da bozulmuştur. Domuzların insanlara yakın yerlerde bulunması domuzların tercihi değil, insanların doğaya müdahalesinin sonucudur.
Sürek avları, sıkı kurallara ve denetimlere tabidir. Aksi halde ciddi yasal yaptırımlar uygulanır. Ancak son dönemde, basında sürek avlarının sıradan ve meşru bir uygulamaymış gibi sunulması toplumda endişe verici boyutlara ulaşmıştır. ‘Sürek avı’ adı altında gerçekleştirilen bu organizasyonlar, toplu hayvan katliamına dönüşmektedir. Bu durum yaban hayvanlarının en temel hakkı olan yaşam hakkını açıkça ihlal etmektedir ve kabul edilemez.
KURBAN BAYRAMI: YASAL, DENETİMLİ VE ACISIZ OLMALI
Kurban Bayramı yaklaşırken her canlının yaşam hakkının eşit derece kutsal olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Cumhurbaşkanlığı 2025 Yılı Kurban Hizmetleri Tebliği gereği oluşturulacak komisyonların sorumluluklarını titizlikle yerine getirmesi beklenmektedir.
Tebliğe aykırı kesimlerin yapıldığı tesislere 668.677 TL, konutlarda uygunsuz kesim yapanlara 16.609 TL idari para cezası uygulanacaktır. Hayvanlara kötü muamelede bulunan kişilere hayvan başına 10.386 TL, işkence edenlere ise 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Kurban Bayramı’nın, vahşete dönüşmemesi için tüm kurumları denetim görevini hassasiyetle yerine getirmeye çağırıyoruz.
BAKIMEVLERİ BAYRAMDA KAPILARINI AÇMALIDIR
Ayrıca, Belediyelere ait hayvan bakımevlerinin Bayram boyunca:
Ziyarete açık tutulması,
Yeterli sayıda veteriner hekimle bakım ve tedavinin sağlanması,
Sahiplendirme çalışmalarına kesintisiz devam edilmesi
5199 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddeleri ve kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi gereği yasal bir zorunluluktur.
İL HAYVANLARI KORUMA KURULLARI: GÖREVİNİ YERİNE GETİRMELİDİR
İl Hayvanları Koruma Kurulları; Bakanlık, belediyeler, barolar, veteriner odaları ve STK temsilcilerinden oluşmakta olup, temel görevi hayvanların refahını sağlamak ve yaşam haklarını korumaktır. Bu kurulların işlevi, hayvanları toplamayı meşrulaştırmak değil, çözüm üretmektir.
Muğla Barosu olarak, 19.02.2025 tarihli İl Kurulu kararlarına karşı açtığımız yürütmeyi durdurma talepli dava halen devam etmektedir. Aynı zamanda Valilik Makamına, gönüllüler ve belediyelerin iş birliğiyle kısırlaştırma seferberliği başlatılması, kısırlaştırılan hayvanların gönüllülere geri verilmesi önerilerini içeren gündem maddeleri sunduk. Ancak, kanunen en geç üç ayda bir yapılması gereken kurul toplantısının tarihine dair tarafımıza “belirsiz” yanıtları verilmektedir.
Sayın Valimize çağrımızdır: Kurulun hayvanların yaşam hakkını korumaya yönelik gündem maddeleri belirlenerek İl Hayvanları Koruma Kurulu’nun ivedilikle toplanmasını talep ediyoruz.
SONUÇ VE KAMUOYUNA ÇAĞRI
Hayvanlar ne “sorun” ne de “eşya”dır. Onlar acıyı hisseden, sevgi duyan, yaşamı deneyimleyen birer canlıdır. Yaşam hakları doğuştan gelir. Hukuk, bu hakkı sınırlamak için değil; korumak için vardır. Muğla Barosu Hayvan Hakları Komisyonu olarak:
Hayvanlara yönelik her türlü ihlalin hukuki takibini sürdüreceğimizi ve gerekli hallerde yargıya taşıyacağımızı,
Tüm kamu kurumlarına anayasal ve yasal yükümlülüklerini bir kez daha hatırlattığımızı,
Tüm yurttaşları yaşamı ve hayvan haklarını savunmaya davet ettiğimizi
Kamuoyuna saygıyla bildiririz.
Yaşatmak direnmektir. Direnmek yaşamaktır.
MUĞLA BAROSU HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU



