Anasayfa / FLAŞ HABER / “Fenerci” İbrahim Erdoğan 106 yaşında vefat etti

“Fenerci” İbrahim Erdoğan 106 yaşında vefat etti

Bodrum da eski deniz fenercilerinden, Denizciler Derneği Başkanı Erol Erdoğan’ın, Mustafa Erdogan, Hanife Yavaş, Türkan Fidan ve Fatma Sevgi Erdoğan nın babası, (Fenerci İbrahim) İbrahim Erdoğan vefat etti. Cenazesi Öğle namazına müteakip Bodrum Gündoğan mezarlığına defnediliyor.

Bodrum İçin önemli bir kişi olan “Fenerci İbrahim” 106 yaşında vefat etti. Merhuma Allah’tan Rahmet, tüm yakınlarına başsağlığı dileriz. Mekanı Cennet Olsun..

GÜLER CANER RÖPÖRTAJI:

İBRAHİM ERDOĞAN – FENERCİ

Denizler ayrı bir dünyadır. Denizcileri, ağları, sandalları, yolcuları, hikayeleri, uyarıcı fenerleri ile apayrı bir dünya.

Hemen hemen bütün fener hikayeleri ‘yalnız bir fenerci’, ‘yalnız bir gemi’ ve yanar döner ışığı ile ‘yalnız bir fener’ olarak yazılmıştır. Kimbilir fenerlerin öyküsünü anlamlı kılan da, tüm yalnızlığını içine hapsederek, ışığını göndermeye, yol göstermeye devam etmesidir belki de…

Bir de fenerciler var. Fransız filmlerinde tek başına ya da ailesiyle birlikte masalsı bir görünüme bürünen bu insanlardan biri de Bodrum’da 92 yaşındaki İbrahim Erdoğan.

Fenerci İbrahim 1919 yılında doğdu, 1920’de yazdırdılar nüfusa. 4 kız 3 erkek , 7 çocuk sahibi olan fenerci İbrahim Erdoğan’a Bodrum’da fenerleri sorduk…

Fransızlarda kalma Hüseyinburnu Akyarlar ve Limanağzı Bodrum ( Marina’daki) iki fener vardı. Ben fenerciliğe 1950’de başladığımda bu fenerler vardı. İlk fenerci de İhsan Tengiz.

Bu bahsettiğim fenerler 1922’de Türkiye’ye geçmişti. 1950’da Sentapastol Feneri yapıldı Gündoğan’da , ben de ilk olarak orada işe başladım. Sonra Kiremitadası Feneri Gümüşlük’te yapıldı ve Rauf Erol orada fenerciliğe başladı.

1952’de Karaada Feneri yapıldı Bodrum Fenercisi İhsan Tengiz buraya da bakmaya başladı, iki fenere bakıyordu. Mendirek’te Mavi Fener yapıldı sol liman çıkışında.

Ondan sonra Çatallar’da Turgutreis’te 1960’da fener yaptık Buraya da Adil Çürük fenerci oldu, şimdi oğlu Mustafa’ya geçti. Bu görevleri ‘İstanbul Denizcilik Bankası Kıyı Emniyet Müdürlüğü’ verirdi, biz buraya bağlıydık.

Fenercilik babadan oğula geçen bir meslektir. Çünkü fenerci bildiklerini oğluna da öğretir, bir okulu da olmadığı için bu böyle devam ederdi. Önceleri fenerler tüple çalışırdı.

Şimdi güneş enerjisiyle çalışıyorlar. Bizim zamanımızda insanlar okur yazar bile değildi. Şimdi öyle değil. Fenerciliğin bir eğitimi yok ama güneş enerjisi ile çalışan fenerlerde bilgi gerektiriyor.

Fenerciler yapayalnız fenerlerde, ıssız günbatımlarında, yolunu kaybedenlerin umudunda yaşarlar.

Akşamdan akşama fenerin yanıp yanmadığını gidip kontrol ederdik. Yanmıyorsa bir motor tutup kontrola giderdik. Değilse aydan aya ne elektrik harcanmış onun bilgisini verirdik müdürlüğe.

Eskiden bugünkü gibi vasıta yoktu. Şimdi arıza varsa bildiriliyor ve teknisyen gönderiliyor. Ama eğer batarya biterse fenerci rahatça bataryayı değiştirebilir, bildirmeye gerek yoktur. Fenerle çok sık bozulmaz zaten.

Seneden seneye değişim oluyor. Bizim zamanımızda fenerler tüple çalışırdı. Her akşam bakardık. Yanmıyorsa nedenini bulur, tamir ederdik. Benim kendi motorum vardı onunla giderdim fenerlere.

Bodrum Limanağzı fenerinde iki taraflı fener yanar. Çıkarken; sağ kırmızı sol mavi, girerken sağ mavi solu kırmızı olur. Mesela Karaada Feneri 5 saniyede 2 çakış yapar , gel işareti verir. Kartalkayası Feneri saniyede 7 defa çakar gelme sinyali verir.

Fenerler bulundukları sığ denizlerde denizdeki vasıtalara yol gösteren bir yardımcıdır. Eskiden bugünkü gibi bir deniz trafiği yoktu ki. Arada bir balıkçı teknesi gelir, kayıklar ve sünger tekneleri.

Tüp patladı hastanelik oldum.

1979’da Bodrum Limanağzı Feneri’nde tüp patlamıştı. Ben içerde fenerin başındaydım. Doğalgaz gaz kaçağından çakmak çakar gibi birden ateş aldı .Gündüz saat 12:00 sıralarıydı.

Her zamanki kontrole gitmiştim, eski tüpleri çıkaracaktım. Ama kabahat bende fenerin içinde kalan kaçakla ilgilenememiştim, çıkarayım derken patladı. Elim, yüzüm hatta vücudumun bazı yerleri yandı, hastanelik oldum.

1980’de bu işi 70 yaşında bıraktım. Aşağı yukarı 30 sene fenercilik yaptım. Tam anlamıyla denizci olduğumuz için süngercilikten, balıkçılıktan da anlardık. Bodrum’dan Karaada’ya yüzerek giderdik. Gençken istesek Kos’a da yüzerdik.

Fenercilik yaptığım zamanlarda da diğer işlerimi bırakmadım. Akşama kadar kendi işimi yapar, akşamdan akşama fenerleri kontrol ederdim. Gündüzleri yapıcılık, marangozluk yapardım. İş olduğunda bu işleri yapardım.

Bende 7 çocuk var. Hepsini de okuttum. Kolay değildi. Biz bugünkü Bodrum Marina’da bulunan Limanağzı Fenerinde lojmanda oturuyorduk. 1950’den sonra yapılan fenerler tek kulübe olarak yapıldı, lojman yapılmadı onlara.

Süngercilik herkesin yapamayacağı, zor bir işti. Kadınlar kocaları süngere gitsin istemezlerdi. Vurgun yemek vardı işin içinde. Ama kazancı iyiydi.

İlk olarak 1936 yılında, 16 yaşında daldım süngere. 90 metreye dalmışlığım vardır. O zamanlar tekne dediğin kürekle, motor yok. Aynacı denilen teknelerle giderdik süngere. En çok Bodrum çevresinde dalardık. Buralarda sünger çoktu ama dediğim gibi zor iş olduğundan süngeri bilen yoktu.

Sünger karada sapsarı… denizde kapkara… Bilmeyen almıyordu. Biz aynadan bakarak süngeri nerde olsa bulurduk. 1937′ de yelkenli gangavada çalıştım. 1938 ‘de dalgıç olarak gittim. Maske takardım, havayla çalışan maske ve üniformalarımız vardı. Onlarla dalardık.

Kompresör yukardan hava basar biz aşağıdan nefes alırdık. Bir gün beni 90 metreye attılar. Her gün üç defa 35-40 kulaca dalardık. Sünger bulursan kazancı fena sayılmazdı. 5-6 ay sünger toplayıp, depolarda biriktirirdik. Patron müşteri bulursa bu süngerleri satardı.

Her dalgıçın süngeri ayrı olurdu. Maaşlı değildik satılan süngerden % 30 pay alırdık. Kaymakam maaşı kadar maaş alıyordum. İlk fenerciliğe başladığımda 130 lira maaş verdiler.

Bir de senede 4 taksit ikramiyesi vardı. Ayrıca odun, elbise, ayakkabı yardımları yapıyorlardı. İşçi elbisesi ve lacivert bir elbise veriyorlardı. Bunları giymezdik, başkalarına verirdik.

1941’de asker oldum 3 sene askerlik yaptım. Askerlik bittikten sonra 1950’ye kadar yine süngercilik yaptım. Diğer işlere göre kazancı iyiydi, para süngerdeydi. Herkes cesaret edemezdi. Sigorta yok bişey yok sakat kalabilirsin.

Ben 15 sene süngercilik yaptım hiç vurgun yemedim. En çok da ben sünger çıkarırdım. Sefer bittiğinde ekimde 5-6 ay içinde geri dönerdik. 100 kg süngerim olurdu. Sünger kilosu 10 liradan satılırdı, demek ki 1000 lira yapardı, % 30 unu ben alırdım 300 lira yani.

Süngerler Yunanistan’a satılırdı. 1990’dan bu yana sünger avcılığı yasaklandı. Sünger bitmez aslında. 1950’de Didim’de bir tane taş bırakmadan sünger çıkardık. Mayısta avlanmaya gitmiştik ekimde tekrar geldiğimizde yine sünger doluydu, hatta daha çoktu..

Sünger 1 metre- 5 metre arasında yazın güneşte daha çok büyür. Kışın forma dalgıç kıyafetlerle süngere çıkardık. Elbise olmayınca soğuktan dalamazsın.

1950- 1970 arasında ufak balıkçı motorları vardı. Sonra gangava ve 1990 ‘dan sonra yatçılık başladı, bugünkü guletler yapılmaya başlandı. Bodrum limanında bugün 1500 tekne var. Bu tekneler denizi kirletiyor tabii. Devletin müfettiş gönderip bunu önlemesi lazım. 2 metrede denizin dibi görünmüyor.

BODRUM YARIMADASI’NDA FENERLER

Hüseyinburnu – (Fransızlar tarafından 1922’den önce yapılmış) – Akyarlar

Limanağzı – (Fransızlar tarafından 1922’den önce yapılmış) – Bodrum

Sentapastol (1950’den sonra yapılmış) – Gündoğan

Kiremitada – Gümüşlük

Çatallar – Turgutreis

Kargaada – Akyarlar

Karada – Bodrum

Kartalkayası – Bodrum

Limanağzı’na yeni yapılan dört fener – Bodrum

Bango Şamandıra – Karaada karşısında – Bodrum

Oraklar adası – Yalıçiftlik

Mavi Fener – Limanağzı çıkışında – Bodrum

Fenerci İbrahim 1950’den 1970’e kadar Sentapostol’da, 1970’dan 1980’e kadar Bodrum Limanağzı Feneri’nde görev yaptı. Diğer fenerciler Adil Çürük , Rauf Erol, İhsan Tengiz idi.

İbrahim Erdoğan’a Bodrum’da fenerciliği anlattırdım. Şimdi de fenerler hakkında bazı bilgiler; Dünyanın yedi harikasından biri Fener..

Bir efsanedir fenerler. Eski çağların yedi harikasından biri olan İskenderiye Feneri, deprem ve fırtınalardan artakalan son kalıntılarını da M.S. 1500 yılında kaybetmesine rağmen, ölümsüz ismiyle bugün dimdik ayakta.

Türkiye’de fenerciliğin hikayesi

Deniz trafiğinde kaza riskinin artış göstermesi üzerine, konunun öneminin anlaşılıp, Türkiye kıyılarına ilk kez fener konulması 1755 yıllarına rastlıyor.

Daha sonra 1855’lerde Osmanlı Devleti ile Fransızlar arasında yapılan bir imtiyaz sözleşmesi sonunda Fener hizmetleri, “Fenerler İdare-i Umumiyesi Müdürlüğü” adı altında yürütülmüş ve ardından fenerler idaresi hükümetçe satın alınarak, 1 Ocak 1938 yılında Denizbank’a bağlanmış.

Devlet Limanları Umum Müdürlüğü Kıyı Emniyeti İşletmesi, 1944 yılında Devlet Denizyolları ve Limanlar Umum Müdürlüğü’ne bağlanmış ve adı Fenerler ve Cankurtaran Teşkilatı olarak değiştirilmiş.

1952 yılında Devlet Denizyolları İşletmesi Umum Müdürlüğü, Denizcilik Bankası T.A.O’na devredilmiş. Fenerler ve Cankurtaran Teşkilatı da adı geçen banka bünyesine bir işletme hüviyeti almış.

Son olarak 1997 yılında Bakanlar Kurulu’nun aldığı karar ile tüm seyir yardımcılarının, kurtarma yardım ve tahliyesi hizmetlerinin tek çatı altında toplandığı, “Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma işletmeleri Genel Müdürlüğü” kurulmuş ve bu da yine ayrı bir Genel Müdürlük haline getirilmiş.

Daha sonra TÜDEK (Türkiye Denizcilik Kurumu) adını alan Denizcilik Bankası ayrı bir Genel Müdürlük haline getirilmiş. Türkiye Denizcilik Kurumu da 1984 yılında bir kanun hükmünde kararname ile Türkiye Denizcilik İşletmeleri (T.D.İ) olmuş, tersaneler de ayrı bir Genel Müdürlük altında toplanmış .

Ülkemiz kıyılarında ( 8334 km) değişik tip ve özelliklerde 372 adet deniz feneri var, bunların 9’u Bodrum Yarımadası etrafında…

Fenerler; Kıyı Fenerleri,

Anakara Fenerleri,

Ada Fenerleri, Deniz Kayaklıkları ve Sığlıkları Fenerleri, Derin Deniz Fenerleri, Dalgakıran Fenerleri,

Doğrultu Fenerleri,

Fenerler; Odun ve kömür, yağ, akkor gömlekli madeni yağ yakıcılar, hava gazı, petrol gazı, asetilen ve elektrikle çalıştırılmış.

Röportajı gerçekleştiren : Güler Caner

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

POLİSTEN AYAKKABI VE TOP HEDİYESİ 

  Bodrum’da basketbol ayakkabısı için bahşiş kutusunda biriktirdiği parası çalınan 17 yaşındaki ...