FLAŞ HABERHABERLER

Bugün, Günlerden İliç…

AYHAN KARAHAN’IN HABERİ 

Bugün Türkiye’nin dört bir yanında saat 14’de eş zamanlı olarak İliç protestoları gerçekleşti. Ayrıca şu an AKP’nin İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum ve dönemin bürokratları ve kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunuldu. İliç’de yaşanan facia Bodrum’da da etkili bir şekilde protesto edilerek, siyanürlü altın aramasına ÇED olumlu raporu veren Murat Kurum ve bürokratları hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Saat 14.00’de Bodrum Adliyesi önünde toplanan yurttaşlar önce alkışlı protesto gerçekleştirdiler. Topluluk adına basın açıklamasını okuyan İbrahim Özten; “Altın Madeni sahasında meydana gelen kayma sonucunda yaşanan facia 9 çalışanın  kimyasal zehirli atık altında kalmasına ve  geri dönüşü mümkün olmayacak bir şekilde  çok geniş bir alanda hava, su ve toprak kirlenmesine neden oldu. Bizler İliç’in suç mahallisi olduğunu biliyoruz. Bu suça sebep olan Anagold Madencilik ve taşeronları, madene ‘ÇED olumlu’ ya da ‘ÇED gerekli değil’ diyerek işletilmesine, kapasite artışına olur veren ve madenin denetimini yerine getirmeyen Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, soruşturmayı kapatan kamu görevlileri, davalarda ve tüm diğer sorumlular hakkında çevreyi kasten kirletmek ve görevi kötüye kullanmaktan yargılanmaları için suç duyurusunda bulunuyoruz. Gelin hep birlikte İliç’in çıkaramadığı sesi olalım, bu katliama sebep olanlardan hesap soralım! Yeni İliç’ler yaşanmasın” dedi. Basın açıklamasının ardından topluluk; “İliç’in Hesabı Sorulacak” sloganını attılar. O esnada adliye giren, çıkan yurttaşlarında eylemcilere destek verdiği gözlendi. 

Sanatçı Sarıhan; “Memleket Sahipsiz Değil.”

Ardından adliyeye giren eylemcilerin suç duyurularını tek tek yapmaları nedeniyle savcılık önünde uzun kuyruk oluştu. Farklı nedenle adliyede bulunan vatandaşların da aktif desteği sonrası, Murat Kurum ve bürokratları hakkında suç duyurunda bulunanların sayısı 283’e çıktı. Suç duyurusunda bulunanlar içerisinde yer alan ressam Eray Mutlu Sarıhan; “İliç için söyleyecek çok şey var ama söyleyecek bir şey bulamıyorum. Canım ülkemde; yağma, talan ve iş kazalarından ölümler sıradanlaştı. Doğa ve çevre katliamını kendilerinde hak gören bir kesim türedi. Bu cennet vatan böylesi bir vicdansızlığı hak etmiyor. Ne iş cinayetlerinden ölümler, ne de birilerinin rantı uğruna eko kırım bir kader değildir. Gördüğünüz gibi memleket sahipsiz değildir. Sonuna dek, bu trajedinin takipçisi olacağız. Sorumlular daha doğrusu bilerek, isteyerek, tasarlayarak bu cinayete zemin yaratanlar mutlaka hesap vermelidir. Biz artık tuvalimizden gözyaşı, acı, kan, ölüm yansıtmak istemiyoruz. Bir tek canımız daha yanmadan madenler denetlensin, kapatılsın. İnsanca yaşam hepimizin hakkı.  Yaşam ne denli estetik, güzel, sade ve yaşanası” görüşlerine yer verdi. 

İliç Dayanışmasında Taylan Özgür Esintisi.

1969’da katledilen Taylan Özgür’ün ablası Hale Özgür Kıyıcı da suç duyurusunda bulunanlar içerisindeydi. Facia kadar facia sonrası gerçek sorumluların pişkinlikleri de oldukça vahimdi. Doğa, çevre katliamını kendilerinde hak gören bir kesim türedi. Daha da vahimi facianın baş mimarı; ‘Toprak kayması ile ÇED raporunun ne ilgisi var’ diyebiliyor. Bu cennet vatan böylesi bir vicdansızlığı hak etmiyor. Bir konuyu belirtmeden geçemeyeceğim. Maalesef kardeşimin ve yoldaşlarının niçin faili meçhul cinayetlerle katledildiği daha bir açığa çıkıyor. Onlar beyefendiler, hazretler bu ülke insanını daha vahşi yöntemlerle iliklerine, kemiklerine değin sömürebilmek için bu yiğit insanlara kıydılar. O gencecik fidanlar hayata da, doğaya da sahip çıktılar. Okulları tatil olduğunda sayfiyeye gitmediler. Tarlalara gidip, köylülerle çapa salladılar, ekin ektiler. Onlar yaşasaydı bu vicdansızlık yaşanmazdı. Bugün İliç’e ses olmak, onların mirasını devam ettirmektir. Onların haklıdan, doğrudan yana duruşuna omuz vermektir. Unutulmasın ki; İliç’in de, Taylanların da katili aynıdır. Taylan’ın katline ferman çıkaran el, aynı zamanda İliç faciasının asli sorumlusudur” görüşlerini dile getirdi. 

Katılımcılardan Bodrumlu Çevre aktivisti Elif Eren de; “İliç’te yaşanan bir çevre felaketi değil bir ekokırım suçudur. Ekokırım, doğanın katledilmesi, gelecek kuşakları da etkileyecek şekilde, ağır ve telafisi mümkün olmayan bir doğa tahribatıdır. Böylesi büyük ölçekte doğa tahribatına sebep olan kasıtlı fiiller ise ekokırım suçudur. Öngörüldüğü, uyarıldığı, ölçümlendiği, verileri bulunduğu halde, sonucu bilerek yapılan kasıtlı fiiler, ihmal edildi denilerek geçiştirilemez veya örtbas edilemez.  Eğer vekiller, gelecekte, İliç gibi büyük ekokırımlardan ülkemizi korumak istiyorlarsa, dünyanın bu konuda aldığı önlemleri yerine getirir ve ekokırımın suç olarak ceza hukumuzda yer alması için gereken Meclis oturumlarını başlatırlar’ ifadelerine yer verdi. 

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu