Anasayfa / HABERLER / EĞİTİM-TEKNOLOJİ / BODRUM MOD KOLEJİ’NDE DÜNYA VATANDAŞLARI YETİŞİYOR

BODRUM MOD KOLEJİ’NDE DÜNYA VATANDAŞLARI YETİŞİYOR

MOD BODRUM KOLEJİ İLE TANIŞMANIZ İÇİN BİRDEN ÇOK NEDENİNİZ VAR
ÇOK KÜLTÜRLÜ, ÇOK DİLLİ, MUTLU ÇOCUKLARIN YUVASI: MOD KOLEJİ

Bodrum’un ‘kişiye özel eğitim’ odaklı butik okulu Mod Bodrum Koleji’nde, 2 yaşından itibaren farkındalığı yüksek, üretken, yaratıcı, ne istediğini çok iyi bilen ‘dünya vatandaşları’ yetişiyor.

Bir anne babanın yaşamları boyunca verdikleri en kritik kararlardan biri de şüphesiz çocukları için seçtikleri okuldur. Ebeveynler, neredeyse bebeklikten itibaren bu konuda endişelenmeye ve araştırmaya başlıyorlar. Çocuklarının başarılı, potansiyelini açığa çıkarmış, sevdiği mesleği yapan, özgüven sahibi ve en önemlisi de mutlu bireyler olmasını isteyen anne babalar için mutlu bir aile ortamı kadar ‘çağdaş ve dünya standartlarında’ bir eğitim kurumu da önemli…
Çocuklara, etraflarını saran bilgisayarlı makineler ve büyük veri yığınları ile iletişime geçme, onlara ne yapmaları gerektiğini emredebilme ve onlardan gelen sinyalleri anlayabilmelerini sağlayacak yeni bir ‘dil’ becerisi katan kurumlar, anaokulundan liseye kadar tüm kademelerde çocukların, oyun kodlama, mobil kodlama, algoritmik kodlama, 3D tasarım ve Robotik kazanımlarını elde etmelerine olanak sağlıyor. Bu okullardan biri de Bodrum’da… Butik bir okul olarak eğitim hayatına devam eden Mod Bodrum Koleji, küçük yaşlardan itibaren farkındalığı yüksek, üretken, yaratıcı, ne istediğini çok iyi bilen ‘dünya vatandaşları’ yetiştiriyor.
Mod Bodrum Kolej Müdürü Sakine Özdemir, yeniliklere ve yenilenmeye açık, Endüstri 4.0 vizyonu ile eğitim veren Bodrum’un tek ‘butik’ okulunu bizim için anlattı. 23 yıllık bilgi ve deneyimini Bodrum’un ayrıcalıklı eğitim kurumlarından Mod Koleji’ne taşıyan Özdemir, özgüveni yüksek, üreten, sorgulayan ve farkındalığı yüksek bireyler yetiştirmek amacıyla yola çıkan Mod Koleji’nde 21’inci yüzyılın becerilerine sahip bireylere nasıl yön gösterdiklerini anlattı.

Mod Bodrum Koleji’nde nasıl bir eğitim sistemi uyguluyorsunuz?
Aslında öncelikle Türkiye’nin nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacı olduğunu ortaya koymak gerekiyor. Artık tüm dünyada Endüstri 4.0 diye bir değişim var. Tüm sektörlerde olduğu gibi eğitim de bunun dışında kalamazdı elbette. Bu çerçevede verilen eğitimin, teknolojiye tam anlamıyla hakim olan ve aynı zamanda karşılaştıkları problemlere çözüm geliştirme ve sorunlara eleştirel yaklaşma konusunda da bir çok temel bilgi ve becerileri kazanan çocuklar yetiştirmenin önemi ortaya çıkıyor. Dolayısıyla biz Mod Koleji’nde, öğrencilerimizi her şeyden önce 21’inci yüzyıl becerilerine hazırlayan bir program uyguluyoruz.

Bu programın geleneksel eğitimden farkı nedir?
Özetleyecek olursak, eskiden olduğu gibi çocuklara ezberci bir sistemle öğretmek değil, özgün çalışmalar yapmak, yaşayarak öğrenmelerini sağlamak ve yaratıcılıklarını kullanabilecekleri bir ortam sunmak. Hedefimiz bu… İş hayatı artık dört beceriyi arıyor. 4C olarak bilinen bu beceriler critical Thinking-eleştirel düşünme, Collaboration-işbirliği, Communication-iletişim ve Creativity yani yaratıcılık… Biz, Mod Bodrum Koleji’nde bütün müfredatlarımızı ve öğretim tekniklerimizi bu becerileri merkeze alacak şekilde geliştirmeye çalışıyoruz.
Özellikle yabancı dil konusunda son derece iddialı bir okulsunuz. Burada nasıl bir sistem söz konusu?
Özellikle bizim okulumuzun LAM (Language and Mathematics) olarak isimlendirdiği bize özgü bir programı var. Dili, doğal ortamda, iletişim aracı olarak kullanarak ufak yaşlardan itibaren benimseten, İngilizce ve Rusça ağırlıklı bir program bu… Matematik de, eleştirel düşünme ve analiz yapabilme becerilerini merkeze koyduğumuz bir program.
Bizim dönemimizde okullarda ders olarak verilen matematikten farklı mı?
Evet. Matematik ne yazık ki ‘kaç soru çözdün?’, ‘kaç yanlış kaç doğruyu götürür?’ den ibaret… Buradaki matematik biraz daha farklı. Örneğin ‘tahmin’ çok önemli. Çocukların günlük hayatla matematik arasında bir bağlantı kurabilmelerini sağlayan bir sistemden söz ediyorum. Örneğin bahçeye çıkıp yaprak toplaması, topladığı yaprakları renklerine göre ayrıştırması, daha sonra tahmin yürüterek kaç yaprak olduğunu belirlemesi gibi alıştırmalar, çocukların günlük hayatla bağlantı kurmasını pekiştirir. Tahmin, karşılaştırma, ayrıştırma ve verileri yorumlama… Biz Mod’da, 2 yaşındaki çocuklarımızla bile bunu yapabiliyoruz. O çocuklar ilkokul seviyesine geldiklerinde çevrelerinde olan biteni birleştirerek grafik oluşturmaya başlıyorlar. “Matematik” dediğimiz programımızın temelinde bu var.
Çocuklar okulda nasıl sosyalleşiyorlar? Bu anlamda etkinlikleriniz var mı?
LAM dediğimiz program içerisinde sosyal ve duygusal gelişim çok önemli bir yer tutuyor. Bunu aslında bir anlamda rehberlik olarak tanımlayabilirsiniz. Amaç, çocuklara büyüme sürecinde farkındalık kazandırarak, yaşadıkları değişimlere rehberlik etmek… Merkeze çocuğun yaşantısını koyan ve bu şekilde öğreten bir sistemden söz ediyoruz.
Bu çerçevede sosyal faaliyetler ve kulüpler çok önemli. İlkokuldan itibaren kulüp saatlerimiz var. Rotasyonlu etkinlik saatlerinde, satrançtan, robotik kodlamaya, sanattan spora ve halk oyunlarına kadar pek çok alanda kendilerini geliştirebiliyorlar. Dergi çıkarıp, İngilizce drama sahneliyorlar. Buradaki amaç, kendi ilgi alanlarını belirleyip bir etkinliğe yoğunlaşmalarını sağlamak… Bunun dışında özellikle sene başında özel gün ve haftalar programını belirleriz. Bayram kutlamalarının dışında bize özel haftalar var Mod’da. Sevgi Haftası, Kitap, Haftası, Sanat Haftası gibi…

Mod’da bu eğitimi alan çocuklar, ileride nasıl ‘birey’ler oluyorlar?
Çocuk doğru bir eğitim alarak, üretmeye, sorumluluk almaya ve duyarlı olmaya alışmışsa, hayat şartları ne olursa olsun, nereye giderse gitsin ayakta kalmayı başarır. Çünkü mücadele etmeyi öğrenmiştir. Kendisiyle barışık ve bireysel farklılıklara karşı saygılıdır. Bu bakış açısıyla yetiştirilen öğrenciler, nerede olurlarsa olsunlar, hangi işi yaparlarsa yapsınlar, hangi okula giderlerse gitsinler öncelikle insanlara ve çevrelerine karşı saygılı bireyler olarak büyüyor. Kendilerini ve dünyayı anlamaya çalışıp, fikirlerini cesurca ortaya koyabiliyorlar. Her şeyden önemlisi toleranslı olabiliyorlar.
Okullarda ‘başarı oranı’ rekabet unsuru olarak öne çıkıyor. Mod’da böyle bir kriter ve ölçümünüz var mı?
Bizim okulumuzun henüz dördüncü senesi. Dolayısıyla bunu konuşmak için çok erken. Ben eğitim hayatımda hiçbir zaman ‘yüzde’lerle ifade edilen başarı oranlarını onaylamadım. 23 yıllık eğitim hayatımda pek çok ‘başarılı’ ve ‘mutlu’ insan yetiştirmenin gururunu yaşıyorum. Bugün Londra’daki bir müzikalde başrol oynayan bir öğrencim var örneğin… Bir diğer öğrencim, bir önceki eğitim kurumunda benim meslektaşım olarak karşıma çıktı. Bunlar gurur verici… O çocukları yetenekleri doğrultusunda yönlendirmeyi ve hayaller için adım atma cesareti vermeyi başardığımız anlamına geliyor. Ne istediğini bilen bireyler yetiştirdiğimizi görüyorum. Bizim en önemli görevimiz, öğrencinin gönlünde yatan şeyi bulmasını sağlamak ve o yönde yönlendirmek. Başarı budur bize göre.
Tümüyle farklı ve benzersiz bir eğitim programı uyguluyorsunuz. Öğrenci, eğitim hayatına farklı bir kurumda devam ettiğinde nasıl uyum sağlıyor?
Mod Bodrum Koleji olarak şu an anaokulu ve ilkokul eğitimi veriyoruz. Ancak önümüzdeki süreçte ortaokul projemiz var. Bizimle devam eden öğrencilerimiz ortaokul seviyesine geldiklerinde ya Mod’da eğitim hayatını sürdürecek ya da bu programı uygulayabilecek bir okulda, bizim rehberlik ve önerilerimiz doğrultusunda oluşturulacak bir sınıfa geçecek. Biz veli ve öğrencilerimize bu programın devamını sürdürebilecekleri bir sınıf garantisi verebiliyoruz.
Mod’un Eko Okul hedefi var mı?
Böyle bir hedefimiz var. Tabii belli bir müfredat söz konusu. Çocuklara geri dönüşümü, tasarrufu, çevre duyarlılığını, dünya kaynaklarının bir gün tükeneceğini anlatıyoruz. Çocuklar plastik kullanmıyorlar bu okulda örneğin. Seneye eko okul projesine başvurarak bunu daha sistemli şekilde yapıyor olacağız.
Bugün geldiğimiz noktada, iyi eğitim için maddi güce ne ölçüde ihtiyaç var sizce?
Bence eğitimde fırsat eşitliğinin olduğu bir çağda yaşıyoruz. Zengin fakir olmak hiç önemli değil artık. Elimizde sadece akıllı telefon olsun, bir dil seviyemiz olsun, her şeye ulaşabiliriz. Sadece internetten izleyerek bile bir şeyleri öğrenebilirsiniz. Özel ders almak zorunda değilsiniz. İlk kez eğitimde ‘adil’ bir dünyada yaşıyoruz, benim inancım bu doğrultuda.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlginizi Çekebilir

KIRSAL KALKINMA DESTEKLERİ 13. ETAP BİLGİLENDİRME SUNUMU BODTO’DA GERÇEKLEŞTİ

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi ...