Anasayfa / KÖŞE YAZARLARIMIZ tüm yazılar için fotografa tıklayınız / ALİ DİZDAR / A NASEMASENE ÇE BELEDİYE…, ALİ DİZDAR YAZDI

A NASEMASENE ÇE BELEDİYE…, ALİ DİZDAR YAZDI

 

A NASEMASENE ÇE BELEDİYE…

Ben önce eğitimimi tamamlamayı ve ardından da bir iş sahibi olmayı Bodrum dışında arayanlardanım, böyle benim gibi çok kişi var. İlk kafile benim ve benden önceki jenerasyon 1960 yılı öncesi doğumlu olanlar ve ikinci kafile benim çocuklarım gibi Bodrum’da iş imkânı olmayan dallarda eğitim görüp mecburi Bodrum dışına taşınanlar. Onlar da epeyce kalabalık. İşte bu iki kafile eğitim için dışarıya giden ve Bodrum’da iş imkânı bulamam korkusu ya da bulamadığından bir yerlerde takılıp geri dönemeyenler.

Bunlardan birisi de “AJAN ÜSEN” lakabıyla tanınan saydığımız, sevdiğimiz ağabeyimiz Hüseyin KARAÖZ. Benim bildiğim boynunda asılı fotoğraf makinesi ile gezen Bodrum’un ilk gazete muhabiri. Zaten lakabı da bu yüzden AJAN oldu, her yerde her olayda anında orada olur, hiçbir şeyi kaçırmaz ne oluyor ne bitiyor diye her şeyden haberi olur, gündemi kovalayan hızlı ve seri hareket edişinden “AJAN gibi adam” yakıştırması nedeniyle lakabı “AJAN ÜSEN” olmuştu.

Bodrum’un yeni yeni turizme soyunduğu zamanlarda Hüseyin KARAÖZ gibi bir muhabirin varlığı Bodrum tanıtımına ilaç gibi gelmişti. Zeki MÜREN’in Bodrum’a ilk gelişinde onu karşılayan ekibin başında da o vardı Bodrum’u gezdiren heyette de vardı. Tarkan film çekimleri esnasında Kartal TİBET’i takipte de O vardı. Bodrum’a ne kadar ünlü kişi geldiyse hepsinin peşinde AJAN ÜSEN dolanırdı. Hepsiyle de selfisi olan zannedersem tek gazetecidir. Hüseyin abimiz hızını alamadı hem lisan öğrenmek hem de iş icabı yurtdışına gitti. Amerika’yı dolaştı hatta oradaki ünlüler ile de selfiler çektirdi. Selfi dediğime bakmayın o zamanlar cep telefonumuz olmadığından selfi çekmiyorduk elbet, fotoğraf makinesini orada olan birine verip bizi çeker misin diyorduk.

İşte bu pire gibi adam zargana balığı fiziğiyle yurtdışında takılıp kaldı ve oraya yerleşti. Ve yaşamını orada sürdürüyor. Kökleri ve aklı burada olduğu için her fırsat bulduğunda Bodrum’da olur. Bu son gelişi geçtiğimiz günlere rastladı ve giderken çok büyük sitemlerde bulunarak ayrıldı. Bu sitemkâr yazıyı Facebook ta okuyanlarınız olmuştur muhtemelen. Bodrum ile ilgili çok fazla anısı ve olaylara şahitliği olan bir kişidir. Gazeteciliğin verdiği pratikle de iyi yazı yazabilme kabiliyeti olduğundan Bodrum’a ilişkin kitap yazabilecek kişilerin başında gelir henüz yok ancak beklentimiz var.

 

Hüseyin ağabey UZAKTAN GAZEL yazısında şöyle demiş ;

“Bodrum küçük İZMİR olmuş. Bodrum’da Bodrumlu okyanusta bir damla gibi. Bir ay boyunca Bodrumlu eski arkadaşlarıma, kovulduğu Kumbahçe sahilinde rastlamak yerine, Yokuşbaşı’nda, Umurca kahvesinde, nişan düğün gibi veya acı içinde cenaze merasiminde şans eseri rastlayıp MERHABA diyebildim. Biz eski Bodrumlular Facebook sayfalarında eski siyah beyaz fotolara bakıp teselli bulurken aramızdan yıllar önce ayrılanlara her seferinde RAHMET dilerken her rahmetin aynı zamanda BODRUM’UMUZA da gittiğinin farkında bile değiliz. Eski Bodrumumuza bir FATİHA okuyup, ardından “KENDIM ETTIM KENDIM BULDUM türküsüyle sizlere veda edeyim.”

Sitem epeyce uzundu ben özet geçtim. Bodrum’a gelip de sitem etmeden gidene rastlamıyoruz artık. Eski Bodrumlu memnun değil, sonradan gelip yerleşen memnun değil, ziyaret eden memnun değil, gazete köşelerinde yazılan yazılar memnunsuzluk üstüne. Peki kim memnun? Rantçılar!… Kim bu rantçılar? Ekseriyetle hepimiz. Sonuçta hepimiz durumdan şikayetçiyiz ancak rantından memnunuz.

Durumdan memnun olmasa da şikâyet hakkı olmadığından hizmetlimiz başta Muğla belediyemiz umut dolu mesajlarla statüsünü ve yerini koruma çabasında.

Alışkanlık oldu artık yazmadan da duramıyorum. Bir şeyler karalayayım diye klavye başına oturduğumda yahu biraz da güzellikler yazayım, övgüler düzeyim istesem, bulabileceğim bir şey olmuyor. Geri döndüğümden beri gördüğüm manzara karşısında çığlık atmaktan geri duramıyorsam da artık nereye baksam rezillik diz boyu. Yahu artık eleştirilecek bir hali bile kalmadı Bodrum’un. Ağustos başı turizm sezonun tam ortasında Bodrum’un göbeğinde can damarı yolunu kazıp trafiği altüst eden ve turizmi dinamitleyen bir yönetimin nesini eleştireyim. Nefretle küfredilen bir konuyu nasıl yazıya dökeyim. Üstelik herkesin görüp yaşadığı, verip veriştirdiği, isyan etmeyenin kalmadığı aşikarken yöneticilerimiz uyuyor mu demenin kıymeti kalmadı.

 

Son günlerin en gözde eleştirisi;

“Uyuyanı uyandırmak kolay da uyuma numarası yapanları mümkün değil.”

Biz yapmadık deseler bile olumsuzlukları kim engelleyecek, yaşamın düzgün seyrini sağlama mekanizmasını kim çalıştıracak “BELEDİYE”. Burası “DİNGONUN AHIRI” değil. Bu gibi alt yapı işlerini kışın ortalarında hiç turistimiz yokken nispeten trafiğin az yoğunluğunda bile yapıyorsunuz diye eleştirmemiz, bıktık artık bu yol kazmalarından dememiz normaldir. Ancak bu yapılanlar hakkında ağzımın içine doluşan kelimeler çok acayip olduğundan yazıya dökemedim.

Ben Girit göçmeni ailelerden geldiğimden onların veciz sözlerine aşinayım. Çok anlamlı bir sitemleri vardı, Giritlice söylerlerdi. Dilim döndüğünce söylendiği gibi yazacağım.

“A NASEMASENE ÇE BELEDİYE”

Türkçesi “Hay senin gibi belediyenin…” demekti.

Bodrum için sözün bittiği yerdeyim. Durun artık, yazıktır, günahtır, ayıptır demenin anlamı kalmadı. Bu yönetimlerin alayını değiştirmekten öte çıkar yolumuz kalmadı gibi.

Evet ÜSEN abicim Bodrum’da dost kalmadı, dostluk kalmadı, aynen dediğin gibi önümüzdeki yıllarda, büyük şehir olmuş o güzel, müstesna, küçük, sakin, tarihiyle de, tabii güzelliğiyle de meşhur BODRUM’UMUZDA su sıkıntısı, trafik keşmekeşi, kriminal, toplumsal, sosyal, polisiye olaylar sorunlarıyla çok daha fazla karşılaşacağımız kesin.

Rastgele de olsa görüşmek üzere. Saygılarımla. Ali Dizdar

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Bu Haberi Kaçırmayın

AKLIMDA DELİ DALGALAR! Ali Dizdar’ın Yazısı

  Aklımda deli dalgalar gelir sahilleri yalar Beni bu sesler oyalar aldırma ...