CHP’Lİ BAŞKAN KOCADON’DAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR

CHP’li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, Anadolu halkının CHP’deki iç kavgalardan bıktığını söyledi, “İmza toplama işi erken başladı. Başlatanlar aday gösterilmeyenler. CHP bu haliyle yüzde 15’i zor geçer dedi. Yerel seçimlerde Bodrum’a tekrar aday olmayacağını açıklayan Kocadon, “Büyükşehir Belediye Başkanlığına adayım. Bodrum’u asla düşünmüyorum” diye konuştu.
Kocadon, 24 Temmuz Basında Sansürün Kaldırılışı’nın yıldönümünde Trafo Bodrum’da basın mensuplarıyla biraraya geldi. Önceki gün Günaydın’a verdiği röportajda söylediklerini çok tartışıldığını anlatan Kocadon, “Kimisi kahraman ilan etti, kimisi günah keçisi. Sözlerimin arkasındayım. CHP Anadolu’da var mı? Yok. Anadolu halkı CHP’deki iç kavgalardan bıktı. CHP Anadolu’da güven kaybı yaşıyor. İmza toplama işi erken başladı. Koltuk kavgası yaşanıyor. Kavgayı başlatanlar aday gösterilmeyenler. Eğer beklenilseydi Kılıçdaroğlu çalıştay toplar, Akşener’in yaptığı gibi çekip gidebilirdi. CHP bu haliyle yüzde 15’i zor geçer” dedi.
CHP’den ayrılmayacağını, başka partiye de geçmeyeceğini söyleyen Kocadon, Hiçbir şekilde Bodrum’dan aday olmayacağım. Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adayım. Büyükşehir’e aday gösterilmezsem de Bodrum’u düşünmüyorum. İcraatın başında olmak istiyorum. Muğla ve Bodrum hakettiği yerde olacak. Büyükşehir Yasası’nda sıkıntılar var ama, takdir hakları kullanılabilirdi. Yasa ile bir bakıma Büyükşehir, Küçükşehir’e bağlandı. Haklarımı arıyorum, dosyalarla Genel Merkez’e gidip çocuk şikayet eder gibi şikayet ediyorlar” diye konuştu.
İÇİİŞLERİ BAKANI BODRUM A DESTEK VERDİ
Bodrum’un nüfusunun 160 bin olduğunu belirten Kocadon, “Bu nüfusa göre ödenek alıyoruz ama 1 milyon kişiye hizmet veriyoruz. Büyükşehir Yasası’ndan sonra taşeron işçi sorunu yaşandı. Bodrum a sahip çıkıldı. Bodrum bir dünya markası” şeklinde konuştu.
Kocadon, “CHP size sahip çıkıyor mu?” sorusuna, “CHP bana sahip çıksa Bodrum’dan 2 milletvekili çıkardı. Nüfusu 2 bin 500 olan Güllük beldesi milletvekili çıkardı, 160 binlik Bodrum çıkaramadı” cevabını verdi.
MEHMET KOCADON’NUN KONUŞMA METNİ
Başkan Mehmet Kocadon, tüm basın mensuplarına hoş geldiniz diyerek başladığı konuşmasında, “Değerli basın emekçileri, önce hepinizin özgürlük gününü kutluyorum. Tabi 20 yıldır beraberiz, kimi arkadaşlarla beraber büyüdük, kimi arkadaşlarımızın da yaşlanmalarını beraber izliyoruz. Parantez açıyorum, ihtiyarlamalarını demiyorum bakın yaşlanmalarını diyorum. İnsanlar yaşlanabilir ama ihtiyarlamaz. Bunun bir örneği de bu basındaki arkadaşlarımızda var. Hala 50 km koşan arkadaşlarımız var, yüzmeden gelen arkadaşlarımız var, beraber yaşlandığımız arkadaşlarımız da var. Gerçekten bu süreç içinde herhalde Türkiye’nin en özgür basınının Bodrum’da olduğunun hepiniz farkındasınız. 20 yıllık belediye başkanlığım sürecinde zaman zaman iyi de yazdınız zaman zaman kötü de yazdınız, zaman zaman eleştirdiniz, zaman zaman ise karalamalar bile yaptınız ama dikkat edin ki Mehmet Kocadon tarafından –ki 20 yıllık belediye başkanıyım- size en ufak bir söylem, ifade ya da bir yaptırım hiçbir zaman olmamıştır. Bunun altında yatan tek şey, herkesin fikrine inanmaktır. Özellikle kalemini iyi kullanan arkadaşlara bir defa daha burada teşekkür ediyorum. Basın bizim, gözümüz, kulağımız, dilimizdir. Zaman zaman onların yazdıklarını okuyarak kendimize yön çizeriz hatta ülkeler yön çizerler. Onun için ben gerçekten kalemini özgürce kullanan ve özellikle yöresi için, ülkesi için yön belirleyici eleştiriler yapan bütün basın mensubu arkadaşlarımın bu güzel günlerini bir defa daha kutluyorum. Umarım ki nice yıllar yine beraber oluruz. Kafanızda benle ilgili zaman zaman soru işaretleri oluyor, hepsini sorabilirsiniz rahat olun. Ben sizlerle beraber bugünlere gelmiş bir arkadaşınızım. Onun için basının ne demek olduğunu gayet iyi biliyorum. Özgür basının benim için neler yaptığını zor süreçlerimde gayet iyi biliyorum. Onun için bir defa daha hepinizin bu güzel gününü kutluyorum, emekçi kardeşlerime başarılar diliyorum ve hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Gönül ister ki Türkiye’de bütün yerel basın, bu kadar özgür olabilsin ulusal basın bu kadar özgür olabilsin. Özgürlük güzel şey arkadaşlar. Yaşayın yaşayabildiğiniz kadar özgürlüğünüzü.” dedi.
Başkan Kocadon konuşmasının devamında yaptığı bir açılamada ise “Basında bir röportajım çıktı, bazı arkadaşlar övüyor göklere çıkarıyor bazıları ise yerlere çakıyor ama bir şeyi asla unutmayalım: Gerçekleri söyleyecek kadar cesur olun çünkü siz ve kaleminiz bunun için var, gerçekleri yazmak için… Sakın suçlanmaktan korkmayın! Herkes kafasını kumdan kaldırıp etrafına bakacak. Yenilmek de, kaybetmek de bir zaferdir ama yenilirken de neden yenildiğimizin hesabını iyi yapmak gerekir. Felaketten medet ummak kadar zavallıca bir şey yoktur. Sel baskını olur birileri ortaya çıkar yorum yapar, trafik kazası olur birileri ortaya çıkıp yorum yapar, aday olursunuz kazanırsınız kazanamazsınız birileri yine ortaya çıkıp yorum yapar, hep bir şeyler beklerler. Tekrar söylüyorum: Felaketten medet ummak zavallıların işidir. Bizler her durumda dik durarak gördüklerimizi söyleyeceğiz, sizler de eleştirilerinizi ve doğruları, gerçekleri yazarak söyleyeceksiniz.
Bir gün bir röportaj yaptık, kimileri tarafından kahraman kimileri tarafından ise günah keçisi olduk. Yanlışlarımız olabilir ama bu yanlışlarımızı bizi karalayarak, yere çakarak değil eleştirerek yazarsanız biz de teşekkür ederiz. Ama bakıyoruz ki Çevre Dostu ödülü alıyoruz, karalayacak yorumlarda bulunuyorlar, Yöresini En İyi Tanıtan Belediye Başkanı ödülünü alıyoruz yine yorumlar devam ediyor. Arkadaşlar bu ödülleri ben kendime vermiyorum. Demek ki dışardan bir göz olarak bizi izleyip takdir ediyorlar ve bu ödüllere layık görüyorlar. Eleştirebilirsiniz ama arada alkışlamayı da unutmayalım. Bizler imkansızlıklardan imkanlar yaratan bir belediyeyiz. 160 bin kişiye göre ödenek alarak 1 milyon kişiye hizmet etmek marifettir bugün taşınan kadroyla 250 işçiyle, az işçiyle çöp topluyor Bodrum Belediyesi, bunun farkında mısınız? On tane belediye kapattı, on tane belediyenin borcunu üzerine aldı, on tane belediyenin bir tane personelini çıkarmadan halen düzenli maaş ödüyor bu belediye, bunun farkında mısınız? Bunları neden yazmıyorsunuz ya da neden söylemiyorsunuz?
Bakın on yıldır yapılamayan Turgutreis’deki Bulvarı yapıyoruz. Üç ay içinde 4. sahili bitiriyoruz. Türkiye’de açılmayan kadar parklar açıldı. Eski belediyelere ait mahallelerdeki hiçbir spor kulübü kapatılmadı hepsi başarıdan başarıya koşuyor. Bunlar güzel şeyler değil mi? Bunları neden hiç kimse görmüyor? Sadece eleştiriliyor… Neden eleştiriliyoruz? CHP Anadolu’da yok dediğimiz için. Peki, var mı arkadaşlar. Türkiye’nin %30’unda milletvekilimiz yok. Peki, neden görmezlikten geliyorsunuz, yazmıyorsunuz? Ben bunları söylemeye devam edeceğim. Bunu da söyleyeyim: Mehmet Kocadan başka hiçbir siyasi partiye geçmeyecek ve CHP’de siyasi hayatını sonlandıracaktır. Çünkü ben CHP geleneğinden gelen bir ailenin çocuğuyum ve öyle de kalacağım. Mehmet Kocadon’un bir tek derdi var: Muğla ve Bodrum’u Türkiye ve uluslararası gündeme taşıyabilmek. Bodrum ve Muğla hak ettiği yerde olacak. Kısırdöngülerle artık bir yere varmamız mümkün değil. Olmayan ekmeğin kavgası olmaz. Şu anda kıyı bandına sıkışıp kalan CHP, olmayan ekmeğin kavgasını yapıyor ve kendi kendini bitiriyor.
Siyasi hırslarını törpülemiş bir genel başkan Cumhurbaşkanı adayı gösteriyor, kendi çıkabilecek iken… Türkiye’de demokrasiye inanmış bir genel başkan, 15 Milletvekilini İyi Parti’ye geçiriyor, Türkiye’de hak-hukuk ve adalet diyen bir genel başkan, 450 km yol yürüyor ve Türkiye’de bir seçim oluyor, halen birçok gencimizin ağzında, Muharrem İnce şarkısı söylüyorlar, arkadaşlar ki seçim biteli bir ay olmasına rağmen… Ama ne yapıyoruz, seçimin ertesi günü koltuk kavgası başlıyor ve çok enteresandır ki Türkiye’de yeni bir sistem kurulurken, yeni bir hükümet kurulurken, dışarıdan bakanlar atanırken maalesef ana muhalefette bir tane eleştiri, bir tane söz yok.
Dünkü yazımda da var, aday gösterilmemiş milletvekili arkadaşlarımız… Evet, evet… Gidin bakın! Bu işin başını kimler çekiyor, gidin bakın. Ülkeni seviyorsan, iktidara gelmek istiyorsan, önce koltuk sevdanı bırakacaksın arkadaş! Seçilmiş insanlara yardımcı olacak, beklemesini bileceksin. Çünkü siyaset sabır ister. Siyasette sabrın yoksa bu işlere, bu yollara girmeyeceksin.
Hiçbir zaman gaz pedalından ayağımı çekmem, hedeflerime arkama dönüp bakmadan yürümeye devam ederim arkadaşlar. Bu benim kendi kişiliğimle ilgilidir. Arkaya dönüp bakmak sadece zaman kaybettirir. Bakın bir daha söylüyorum: en yakın arkadaşınız sırtınızdan sizi hançerleyebilir. Sakın dönüp de hançeri çıkarıp onun arkasından koşma, hançeri ona saplayacağım diye… Bırak o arkadaş da orada kalsın. Sen yoluna devam et. Bir tek hedef vardır arkadaşlar, başarıya ulaşmak. Bir yerlere adaysanız, Muğla’yı bir yere taşımaktır Bodrum’u bir yere taşımaktır. Size açık ve net söylüyorum, bu hoşgörümüz olmasa, bu birlik beraberliğimiz olmasa; bakın, Türkiye’de taşeron yasası çıktı, kış ayında yakalandık, biliyorsunuz. Özellikle çöp toplayan arkadaşlarımızla yüzde 75 az kadroyla çalışırken yakalandık kışın biz buna, biliyorsunuz. Çünkü biz yazın çöpü 400 kişi ile topluyoruz kışın da bu 150 kişiye düşüyor.
Dünkü gazeteye baktığınız zaman ülkenin kimler tarafından yönetildiğini hepiniz biliyorsunuz. Bugüne kadar hiçbir CHP’li belediye başkanı, bu gazetede röportaj yapabildi mi ya da çıkabildiler mi arkadaşlar. O gazeteye röportaj yapacak bayan, 3 defa üst kurullarından izin istedi ve hepsinden ortak bir cevap: ‘Mehmet Kocadon ise yap’ Demek ki arkadaşlar Mehmet Kocadon ve Bodrum artık üstlerde bir yerlere gelmiş. Gelin bu isimleri zirvede tutalım, yeni isimler yarataraktan onların yanına getirelim. Zirvedeki isimleri aşağıya çekerek değil. Çünkü o insanları aşağıya çektiğiniz zaman yeni insanlar oraya gelmekte çok zorlanıyor. Çünkü onlar da bu işi bırakmak istiyor yapmak istemiyorlar. Onun için başarıya ulaşmış insanları bir yerlere taşıyın, ayağından aşağıya çekmek marifet değil. Yeni Mehmet Kocadonlar yaratmak marifet yeni gazeteci yaratmak marifet. Burada bak, Zeki abim var. Biraz önce söyledim, Rezzanlar var yeni Rezzanlar yeni Zekiler yaratmak zorundayız. Yoksa ne olur? İşte böyle her gün biraz daha medeniyetten uzaklaşan, sansürleri ağırlaşan, size dahi bedelleri ağır olan bir Türkiye yaratırız. Bizler hep yenilerini yaratmak zorundayız, yeni gençlerin önünü açmak zorundayız. Ben bütün bu kısıtlı imkanlarıma rağmen, Bodrum’da dikkat ediyor musunuz? Üç şeyden hiç bir şey esirgemiyorum hatta buna 4 de diyebiliriz: bir sağlık, iki eğitim, üç spor, dört sanat – kültür. Bunlardan hiç vazgeçtik mi arkadaşlar? Çünkü bunların hepsi sağlıklı nesiller, medeni insanlar yetiştirir. Çocuğa zamanında insana saygı eğitimini vermezsen hiçbir anlam ve önem taşımaz. Okumuş da adam olmamış nesiller yaratırız. Onun için bütün çalışmalarımızı zaman zaman biz görmüyor olabiliriz ama birileri bunu gözlüyor. Birileri bunları izliyor ki bize de bunun karşılığında bir plaket veriyorlar. Bunlar da bizi motive ediyor çalışma arkadaşlarımızı motive ediyor. Yoksa plaket her yerde var ama benim kadar çalışan ekibimizin de motive olması lazım, onların da şevk ile çalışması lazım. Nasıl sizlerle ara sıra böyle oturup bu muhabbetleri, şu sohbetleri yapınca bana kendinizi daha yakın hissediyorsunuz… Bizler için de aynı şeyler geçerli. Sonuçta bizler de insanız, etten kemikteniz. Bakmayın bazen benim canım sıkılmıyor mu? Sıkılıyor. Üzülmüyor muyum? Üzülüyorum. Hasta olmuyor muyum? Oluyorum ama toplumun önünde olan insanlar, bazı şeyleri içine atıp dik durmak zorunda, yolunda yürümek zorundadır. Çünkü toplum onu kendine örnek alıyor. Bizim mazeret üretme gibi bir şansımız yok, bizim problemin parçası olma lüksümüz yok. Biz hep çözümden yana olacağız. Ben de bilirim belediye mevzuatına göre belediye yönetmeyi… Açarım defteri ve ‘olmuyor kardeşim, bak mevzuat böyle yazıyor’ demeyi. Buna göre belediye yönetilecek olsaydı hükümetler kaymakam gibi belediye başkanı atardı. Ne için seçtiriyorlar bizi, ne için sizi önünüze getiriyorlar? Çünkü yöresinin örf ve adetlerini kültürlerini bildiği, patika yolu bildiği için ve yasalardaki takdir hakkını, halkından yana kullansın diye bizi seçtirip sizin önünüze koyuyorlar. Yoksa mevzuata göre yaparsan, görev süresince adliyede 3 tane dosyan ya olur ya olmaz. Bir tane de çivi çakamazsın bir tane başarı yakalayamazsın. Ara sıra risk almak, cahillik veya aptallık değildir. İcap ediyorsa risk alınır, tek başına alırsın ama alırsın. Bizde risk almayı ucuz kahramanlık olarak görüyorlar. Halbuki bugün Bodrum, Türkiye’nin ve ülkenin gündemindeyse aldığımız bir çok riski başarı ile tamamlamamızdan dolayıdır. Bodrum kadar tanınan bir şehir var mı arkadaşlar? Türkiye’nin önünde gidiyor tanınmış olmakta biliyor musunuz? Bunun altında yatan neden ne? Benim kara kaşım kara gözüm değil, boyum posum değil, Rezzan abla beni çok seviyor diye de değil veya sizlerle iyi geçiniyorum diye değil. Yaptığımız çalışmalar, tanıtım çalışmaları, hep bunun altında yatan bir emek bir çalışma var, gözükmeyen bilinmeyen çalışmalar var, sizlerin yazdığı yazılar var, sizlerin yaptığı haberler var. Bu işin % 55`i 60`ı sizin eseriniz arkadaşlar, basının eseri. Bazen Bodrum`da kötü olaylar da oluyor. Dünyanın her yerinde olan olaylar bunlar ama Bodrum isminin haber değeri o kadar yüksek ki ve o haber öyle bir hale geliyor ki, bir bakıyorsunuz Bodrum Belediye Başkanı Muğla Valisi olmuş, Emniyet Müdürü olmuş, Bodrum Kaymakamı olmuş, Bodrum Jandarma Komutanı olmuş. Tek suç Bodrum Belediyesinin üstüne kalıyor. Niye? Çünkü en kolay eleştirilecek insan, seçilmiş insandır. Biz bunu biliyoruz, yazan arkadaşları da biliyoruz. Yani bu bile bizim ne kadar büyük olduğumuzu gösteriyor. Bakın bütün burada işlenen olaydaki suç sadece Bodrum Belediyesi üzerine kalıyorsa, bu bile Bodrum Belediyesinin ne kadar güçlü ve büyük olduğunu gösteriyor. Ve hepimiz umuduz, medet umulan bir yeriz ki umut ve medet olan yerde arkadaşlar asla karamsarlık olmaz problem olmaz, hep çözüm olur iyilik ve güzellikler olur. Biz yolumuza iyilik ve güzellikler yaparak gitmeye devam edeceğiz. Odama giren herkesin mutlu çıkmasını isteyen bir insanım ben. Çıksın! Ha çıktıktan sonra isterse belediye başkanını kardırdım desin ama biz Bodrum Belediyesi olarak elimizden geleni yapmış mıyız, imkansızları imkanlı hale getirmiş miyiz, risk almış mıyız? Biz vicdanen rahatız iyilik yaptığımız için güzellikler yaptığımız için ve çare ürettiğimiz için ama dışarıda ne konuşursa konuşsunlar. Onun için benim size diyeceğim; lütfen Bodrumun ismini iyi kullanalım, Bodrum’un ismini iyi yerlerde iyi şekilde yazalım. Dünyanın her yerinde olan olaylar sanki sadece Bodrum’da oluyormuş gibi değil bunlar devamlı her yerde olan şeyler. Çünkü insanoğlunun olduğu her yerde olaylar olabiliyor. Ufak bir örnek vereyim: son günlerde bu çöplerle ilgili çok büyük şikayetler geliyor ve sosyal medyada bu tür resimler yayınlandı. Zannetmeyin ki yayınlanan resimler sadece Bodrum’u ilgilendiriyor. Bütün dünya o resimleri görüyor arkadaşlar ve 12 milyon turist çeken Londra`da, gidin şuanda çöp yığınlarını görürsünüz. Bodrum Londra`dan bin kat daha iyi ama onların çöp yığınlarını hiçbir yerde göremezsiniz, hiçbir sosyal medyada göremezsiniz. Halbuki bizimkiler çöp yığını da değildi. Eskimiş klozet ya da belediyeye 50 TL vermemek için bahçesinde budama yapıp budamadan kesmiş dallardır. Onun için bu fotoğrafları sosyal medyada yayınlamak marifet değil. Yayınlayın ama bin tane yayınlayacağınıza 10 tane yayınlayın. Ülkeni seviyorsan Bodrum’u seviyorsan bu şehirleri bir arada tutmakta fayda var. Çünkü bunlar dünyanın her yerinde olan olaylar. Bakın bir daha söylüyorum: 50`ye yakın ülkeden turist geliyor Bodrum’a ve diğer yerlerde turizme baktığımızda 2 ülke 3 ülke görürsün ama Bodrum öyle değil. Bodrum bir Türkiye markasıdır arkadaşlar. Bodrum’u daha iyi yaşatmak için yukarıya çıkarmak için elimizden gelen her şeyi yapmak mecburiyetindeyiz. Bu bizim en büyük sorumluluğumuz ve görevimiz.
Konuşma arasında bir basın mensubunun CHP’ye sahip çıktığınız kadar CHP örgütleri size sahip çıkıyor mu şeklindeki sorusu üzerine Başkan Mehmet Kocadon, şu açıklamayı yaptı:
“Şimdi tabi güzel soru esasında. Biraz da gündem ile ilgili. Ben açık ve net söylüyorum. Ben CHP’ye çok sahip çıkıyorum ve elimden geldiği kadar da CHP’yle birlikte mücadeleye devam ediyorum ki elimden geldiği kadar da buna devam edeceğim ama önemli olan, doğdukları sürece insanları aşağıya çekmek değildir. Bugün bakın çok enteresan bir konuyu anlatacağım size değerli basın. Geçenlerde bir restoranda oturuyorum. Restorana balık getiren bir arkadaşım geldi -çok eskiden, 30 yıldır tanırım kendisini- Başkanım, dedi. Çok güzel balık var, size de bırakayım mı, dedi. Bırak ya oğlum, dedim. Sonra çocuk döndü, ne dedi biliyor musun? Başkanım, dedi. Bizim seçmen sayımız 2500, dedi. Bodrum’un 135.000. Biz 2500 seçmenle bir tane milletvekili çıkardık, siz bir milletvekili çıkaramadınız, dedi. Düşünebiliyor musunuz ettiği lafı arkadaşlar? Bakın, dediği yer Güllük. 2500 seçmen olan yerden biz bir milletvekili çıkardık siz 135.000 seçmen olan bir yerde, bir milletvekili dahi çıkartamadınız. İşte bunun altında yatan tek neden, senin sorun. CHP sana ne kadar sahip çıkıyor? CHP bana sahip çıkarsa Bodrum’dan bir değil iki milletvekili çıkar arkadaşlar. Çünkü ben hep bunu söylüyorum: siyasi el ile hizmet sektörü ayrı olması lazım. Siyasi el bir güçtür arkadaşlar. Eğer siyasi eli, seçilmiş insanlar ele geçirirse -ki bunun en güzel örneği Muğla Büyükşehirle, Muğla il Başkanıdır- Bu durumda İlçeler hiçbir şey yaptıramaz. Çünkü biz Büyükşehre gider bir şey rica ederiz. Başkanımız da onu ‘ya işte şimdi değil farklı zamanda tekrar konuşalım’ dediği zaman, bizim gideceğimiz ikinci adres siyasi erkin güçlü olduğu yerdir. Siyasi erke gidersin, derdini anlatırsın, o da siyasi yönden çözmeye çalışır ama iki güç de aynı insan olunca, maalesef ne oluyor? Bu işlerin hiçbiri olmuyor ve bir az önce dediğim gibi koltuklarını kaybetme korkusu yaşayan arkadaşlarımız da bu gücün arkasına takılıp hibe olup gidiyorlar. Çünkü sadece kendini kullandırmış olursun. Kişiliğinden, fikrinden, düşüncenden ödün verirsen sadece kendini kullandırırsın arkadaş! Gücünü bilmezsen, gücünü hissettiremezsen telef olur gider, yok hükmünde sayarlar ve maalesef Bodrum’un düştüğü durum da budur, gücü yanına alamamış… Çünkü gücünün farkında değildir ve telef olup gitmiştir, yok hükmündedir.” dedi.
Basında sansür konusuna da değinen Başkan Kocadon, “Bodrum’da öyle bir şey yok ama Türkiye geneline baktığımızda hapiste yatan arkadaşlar var. Onun için ben hala inanıyorum ki Türkiye’de birçok köşe yazarı arkadaşımız, yön verecek arkadaşımız özgürce gazetelerde yazamıyor. Onun için bence basına hala sansür var” şeklinde konuştu.
Bodrum’un bir güç olduğuna vurgu yapan Başkan Kocadon Bodrum’un en büyük sıkıntısının ise büyükşehre bağlanması olduğunu belirttiği açıklamasında, “Bodrum’un esasında en büyük sıkıntısı büyük şehrin küçük şehre bağlanmasından kaynaklandı. Büyük şehir küçük şehre bağlandı. Ve bizim bütün sıkıntılarımız bundan kaynaklandı. Biz büyükşehrin, bizim yetkilerimizi bu kadar elimizden alıp bizi bu kadar daraltacağını hiçbir zaman düşünemedik ama oldu mu? Oldu. Şimdi yasalara ayrı bakmak lazım büyükşehrin uygulamalarına ayrı bakmak lazım. Uygulamalarda bazı esneklikler olabilirdi, takdir hakkı kullanılabilirdi ama kullanılmadı! Şimdi, onun dışında baktığımızda ise tamam, Muğla’ya adayız. Peki, Muğla olmazsa Bodrum ne olacak diye bir soru var. Arkadaşlar açık ve net söylüyorum: Şu anda Bodrum gibi bir düşüncem yok. Niye yok? Çünkü ben hizmet yapmaya alışmış bir belediye başkanıyım. Bahaneler uyduramam. Onun için de güç şu anda Muğla büyükşehirde. Ve ben kendimi biraz paslanmış hissediyorum. Çünkü meydana karışamıyorsun, limana, otogara, ana arterlere karışamıyorsun. Şehir içini düzenlemeye kalkacaksın, altyapı büyükşehirde, şu izinler büyükşehirde. Hep bir zamanla yarış ve başarılı olamıyorsun. Ondan sonra da onların programına uymuyor bizim programımıza uymuyor. 2 yıldır arkadaşlar Bodrum çarşıya giremedik. Zeki abinin önünü yapamadık. Yok, kuruldan izin; yok, şundan izin bundan izin… Onun için de açıkçası Bodrum’da ben biraz paslandım, kendimi paslanmış hissediyorum. Bu da bana yakışmıyor. Biz icraatı direk uygulayan belediye başkanı modeli olarak 15 yıl böyle çalıştık. Biz yine Bodrum tek belediye olunca aynı güçle çalışacağımızı zannediyorduk ama büyükşehir yasası maalesef bunlara müsaade etmiyor. Onun için de Bodrum’u şu anda düşünmüyorum ama şöyle bir gerçek var: Derler ki, partiden mi olur vatandaştan mı olur sizden mi olur, müthiş bir baskı oluşursa, ya başkan işte madem Muğla’dan aday olmayacaksın tekrar Bodrum’dan olur musun diye… Yine düşünmüyorum, arkadaşlar. Yani demek istediğim benim yapıma uymuyor bu sistem, sıkıntı bu. Yani sistemden kaynaklanan bir sıkıntı yaşıyorum. Yapıma uymuyor. Bu sefer de ne oluyorum? Kendimi kasıyorum, konuşmak istemiyorum. Sizin gibi dostlar bulamayınca dertleşemiyorsun da. Dertleştiğin zaman insanlar bunu alıp farklı boyutlara taşıyorlar. Kimisi genel merkeze dosya yapıp şikayete gidiyor çocuğu şikayet eder gibi. Ondan sonra da ya il başkanlığına götürüyor ya da büyükşehir başkanlığına götürüyor. Yani bir anda ne oluyorsunuz biliyor musunuz; istenmeyen asi çocuk… Ama ben esasında haklarımı istiyorum. Bodrum halkına hizmet etmek istiyorum. Biraz sesini yükseltince de, asi ruhlu, istenmeyen çocuk oluyorsunuz. Ondan sonra da bir tane günah keçisi buluyorlar, vur abalıya vur! Halbuki beni her vurduklarında, ben biraz daha güçleniyorum, bunun farkında değiller. Çünkü ben adrenalinden beslenen bir yapıya sahip belediye başkanıyım. Adrenalin seviyesi ne kadar yüksek olursa ben o kadar heyecan duyuyorum o kadar çalışma arzum artıyor ve o kadar kendimi güçlü hissediyorum. Onun için bu da bende kendiliğinden bir özgüven patlaması oluşturuyor. Diyorum ki ben ne kadar güçlüyüm… Vurun Allah vurun, aslanlar gibi buradayım. Her yere de adayım. Bir daha söylüyorum: yerel dışında hiçbir yere aday değilim. Ben bir yerel yöneticiyim, arkadaşlar. Benim ne milletvekilliğinde gözüm var ne de bakanlıkta gözüm var. Bunu da size açıkça söyleyeyim. Ben yerelim yerel kalırım. Ya olur ya da olmaz. Dediğim gibi Bodrum şu anda benim gündemimde yok. Sonra çok güzel bir soru sordunuz. Bu borçları biliyordunuz. Bunları bildiğiniz halde belediye başkanı oldunuz. Evet. Dikkat edin ben ağlayan bir belediye başkanı modeli çizmedim. Hiç kimseye de yok demedim. Elimden ne geliyorsa imkanları zorlarım dedim. İşte bunun en güzel örneği de tiyatro. Tiyatroyu kurarken ki şu anda belediyenin belki kültür ve sanat bölümünde bu kadar bütçe olmayabilir. Çünkü maaş ödemekte zorlanırken insanlar diyebilir ‘kardeşim kültür sanat bir dursun da maaşını öde’ diyebilir. Ama buna rağmen bakın hiçbir mazeret üretmeden, kültür – sanatımızı da yapıyoruz, arkadaşlarımızın maaşını da ödüyoruz. Buradaki asıl sıkıntı, benim sıkıntım, taşeron yasasıyla ilgili. Çünkü değişken nüfusumuz olduğunu biliyoruz. Ve bizim değişken nüfus geldiğinde bizim hiçbir işçi sınırlamamız yoktu. Biz Bodrum Belediyesi olarak yazın Haziran 1 ile Ekim 15 arasında çöpü 400 kişiyle toplayacağımızı da biliyorduk. Ama taşeron yasasıyla kadrolaşma bize geçtiğinde, bizim çöpte çalışan arkadaş sayımız 150’ydi. Şimdi diyeceksiniz ki yahu bunu biliyordun da niye şişirmedin. E maaşı nasıl ödeyeceğiz? Parayı nasıl ödeyeceğiz? Para nerede? Ödenek belli, kış aylarında belediyenin geliri belli. Yani onun için taşeron firmayla geçici işçi statüsü ile çalışarak bu işleri yapıyorduk hep. Yaz ayında çoğaltıyorduk, kış ayında düşürüyorduk. Bundan dolayı bir sitemim var. Bunun dışında siz 2014 seçiminden sonra kapatılan belediyeler hakkında hiç konuştuğumu duydunuz mu? Hiçbir zaman bahane üretmedim. Hepsini seçimden sonra 1 ay içinde kapattık bitti. Şu anda daha yeni kapanan belde belediyeler var, daha yeni teslim alınan küçük beldeler var. Biz Bodrum içinde Bodrum olmuş, Yalıkavak, Turgutreis gibi belediyeleri 1 günde kapattık. Çünkü biz kendimize inanan bir grubuz arkadaşlar. Biz arkadaşlarımızın yanlışlarından medet umacak insanlar değiliz. Hepimizin yanlışları, eksikleri var ve bu belediyelerin hepsi kapatıldı. Kapatıldıktan sonra belediye başkanı arkadaşlarımız ile meclis üyelerimiz için bir tane bile müfettiş istemedik. Kapanan belediyelerin personellerinden birisini dahi mağdur etmedik. Sadece sıkıntım, bu yaz ayındaki geçici işçi statüsünü ayarlayamamaktan dolayıdır. Bunu da kendim söylüyorum farkındaysanız. İşlerin böyle olacağını düşünememiştik diyorum.
Yazdığınız çok güzel bir şey var; ‘vatandaş olarak sabah kalktığımda musluğu açıp yüzümü yıkamak istiyorum. Vatandaş olarak DSİ vb. kurumu bilmem, yerel yönetimi bilirim’ diyorsunuz ve ben de sonuna kadar buna katılıyorum diyorum. Ama maalesef bizde şöyle bir şey vardır arkadaşlar, hep bir suçlu bulunca rahatlarız. Bodrum’da şu anda su akmıyorsa DSİ’nin sorunu değildir, bizim sorunumuzdur. Çünkü vatandaş bizi bilir. Onun için onu bunu suçlayacağımıza en hızlı şekilde nasıl çare üretiriz de sabah vatandaş sabah elini yüzünü yıkamasınn hesabını kitabını yapmalıyız. Yok efendim DSİ’nin borusu patlamış, yok efendim orman geçiş izni vermemiş gibi konular vatandaşı asla ilgilendirmez. Sen akşama kadar basın açıklaması yap, vatandaş bunları okumaz bile. Vatandaş ‘benim suyum akmıyor, Kocadon benim suyumu akıt’ der biter. Bu kadar. Onun için bunu bilen bir yönetici olarak dikkat ettiyseniz benim hiçbir zaman Bodrum’da bir şey olduğunda, sular kesildiği zaman kapım çalındığında MUSKİ’yi kendim arıyorum ve bu işi düzeltin, yaptığınız yanlış diyorum. Biz Bodrum Belediyesi olarak bu su hattını 2012’den 2014’e kadar işlettik. Neyin ne olduğunu biliyoruz. Dikkat ettiyseniz bizim dönemimizde patlamalar yok muydu? Evet, vardı ama hiçbir zaman bu kadar çok olmamıştır. Bizim zamanımızda Güvercinlik’te iki yılda iki patlama oldu. Bunun dışında bizde böyle büyük patlamalar hiç olmadı. Ama şu anda her ay boru patlıyor. Bunun altında da yatan neden arkadaşlar; eğer siz bu hattı 2 yıl işleten deneyimli arkadaşları farklı bölgelerde görevlendirirseniz olacağı budur. Suda şaka yok arkadaşlar, suda basınç denen şey var. Eğer o vanaları açmasını, kapatmasını bilmezseniz hele hele acele edersen asla affetmez. Bunları yaparsanız aynı yerden bir daha patlar. Onun için ben burada size katılıyorum, vatandaş mazeret bilmez ve vatandaşın yolunu suyunu yapacaksın. Yolunu açacaksın, asfaltlayacaksın. Yetki bendeydi sendeydi konuları vatandaşın hiç de umurunda değil. Vatandaş oy attığı insandan hizmet bekler. Biz de elimizden geldiği kadar hizmet etmeye devam edeceğiz. Dikkat ettiyseniz benim ağzımdan çıkan ‘Bu yetki bende değildir’ ifadesi yok denecek kadar çok nadirdir. Yetkili olmadığımız yerler için yapıcı eleştirilerde bulundum ve bulunmaya da devam edeceğim. Buranın yetkisi bende değil, bu işi becerememişler, ellerine yüzlerine bulaştırmışlar, karayollarının suçu, onun suçu, bunun suçu gibi yıkıcı eleştiriler demiyorum ve hiçbir zaman da demeyeceğim.
Öncelikle şu kurultay meselesine değineyim. Bence çok erken alınmış, uygulanan yanlış bir karardır ve şu anda Türkiye’de bir seçim olsa Cumhuriyet Halk Partisi %15 barajını zor geçer. Çünkü Anadolu halkı şu anda bu olaydan nefret ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içindeki kavgalarından bıktı. Çünkü insanların güvenini yitiriyor. Siyasetçi halkına güven verirse o halk dünyada olur arkadaşlar. O halk güvende değilse sana oy atmaz. Ve dikkat ettiyseniz bakın o kadar kötü bir tablo çiziliyor ki… Bir genel başkan, bir aday olan bir kesim ve imzadan başka bir şey düşünmüyorlar. Her gün beni üç, dört kişi arıyor ‘Başkanım, Bodrum’dan kaç kişi imza verdi?’ Ya ne imzası kardeşim dedim ya bırak artık bu imza mimza işlerini… Şu anda güven yitirmesi yaşıyor Anadolu halkında Cumhuriyet Halk Partisi. Halbuki bu seçimlerden 3 ay sonra 2 ay sonra bu olaylar başlasaydı belki bir çalıştayla genel başkan, Meral Akşener’in yaptığı gibi bir çalıştay toplayacaktı. Milletvekillerini, belediye başkanlarını, il başkanlarını ki hepimize belki de teşekkür edip çekip gidecekti çünkü siyasi hırslarını örtebilen bir insandı. Benim lehimde Türkiye’ye mal olmuş isimlerse ön seçime girerim ama sadece parti içinde, partide yıllarca emek sarf etmiş, koşmuş, çaba sarf etmiş kişilerse. Ben de Cumhuriyet Halk Partiliyim, hiçbir katkısı olmamış ama sadece seçim zamanı adayım diyen arkadaşlarla gireceksem de girmem, bir daha söylüyorum. Rakiplerim kimse onları görmek istiyorum. Adam hiç ortalıkta yok, bir tane emek yok, çaba yok, partiye bir tane katkısı yok ve adam seçim atmosferine geldiğimizde ‘ben adayım ön seçim istiyorum’ diyor.” Dedi.
Bir basın mensubunun ama zaten ön seçimden çıkamaz öyle biri şeklindeki sözüne istinaden Başkan, “Çıkanlar çok oluyor, merak etmeyin. Çünkü bizim maalesef delegemizin hepsinin birbiriyle kavgası olduğu için, olmadık bir isim çıkıp geliveriyor. Doğruları konuşalım şimdi arkadaşlar. Ön seçimle ilgili de kamuoyu araştırmasına varım, hem Türkiye genelinde hem de Muğla genelinde. Muhtarlarla olana da varım, seçmenle olana da…” diye konuştu.
Genel merkeze ilettiniz mi bu durumu?
Biz seçim atmosferine girmedik daha ama her şeye varım arkadaşlar. Türkiye genelinde bile yarışmaya varım. Bakın Türkiye genelinde bile yarışmaya varım Muğla Belediye Başkanı adayı kim olsun diye.
-Üyelerle bir ön seçim?
Üyelerle de olur ama delegeyle olmaz arkadaşlar. Delegede birbirine hırs var, delege kırk yıllık hesabı bugün görmeye çalışıyor. Bakın bu çok acıdır, kırk yıl önce ön seçime girmiş, Ahmet bana oy vermedi ben şimdi niye Ahmet’e vereyim? Ahmet’e de vermeyeceğim çünkü Zeki’de onun adamı ki Zeki’ye de vermeyeceğim. Evet, arkadaşlar işte onun için bir adım ileri gidemiyoruz. Artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin gücüyle bir yere gelenler değil, Cumhuriyet Halk Partisi’ne güç katan insanlarla seçime gitmek zorundasınız. Bir daha Cumhuriyet Halk Partisi’ne güç katacak insanlarla seçime gitmek zorundasınız. Bugüne kadar birçok arkadaşımız sadece parti gücüyle o koltuklarda oturuyor. Muğla’da çoğunluğu temsil eden tek belediye başkanı Mehmet Kocadon arkadaşlar. Hanginiz gündeme getiriyor bunu? Hadi soruyorum size hanginiz gündeme getiriyor? Bir daha söylüyorum %50 barajını geçmiş, çoğulculuğu temsil eden tek belediye başkanı Mehmet Kocadon’dur arkadaşlar. En yüksek alanlar %46, %47. Onlar azınlığın belediye başkanları, hiç kimse kusura bakmasın. Ama %53 oy alan bir belediye başkanı, seçilmeyen, istenmeyen bir belediye başkanı. Yok, öyle yağma! Halkın karşısına çıksınlar benimle kardeşim, halk halk halk. Beni 5 bin üye değil beni 135 bin seçmen seçiyor. Hiç kimse kusura bakmasın. 5 bin kişiyle olmuyor bu işler arkadaşlar. 5 bin kişi ile sadece kendimizi kandırıyoruz, kendimizi kandırıyoruz. Gidin yemek sofralarına, gidin düğünlere, gidin konuşmalara…
Bir daha söylüyorum arkadaşlar halk vardır halkın attığı oylar vardır. Şuan da Muğla’da bir gerçek vardır çoğunluğu temsil eden tek belediye başkanı da Mehmet KOCADON’dur. Açın listeden bakın herkesin ne kadar oy aldığına bakın. 2014 seçimlerinde Muğla genelinde Belediye başkanı yüzde kaç almıştır ortada yani ara sıra Belediye Başkanınızla gurur duyun arkadaşlar.
Gelelim Aziz Başkan’ın listesine. Bunlar Bodrum’un, Başkanızın gücünü gösterir. Bunu asla unutmayın. önce Ali Başkanın ekibi ziyaret etti beni. Ege bölgesinden beni yazmak istediklerini söylediler. Dedim ki yasa gereği Belediye Başkanları profesyonel kulüplerde görev alamıyor. Teşekkür ettiler, atlamışım başkanım dediler. Seçimlere iki gün kala cuma akşamı bir telefon, Aziz Başkan arıyor. Başkanım ben sizi listeye alacağım, Başkanım olmaz dedim hayır biz bu işi hallederiz dedi. Başkanım olur, dedim Aziz Başkanı biliyorsunuz. Takmış kafaya ve bana şöyle söyledi: biz Türkiye’de, dedi zorlukları başaran dik duran ender insanlardan bir taneyiz, dedi. Sen de bedel ödedin dedi, ben de bedel ödedim, dedi. Biz bir kader arkadaşlığı yaptık dedi. Türkiye’de iki örneği vardır dedi, bir Bodrum Belediye Başkanı’nın hapse atıldığında Bodrum halkı arkasında durdu sokağa çıktı bir de Fenerbahçe Kulüp Başkanı hapse atıldığında Fenerbahçe ve halk sokağa çıktı dedi. Biz senle kader arkadaşlığı yaptık şimdi sen kader arkadaşını yolda mı bırakacaksın dedi. Başkanım olmaz ama dedim, biz seni kıramayız asla yolda bırakmam dedim. Bütün konuşmamız arkadaşlar bu. Ben de sizin gibi televizyondan öğrendim listede yazıldığımı. Ondan sonra işte kızıl kıyametler koptu. Beklerdim gelin bir gün bu soruyu sorun diye, nasip bugüneymiş. Başkan seçilseydi yok Bodrum Başkanlığını mı bırakacaktı yok şu mu olacaktı arkadaşlar senaryo yazmaya gerek yok. Bir daha söylüyorum: ben yerelim, Bodrum Belediye Başkanlığını, halkımı bırakıp da bir yere gitmem. Fenerbahçe’yi de çok severim ama benim için beni bugünlere taşıyan Bodrum halkıdır. Ben eğer Bodrum halkının bana olan sevgisi, güveni, saygısı olmasaydı bu listelere ismimiz girecek miydi arkadaşlar? Girmeyecekti. Önce benim halkım gelir sonra da Fenerbahçe kulübü gelir. Onun için olmadı zaten seçilemedik ama çok büyük hava yaptık Türkiye’de çok konuşulduk, televizyon kanallarında iki gün beni tartıştılar olurdu olmazdı diye ama sonuçlar hakkında söylediğim gibi öyle bir niyetim hiçbir zaman olmadı kendi talebimin dışında gelişmiş bir olaydır. Ama Aziz Başkanı’nın söylediği çok güzel bir laf vardır: Türkiye’de 2 yer çok önemliydi bir Bodrum halkının duruşu bir de Fenerbahçe’nin duruşudur arkadaşlar ve bugün dönüp baktığımızda hatırlar mısınız sizleri eleştiriyorlardı hatta baskı uyguluyorlardı, niye arkasında duruyorsunuz niye yapıyorsunuz? Diye ama 15 Temmuz gecesi de halk her şeyi herkesi anladı. Sokağa o halk çıkmasaydı, bugün ben burada yoktum arkadaşlar konuşamıyor olacaktım çünkü bitmişti yani seçilmişler bitmişti. Belki sizler de birçok konuda suçlu bulunup şu anda hapis yatıyordunuz. Halk hiçbir zaman yanlışın yanında olmaz arkadaşlar. halk bakın 4 dönem beni seçiyorsa demek ki ben yanlış bir insan değilim ve büyük oylarla seçiyorsa. Tabi ki önümüzde bir yerel seçim süreci var. Bu süreçte ne olur ne gelişir hep beraber göreceğiz Türkiye yeni bir sisteme geçti, bu sistemin artılarını eksiklerini bu sistemde göreceğiz ve Cumhuriyet Halk Partisi en kısa zamanda toplanıp umarım muhalefet olduğunu hatırlar ve muhalefet yapmaya başlar. Bizde daha geniş bilgilerle sizlerle beraber basından takip etmeye devam edeceğiz.




