İÇTİĞİMİZ SUYUN RENGİ NEDEN ÖNEMLİ?

İÇTİĞİMİZ SUYUN RENGİ NEDEN ÖNEMLİ?

OKYANUS, DENİZ VE GÖL SUYUNUN RENGİ NEDEN MAVİ, LACİVERT, YEŞİL, TURKUAZ, KIRMIZI?

  1. EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı /Araştırmacı yazar

Işığın nesnelere çarparak gözümüze yansımasıyla oluşan farklılıklara ‘’renk’’ diyoruz. Suyun ne renk olduğu sorulduğunda genellikle şeffaf ya da saydam deriz. Su şeffaf ve saydam ise okyanus, deniz ve göller neden mavi? Bildiğimiz, gökyüzünün okyanus ve deniz üstüne yansımasından mavi renkli olduğudur. Ancak bu doğru değildir.

İÇME SUYUNUN RENGİ

İçme suyunun fiziksel özelliklerinden olan sıcaklık, bulanıklık, koku ve tadı yanında bir de suyun rengi önemlidir. İçme suyu renksiz, saydam, kokusuz ve tadı hoş olmalıdır. İçme ve kullanma sularındaki renk farklılığı; sudaki askıda inorganik maddeler ile yapraklar, kozalaklı ağaç meyveleri, ağaç ve sebze artıkları gibi organik maddelerin suyla temasında çözünmeleriyle oluşur. Dere, çay, nehir ve göllerdeki renk değişikliğinin en büyük nedenleri arasında madencilik atıkları, jeotermal akışkanlar, sanayi atıkları, kimyasallar, petrol türevleri, gübreleme, çöp atıkları, lağımlar, ağaçsızlaştırma, erozyon gibi insan kaynaklı etkileri sayılabilir.

İçme suyunda renk yapan bazı maddeler.

Hümik asit: Kahverengi-siyah renk  Bakır: >4-5 mg/l mavi/mavi-yeşil renk
Fülvik asit: Sarı-kahverengi   Demir: Kırmızı-kahverengi, pas rengi 
Toplam çözünmüş madde: Gri Mangan: Gri-siyah/siyah-kahverengi 
Alüminyum: Mavimsi, süt rengi  Mikroorganizmalar, algler: Yeşil, kırmızı, turuncu, pembe renk
Asit kaya drenajı: Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, siyah, kahverengi Asit maden drenajı: Kırmızı, turuncu, sarı kahverengi

 

 OKYANUS, DENİZ VE GÖLLERE RENGİNİ VEREN NEDİR? 

Okyanus ve denizlerin rengi yere ve zamana göre değişir. Kimi zaman turkuaz, kimi zaman açık yeşil, lacivert, mavi, gri ve hatta kahverengi bile olabilir. Oysa denizin mavi olduğunu öğrenerek büyürüz. Suyun renginin farklı görünmesinin 3 nedeni vardır. Fiziksel, biyolojik ve jeokimyasal.

Fiziksel nedenler

 Saf su renksizdir. Fakat derin suda ışık deniz tabanından yansımadığı için koyu mavi bir renk alır. Bunun ardında temel fizik nedenleri vardır. İnsan gözü 380-700 nanometre arası dalga boyundaki elektromanyetik ışınımı algılayabiliyor. Bu aralıktaki farklı dalga boyları gökkuşağında gördüğümüz farklı renklere karşılık geliyor. Su molekülleri uzun dalga halinde gelen kırmızı, turuncu, sarı ve yeşil ışığı daha iyi emiyor.  Mavi ise daha kısa dalga boyuna sahip olduğu için kalıyor. Yani mavi ışığın emilme olasılığı daha az olduğu için daha derinlere inip derin suların mavi görünmesine neden oluyor. Fakat suyun saflığı her yerde aynı değil. İçindeki parçacıklar ışığın daha da dağılmasına neden oluyor. Nehirlerden denize taşınan ya da rüzgar ve dalgalarla deniz dibinden yükselen kum ve balçık sahildeki suyun rengini etkiler. Ayrıca su içinde çürüyen bitkiler suyun yeşil, sarı ve kahverengi görünmesine neden olur. Bakır elementi suya mavi, alevimsi, kireçtaşı, kil kırıntısında ise turkuaz renge dönüşmektedir. 

Biyolojik nedenler

Aslında denizin rengi üzerinde en büyük etkiyi bitki planktonu adı verilen minik organizmalar yaratıyor. İğne ucu büyüklüğündeki bu tek hücreli su yosunları, güneşten enerji elde etmek için yeşil klorofil pigmentlerini kullanıyor. Suyu ve karbondioksiti vücutlarını oluşturan organik bileşimlere dönüştürüyor. Soluduğumuz oksijenin yarısını işte su yosunlarının bu fotosentezi yoluyla elde ediyoruz. Bitki planktonları, gözle görülebilen ışık tayfının kırmızı ve mavi kısımlarındaki elektromanyetik ışınımı emer. Fakat yeşili yansıtır. Bu organizmaların yoğun olduğu denizlerin daha yeşil görünmesinin nedeni budur. 

Bazı göllerde, Tuz Gölü’nde her yıl Temmuz-Ağustos aylarında görüldüğü gibi, Yağış miktarı ile tuzluluk oranı düştüğünde ‘’Dunaliella salina’’ adındaki canlı kendini korumak amacıyla ‘’beta karoten’’ i sentezliyor ve doğal bir şekilde kırmızı formu alıyor. Dunaliella salinaların çok olduğu bölge kırmızı görünüyor. Oksijenden yoksun bazı göllerde de “Chromatiaceae” adında bir bakteri, “Kükürtlü kızıl bakteri” diye de bilinen canlının su birikintilerinde ortaya çıktığı ve suya kırmızı renk verdiği bilinmektedir. Aşırı tuzlu göllerde Arkea ve alg bakterileri suya pembe renk verirler.

 

Jeokimyasal nedenler

Bazı kayaç ve maden cevherleri içindeki pirit, markazit, kalkopirit gibi sülfürlü minerallerin yol açtığı asit kaya ve asit maden drenajı dediğimiz,  bazı göller ve terk edilmiş maden ocağı göletlerinde sülfürik asite ve daha sonra kırmızı renkli görünen demir sülfat-jarosit oluşumuna yol açar.

 

Kaynaklar

Eşref Atabey. Suyun Hikayesi. 615s. Asi Kitap: 65, Araştırma: 45,1. Baskı Şubat

  1. ISBN: 978-605-9331-87-6 İstanbul.

Eşref Atabey. 2010. Türkiye’de antropojenik (insan kaynaklı) unsurlar ve çevresel etkileri. 

    MTA yerbilimleri ve Kültür serisi-7.

https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/06/150608_vert_ear_denizin_rengi

https://biyoteknolojitr.com/2018/08/28/suyun-rengi-varmis/

●Resimlerin altına alıntı yapılan kaynaklar yazılmıştır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

BULUNDUĞUNUZ İLİN ŞEBEKE SUYU KALİTELİ VE GÜVENLE İÇİLEBİLİR Mİ?

BULUNDUĞUNUZ İLİN ŞEBEKE SUYU KALİTELİ VE GÜVENLE İÇİLEBİLİR Mİ?   EŞREF ATABEY ...