Gürol İnan; Liderlik, Kent Vizyonu Ve Takım Olmak

Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum Belediye Başkanı aday adayları tanıtım toplantısında konuşan Gürol İNAN; kısaca eğitim, iş hayatı ve sivil toplum faaliyetleri anlatımı ardından bir durum tespiti yaparak, konuşmasını ve çözümlerini değişim, liderlik, kent vizyonu ve takım olmak kavramları üzerine oturttu. Konuşmasının tam metni şöyle:

 

Değerli protokol, Cumhuriyet Halk Partimize gönül vermiş Cumhuriyet sevdalıları; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum…

 

Öncelikle, bu süreci adil ve demokratik bir şekilde yürütmeye özen gösteren İlçe Başkanım Tuna Işın başta olmak üzere ilçe yönetimimize çok teşekkür ediyorum.

 

Değerli Bodrumlular,

Ben Gürol İNAN; 1965 doğumluyum. Elektronik ve Haberleşme Yüksek Mühendisiyim. CHP’li olduğu için sürgün yiyen memur bir baba ile balkan göçmeni bir annenin dört evladından birisiyim…

 

Hayatı paylaşmaktan büyük şans ve mutluluk duyduğum kıymetli eşim Ülker ile birlikte varlıklarından gurur duyduğumuz iki yetişkin kız evlada sahibiz.

 

Yaşadığım, ekmeğimi kazandığım, yuva kurduğum, çoluk çocuğa karıştığım, dostluklar edindiğim kentime hizmet etmek istiyorum…

 

Eğitim ve Profesyonel İş Hayatım

Okula erken başladığım için Elektronik ve Haberleşme mühendisliği eğitimimi 20,5 yaşımda tamamladım. Yine aynı dalda yüksek lisansı bitirdim.

Esasında 12,5 yaşımdan beri sigortalıyım; öğrenciyken her tatil çalıştım ve mesleğimi elime aldıktan sonra bilişim ve iletişim sektörlerinin öncü firmalarında ve bir kamu kuruluşunda mühendis ve üst düzey yönetici pozisyonlarında görevler üstlendim…

 

Bodrum’daki İş Hayatım

1993 yılında Bodrum’da BOSİS adlı bilgi ve iletişim teknolojileri şirketini kurarak ticaret hayatına atıldım. Radyo Halikarnas ve Radyo EKO adında Bodrum’un iki yerel radyosunda 15 yıl yayıncılık faaliyetleri içinde oldum. İçinde teknoloji olan başka işler de yaptım. 2017 yılından beri ise gayrimenkul sektöründe eğitim, koçluk ve liderlik hizmetleri veren bir şirketin yatırımcısıyım.

 

Sivil Toplum Faaliyetlerim

Örgütün ve örgütlenmenin gücüne inanan bir yurttaş olarak, uzun yıllardır birçok sivil toplum kuruluşunda da aktif olarak yer alıyorum.

 

BESİAD (Bodrum Esnaf Sanayici İş İnsanları Derneği) üyesiyim ve bir dönem yönetim kurulu üyeliği yaptım.

 

Bodrum Ticaret Odası seçimlerinde 2004 yılında MAVİ DEĞİŞİM HAREKETİ,

2009 yılında BİZBİRİZ Hareketinin en ön saflarında yer aldım.

Bir dönem BODTO meclis üyeliği yaptım.

 

MOBİSAD, RATEM, ROTARY gibi önemli sivil toplum kuruluşlarında üyelik, yönetim kurulu üyeliği ve diğer organlarda görevler aldım.

 

Özel gereksinimli bireylerin hayata entegre olabilmesi için faaliyetlerini sürdüren Bodrum Sağlık Vakfı’na kuruluş aşamasından beri desteğimizi ailecek sürdürmekteyiz.

 

Bodrum Kent Konseyi

2019 yerel seçiminden sonra, bir arkadaşım memlekete faydalı işler yapabileceğim bir platform olarak Kent Konseyi’ni işaret etti. Yönetmeliğini okudum ve Arif Yılmaz başkan ile çalışmaya başladık.

 

İlk olarak; Kent Estetiği Çalışma Grubunu kurduk.

Kent dokumuzu ve yol güzergahlarını çirkinleştiren totem ve ayaklı tabelalarla mücadeleyi başlattık. Bu konuda Muğla BB ve Bodrum Belediyemizin gayretleriyle büyük ölçüde mesafe kat ettik.

Begonvil Kenti Bodrum projesini ürettik.

Yaka İmece Grubu ve Müsgebi İmece Grubu pilot çalışmalarını yaptık.

İkinci olarak; Su Çalışma Grubu’nu kurduk. Kentimizin bu önemli sorunu ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. Konusunda uzman kişilerle oluşturduğumuz grubumuzda, su arzı konusunda önemli hazırlıklar yaptık ve çözümümüz hazır.

Coğrafi İşaretler Çalışma Grubu’nu sevgili Erman Aras ile birlikte kurduk. Bodrum Belediyesi ve Bodrum Ticaret Odası ile Bodrum Mandalin Hareketi’ni başlattık.

 

Sorunların üzerine gitmek, çözüme dair atılan ilk adımdır. Biz ele aldığımız başlıklarda tüm konuların çözüm yollarını senelerdir yol aldığım çalışma grubu arkadaşlarımla araştırıp tanımladık. Ancak her başlıkta ya büyükşehir, ya ilçe yerel yönetimi, ya da her ikisi birden olmazsa olmazımız. Çözüme gittiğimiz noktada da yerel yönetim var, tıkandığımız noktada da… Yetki, imkân yerel yönetimlerde. O nedenle sorumluluk alıp birinci elden sorunlara çare üretmek cihetine gitmeye karar verdim…

 

Biz bu güzel yolculuğa “Değişime İnan” diyerek çıktık sevgili dostlar. Çünkü biz “değişimin” iyileştirici gücünü ve “inanmanın” başarıya giden yolun en önemli anahtarı olduğunu biliyoruz. Bodrum İlçe örgütümüzle başlayan ve partimizin en üst kademesine kadar uzanan değişim süreci devam ederken, bu değişimin tepeden tırnağa nasıl bir heyecan yarattığını hep birlikte görüyoruz…

 

Bir Durum Tespiti Yapmak Gerekirse;

Kentimizin kaynak sorunu ezelden beri yapılaşmadır. Depremlerden kaçanlar, pandemide yaşam şekli değişikliğine gidenler ve daha pek çok sebeple Bodrum aşırı göçle karşı karşıya kalmış, artan talepteki ranttan istifade etmek için, imarı olan yerlerde hakkından fazla yapılan imalatlar, imarsız yerlerde yapılan tamamen kaçak imalatlar, turizm alanları ve ticari alanlar da konuta dönüşerek, hatta tarım alanları da kooperatif kisvesi ile tiny house tarlalarına dönüştürülmek istenerek, Bodrum bir turizm kenti olmaktan hızla uzaklaşıp, herkesin gelip yerleştiği bir kent haline dönüşmektedir. Bu neden/sonuç ilişkisiyle Bodrum’daki yerleşik nüfus artmıştır.

 

Bu kentin ekonomisine tabana yayılmayan bir miktar yat imalatı, bir miktar balık çiftlikleri katkı koyarken, bir dönem turizmden sonra ikinci sektör olarak görülen inşaat sektörü, yer yer kentin doğal dokusunu / topoğrafyasını da değiştirerek, 7/24 kentin böğrüne beton döken 5 beton santralıyla turizmin önüne geçerek, turizmi de kenti de sorunlara boğmuştur.

 

Sevgili yol arkadaşlarım;

Turizmin yıllık 1 milyar $’a yakın bir hacme sahip olduğu tahmin ediliyor. Konut satışlarına bakıldığında 2,1 milyar $’ın üzerinde bir hacim var. Bu rakamları veriyorum ama gelir cinsi açısında turizm geliriyle mukayese etmek doğru olmaz. Zaten kent ekonomisi için inşaat ile devam etmek sürdürülebilir bir durum değil. Oysa turizm gelişse, yani bu kentte yerleşik nüfus değil daha çok misafir ağırlasak, daha sürdürülebilir bir ekonomik döngü sağlamış oluruz.

 

Yıllar önce bir makale okumuştum; makalenin özü şuydu:

Maddenin sakınımı kanunu der ki;

“Hiçbir şey yoktan var edilemez, vardan da yok edilemez”, ama sorunlar yoktan var edilebilir. Ve sorunlar doğurgandır. Ve biz bunu çok iyi yaparız…

 

Tekrar ediyorum; tüm sorunların kaynağı yapılaşmadır. Ve yapılaşmayla birlikte artan nüfustur. Ve bu sorun -tıpkı makalede bahsedildiği gibi- başka sorunlar doğurmaktadır. Başta yetmeyen su olmak üzere, artan çöp, çekilmez trafik, yetmeyen otopark, patlayan trafolar, ıstıraba dönüşen gürültü, artan adli vakalar, kent estetiğini olumsuz etkileyen unsurların artması, kıyı işgalleri, halkın kıyılardan istifade edememesi, atık su, dere yataklarının kirliliği, deniz kirliliği ve en önemlisi Bodrum’un kimliğini tehdit eden kültür erozyonu; farklı kültürlerin mücadele alanına dönüşen bir gidişatla, Bodrum özünden uzaklaşmaktadır.

 

Bu olumsuz unsurlardan etkilenen turizm; yabancı turist açısından nitelik ve nicelik bakımından kayıplara uğramıştır. Oysa Bodrum’da ekonomiyi ayakta tutacak başka ana sektör yoktur; bu kentin ekonomisinin lokomotifi turizm olmalıdır…

 

Diyalektik materyalizmi kavramış; yani diyalektiğin değişimci teorisi ile materyalizmin maddeci açıklamasını birleştirebilen, neden sonuç ilişkileriyle düşünebilen birisi olarak; bu sorunların üstesinden ortak akıl ve bilimle gelebileceğimize inanıyorum.

 

Mühendislik Yaklaşımın da Önemli Olduğu Kanaatindeyim;

Başta da söylediğim gibi; mühendislik eğitimi almış bir adayım. İyi bir mühendislik eğitiminde analitik düşünce gelişir. Mühendisler eleştirel bir bakış açısına da sahiptirler. Daha iyisi, daha mükemmeli için çalışırlar. Kentlerin birçok problemi de mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı problemidir. Yollar da, kaldırımlar da, patlayan borular da, suyun isalesi de, atık su arıtma da, azıcık bir yağmurla basan seller de, çöp de, trafik de, çirkin kent dokusu da; aklınıza gelebilecek pek çok konu bu disiplinlerin çözüm ürettiği alanlardır…

 

Peki;

İçinde bulunduğumuz durumdan memnun muyuz?

Ben şahsen Bodrum’un bu halinden memnun değilim.

10 yıl öncesini, 20 yıl öncesini, 30 yıl öncesini arıyor muyuz?

Ben şahsen özlemle, hasretle arıyorum. Ellerimizin arasından kayıp giden, gözümüzün önünde eksilen Bodrum için çok üzülüyorum.

 

Albert Einstein şöyle der:

“İçinde bulunduğumuz durum düşünce sistematiğimizin bir sonucudur. Eğer durumu değiştirmek istiyorsak önce düşünce sistematiğimizi değiştirmemiz gerekir.”

 

Yani içinde bulunduğumuz durum bizim eserimiz, bizim tercihlerimiz…

Memnun olmadığımız şeyleri değiştirmek istiyorsak, önce düşünce sistematiğimizi değiştirmeliyiz. Değişime inanmalıyız…

 

Kentin şehr-i emininin ortaya koyacağı net bir vizyona ihtiyacı vardır.

Ve bu vizyona inanan bir takıma ihtiyaç vardır.

Ve yine bu vizyonun gerçekleşme süreçlerini takip eden, rol model olan, ekibi motive eden, vizyonun önüne geçebilecek engelleri önceden görüp ortadan kaldırabilecek, başarıyı paylaşan, potansiyeli çoğaltan bir liderlik anlayışına ihtiyaç vardır.

 

Peki bu kent için vizyonlarımız neler olabilir? Örneğin;

Tek bir kaçak yapı dahi yapılamayan bir kent vizyonu…

Türkiye’nin en temiz kenti olma vizyonu…

Peyzajı en güzel kent olma vizyonu…

Yolu, kaldırımı, bisiklet yolları en iyi olan kent vizyonu…

Ebedi mavi mirası, hem kültürüne hem de doğasına sahip çıkıp, koruyarak geleceğe taşıma vizyonu.

Turizm gelirini 5 yılda 5’e katlayacak bir kent vizyonu…

 

Bunları, bu vizyona inanan iyi bir takımla başarabiliriz. Meclis üyelerimiz bu takımın en önemli oyuncuları olacaktır. Hep şu terminoloji kullanılır; “Meclis Grubu”. Oysa biz takım olmalıyız. Gruplar idari amaçlarla bir araya gelirler, oysa takımlar bir amacı gerçekleştirmek üzere çalışırlar. Gruplar bağımsız çalışırlar, takımlar ise birlikte çalışır ve kazanmak için birbirlerini desteklerler. Gruplarda sonuçlar bireylerin tek tek yaptıklarının toplamı kadardır, oysa takımlar sinerji yaratarak daha büyük sonuçlara ulaşabilir. İşte biz bu yüzden meclis takımımızı oluşturarak başarı odaklı bir yeniliğe imza atacağız.

 

Belediye personeliyle takımı büyüteceğiz. Liyakata dayalı bir organizasyon olacağız. Herkesin potansiyelini yükselten performans odaklı bir yönetim anlayışı sergileyeceğiz…

 

İş hayatım boyunca elde ettiğim en büyük tecrübe, başarının yolunun takım olmaktan geçtiğidir.

 

Başka Neler Yapacağız?

Belediyemizde mali disiplini sağlayarak, bütçesini denk bütçe haline getireceğiz.

E-İmar, E-Ruhsat, E-Çap gibi tüm E-Belediye uygulamalarını hayata geçirip e-devlet üzerinden vereceğiz.

İç denetim ve kurumsallaşma üzerine odaklanacağız.

Bodrum’u korumak adına, imara aykırı yapılaşmaya kesinlikle izin vermeyeceğiz.

Su sorununun çözümünü biliyoruz. BKK | Su Çalışma Grubu, MUSKİ ve DSİ ile koordineli çalışacağız. Gerekirse ilgili kurumlarda kamp kuracağız.

Yakın zamanda yarımadanın büyük kısmında kanalizasyon ve arıtma sorunu çözülmüş olacak. Ortakent Gündoğan gibi mahallelerimizde de çözümü hızlandırmak için ilgili kurumlar nezdinde gereğini yapacağız.

Trafik, ulaşım ve otopark yeri konularına odaklanacağız.

Kamu alanlarının kullanım önceliği kamunundur. Ecrimisil ve işgaliye konularına bu bakış açısıyla yaklaşacağız.

Atık; çöp değildir. Atıkların geri kazanımı konusunda örnek bir kent olacağız. Ve Bodrum’u Türkiye’nin en temiz kenti olma hedefine ulaştıracağız.

Yağmur hasatına önem vererek “Sünger Kent Bodrum” projesinin adımlarını atacağız.

Gürültü sorununa çözümler üreteceğiz. Yarımadanın belli bölgelerini “Sessiz Tatil Bölgesi” ilan edeceğiz.

Bölge koşullarına uygun spor dalları için spor tesisleri hayata geçireceğiz.

Kentimizin tüm paydaşlarını harekete geçirerek bir Turizm Master Planı oluşmasını sağlayacağız.

Turizmi ve yerleşik nüfusu besleyebilecek tarımsal faaliyetleri destekleyeceğiz.

Kadın istihdamı, kadın kooperatifleri ve kadına yönelik sosyal projeleri destekleyeceğiz.

Kreş konusunda yeni yatırımlar yapacağız.

Çevre ve doğal dokunun korunması için gayret sarf edeceğiz.

Kişi başı 6 m2 olan aktif yeşil alan miktarını 10 m2’ye taşıyacak projeler yapacağız. Bunun için İmar uygulamalarındaki terk alanları bir bir tespit edip, varsa işgaller kaldırılıp park alanlarına dönüşmesini sağlayacağız. Parklara işlevler ekleyeceğiz; çocuk oyun alanları, dinlence alanları, sokak hayvanları için beslenme alanları, çöp konteynerleri ve bahçe atıkları için cepler oluşturacağız.

Daha yeşil bir Bodrum için Cevat Şakir gibi mücadele edeceğiz.

Bu amaçlarla Kent Konseyi bünyesinde mahalle meclisleri oluşmasını, bağlı olarak icracı mahalle imece grupları oluşmasını teşvik edip, destekleyeceğiz.

“Kimsenin markası Bodrum’dan daha değerli değildir” ilkemizle, tarihi, arkeolojik, turistik, doğal kent dokusuna hiç yakışmayan totem ve tabela kirliliği ile ikinci faz mücadeleyi başlatacağız. Bunun için yeni İlan Reklam Uygulama yönetmeliği ilk işlerimizden birisi olacak.

Herkesin imreneceği bir kent peyzajına sahip olacağız.

Kent Estetiği Çalışma Grubunda üzerinde çalışmaya başladığımız Bodrum’un tarihi ve kültürel kent dokusuyla uyumlu kent mobilyaları için yarışmayı mutlaka yapacağız.

Begonvil Kenti Bodrum projesini tekrar canlandıracağız.

Kentimizi kültür ve sanat kenti olarak konumlandıracağız.

Üniversite ile etkileşimimizi arttıracağız. Öğrencilerin barınma sorununu gidermek için öğrenci yurdu yapımı konusunu çözüme kavuşturacağız.

Kentin tarihi ve arkeolojik dokusunun ortaya çıkması için tüm projeleri destekleyeceğiz.

 

Peki Ben Neden Adayım?

Başta da belirttiğim gibi; iyi bir öğrencilik hayatım oldu. Başarılarla dolu bir iş hayatım oldu. Mutlu bir ailem var. Evlatlarımızı büyüttük. İyi bir sosyal çevrem var. Yani; Doğan Cüceloğlu’nun tanımladığı hayat başarısını büyük ölçüde yakalayabilmiş şanslı kişilerden biriyim. Liderlik ve yönetişim becerilerimle başarabileceğimize eminim…

Sevgili parti emekçimiz Nuran Yüksel bir yazsında şöyle demişti:

“Siyaset ise en yüksek sorumlulukları hissedenlerin yapması gereken bir çalışmadır.”

Ben bu sorumluluğu en üst seviyede hissettiğim ve sorumluluk aldığım işlerde değer kattığımı bildiğim için ADAYIM…

Bireycilerin, bencillerin etkin ve baskın olduğu bu dünyada, toplumcu olduğum için ADAYIM.

Daha fazlasını hak ettiğimize inandığım için ADAYIM.

Ve eğer aday olmazsam, sızlanmakla ömür tüketmek bana yakışmadığı için ADAYIM…

 

Sevgili dostlar;

Bu süreçte beni yüreklendiren, motive eden çok sayıda bire bir görüşme yaptım, destek telefonu ve mesajlar aldım. Herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

 

Mesajlardan bir tanesini burada sizinle paylaşmak istiyorum.

Yıllar önce beraber çalıştığımız bir arkadaşımız Nurhan Akar şöyle yazmış;

“Sizi sözlerinizin üstünde birisi olarak tanıdım ve zaman sizler gibi olanların zamanı; yolunuz açık olsun…”

Nurhan’ın dediği gibi; burada bugün kısa sürede söylemeye çalıştığım sözlerimin çok üstünde bir performans sergileyeceğimden emin olunuz…

Son olarak; partimizin ve Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Atatürk’ün “Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapa

ndır.” sözünü rehber edinerek çalışacağımdan hiç şüpheniz olmasın.

Yolumuz açık olsun dostlar…

Exit mobile version