BODRUM VE CUMHURİYET. ALİ DİZDAR YAZDI

BODRUM VE CUMHURİYET

Hatırladığımdan beri Bodrum’da milli bayram kutlamaları şevkle ve coşkuyla kutlanır, kasabamızda bir şenlik yapılıyormuşçasına hareketlilik ve neşe hâkim olurdu. Bugün de gördüğünüz bu coşkulu kutlama, bir gösteriş, birilerine inat veya bir tepki sonucu değildir. Ezelden beri süregelen içten gelen bir istektir.

Bodrumlular ezelden gelen bu genetik aktarımı taşırlar. Bu genetik aktarım Cumhuriyet öncesi Bodrum yerleşmişlerinden miras kalmıştır. Yani atalarımız için Cumhuriyet çok daha önem arz eder. 

Karyalılar Bodrum’u Başkent yapınca korunmak için etrafına çepeçevre duvarlar inşa etmişler ki o duvarlar Büyük İskender’in istilasını en çok zorlayanların başında gelir. Sonraki devirlerde duvarların yeterli olmadığına inananlar ise Bodrum kalesini inşa etmişler, saltanat erbabının ve kale etrafındaki sahilde yerleşmiş halkın herhangi bir baskında korunmasını sağlamışlar.

Ancak Yarımadanın diğer yörelerinde yerleşmiş tarım ve hayvancılıkla uğraşan halkın emniyetini sağlayamamışlar ki Bodrum merkezi yani Halikarnasos haricinde yarımadamızda sahile kurulmuş Cumhuriyetten önce hiç bir yerleşke yok idi. Osmanlı vergisini toplayıp keyfine bakmaktan halkının emniyetine pek önem vermemiş. Kuş uçmaz kervan geçmez kendi kaderiyle baş başa kalmış yörelerimize denizden, bilhassa yakın adalardan sık sık eşkıya baskınları olurmuş. Halk kendi arasında bu baskınlara karşı ekipler kurmuş olsalar da kolay yem olmaktan ani baskınlar yemekten korunmak için, denizden bakıldığında görünmeyen, ulaşımı zor yörelerde yerleşmişler.

Cahit Külebi’nin “Benim Doğduğum köylerde” şiirinde de yer aldığı gibi

 

Benim doğduğum köyleri

Akşamları eşkıyalar basardı.

Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem

Konuş biraz!

 

Mısrasında da hayat bulan işte bu korkulu ve sefil yaşamın sona ermesini sağlayan TÜRKİYE CUMHURİYETİ oldu. Bunu tüm dünyanın duymasını da sağlayan CUMHURİYETİN İLANI olmuştur. Cumhuriyetin ilanı basın açıklaması gibi bir şey değildir. Yağmacılara karşı çok zor koşullar altında, yokluk içinde hayatı pahasına verilen mücadeleler sonrasında bir milletin bağımsızlık ilanıdır. Gerek diğer ülkelerin gerekse yağmacıların korkusuzca yağmaladıkları topraklarda ciddi bir devletin olduğu ve saygı duymak gerektiğini anlamalarını sağlayan ve daha önemlisi Türkiye Cumhuriyeti yaşayanlarının artık ülkesinde korunduğu güvencesini duymaya başlamasını sağlayan kuruluşumuzun ilanıdır.

 

O zamanki Bodrum’un, GÖL KÖY, FARİLYA, DİRMİL, YAKA KÖY, GİREL BELEN, DAĞBELEN, SANDİMA, DEREKÖY, PEKSİMET, AKÇAALAN, KARAKAYA, İSLAM HANELERİ, MÜSKEBİ, BİTEZ, KIZILAĞAÇ, ÇİFTLİK, MAZI Köyleri, yerleşkelerinin hepsi yarımadamızın içerlerine kurulmuş görünmesi, tarif etmeden bulunması zor yörelerdir. Hatta çok daha eskilere gidersek PEDESA örneği ile de görürüz ki LELEG yerleşkelerine hep dağ tepelerinde rastlıyoruz.

Coğrafik yapısı nedeniyle sıklıkla denizden saldırı ve baskın yediğinden sahiller tehlikeli görülmüş ve yerleşilmemiş ve aynı zamanda alüvyon toprağı ile oluşmasından ötürü de verimli tarım yapılan alanlar olarak kullanılmakta idi. Bu gün sahillerinde plajları için kavga ettiğimiz turistik yörelerimizden hiç biri yok idi.

Cumhuriyetin ilanıyla kendinin güvencede olduğunu hissetmeye başlayan halk yavaş yavaş sahillere inmeye ve yerleşmeye başlamış, elbette turizmin etkisiyle de hızlanmış ve dağlık tepelik bazı yerleşkeleri de terk emişlerdir.

Cumhuriyet, bağımsızlıkla neredeyse eş anlamlı olmuştur. Bodrumlular Cumhuriyetle yaşamlarının saygın bir anlam kazandığına inanmışlar ki Bodrum’un en önemli ve en işlek Caddesine CUMHURİYET CADDESİ ve ilk kurulan ilk Okuluna CUMHURİYET İLKOKULU adını vermişlerdir.

CUMHURİYETİMİZ KUTLU OLSUN. Saygılarımla Ali Dizdar 28 Ekim 2021

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

KLAKSON, ALİ DİZDAR’IN YAZISI

Eski Milas yolu bu günkü Kızılağaç girişindeki petrol istasyonunun yanından sola doğru ...