BAKIRTEPE ALTIN MADENİ ÇEVRE VE HUKUK MÜCADELESİNDE MADENCİ OYUNU
DR. EŞREF ATABEY
Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji uzmanı
Sivas, Kangal ilçesi Eğricek, Elkondu, Pınargöze, Taşgeçit, Davutoğlu, Akçaşehir, Kınalar ve Kalkım köyleri etki alanları içinde AÇIK OCAK ALTIN MADENCİLİĞİ yapılmaktadır. Madenin toprağı, tarım alanlarını, su kaynaklarını, havayı kirletmesine karşı yerel halkın çevre ve hukuki mücadelesi yıllardan bu yanan devam etmektedir. Aleyhine verilen hukuki engelleri madenci bir şekilde her seferinde aşmakta ve faaliyetine devam etmektedir.
Erk sahipleri, çevre ve hukuk mücadelesine giren yerel halk karşısında, madenciye her türlü yardımı ve desteği esirgemiyor. Çevresel Etki değerlendirmesi izinleri ve maden ocağı faaliyetine karşı açılan davalarda, 2009/7 sayılı genelge madenci için faaliyetine devam et anlamında kurtarıcı oldu. ÇED ile ilgili davalarda tespit edilen eksikliklerin proje sahibince tamamlandığı taahhüt edilerek, 2009/7 genelgesine dayanarak tekrar faaliyete devam edilmektedir. Yürütmeyi durdurma, ÇED iptali falan dinlenilmiyor. ÇED iptal mi edildi, yeni baştan Proje Tanıtım Dosyası hazırlatıp, ÇED süreci başlatılarak, faaliyete bir şekilde devam edilmektedir.
Yönetim Erk’i yerel halkın su kaynaklarının, toprağının ve havasının kirletilmemesi için verdiği haklı mücadelesinde madencinin yanında durarak madenciye her türlü bilgi ve desteğini vermektedir. Örneğin İnceleme Denetleme Kurulunda (İDK) maden ocağının bulunduğu asıl mağduriyeti yaşayan yerin halkın temsilcisi bulunmamaktadır. İDK toplantısında talep üzerine izin verilirse yerel temsilciler dinlendikten sonra toplantı salonundan çıkarılmakta, ancak maden şirketi temsilcileri salondan kalmaktadırlar. Bu durum bile Yönetim Erk’inin madencinin yanında açıkça taraf olduğunu göstermektedir.
Çevrenin iyileştirilmesiyle ilgili madencinin taahhütlerini yerine getirmesi, erkin de kontrol ve denetimleriyle bu taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğine bakması gerekirken, uygulamada bunlar gerçekleşmemektedir.
Yönetim Erk’inin ve madencinin ülke kaynaklarını kullanırken yapması gerekenleri madenden mağdur olan vatandaşlar yapmaya çalışmaktadırlar. Madencilik faaliyetleriyle suyun, toprağın, havanın kirletilmesinin tespitini yapmak, madencinin ve Erk’in taahhütleri yerine getirmelerini istemek, ormanın yok edilmemesi, suyun ve toprağın kirletilmemesini savunmak, binlerce sayfa tutan, saha incelemesi ve verilere dayanmadan hazırlanan, sadece şekilsel bir formattan ibaret ÇED raporlarını incelemek, eksiklik ve hataları saptamak, yapılmayan yükümlülükleri belirlemek, Erk’i ve madenciyi uyararak, itirazlarını mahkeme yoluyla yapmak, haklı kararların uygulanmadığına ve madencinin işine kesintisiz devam ettiğini görmek, ormanını, toprağını, evini kaybetmek yerel halk için yaşamdan öteye bir zulüm olmaktadır.
Madenler milyonlarca yılda oluşmuş, bir daha yerine gelmesi mümkün olmayan herkesin ortak değeridir. Madenlerin gerçek sahibinin halk olduğu gerçeği göz ardı edilerek, belli kişi ya da gruplara tahsis edilmektedir. Yönetim Erk’ince madenciye her türlü mali destek, teşvik, vergi kolaylığı getirilmekte, basınla beraber Akbelen’de olduğu üzere güvenlik güçleriyle madencinin yanında olduğunu göstermektedir.
Kendi toprağını, zeytinini, yaşamı için gerekli gıdasını, suyunu savunan, aynı zamanda yaşamını kurtarmaya çalışan yerel halkı vatan haini, ülkenin kalkınmasını, gelişmesini istemeyenler, dış güçlerin temsilcileri gibi yaftalamalarla, onları toplum nazarında itibarsızlaştırma, etkisizleştirme, dirençlerini kırıp topraklarını ellerinden alınarak, madenciye yardımcı olunmaktadır.
Devlet desteğini arkasına alan madenci tamam ÇED iznini aldım, her şeyi yapabilirim düşüncesiyle, başını kuma sokup doğayı ve çevreyi, tarihi, kültürel değerleri yok etmekte, Ülkemizin suyunu, toprağını ve havasını kirletmekten çekinmemektedir.
Madenciye karşı haklı mücadelede, Mahkeme dosyalarının hazırlanması, harçları, avukatların çabaları, defalarca tekrarlanan bilirkişi ücretlerinin karşılanması, keşifler, ulaşım sorunları, yıllarca devam eden dava süreci, uygulanmayan mahkeme kararları ve zaman kaybı karşısında yerel halk yılmadan haklı mücadelelerine devam etmektedir.
Madenci bir gün içecek suyu ve gölgesinde serinleyeceği ağacı bulamayınca işin vahametini anlayacak; ancak çok geç olacak.
Bakırtepe altın madeninde yerel halkın çevre ve hukuki mücadelesi karşısında Madenci her seferinde hukuki engelleri bir şekilde aşabilmektedir.
-Sivas, Kangal ilçesi, Eğricek, Elkondu, Akçaşehir, Kınalar, Kalkım, Pınargöze, Taşgeçit, Davutoğlu köyleri etki alanları içinde kalan açık ocak madencilik metodu ile çıkarılan cevher, yığın liç prosesi ile zenginleştirme işlemine tabi tutularak “Bakırtepe Altın Madeni İşletmesi (Açık Ocak İşletmesi, Kırma-Eleme Tesisi ve Yığın Liç Prosesi)” projesi gerçekleştirilmektedir. İşletme Kalkım Kaplıcalarının bulunduğu alana da yakındır.
Şekil 1
-Bakırtepe altın cevherleşmesi 3 FARKLI RUHSATTA YAYILIM sunmaktadır. İlk sahayı 2006 yılında MİGEM’den ihale yolu ile alan şirket 2006-2012 yılları arasında jeolojik harita alımı, jeokimya çalışması ve tespit edilen lokasyonlarda karotlu sondaj çalışmaları yapmıştır.
-Sahalarda yürütülen madencilik faaliyetleri için işletme ruhsatlarının 1993 yılı öncesinde alınmış olması nedeniyle, 2007 yılında “ÇED YÖNETMELİĞİ KAPSAMI DIŞINDA” değerlendirilmiştir.
-2011-2012 yıllarında yürütülen ÇED çalışmaları kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2013 yılında “ÇED Olumlu” kararı ve “MADENCİLİK FAALİYETLERİ İÇİN İŞYERİ AÇMA VE ÇALIŞMA RUHSATI” verilmiştir.
-2013 yılında proje kapsamında yüklü ve yüksüz solüsyon havuzları geçirimsizlik katmanlarının dizaynında değişiklik yapılması planlanması kararının iptali için açılan dava neticesinde Sivas İdare Mahkemesi, Bilirkişi Raporunda yer alan hususları da dikkate alarak 28.11.2014 TARİHİNDE YÜRÜTMENİN DURDURULMASINA KARAR VERMİŞTİR.
-Mahkeme kararının gerekçeleri çerçevesinde Bakanlığın 2009/7 SAYILI GENELGESİ DOĞRULTUSUNDA ÇED RAPORUNDA GEREKLİ DÜZENLEMELER YAPILMIŞ, söz konusu projeye 31.12.2014 tarihinde “ÇED OLUMLU” KARARI verilmiştir.
-Kararın iptali için dava açılmış, ancak DAVA REDDEDİLMİŞ olup, Red kararına itiraz amacıyla DANIŞTAY’A BAŞVURULMUŞTUR.
–2015-2016 yılları arasında proje kapsamında inşaat faaliyetleri yürütülmüştür.
Yürütülen bu faaliyetler kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 23.03.2016 tarihli Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği’nin 8’nci maddesi gereğince “Geçici Faaliyet Belgesi Başvuru” sunda bulunulmuş, Atıksu Deşarjı ve Hava Emisyonu konularında 23.03.2017 tarihine kadar geçerli “GEÇİCİ FAALİYET BELGESİ” VERİLMESİ UYGUN BULUNMUŞTUR.
Devam eden itiraz davası neticesinde Danıştay Ondördüncü Dairesi tarafından 16.06.2016 tarihli ilk ÇED kararından itibaren geçen süre içerisinde maden sahası etrafında oluşturulan yeni arazi kullanımları gerekçe gösterilerek “ÇED OLUMLU KARARI” nın İPTALİNE KARAR verilmiştir.
Danıştay kararının gerekçeleri çerçevesinde 2872 sayılı Çevre Kanunun 1. Maddesinde, Kanunun Amacı,
“Bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin korunması” olarak kabul edilmiş ve Kanunun 2. Maddesinde;
“Çevresel Etki Değerlendirmesi:
Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar” olarak tanımlanmakta olup, yasa hükmüne dayanarak ÇED Raporunda güncel olarak bu yeni kullanımların belirtilmesi ve projenin bu alanlara olabilecek etkilerinin belirtilmesi amacıyla Bakanlığın 2009/7 sayılı genelgesi çerçevesinde 2. 2009/7 Revize ÇED Raporu hazırlanmıştır.
- 2009/7 Revize ÇED Raporunda;
- Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak ilan edilen Molladere Höyüğü sit sınırları ve Mera Komisyonu kapsamında mera alanı olarak ilan edilen alanlar çerçevesinde ÇED İzin Alan sınırlarının tekrar düzenlenmesi, Molladere Höyüğü’ne madencilik faaliyetlerinin etkisi, somut olmayan kültürel miras kapsamına alınan Bakırtepe ziyaret yerinin projeden etkilenmemesi için alınacak önlemlerin belirlenmesi hususlarında düzenlemeler yapılmış ve proje için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 21.09.2016 tarih ve 4300 sayılı yazı ile “ÇED Olumlu” kararı verilmiştir.
Alınan ÇED Olumlu Kararına istinaden üretim faaliyetleri sonrasında oluşan atıkların depolanmasında Atık Yönetimi Yönetmeliğinin 13. Maddesi gereğince “Geçici Depolama İzni” talep edilmiş olup, hazırlanan depolama alanında yapılan incelemele neticesinde yönetmelik kapsamında fiziksel şartları sağladığı tespit edilerek 06.06.2017 tarih ve 62963309-145.14-E.4045 sayılı Sivas Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yazısı ile “Geçici Depolama İzni” verilmiştir.
Tüm bu izin süreçleri ve madencilik faaliyeti devam ederken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “ÇED Olumlu” kararının iptali ve yürütmenin durdurulması için Sivas İdare Mahkemesi’ne dava açılmış ve açılan dava neticesinde Sivas İdare Mahkemesi, Bilirkişi Raporunda yer alan hususları da dikkate alarak yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir (05.01.2018 tarih).
Mahkeme kararının gerekçeleri çerçevesinde Bakanlığın 2009/7 sayılı genelgesi doğrultusunda ÇED Raporunda Bilirkişi Raporu dikkate alınarak gerekli düzenlemeler yapılmış, ÇED Raporunda eksikliklerin giderilmesi amacıyla Bakanlığın 2009/7 sayılı genelgesi çerçevesinde daha önce hazırlanan diğer raporlarla birlikte 07.09.2016 tarihinde hazırlanan 2.2009/7 Revize Çevresel Etki Değerlendirme Raporu referans alınarak 3. 2009/7 Revize ÇED Raporu hazırlanıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulmuş ve 15.03.2018 tarih ve 5007 sayılı karar ile “ÇED Olumlu Belgesi” alınmıştır.
Ardından proje kapsamında ÇED sınırları içerisinde kalmak kaydı ile 1 adet pasa alanı ilave edilmesi, bitkisel toprak depolama yerinin ve alanının değişmesi planlanmış olup konu ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan görüş alınmıştır.
Bölgede yapılan rezerv arama ve geliştirme çalışmaları neticesinde farklı alanlarda tespit edilen rezervlerin çıkarılması için alanın ve kapasitenin arttırılması gerekliliği üzerine kapasite artışı planlanmış olup, mevcut 677,98 ha’lık ÇED Alanı 1065,28 hektara çıkarılarak 28.06.2021 tarihli “ÇED OLUMLU BELGESİ” alınmıştır.
Ayrıca Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği kapsamında 07.09.2022 tarihinde 12/07/2019’da yürürlüğe giren Sıfır Atık Yönetmeliği kapsamında Sıfır Atık Yönetim Sistemi kurulmuş ve 30.12.2020 tarihinde SIFIR ATIK BELGESİ alınmıştır.
Sivas İdare Mahkemesinin 31.1.2023 tarihli ‘’ÇED OLUMLU’’ kararının temyiz istemi üzerine, Danıştay,
‘’ÇED raporu, jeolojik ve hidrojeolojik yönlerden eksik bulunmakla birlikte, söz konusu eksikliklerin dava konusu proje kapsamında faaliyete geçilmeden önce zorunlu olarak tamamlanacağı, dolayısıyla ÇED Olumlu kararının iptalini gerektiren bir yönünün bulunmadığının belirtilmesi nedeniyle İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ise de, projelerin uygulanmasının izlenmesinin ve kontrolünün, ÇED raporlarında yer verilen taahhütlere göre yapıldığı dikkate alındığında, jeolojik ve hidrojeolojik yönden eksik olduğu belirtilen bu hususlar, faaliyete geçilmeden önce tamamlanacak hususlardan olmayıp, aksine, eksik olarak belirtilen bu hususların, ÇED raporunda yer alması gereken muhtemel çevresel etkiler ile alınması gerekli önlemler kapsamında olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla; jeolojik ve hidrojeolojik yönlerden eksik ve yetersiz olarak hazırlanan ÇED raporu esas alınarak verilen “ÇED OLUMLU” KARARINDA HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞINA’’ 21.6.2023 tarihinde karar vermiştir.
Bunun üzerine şirket acaleyle, 2021 ve 2022 yılında hazırlanan projeler kapsamındaki alanları ve kapasiteleri içerecek şekilde yeniden planlama yaparak hazırladığı 9.8.2023 Proje Tanıtım Dosyasını Bakanlığa sunmuş ve Bakanlığın ÇED SÜRECİ BAŞLAYAN PROJELER kısmında AYNI TARİHTE İLAN EDİLMİŞTİR.
Bu arada ilginç bir durum yaşanmıştır.
-ÇED izin ve denetim Genel Müdürlüğünce 4.8.2023 tarihli yer inceleme tutanağı düzenlenmiş olup, tutanakta,
‘’2018 ve 2021 ÇED kararlarının bulunduğu, 2022 yılında Kapasite Artırımı ÇED süreci başlatıldığı, 21.6.2023 tarihinde 2021 ÇED kararının iptal edildiği, dolayısıyla 2022 Kapasite Artırımı ÇED sürecinin de iptal edildiği,
Bu nedenle yeniden planlanan projede 2021 ve 2022 yılında hazırlanan projeler kapsamındaki alanları ve kapasiteleri içerecek şekilde planlama yapıldığı, 2022 yılında yürütülen ÇED süreci kapsamında sahada herhangi bir çalışma olmadığı tespit edilmiştir’’ denilmektedir.
Şekil 2 Yer İnceleme Tutanağı (Proje Tanıtım Dosyasından).
-Bu tutanakta verilen ÇED ile ilgili bilgiler evrak üzerinden hazırlandığı, sahadaki faaliyetleri kapsayan gözlemlere dayanmadığı anlaşılıyor.
TUTANAĞA GÖRE, BAKIRTEPE ALTIN MADENİNDE FAALİYETİNİN DURDUĞU BELİRTİLİYOR. ANCAK YEREL HALKTAN GÖRGÜ TANIKLARINA GÖRE TUTANAĞIN TUTULDUĞU 4 AĞUSTOS TARİHİ DAHİL MADENDE FAALİYETİN DEVAM ETTİĞİ BELİRTİLMEKTEDİR.
Diğer ilginç durum, Yer İnceleme tutanağı 4.8.2023 tarihinde düzenleniyor, Bakanlık sayfasında 4 gün sonra 9.8.2023 tarihinde Proje Tanıtım Dosyası ilan ediliyor. Madenci adına süreç hızlı bir şekilde işliyor.
-Tutanakta belirtildiği üzere, Danıştay’ca iptal edilen projenin yerine, aynı saha ve kapasite artırımına ilişkin tekrar PTD sunulduğu anlaşılıyor.
-2022 yılında ÇED süreci başlatılan ve Danıştay’ın ‘’Söz konusu proje ocak alanlarının genişletilmesi ve ocak kapasite artışı olmasına rağmen projenin çevresel etkileri (hidrojeolojik, hidrolojik, jeolojik, gürültü, titreşim, ve hava kalitesi vb.) değerlendirilirken ÇED alanı içerisinde yer alan ve alması planlanan tüm üniteleri kapsayacak şekilde kümülatif olarak değerlendirilmediği, ÇED Raporu “Jeolojik ve Hidrojeolojik” çalışmaların yetersiz olduğu kanaatiyle’’ önceki projeyle ilgili ÇED iptal etme gerekçeleri, bu yeni proje için de geçerliliğini sürdürecektir.
-‘’2022 yılında ÇED sürecinde yer alan alanları ve kapasiteleri içerecek şekilde Danıştay Altıncı Dairesi’nin iptal gerekçeleri kapsamında bütün çalışmaları içerecek şekilde iş bu ÇED Başvuru Dosyası hazırlanmıştır’’ denilmesine karşın;
-PTD dosyası incelendiğinde iptal gerekçeleri olan hususların iyileştirmeleriyle ya da taahhütlerin raporda yer almadığı görülmekte, hazırlanacak ÇED raporuna bırakıldığı belirtilmektedir.
Madenin aksamadan faaliyetlerine devam etmesi için madenci adına tüm engeller aşılmakta, işin hızlandırmak için bu arada 23.8.2023 tarihinde Bakırtepe altın madeni yeni ÇED süreci hakkında Halkın Katılım Toplantısı Çetinkaya’da yapılmıştır. Halk özellikle Kalkım Kaplıcası ve diğer su kaynaklarının sularının kızıl ve sarı renkte aktığını ve azaldığını belirterek, madenin faaliyetlerinin durdurulmasını talep etmişlerdir.
*ÇED ve hukuki süreçlerle ilgili bilgiler ‘’Demir Export A.Ş. 2023. Bakırtepe Altın Madeni İşletmesi (Açık Ocak İşletmesi, Kırma-Eleme Tesisi ve Yığın Liç Prosesi) Kapasite Artışı. 9.8.2023’’ tarihli ÇED Başvuru Dosyasından aktarılmıştır.
