ALİ DİZDAR’IN YAZISI, HABERİNDE Mİ?

HABERİNDE Mİ?

Çocuklarım büyürken konuşmayı ilerletme aşamalarında “Duydun mu? Haberin var mı? Biliyor musun?” anlamlarına gelen “HABERİNDE Mİ?” kalıbını ailece kullanırdık. Hala çok severiz.

Bodrum’da kirada oturmak zaten zordu, ekonominin çivisi çıktığı şu günlerde akıllara zarar bir hale geldi. Evet burası bir sahil kasabası da sadece cebine tomarla parayı koyup tatile gelenler yok ki bu şehirde, bir de bu tatilcileri rahat ettirmek için hizmetliler ile devlet memurları var.

Onlara “işine gelmiyorsa git kardeşim” diyemezsiniz.

Çöpçü çöpünüzü toplamazsa çöpçüden önce siz terk edersiniz buraları HABERİNDE Mİ?

Zaten bu kira yüzünden memurlara sürgün gibi geliyordu Bodrum’a tayin olmak, şimdi de kâbus gibi oldu. Lojmanı olmayan bir kentte devlet memurlarını nasıl istihdam edeceksiniz. Kira ücretleri memurun maaşının neredeyse iki katı oldu. Lojman yapalım diye söylemler var, elbette yapın da yumurta kapıya gelmeden düşünülse olmaz mıydı? İllaki “Türkün aklı ya kaçarken ya sı…… gelirmiş” ata sözünü haklı çıkartmak şart mı?

Mütevazi sayılacak konutların kiraları asgari ücreti geçti bu durumda kimseye asgari ücret teklif edemezsiniz, ederseniz de kardeşim dürüst ol diyemezsiniz. Biraz rahat edebileceğiniz konut kiraları maaşa tabi kişilerin aldığı ücretleri ikiye katladığı bir yerde memura ya da çalışana dürüst ol diyebilmek mümkün müdür?

KDV’yi başımıza bela eden Özal’ın dediği gibi “BENİM MEMURUM İŞİNİ BİLİR” mi diyeceğiz.

Devlet atıl duran bir iki siteyi kiralayıp lojman yapsa olur mu? Olur da Devleti yönetenlerde bu akıl var mı? Devletin parası bu siteleri kiralamaya yeter mi? Memuru için bu fedakarlığı yapar mı? Ortakent’te külliye adı altında camiye harcayacağın enerjini lojman için harcasaydın YA…. Haydi bakalım yine TOKİ belası başımıza musallat olacak HABERİNDE Mİ?

Mevsimlik işçi tabiri bizim buralarda sezonluk eleman anlamında kullanılır. Bu elemanlar kışın memleketlerine giderler yazın gelip iş ararlar. Zamanla da kiralık evlerde Bodrum ahalisi olurlar.
Bir de buraya gelmiş göçerlerimiz var, kimi şoför, kimi bahçıvan, kimi serbest meslek sahibi, kirada oturup ne iş olursa yapma durumundalar, bu fırlayan kiraları ödeyebilirler mi?

Kiraların ayyuka çıkması sadece konut sahibinin suçu mu? Ben ekonomistim diyenlerin inadı, kur artışı, akaryakıt, elektrik ve daha bilumum astronomik zamların yanı sıra bir de Devlet Belediye işbirliği ile millet çamura batmışken bir tekme de biz vurayım demeye gelen uygulaması var. Emlak değerlerini bazı bölgelerimizde 1000 (BİN) katına kadar arttırmışlar. Yanlış okumadınız “BİN KATINA KADAR”… Onlar da kasayı nasıl doldururuzun peşindeler.

Kamuoyuna yapılan açıklamanın özeti şöyle: 7 kişilik bir komisyon kurduk, “Vergi Dairesi Müdürü ve Müdür yardımcısı, Tapu Müdürlüğü Görevlisi, Ticaret Odası Görevlisi, Mahalle Muhtarı, Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü, Belediyesi İmar Müdürlüğü görevlisi”

Gayrimenkul değerlendirme uzmanı tarafından mahallelerin gelişmişlik düzeyi ve günümüz değerleri de göz önünde bulundurularak arsa metrekareleri hakkında bir karar verdik. Eskiden az arttırılmış olanları çok, çok arttırılmış olanları da az arttırdık diyorlar.
Bu komisyondan bizi düşünen bir karar çıkmayacağı belli iken başımıza neler geleceği konusunda çeşitli rivayetler var elbet.
Atıl duran arsanız varsa içinden üç beş zeytinden yıllık zeytinyağını alıyorken öyle emlak vergileri alıyorlar ki kurtulmak için arsanı satmaya zorluyorlar. Hele turizm imarlı bir bölgede beş-on dönüm ÇETİLİK** varsa yandın, satmadan kurtulamazsın. “Bu kadar da yoğun yapılaşma olur mu?” Diye eleştirdiğinizde facede yorum alırsınız “satmasaydınız” diye. Hadi gel de satma.
Bir diğer bela kiralar, biliyorsunuzdur ya da Fatih Bozoğlu’nun köşe yazısını okumuşsunuzdur ya da şimdi öğrenin, konutunuzu emlak değerinin yüzde 5 inden düşük bir fiyata kiraya veremiyorsunuz verseniz bile beyan edemiyorsunuz kabul edilmiyor.

Zaten Bodrum’da evi olanlar “rantını yiyeyim bari” davranışındalar bu nedenle yüksek kira talep ediyorlar, olası insafa gelseniz bile yöneticilerimiz “Senin aldığın düşük kira beni ilgilendirmez, en düşük yüzde 5 beyan etmek zorundasın, ben yüksek vergiden vazgeçmem” diyor. Eh ev sahibi de konuyu direkt kiracıya yöneltiyor ister istemez. Bodrum’da kiralar oluyor gallavi.

Bazen evdeki hesabın çarşıya uymadığı durumlar da olacaktır elbet. Mesela Bodrum’da eli yüzü düzgün bir eviniz varsa satmak isterseniz 5 milyondan kapı açarsınız, elbet emlak değerini bu rakamda göstermek pek akıllıca olmaz, 500 bin göstermişsinizdir. Belediye emlak değerinizi 10 kat artırmışsa evinizin emlak değeri 5 Milyona yükselecektir. Bu da yıllık en düşük kiralama bedeli 250 BİN demektir yani aylık 20.833 TL kira istemelisiniz, isteyemezsiniz zaten bu miktarı kimse vermez. Daha düşük kiraya verdiniz ancak beyan etmek zorunda olduğunuz 250 BİN TL üzerinden %35 gelir vergisi ödeyeceksiniz.

Diyelim konutunuzu piyasa rayici 8.000 TL ye kiraya verdiniz, duyunca bizim gözler fal taşı gibi açılır ve ardında yuuuuh beee! deriz ancak bu insaflı kira bedelinden yıllık kira geliriniz 96 Bin TL. Vermek zorunda olduğunuz gelir vergisi yaklaşık 80 000 TL ve bir de emlak vergisi var ikisi toplanınca size pek bir şey kalmıyor. Anlaşılan sizin evinizin kirasını artık devlet yiyecek. HABERİNDE Mİ?

Hazır bu konuya girmişken birkaç hatırlatma da yapalım 24 000 TL ye kadar olan kira gelirinizden devler %15 vergi alıyor kira geliri arttıkça %20, %27, %35 ve %40 kadar vergi alınıyor. Sizi ilgilendiriyorsa detaylar için Gelir Vergisi Kanunu’nu inceleyin. Bilhassa 73. Madde.

Tavuk sebep, yumurta netice mi? Yoksa yumurta sebep tavuk netice mi? Diye düşüne dururken. PUTİN’in yetişip de üstüne tüy diktiği sezonda artık kara kara düşünüyoruz.
Sadece turizme endeksli bir kazanç kapısına bakıp durduğumuzdan bu krizden nasıl sıyrılırızın cevabı yok… Her zamanki gibi yaşayalım ve görelim ileri görüşlülüğü ile donanmışız.
Yıllarca anlatmaya çalıştık yerele istihdam sağlayan denizle bağlantılı olan imalat ve iş kollarına destek verin hatta desteği vazgeçtik köstek olmayın dedik.

Yerelde yerleşmiş ve kökü buralarda olan halk böyle kriz durumlarında kıt kanaat geçinme yetisi ile krizden çıkana kadar idare etmeyi becerir ve zor zamanlarımızı atlatmamızı kolaylaştırırlar. Bu nedenle teknecilik, tersaneler, tekne üretimi, bakım ve onarım sektörü, deniz turizm sektörü çok önemli dedik.

Tekneciliğin en önemli alt yapısı koylarımıza ellemeyin dedik. Deniz sektörü yerel ekonomimizin lokomotifi dedik. Çünkü onun çalışanları yerelde yerleşmiş nüfustan istihdam ediliyor. Ve denizcilik sektörü ne kadar canlı olursa yerel de yaşayanlar da o kadar mutlu oluyor. Mutlu insanlar piyasayı mutlu eder dinamik tutarlar dedik HABERİNDE Mİ?

“Manşet fotoğrafı ne alaka” demeyin fotoğrafım manidardır.

Saygılarımlar. Ali Dizdar

** ÇETİ … Latince ismi : Sarcopoterium Spinosum
“ÇETİ” yerelin dilinde deve dikeni de denilen bodur dikensi bir bitkidir. Tarıma elverişli olmayan kıraç arazilerde bolca bulunur. Böyle arazilere de yerelde “ÇETİLİK” derler. “Deve, dikeni sever” diye söylenen vecizedeki diken de budur.

↑
Mobil sürümden çık