Deprecated: Methods with the same name as their class will not be constructors in a future version of PHP; author_post_widget has a deprecated constructor in /home/zozkeskin/public_html/wp-content/themes/jarida/includes/widgets/widget-author.php on line 72
JEOTERMAL (SICAK SU) KAYNAKLARI SORUNLARI - Bodrum Güncel Haber
Anasayfa / FLAŞ HABER / JEOTERMAL (SICAK SU) KAYNAKLARI SORUNLARI

JEOTERMAL (SICAK SU) KAYNAKLARI SORUNLARI

JEOTERMAL (SICAK SU) KAYNAKLARDA
ARSENİK, FLORÜR, BOR ELEMENTLERİ VE RADON GAZI SORUNU

DR. EŞREF ATABEY
Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı
e-posta: esrefatabey@gmail.com
web: www.esrefatabey.com.tr

Yenilenebilir enerji kaynaklarından birisi de jeotermal kaynaklardır. Ülkemizde yaklaşık 700 sıcak su çıkış noktası bulunmaktadır. Bu kaynakların bazıları enerji, ısı, endüstriyel ve kimyasal amaçlı kullanılmaktadır. Ancak, volkanik faaliyetle ilişkili jeotermal kaynakların bünyesinde bor, arsenik, florür, antimon, kurşun, kadmiyum, selenyum, cıva, talyum, sülfür, amonyak, radon, karbondioksit, metan, silisyum, klor ve sülfat bulunmakta olup, bu kaynakların elektrik iletkenlikleri de çok yüksektir. Bazı jeotermal kaynaklarda arsenik derişimleri 8.900-10.700 µg/l, florür derişimleri 50-430 mg/l, bor derişimleri 1 mg/l’nin üzerinde, elektrik iletkenlikleri de 1.000 µS/cm ile 58.000 µS/cm arasında (kaynağın birinde 85.000 µS/cm) saptanmıştır. Özellikle arsenik, florür, bor bakımından zengin olanların kullanımdan dolayı alıcı nehirlere, göllere, tarım toprağına ve yer altı suyuna karışma ve kirlenme olabilmekte, sonuçta insan ve çevre sağlığı olumsuz etkilenebilmektedir. Öte yandan, jeotermal kaynakların tedavi edici yönünün de bulunduğu farklı bilimsel araştırmalarda belirtilmektedir. Bunlar arasında radonlu kaplıcalar önemli yer tutmaktadır.

ARSENİK (As)

Arsenik; renksiz ve kokusuz olup, doğada yaygın olarak bulunur. Nadiren saf element niteliğindedir. Kimyasal olarak; kararsız kalsiyum, sodyum ve potasyum arsenatları ile sülfit ve oksitleri şeklindedir (1). Yüksek zehirlilik (toksisite) gösteren bir özelliğe sahiptir. Arsenik doğal sularda: 0,2-1,0 µg/l düzeyinde bulunur. Jeotermal sular içindeki arseniğin varlığı uzun zamandan bu yana bilinmektedir. Özellikle rift zonlarındaki jeotermal kaynaklardan birçok yer altı suları içeren hazne kayaları etkilenmektedir. Jeotermal kökenli yüksek arsenikli yer altı suları tipik olarak yüksek silisyum, bor, lityum, sıklıkla yüksek tuzluluk (sodyum ve klor), yüksek pH (>7) oranları, artan yer altı sularının sıcaklığına bağlanabilir. Jeotermal enerji üretmek için kullanılan sıcak sular, Yeni Zelanda’da olduğu gibi, alıcı nehirlere bırakıldığında, bünyelerinde bulunan yüksek derişimlerdeki arseniğin ciddi çevre sorunları oluşturduğu bilinmektedir (2). Birçok alanda yerin derinliklerindeki jeotermal getirimler tatlı suya karışabilmektedir.
İçme-kullanma suları için, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) içme suyunda izin verilen arsenik sınır değeri 10 µg/l’dir. Uzun süre, sınırın üzerinde arsenikli su tüketimi çeşitli hastalıklara yol açmakta, kronik zehirlenme görülebilmektedir. Hasta olma; alınan arsenik miktarı, alım zamanı ve kişinin yaşı gibi birçok etmene bağlı olabilir. Kronik zehirlenme belirtileri dermatit, hiperkeratozis, şiddetli deri döküntüsü, el ve ayak tırnaklarında açık lekeler en belirgin özelliklerdir (3, 4, 5, 6).

Arsenikçe zengin yer altı sularını barındıran jeolojik ortamlar (hazne kayalar)

Arsenikçe zengin yer altı suları başlıca 4 jeolojik ortamda bulunabilir;
1- Sülfür minerallerinin bozunması ve maden alanlarındaki sülfürce zengin mineraller,
2- Jeotermal alanlardan kaynaklanan arsenik,
3- Alüvyon düzlükleri ve deltalardaki genç akiferlerden (birkaç bin yıllık) gelen anaerobik yer altı suları,
4- Başlıca kurak ve yarı kurak bölgelerdeki iç havzalar olmak üzere, genç akiferlerden yüksek pH’lı havadar yer altı suyu ortamlarıdır.

Antropojenik (insan kaynaklı) arseniğin kaynakları

Arsenik derişimi etkin olarak insan kaynaklı olabilmektedir.
1- Arseniğin yer altı sularında zenginleşmesinden;
2- Uzun yıllar yoğun gübrelemeden,
3- Arsenikli tohumlardan,
4- Böcek ve ot öldürücü ilaçlardan,
5- Jeotermal işletme ve kaplıcaların atık suyundan,
6- Madencilik faaliyetleri yapılan alanlarda, asit maden drenajı gelişmesinden,
7- Çöp depolama alanlarından,
8- Fabrika atıklarından,
9- Kimyasallardan,
10- Kömürün yakıt olarak kullanılmasından olabilmektedir.

Dünya’da arsenikli jeotermal kaynakların dağılımı

Jeotermal kaynaklardan tatlı sulara arsenik bulaşan yerler arasında Kamçatka’nın bir bölümü, Şili, Amerika Birleşik Devletleri batısı, Japonya, Yeni Zelanda sayılabilir. Arsenik içeriğinin yüksek olduğu en büyük jeotermal kaynaklar ise Amerika Birleşik Devletleri (Yellowston Parkı), Japonya, Yeni Zelanda, Arjantin, Kamçatka, Fransa ve Dominik Cumhuriyeti’ndedir. Sıcak su kaynaklarının bulunduğu Yellowston Parkı’nda 7.800 µg/l (7). Kaliforniya Honey Lake Havzası’nda 2.600 µg/l, Coso Kaynağı’nda 7.500 µg/l, Imperial Valley’de 15.000 µg/l, Long Valley’de 2.500 µg/l, Lassen Volkanik Ulusal Parkı’nda 27.000 µg/l, Steamboat Kaynağı’nda 2.700 µg/l, Alaska’da 3.800 µg/l (8), Yeni Zelanda’da 9.000 µg/l (9), Şili Antofagasta’da 45.000-50.000 µg/l (10), Kamçatka’da 5.900 µg/l, Japonya’da 26 jeotermal kaynakta 500-4.600 µg/l arasında (11), İzlanda’da 50-120 µg/l (12) arsenik saptanmıştır.

Türkiye’deki bazı jeotermal kaynaklarda arsenik derişimleri

Kütahya yöresindeki jeotermal kaynaklardan Gediz 80-300 µg/l, Muratdağı (Gediz) 70-126 µg/l, Tavşanlı 120-125 µg/l, Yoncalı (Kütahya merkez) 950 µg/l, Emet 8.900-10.700 µg/l, Örencik (Çavdarhisar) 67-106 µg/l ve Simav 100-900 µg/l arası (13), Simav Eynal Kaplıca suyunda 662 µg/l, Emet Yeşil Kaplıca suyunda 45,50 µg/l, Dereli Kaplıca suyunda 115 µg/l (4), Simav Ovası’ndaki sıcak sularda ortalama 376 μg/l arsenik saptanmıştır (14).
Balçova (İzmir) jeotermal suyunda 1.419 μg/l arsenik belirlenmiştir. İçme suyu standartlarının maksimum kabul edilebilir sınırlarına göre, buradaki arsenik yaklaşık 28 kat daha fazla bir derişime sahiptir (15). Balçova yüzey sularında sırasıyla 1,5 μg/l, 63,7 μg/l ve 182,4 μg/l gibi yüksek oranda arsenik saptanmış olup, bu kirlenmenin sıcak sulardan kaynaklandığı belirlenmiştir (15). Kaynak ve kuyu çıkış sıcaklıkları ile arsenik içerikleri sırasıyla Gediz Ilıca alanında 37,5-77 °C ve 104-172 µg/l arasında Balçova’da ise, 62-138 °C ve 164-1.420 µg/l arasındadır (15).

FLORÜR (F)

Jeotermal kaynaklarda doğal olarak erimiş halde bulunan diğer element florürdür. Florit bakımından zengin minerallerle veya florür içeren ve basınç altında bulunan gazlarla temas eden derin yer altı sularında florür miktarı 20-53 mg/l’ye kadar yükselmektedir (17). Jeotermal bölgelerde yer alan yüzey sularının florür içeriği ise çok daha yüksek olabilmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) içme suyunda florürün sınır değerini 1,5 mg/l belirlemiş olup, sınırın üzerinde uzun süre florürlü su tüketimi çeşitli hastalıklara yol açmaktadır. Bunların başında florozis gelmektedir. Florozisin tipik belirtileri, diş florozu veya diş minesinin lekelenmesi ya da hareli yapı kazanması ve eklem hareketsizliği, bacakta çarpıklaşma, bel kemiğiyle ilgili kamburlaşmadır. Çocuklarda beslenme eksikliği ile birleşen florozis, kemikte şiddetli bozulmalara neden olabilir (18). İçme sularındaki 10 mg/l üzeri florür, suyun sürekli içilmesi durumunda gelişen florozis, sakat bırakabilmekte, hatta ölüme neden olabilmektedir (19). Dünya’da endemik diş ve iskelet florozisi, volkanik kaya türleri ve termal sularla ilişkilidir (5, 20, 21).

İçme suyunda bulunan florür derişimlerinin sağlık etkileri (19).

Flor derişim aralığı (mg/l) Kronik sağlık etkileri
Hiç olmaması (sıfır)
0,0-0,5 mg/l
0,5-1,5 mg/l
1,5-4,0 mg/l
4-10 mg/l

10 mg/l Sınırlı gelişme ve doğurganlık
Diş çürümesi
Diş sağlığını artırır, diş çürümesini önler
Diş florozu (hareli dişler)
Diş florozisi, iskelet florozisi
Sakat bırakan florozis

Dünya’daki bazı jeotermal kaynaklarda florür derişimleri

Amerika Birleşik Devletleri batısı (22), İzlanda, Tayvan, Yeni Zelanda, Sovyetler Birliği (10), Fransa, Cezayir, Tunus (23) ile Doğu Afrika Rift Vadisi’nde yer alan jeotermal kaynaklarda ve etkin volkanik kuşaklarda yüksek flor derişimlerinin olduğu bildirilmiştir. Bu tür sularda, flor derişimleri tipik olarak 1-10 mg/l aralığında olup (10), ayrıca silisyum ve bor derişimleri ile birlikte arsenik, nitrat ve hidrojen sülfür değerleri de yüksektir. Asidik koşullarda jeotermal kaynaklardaki flor derişimleri 1.000 mg/l’nin üzerine çıkabilmektedir. Yeni Zelanda’da derin sularda yer altı sıcaklığı ile florit çözünürlüğünden etkilenen flor konsantrasyonları 1-12 mg/l aralığında değişir (24).

Türkiye’deki bazı jeotermal kaynaklarda florür derişimleri

Türkiye’de 63 ildeki toplam 700 jeotermal kaynağın çoğunda florür derişimleri 1,5 mg/l’nin üzerinde görülmektedir. En yüksek değerler; Çanakkale’de 430 mg/l, Uşak’ta genellikle 55-89 mg/l aralığında olmak üzere, bir kaynakta 287 mg/l, Siirt’te 135 mg/l, Afyonkarahisar’da 60 mg/l, Aydın’da 50 mg/l ölçülmüştür (16). Bazı illerdeki jeotermal kaynaklarda; Kütahya’da 18 mg/l, Sivas’ta 22 mg/l, Yozgat’ta 26 mg/l, Aydın’da 12 mg/l, Balıkesir’de 9 mg/l, Denizli’de 24 mg/l, İzmir’de 14 mg/l, Kırşehir’de 9 mg/l ve Yalova’da 8,5 mg/l’ye kadar florür derişimleri saptanmıştır (16). Gediz Ilıca (Kütahya) jeotermal alanı kaynakları flor değerleri 0,4-10 mg/l’dir (25). Çizelge 1’de, 63 ildeki jeotermal alanlardaki kaynak ve kuyularda toplam en az ve en yüksek florür değerleri verilmiştir. Bu değerler, bahsedilen kaynaklarda belirgin bir şekilde florür olduğuna işaret etmektedir.

BOR (B)

Jeotermal suların içinde var olduğu bilinen bor; canlılar için önemli olmasına karşın, belli sınırlar üstünde olması durumunda toprak ve yer altı suyu kirliliğine yol açmaktadır. Borun kaynağı, çökellerinin oluşumu esnasında etkili olan volkanik faaliyetler ile bunlarla bağlantılı olan hidrotermal kaynaklardır (26).

Bor konsantrasyonuna göre sulama sularının sınıflandırılması (27).
Kalite sınıflandırılması I.Sınıf
Çok iyi II.Sınıf
İyi III.Sınıf
Orta IV.Sınıf
Şüpheli V.Sınıf
Kullanılamaz

Bor
(mg/l) Hassas Bitkiler <0,33 0,33-0,67 0,67-1,00 1,00-1,25 >1,25
Az dayanıklı bitkiler <0,67 0,67-1,33 1,33-2,00 2,00-2,50 >2,50
Dayanıklı bitkiler <1,0 1,00-2,00 2,00-3,00 3,00-3,75 >3,75

Borlu jeotermal kaynaklardan kirlenen genellikle 1 mg/l’den az bor içeren topraklar bitki gelişmesi için uygundur. Sulama suyunda normal şartlar altında bor, en fazla 0,5 mg/l oranında bulunmalıdır. Bora karşı hassas bitkilerde sınır aralığı 0,33-1,25 mg/l, bora dayanıklı bitkiler için ise 3,75 mg/l’nin üstü zararlıdır (28). Sınırın aşılması durumunda bitki ölmekte ve toprakta birikerek toprağın çoraklaşmasına yol açmaktadır (28).

Türkiye’deki bazı jeotermal kaynaklarda bor derişimleri

Kızıldere (Denizli) jeotermal alanındaki Santral, tam kapasite ile çalıştırıldığında, 140-150 oC’da yaklaşık 1.500-1.800 ton/saat sıcak atık su doğrudan Büyük Menderes Nehri’ne deşarj edilmektedir. Bu atık suyun içeriğinde 25-30 mg/l bor elementi bulunmaktadır. Ayrıca, elektrik iletkenliği 4.000 µs/cm’dir (29). Bu parametreler, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Teknik Usuller Tebliği’nde belirtilen en önemli sulama suyu kriterlerini oluşturmaktadır. Bu tebliğde sulama sularındaki “azami” değerler bor için 1 mg/l, elektrik iletkenlik için 2.000 µs/cm ve SAR için 26 olarak verilmiştir. Atık suyun deşarj edildiği Büyük Menderes Nehri suları, havzada birçok kültür bitkisini sulanmasında kullanılmaktadır (29). Balçova jeotermal suyunda 21,3 mg/l bor saptanmıştır. Yüzey ve yer altı sularında görülen kirlenmenin, sıcak sulardan kaynaklandığı belirlenmiştir (15) Çizelge 1’de, 63 ildeki jeotermal alanlardaki kaynak ve kuyularda toplam en az ve en yüksek bor değerleri de verilmiştir. Bu değerler bahsedilen kaynaklarda belirgin bir şekilde bor olduğuna işaret etmektedir.

RADON GAZI

Radyoaktif bir asal gaz olan radon, yer kabuğunda bulunan uranyum ve toryum radyoaktif madde dizilerinin bir elemanıdır (30). Yer altından ya gaz ya da suda erimiş olarak yeryüzüne çıkmaktadır. 3,8 günlük yarılanma süreli radon (Rn-222) (Radon-222) bozunarak kısa yarılanma süreli (radyoaktif bozunmayla yarıya inene kadar geçen süre) Polonyum-218, Kurşun-214, Bizmut-214 ve Polonyum-214 gibi ağır metalleri üretmektedir. Faylar ve diğer kırıklar radon gazının yüzeye iletilmesini sağlar. Sıvı akışı olan faylar, çoğunlukla toprak gazlarından yüksek radon çıkmasının nedeni olur. Radonun doğal göçme yolları; tabaka düzlemleri, eklemler, makaslama bölgeleri ve faylar gibi süreksizlik düzlemleridir.
Radon; kaplıcalara girenlerin derilerinden ve kan dolaşımı, radonlu suların içilmesiyle de mide ve bağırsak derisi yoluyla kan dolaşımına girer. Radondan türeyen ağır metal tanecikleri ise özellikle akciğerlere yerleşip yaydıkları alfalarla ve diğer ışınlarla uzun süre vücutta oluşturdukları radyasyon dozuyla etkili olur. Radyasyon dozu iyonlayıcı radyasyonun vücutta oluşturabileceği etkinin bir ölçüsüdür (30, 31, 32).
222Rn’nin biyolojik yarılanma süresi (vücuda giren miktarın vücuttan yarısının atılmasına kadar geçen süre) oldukça kısa olup sadece 30 dakika kadardır (31, 32). Hücrelerdeki maddelerle kimyasal olarak etkileşmemesine karşılık, 2 proton ve 2 nötrondan oluşan alfa ışınları yoluyla ve ürettiği ağır metallerle vücudu etkilemektedir. Bu nedenle, radondan türeyen ağır metallerin vücuttaki etkileri, radona göre daha çoktur (30, 31, 32).

Türkiye’deki bazı jeotermal kaynaklarda ve içmecelerde radon derişimleri

Türkiye’de, Kuşadası Davutlar’daki kaplıca suyunda 2 Bq/l (Bekerel/litre), Kayseri Bayramhacılı’da 380 Bq/l; Muğla Köyceğiz Sultaniye’de 335 Bq/l; Çanakkale Kestanbol’da 240 Bq/l; Afyonkarahisar Sandıklı’da 160 Bq/l radon bulunur (30, 31). Ölçüm yapılan birkaç başka kaplıcadaki radon değerleri 100 Bq/l’den daha da azdır (30, 31, 32, 33).
Seferihisar Bölgesi Cumali İstasyonu termal sularında radon derişimlerinin 0,1-16,67 Bq/l, Karakoç İstasyonu’nda 0,29-10,26 Bq/l, Doğanbey 1 İstasyonu’nda 0,33-56,36 Bq/l, Doğanbey 2 İstasyonu’nda 0,34-7,7 Bq/l arasında değiştiği gözlenmiştir (34). Konya’da 10 sıcak su kaynağında Ilgın ve Seydişehir Radon aktivite derişimleri sırasıyla ilkbahar mevsimi için 0,60 ± 0,11 kBq/m3 ile 70,34 ± 3,55 kBq/m3, yaz mevsimi için 0,67 ± 0,03 kBq/m3 ile 36,53 ± 4,68 kBq/m3 aralığında bulunmuştur (35). Bursa Bölgesi’ndeki termal suların radon aktiviteleri 2,51-82,55 kBq/m3 (36), Batı Anadolu sıcak suları için 0,14-5,77 kBq/m3 (37) ve Afyonkarahisar için 0,09-44,57 kBq/m3 olarak belirtilmiştir (38).
Tüm bu değerler, ölçümlerin yapılmış olduğu günler için geçerli olmaktadır. Avrupa’daki radon ölçümlerinin yapıldığı kaplıcalarda, radon konsantrasyonları genellikle litrede 666 ile 3.000 Bq arasında değişmektedir. Ancak özellikle Almanya’da insanlar kontrollü olarak günde, ancak 20 dakika kadar kalabilmektedir (30, 31, 32).
Türkiye’deki bazı içmeler ve bunların sularındaki radon derişimleri: Ankara Beypazarı Dutlu Vezir İçmesi’nde 3.171; Erzurum Hasankale (Pasinler) maden suyunda 2.921; Nevşehir Kozaklı Kozoğlu Hamamı’nda 3.167; Nevşehir Kozaklı Uyuz Hamamı’nda 2.299; Kırşehir Çiçekdağ Mahmutlu Büyük Hamam’da 737; Nevşehir Kozaklı Belediye Hamamı’nda 615; Balıkesir Susurluk Kepekler Hamamı’nda 406; Kuşadası Güzelçamlı İçmecesi’nde 3; Kuşadası Kemerli kaynağında 146; Kuşadası açık kaynağında 281; Kuşadası Sümerbank kaynağında 88 Bq/l’dir (30, 31, 32).
Türkiye’de ‘içmeler’ adındaki suların, içme suları olarak kullanılmadığı, yalnızca geleneksel kaplıca iyileştirmelerinde kullanıldıkları sanılmaktadır. Ancak, bu iyileştirme programlarının, hastaların ve personelin fazla radyasyon dozu almalarını önleyecek önlemleri içerip içermediği bilinmemekte ve bunların araştırılması gerekmektedir (30, 32).
Yukarıda sıralanan içmelerdeki, henüz sistematik ölçümlerle sınanamamış, radon konsantrasyon değerleri çok yüksektir. İçme sularındaki Rn-222 üst sınır değeri 22 Bq/l olduğundan bu ‘içmeler’ adındaki suların, her ne kadar kaplıca suları olarak kullanıldığı belirtilmiş ise de, gerçekten çevredeki halk tarafından soğutulduktan sonra (radon miktarı bir miktar azalsa da), maden suları gibi içilip içilmediğinin ve içilmemesi için herhangi bir önlem alınıp alınmadığının da araştırılması gerekmektedir (30, 31, 32).

ÖNERİLER

1- Jeotermal kaynakların analiz sonuçlarına göre suların sodyumlu, klorürlü ve bikarbonatlı olduğu, elektriksel iletkenlikleri, arsenik, bor ve florür değerlerinin yüksek olduğu görülmektedir.
2- İçmece amaçlı kullanılan sularla birlikte sodyum, klorür, florür ve bor elementleri alınacağından bunların yıllık dozajları ve vücutta yaratacağı etkileri bakımından dikkatli olunmalı, doktor kontrolünde ve tetkikler yapılarak içilmelidir.
3- Türkiye’deki tüm jeotermal kaynaklarda radon ölçümü yapılmalıdır.
4- Jeotermal kaynaklarda hidrojen sülfür ve karbon dioksit gazı çıkışları olabilmektedir.
5- Kaplıcalarda kapalı odalarda radon gazı ve karbon dioksit gazı zehirlenme ve boğulmalarına karşı dikkatli olunmalıdır. Banyo yapılan odalar havalandırılmalıdır.
6- Arsenik, florür ve borca zengin jeotermal kaynak suları alıcı nehirlere, göllere, tarım alanlarına, yer altı sularını ve içme sularını kirletecek şekilde deşarj edilmemelidir. Reenjeksiyon yapılan jeotermal suların içme ve kullanma sularına karışmaları önlenmelidir. Kızıldere (Denizli) jeotermal santralından çıkan akışkanlar günümüzde reenjeksiyon yöntemiyle yer altına verilmektedir.

KAYNAKLAR

(1) Anthony, J. W. Bideaux, R. A., Bladh, K. W. and Nichols, M. C. 2000. Handbook of mineralogy Volume: III:
Arsenates, Phosphates, Vanadates. Mineral Data Publishing, Tuscan.
(2) Fuge, R.2005. Anthropogenic sourges. Medical Geology, Chapter 3, (Eds: Olle Selinus vd.), 43-60.
(3) Yağmur, F. ve Hancı, İ. H. 2002. Arsenik, Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi (sted), 11, 7, 250-251
(http://www.ttb.org.tr/STED/sted0702/arsenik.pdf).
(4) Atabey, E. 2009. Arsenik ve Etkileri. MTA yayınları, Yerbilimleri ve Kültür Serisi: 3, 91s. ISBN:978-605-
4075-28-7
(5) Atabey, E. 2015. Elementler ve Sağlığa Etkileri. Hacettepe Üniversitesi medikal Jeoloji ve Mezotelyoma
Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayını-1; ISBN: 978-605-66516-0-4.
(6) Barış, Y. İ. ve Atabey, E. 2009. Türkiye’de Mesleksel ve Çevresel Hastalıklar, Köseleciler 1933, Magic Digital
Center. 221s. Bursa.
(7) Thompson, J. M. ve Demonge, J. M. 1996. Chemical analyses of hot springs, pools and Geysers from
Yellowstone Park, Wyoming, and Vicinity. 1980-1993, USGS Open-File report, 96-98.
(8) Welch, A. H., Westjohn, D. B. Helsel, D. R. ve Wanty, R. B. 2000. Arsenic in ground water of the United States:
Occurrence and Geochemistry. Ground Water, 38, 589-604.
(9) Webster, J. G. ve Nordstrom, D. K. 2003. Geothermal arsenic. In arsenic in groundwater: Geochemistry and
Occurrence (A. H. Welch and K. G. Stollenwerk, Eds.), Kluver, The netherlands, 101-125. Chapter. 4.
(10) Ellis, A. J. ve Mahon, W. A. 1977. Chemistry and geothermal systems. Academic Pres, New York, p392.
(11) Yokoyama, T. Takahashi, Y. ve Tarutani, T. 1993. Simultaneous determination of arsenic and arsenious acids
in geothermal wat. Chem. Geol. 103, 103-11.
(12) Smedley, P. L. ve Kinniburgh, D. G. 2005. Arsenic in Groundwater and the environment. Essentials
medical geology, Impacts of the Natural environments on public Health (Ed. In Chief: Olle Selinus). Chapter.11.
(13) Doğan, M. ve Doğan, A. Ü. 2007. Arsenic mineralization, source, distribution, and abundance in the
Kütahya region of the western Anatolia, Turkey. Environth, DOI10.1007/510653-006-9071-z.
(14) Gündüz, O. 2009. Kütahya-Simav Ovasında Arsenik Sorunu: Mevcut Durum ve Yeni Araştırmalar. 1.Tıbbi Jeoloji Çalıştayı, 127-137. 30 Ekim–1 Kasım 2009, Ürgüp Bld. Kültür Merkezi, Ürgüp/ NEVŞEHİR,
(15) Şimşek, C. 2008. Balçova jeotermal sahasında bor ve arsenik kirliliği. Jeotermal Enerji Semineri.
(16) Akkuş, İ., Akıllı, H., Ceyhan, S., Dilemre, A. ve Tekin, Z. 2005. Türkiye jeotermal kaynakları
envanteri. MTA Envanter serisi-201.
(17) Atabey, E. 2010a. Türkiye’de İçme Suyunda Flor ve Etkileri, MTA Yerbilimleri ve Kültür Serisi: 9, 100s.
ISBN: 978-605-4075-80-5.
(18) Finkelman, R. B., Centeno, J. ve Selinus, O. 2007. Medical Geology: The emergene of a new discipline.
Terrae, 2, No: 1/2.
(19) Dissanayake, C. B. 1991. The fluoride problem in the groundwater of Sri Lanka-Environmental
Management and Health. Int. J. Environ. Stud. 38, 137-156.
(20) Edmunds, W. M. ve Smedley, P. 2005. Fluoride in natural waters, In: Essential of Medical Geology (Eds.
O. Selinus, B. Alloway, J. A. Centone, R. B. Finkelman, R. Fuge, U. Lindh ve P. Smedley), Chapter, 12, 301-329.
(21) Oruç, N. 2008. Endemik florozise iki ayrı örnek: 1-Türkiye’de yüksek düzeyde florürlü kaynak suları, 2-Çin’de florürce zengin kömür yakılması, Uluslararası Katılımlı Tıbbi Jeoloji Sempozyumu Kitabı, 103-105. (Ed. E. Atabey). ISBN: 978-975-7946-33-5.
(22) Nordstrom, D. K ve Jenne, E. A. 1977. Fluorite solubility equilibria in selected geothermal waters.
Geochim. Cosmochim. Acta, 41, 175-198.
(23) Travi, Y. 1993. Hydrogeologie et hydrochimie des aquiferes du Senegal, Sciences Geologiques, Memoire,
95, Universite de Paris-Sud.
(24) Mahon, W. A. J. 1964. Fluorine in the natural thermal waters of New Zealand. N. Z. J. Sci. 7, 3-28.
(25) Güneş, C. 2006. Gediz Kaplıcaları’nın (Kütahya) Hidrojeolojik ve Hidrojeokimyasal Değerlendirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, İzmir.
(26) Helvacı, C. 2005. Batı Anadolu’da arsenik ile bor mineralleri ilişkisi ve sağlığa etkileri. I. Tıbbi Jeoloji Sempozyumu Kitabı (Ed. Eşref Atabey), Jeoloji Mühendisleri Odası yayını: 95. 74-92. Ankara.
(27) Richards, L.A. 1954. Diagnosis and Improvement of Saline and Alkali Soils” Us Salinity Lab. USA.
(28) Cantürk, M. 2002. TÜBITAK Bilim ve Teknik Dergisi, (www.biltek.tubitak.gov.tr/merak ettikleriniz).
(29) Akar, D. 2009. Jeotermal Santrallerin Çevresel Etkileri. Jeotermal Enerji Semineri. İzmir.
(30) Atakan, Y. 2007a. Bol radon içmeleri ve halk sağlığı. TÜBİTAK Bilim ve Teknik, Kasım 2007.
(31) Atakan, Y. 2007b. Radon kaplıcalarında alınan radyasyon dozları ve kanser riski. TÜBİTAK Bilim ve Teknik, Mayıs 2007, 28-32.
(32) Atakan, Y. 2014.Radyasyon ve sağlığımız. Nobel Yayınevi. ISBN: 978-605-133-734-0
(33) Atabey, E. 2013. Türkiye’de Doğal Radyasyon Kaynakları Ve Tıbbi Jeolojik Etkileri. MTA Yerbilimleri ve
Kültür serisi, 11. Ankara.
(34) Camgöz, B., Saç, M. M., Bolca, M., Özen, F., Oruç, Ö. E. ve Demirel, N. 2010. Termal Suların Radyoaktivite
ve kimyasal içeriklerinin incelenmesi; İzmir, Seferihisar Bölgesi Örneği. Ekoloji 19, 76, 78-87.
(35) Özdemir, F. 2013. Konya’nın Termal Sularında 222Rn konsantrasyonu değişimlerinin incelenmesi.
Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi.
(36) Gürler, O., Akar, U., Kahraman, A., Yalçın, S., Kaynak, G. ve Gündoğdu, O. 2010. Measurements of
Radon Levels in Thermal Waters of Bursa Turkey. Fresenius Environ Bull., 19:3013-3017.
(37) Ereeş, S. F., Erata, G. Y. 1993. Doğal Gaz, Çevre ve Radon. Ekoloji 13, 33-35.
(38) Akkurt, A. 2006. Afyon Jeotermal Sularında Radon (Rn-222) Aktivitesi Tayini. Afyon Kocatepe Üniversitesi
Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Afyonkarahisar. 57s.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlginizi Çekebilir

‘’ŞİMŞEK VE YILDIRIM’’ YILDIRIM İLE OLUŞAN JEOLOJİK OLAYLAR, ÖNLEMLER VE İLK YARDIM

DR. EŞREF ATABEY Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı e-posta: esrefatabey@gmail.com ...

instagram takipçi satın al